Disneyland’da (daha doğrusu Euro Disney’de) buna benzer bir interaktif sinema örneği görmüştüm. Tamamen deneyime odaklı ve seyircinin sinemanın içine katıldığı bir kısa filmdi. Sanıyorum sene 2006′ydı. Şimdi bunun gibi interaktif deneyimlerin sinema keyfi ile birleşmesi bu sektörde büyük yenilikler getireceğe benziyor. Heyecanla bekliyoruz.
Unicef Finlandiya’dan harika bir gerilla uygulaması. Finlandiya’ nin 14 sehrinde ağlayan bebek sesleri ile bir bebek arabası sahipsiz bir şekilde meydanda duruyor. Yaklaştığınızda ise şöyle bir not buluyorsunuz: İlgilendiğiniz için teşekkür ederiz, umarız sizin gibi daha çok insan vardır. Unicef. ” Bir Anlığına Anne Olun.” ( Daha büyük görmek için lütfen resime tıklayın ) Dokunakli… Kaynak
Bu fotoğrafi Frankfurt’ ta cekmistim. Arkadas, bu bisikleti ise gidip gelirken kullaniyor. Kullanmasi da oldukca rahat gozukuyor. Sanirim, spordan ziyade daha az enerji ile daha cok yol gitmek icin tasarlanmis. ( Buyutmek icin lutfen resme tiklayin)
Bu harika teknolojik icat, aslında el feneri gibi gözüken bir mikro dalga fırın. Yiyecek ve içeceklerin üzerine odaklıyorsunuz ve anında ısıtıyor. Türkiye’ de çok kişinin başı yanar bu aletten Kaynak
Çok mantıklı bir iş fikri: AIDS’ liler için arkadaşlık sitesi. Kulağa çok mantıklı geliyor. Üstelik fikir, ilk yıl Amerika’da 110.000 dolar ciro yapmış bile.
Bir diğeri ise Santamail. Kuzey Kutbundan posta adresi alan zeki kahramanımız oradan yılbaşında Noel Baba olarak yolladığı her mektup için 10 dolar kazanmış. Daha doğrusu aileler, çocukları için bu parayı ödemiş. 2001 yılında kurduğu şirket bugüne kadar 200.000 mektup yollamış. Evet 200.000.
SPRINGWISE’ı yıllardır takip ediyorum. Artık çok da ilginç iş fikirlerinin yayınlanmadığını düşünmeye başlamıştım ama şu fikri duyunca ben de son zamanlarda bu kadar güzel bir fikrin hayata geçirildiğini görmediğimi fark ettim. Olay şu:
Öncelikle İngilterede yerel takımlar çok iyi destekleniyor. Bundan yola çıkan 50.000 İngiliz bir takım almak için adam başı 35 sterlini ödemeyi kabul ediyorlar. Ve 50.000 üyeye ulaşmadan hiç kimse parayı ödemiyor. Yani riski yok. Bugün itibari ile hedeflerine ulaştılar ve bankada 1,5 milyon dolarları var. Şimdi ise Leeds United, Nottingham Forest, Cambridge United gibi takımlarla görüşmeler sürüyor. Listenin 11 ve 12. sırasında Arsenal ve Manchester United da var. Tabiiki paraları bugün itibari ile buna yetmez ama bir gün neden olmasın?
Fikrin asıl güzelliği ise: Bu takımın ilk 11′ine, dizilişlerine, oyuncularına, teknik direktörüne, taktiklerine bu 50.000 kişi internet üzerinden oy vererek karar veriyor. Daha doğrusu, bu oylara danışılarak karar veriliyor. Teknik direktör de online brifing videoları vermek zorunda.
Bu takımın başarılı olup olmayacağını görmek için sabırsızlanıyorum. Şayet bu trend diğer takımlara ve ülkelere de sıçrarsa ve eğer Fenerbahçe için böyle bir uygulama yapılırsa, kararlarda etkili olabilmek için elimden geldiğince üyelik almaya çalışırım. Belki sadece maçları izlemek dışında oyuna aktif olarak da katılabilme şansımız olur. Ve inanıyorumki bunu benim çevremde herkes yapar. Kuluplere inanılmaz bir finans desteği sağlanabilir. Ama öncelikle bu müthiş fikrin başarısı gerekir. Heyecanla bekliyoruz…
Garanti Bankasının unutulmaz limonatacı çocuk reklamı, hepimizin içindeki girişimcilik tohumlarını tetiklemişti. Çoğumuz zaten çocukken su, limonata gibi şeyler satmıştık, en azından apartmanın önünde stand açmışlığımız vardı. Springwise’dakibu banka fikrini görünce bravo dedim. Bir Amerikan Bankası, Lemonaire adındaki kampanyası ile çocuk girişimcilere limonatacı olmak için başlangıçta gereken ekipmanı (bardak, peçete, masa vs.) ile “Nasıl Limonatacı Olunur?” adlı bir küçük işletme rehberi veriyor. 10 dolar da sermaye. Küçük girişimciler için tek şart, 13 yaşın altında olmaları. Keşke hazır reklamı da olan Garanti Bankası’da böyle bir kampanya başlatsa. Banka, bu zekice, herkesin takdirini toplayan kampanya ile Amerikan girişimcilik kültürüne katkı yapmakla kalmayıp, neredeyse bedavaya, milyonlarca dolarlık tanıtım (New York Times’tan bu bloga) yapmayı başardı. Ve tabiiki ilerideki potansiyel başarılı işadamlarını daha çocukluklarından müşterileri yapma fırsatı.
Bana Muhammad Yunus’un “Banker to the Poor” kitabını anımsattı. Hayatımı değiştiren kitaplardan bir tanesi olan “Fakirin Bankacısını” bir günde iki defa okumuştum. Benzer bir mantıkla, Bangledeş’in en fakir ve cahil kısmındaki insanlara mikro-kredi vererek iş sahibi olmalarını amaçlamış ve başarılı olmuş, Bangledeşli bir köylü çocuğunun gerçek hikayesi. Muhammad Yunus 2006 Nobel Barış Ödülü dahil bir çok ödülü, 1983 yılında Grameen Bank’ı kurmasına ve ilk olarak kendi cebinden 42 kişiye toplam 27 dolar borç vermesine bağlı. İşte o banka, bugün 2.4 milyon fakir aileye 3.8 milyar dolar kredi veren dev bir kuruma dönüştü. Yeni bir metodolojiye dönüşen bu düşünce Türkiye dahil Dünyanın 100′e yakın ülkesinde uygulanır hale geldi.
Bu iki düşünce birbirinin tersi gibi gözükse de aslında özünde aynı. Ve amaçları farklı olsa da “Çocuk Girişimcileri Destekleme” bir gün bütün bankaların bir hizmeti haline gelebilir, tüm dünyada…
NOT: BU YAZIYI YAZDIKTAN SADECE İKİ SAAT İÇİNDE GARANTİ BANKASININ BANA ULAŞARAK, FİKRİNİZ İÇİN TEŞEKKÜR EDERİZ, DEĞERLENDİRMEYE ALINMIŞTIR DEMESİ BENDE ŞAŞKINLIK VE HAYRANLIK UYANDIRMIŞTIR.
1982' de doğdum. İstanbul ve Marmara'dan sonra İngiltere' de Pazarlama okudum. Blogumda 2006 yılından beri Yaratıcılık, Pazarlama, Reklamcılık ve Tasarım konularında "Değişik Düşünce'lerimi" paylaşıyorum. Bana hasan (at) hasanbasusta (nokta) com adresinden her zaman ulaşabilir, daha fazla bilgi için "buraya" tıklayabilirsiniz.