Intersection Consulting’in bloÄŸundaki sosyal medya yazılarını paylaÅŸmayı çok seviyorum. Her ÅŸeyi bir kaç kelimede öyle güzel özetliyorlar ki. Bu yazının özeti ÅŸu: Birçok ÅŸirket sosyal medyayı geçici bir heves olarak görüyorlar ve sosyal medya havuzunda boÄŸuluyorlar. Ta ki birisi onlara sosyal medya stratejisi barındıran bir can yeleÄŸi atana kadar…
Uzun zamandır Sosyal Medya alanında araÅŸtıran, okuyan, içerik üreten bir kiÅŸi olarak bütün isteÄŸim bu alanda çalışmaktı. Beni bloÄŸumdan, Friendfeed’den ve Webrazzi yazılarımdan tanıyan birçok deÄŸerli ÅŸirket / ajans bana Sosyal Medya odaklı iÅŸler teklif ediyorlardı.
Ben ise hem Adobe dolayısı ile hem de biraz daha erken olduÄŸunu düşündüğüm için beklemeyi tercih etmiÅŸtim. Uzun zamandır bu konulara meraklı bir blog yazarı olarak Türkiye’de interneti en iyi bilenlerden ikisinin Arda Kutsal ve Özgür Alaz olduÄŸunu düşünüyordum. Ne mutlu ki bana 2009 bitmeden her ikisi ile de çalışma fırsatı buldum.
Evet, artık Özgür Alaz ile birlikte Promoqube’de çalışıyorum, Türkiye’deki en büyük ve en zor markaların yöneticisi olarak. Buradaki enerjimizi Türkiye’den en iyi sosyal medya kampanyalarını yapmaya ve bu kampanyalar ile Dünya’ya örnek olmak için harcayacağız. Ve hemen deÄŸil ama eminim ki baÅŸaracağız
Geçen gün Global ÅŸirketlerde çalışan Sosyal Medya Stratejistlerinin, Community Manager’ lerinin, Evangelistlerin listesine rastladım. Tam da aradığım bir kaynaktı bu. Dünya’da baÅŸarılı sosyal medya kampanyalarını yapanlar kimler, bugüne kadar ne yapmışlar hepsinin bir listesiydi. Üstelik kiÅŸilerin Linkedin Profillerine ya da Bloglarına link verilmiÅŸti. Linkedin profillerinden de Twitter’a ve diÄŸer sosyal medya profillerine ulaÅŸmak mümkündü.
Bu listeyi saatlerce inceledim. Uzun zamandır aynı ÅŸeyleri okuduÄŸumu fark ettiÄŸim RSS’imi deÄŸiÅŸtirmemin de zamanı gelmiÅŸti. RSS Listesinden bloglarını uzun zamandır güncellemeyenler gitti, yerlerine bu listeden yepyeni ilhamlar alabileceÄŸim kiÅŸiler geldi. Liste 2008 yılına ait olsa da birçok kiÅŸi günümüzde görevine devam ediyor. Bugün bir iÅŸin sosyal medya tarafında olabilirsiniz, markalara danışmanlık veriyor, markalarda ya da bir ajansta çalışıyor olabilirsiniz ya da sadece bu konulara ilginiz olabilir. O zaman bu linke uzun saatler ayırmanızı ÅŸiddetle tavsiye ederim.
Son zamanlarda gördüğüm en baÅŸarılı Facebook kurgusu. Halihazırda herkesin kullandığı etiketleme özelliÄŸini kullanarak kampanyanın Facebook’ta dağıtımı tek kelime ile zekice.
Dünya’da Sosyal Medya’yı ciddiye alan markaların takipçileri hızla artıyor. En çok takipçisi olan markaları yukarıda görebilirsiniz. Özellikle Coca-Cola’nın 4 milyona yaklaÅŸan Facebook Fan sayısı ve Google’nin 2 milyona yaklaÅŸan Twitter takipçisini yönetmek için Sosyal Medya ekibine sürekli yeni çalışanlar katılıyor. Türk markalarında ise henüz böylesine rakamlar görmek mümkün olmasa bile birkaç lokal baÅŸarılı örnek var, onları da önümüzdeki günlerde yazacağım.
Her zaman daha kaliteli içerik üretmeye, özellikle hiçkimsenin yazmadığı konuları yazmaya çabalıyorum, bunun için ciddi mesai harcıyorum. Geçen gün, internet konusunda son derece bilgili bir arkadaşım ile konuÅŸurken, ona Barack Obama’nın Sosyal Medya BaÅŸarısı Üzerine bir yazı dizisi hazırladığımı söyledim. Obama’nın ekibinin Analytics kullanarak nasıl 500 milyon dolar topladıklarını anlatacağım, daha sonra da yazıyı Türkiye’de Sosyal Medya BaÅŸarılarına baÄŸlayacağım dedim.
Dost acı söyler Hasan dedi: Bu içeriÄŸi kimse okumaz! Haklılık payı vardı ama gene de itiraz ettim. Bu tür örneklerde en yaygın kullandığım “Türkiye’de Melek Yatırımcı Ağı OluÅŸur mu?” yazısıydı. Bu yazıya hem Webrazzi’de hem Friendfeed’de çok az yorum gelmiÅŸti. Ama özellikle FF’teki ÅŸu yazıya gelen yorumların sahiplerine dikkat çekmek isterim: Burak Büyükdemir, Serdar KuzuloÄŸlu, UÄŸur Özmen, ÇaÄŸlar Erol gibi bu konuda Türkiye’deki en yetkin kiÅŸiler.
Yıllardan beri var olan bir ikilem aslında bu. Televizyon’da magazin programları mı, belgesel programları mı tartışması ile baÅŸlayan günümüzde internette içerik üreticisinin ikilemi olarak devam eden… Kaliteli içerik üretince daha az kiÅŸi okuyor, daha popüler bir ÅŸey yazınca da daha çok kiÅŸiye ulaşıyorsunuz. İkilem de burada ortaya çıkıyor. Peki hangi içeriÄŸe önem vermeli?
Benim cevabım şu: Yazıya yorum gelmemesi okunmadığı hatta beğenilmediği anlamına gelmez. Siz beğendiğiniz her yazıya yorum yazıyor musunuz? Okuyucuya en çok yarar sağlayacağını düşündüğüm yazılar genelde en az yorum alan yazılardır. Çünkü nicelik olarak az nitelik olarak daha yüksek kitleye hitap eder. Melek Yatırımcı ya da Sosyal Medya ile ilgili bir yazı yazdığımda en iyi ihtimalle birkaç bin kişiye hitap etmiş olurum. Bunun yerine Facebook hakkında bir yazı yazdığım zaman 14 milyon kişiye. Bunun yanında popüler içeriği herkes üretir, bu yüzden popülerdir bu içerik zaten. Öte yandan kişiyi farklı kılan daha niş konularda daha nitelikli bilgi üretmektir. Her ikisinin de kitleleri ayrıdır, ikisi de gereklidir ama dengesi iyi tutturulmalıdır.
Günümüzde bu ünvanları çok duymaya başladık. Gördüğüm kadarı ile Sosyal Medya Uzmanlarının geneli şu işlerle uğraşıyorlar:
1. Facebook’ta grup kuruyorlar.
2. Friendfeed’de / Twitter’da hesap açıp, herkesi ekliyorlar. Daha sonra da takip edilmeyi bekliyorlar.
3. Bloglara marka adına yorum bırakıyorlar vs. vs.
Bunlar güzel ama olması gereken bu mu? Bu sorunun cevabını en iyi “Sosyal Medya Uzmanlarının ve Stratejistlerinin” verebileceÄŸini düşünüyorum. Ve gerçekten bu ünvanı taşıyan arkadaÅŸlarıma soruyorum:Sosyal Medya Uzmanı ne iÅŸ Yapar? Daha doÄŸrusu “Ne iÅŸ yapmalı?”
Konu ile ilgili Friendfeed’de çok geniÅŸ bir tartışma baÅŸlamıştır. Sosyal Medya ile ilgili iseniz okumanızıtavsiye ederim.
Uzunca sayılabilecek bir süreden beri sosyal aÄŸlarda varım. Facebook ve diÄŸer kullandığım sosyal medya araçları ( BloÄŸum, Twitter’im, Youtube, Linkedin profilim, Picasa, Flickr, Digg, Google Reader, Slideshare profillerim…) Friendfeed’e baÄŸlı. Bu iliÅŸkiyi uzunca bir süre tek taraflı devam etti. Daha sonra Friendfeed’i Twitter’e baÄŸladım. Benzer platformlar olduÄŸu için gayet de iyi oldu.
Uzunca bir süredir ayrı tuttuÄŸum Facebook’u ise geçenlerde Twitter’e baÄŸladım, dolayısı ile FF, Twitter üzerinden Facebook’a baÄŸlanmış oldu. Böyle olunca, FF’i çok sık güncellediÄŸim için özellikle sosyal medyadan olmayan arkadaÅŸlarım tepki göstermeye baÅŸladı. Ben de birkaç gün denedikten sonra Facebook’un FF entegrasyonunu kaldırdım. Nedeni ÅŸuydu: Facebook, lise-üniversite arkadaÅŸlarının, akrabaların bulunduÄŸu bir yer. 13 milyon üyesi var Türkiye’de. Herkes orada. Twitter, FF gibi platformlar ise daha çok “ilk kullanıcıların” (early-adopters) yeri. O yüzden orada verilen iki mesaj çok farklı etki yapıyor. Facebook kitlesi doÄŸal olarak “sosyal medya hatta Facebook rakamları” ile bile ilgilenmiyor. Tek amaçları o sosyal platformda arkadaÅŸları ile kontakta kalmak. Öyle olunca da paylaÅŸmanın bir anlamı kalmıyor. Biz Friendfeed’de yüzlerce kiÅŸiyi akışkan bir ekranda takip etmeye çok alışkınız ama ortalama bir Facebook üyesi sadece kendi çekirdek çevresini takip ediyor.
Sonuç olarak, siz de FF kullanıcısı iseniz ve benim gibi Facebook arkadaÅŸlarınız lise- üniversite arkadaÅŸlarınız gibi sosyal çevrenizden farklı ise FF’i Facebook’a baÄŸlamamanızı öneririm.
Bu uyarı benden deÄŸil, Amerika BaÅŸkanı Barack Obama’dan geliyor. Obama, Amerika BaÅŸkanı olmak için Sosyal Medya Kampanyasının başına Facebook’un kurucularından Chris Hughes’i getirerek online dünyada ÅŸu ana kadar gördüğümüz en baÅŸarılı kampanyayı yaratmıştı. Sosyal Medya’yı dolayısıyla Facebook’u dahiyane bir ÅŸekilde kullanan Obama’nın Facebook hakkındaki görüşleri deÄŸiÅŸmedi elbette. Demek istediÄŸi baÅŸka bir ÅŸey ve kesinlikle kulak verilmeli.
Obama’nın Sosyal AÄŸlar konusunda uyarıları şöyle:
İşe eleman alırken önceki hayatını incelemek isteyen işverenler artık Facebook, MySpace ve Twitter gibi sosyal ağlardaki profilleri de gözden geçiriyor.
Facebook gibi sitelere konulan ” fazla kiÅŸisel” bilgiler ileride iÅŸverenlerin dikkatini çekebilir. BaÅŸkaları ile paylaşılan bilgiler gelecekte iÅŸ veya terfi peÅŸinde koÅŸarken kiÅŸinin karşısına dezavantaj olarak çıkabilir.
Herkes Facebook`a koyduğu bilgilere dikkat etsin. İnsan gençken hatalar, aptalca şeyler yapar. YouTube çağındayız ve bu çağda yaptığınız herşey gelecekte karşınıza çıkabilir (Milliyet)
12 Eylül Cumartesi günü Twitter kullanıcıları Sosyal YardımlaÅŸma için İstanbul’da bir araya gelecek. Ülkemizde ikinci kez düzenlenecek bu Sosyal Medya organizasyonunun geliri Türkiye Otizme Destek ve EÄŸitim Vakfı’na bırakılacak. Müzayede Taksim 360′da düzenlenecek. Duygu Saylam tarafından gerçekleÅŸtirilen Twestival İstanbul’un Twitter hesabını buradan, takibe alabilir, daha detaylı bilgi için Webrazzi yazımı okuyabilirsiniz.
Webrazzi için yazdığım ÅŸu yazıda Comscore’ un 4. Dalga Raporunu okudum ve analiz ettim. Bu rapor Türkiye açısından gayet olumlu rakamlardan oluÅŸuyor ve Sosyal Medya’ nın Türkiye’ de geleceÄŸinin daha da parlak olduÄŸunu gösteriyor. Türkiye’nin genç nüfusu ve hızlı internet adaptasyonu en büyük avantajımız. Avrupa’da ilk onda yer aldığımız ender konulardan bir tanesi internet ve sosyal medya. EÄŸer bu konularda kendinize yatırım yapıyorsanız geleceÄŸi yakalamışsınız, hız kesmeyin doÄŸru yoldasınız. Åžimdi rakamlara bir göz atalım:
ComScore’ un raporunda değerlendirilen 17 Avrupa ülkesi arasından 40 milyon kullanıcı ile en büyük popülasyona sahip Almanya’yı 36.8 milyon ile İngiltere ve 36.3 ile Fransa takip ediyordu. Türkiye bu sıralamada 17 milyon kullanıcısı ile 7. sırada yer alıyordu. Bu raporda da benzer rakamlar karşımıza çıkıyor. Aktif internet kullanıcıları yaklaşık olarak tüm internet kullanıcılarının 1/3′üne denk geliyor. Türkiye 4,8 milyon aktif internet kullanıcısına sahip ve Avrupa’da 9. ülke konumunda. Ayrıca raporda Türkiye’nin internet penetrasyonunun %35 ile 38 ülke arasında 28. olduğu belirtilmiş.
Son derece sosyal olduğunu bildiğimiz Türk internet kullanıcıları araştırmaya göre Avrupa’ da en fazla sosyal ağ profiline sahip 8. popülasyon. Dünyadaki aktif internet kullanıcıların yaklaşık 2/3′ü bir sosyal ağa katılmış durumda. Gördüğümüz kadarı ile bu oran Türkiye’de dünya ortalamasının bir hayli üzerinde.
Bir diğer dikkat çeken konu da sosyal medyanın artık mobil hale geliyor olması. Aktif internet kullanıcılarının %17’si sosyal medyaya cep telefonlarından ulaşıyor.
EÄŸer birisi bana gelip ne yapacağını bilmediÄŸini söyleseydi onlara Sosyal Medya ve İnternet konusunda uzmanlaÅŸmalarını söylerdim. 5 sene içerisinde yatırdıklarından fazlasını alacaklarına eminim, özellikle internete cepten ulaÅŸanların oranı %17′ lerden çok daha yukarılara çıkmaya baÅŸladığı zaman…
1982' de doğdum. İstanbul ve Marmara'dan sonra İngiltere' de Pazarlama okudum. Blogumda 2006 yılından beri Yaratıcılık, Pazarlama, Reklamcılık ve Tasarım konularında "Değişik Düşünce'lerimi" paylaşıyorum. Bana hasan (at) hasanbasusta (nokta) com adresinden her zaman ulaşabilir, daha fazla bilgi için "buraya" tıklayabilirsiniz.