Önemli Olan Mutluluk

Çok büyük işler başarmak istiyorsak ama bünyemizde motivasyon yoksa, uzun saatler çalışmaya dayanacak enerjimiz, pes etmemeye dayanacak ısrarımız, cesaretimiz… Masanın bir çok ayağı var. Ama bu ayaklardan birisi bile eksik olsa senaryo  hüsranla sonuçlanıyor. Tam olarak hüsran değil aslında eğer öğrendiklerinden ders çıkaracak aklımız varsa… Peki ya yoksa?

Başkasının (veya kendinin)  söylediği bir işi savsaklamaktan başka bir şey yapmıyorsak… O kurbağayı yiyemiyorsak? Önemli olan sevdiğimiz işi bulmak, kabul. Ama sevdiğimiz işte gelişiyorsak kaçınılmaz birkaç duygu var yaşayacağımız. Sık sık kafamız karışacak, hayal kırıklığına uğrayacağız. Mutluluğun sırrı çalışmamak değil ki. Eğer sadece para için çalışıyorsak zaten yanmışız, mutlu olma şansımız hiç yok. Eğer zevk için çalışıyorsak bir nebze daha şanslıyız. İdeallerimiz arasında dünyada hiç yapılmamış bir şey yapmak, yenilik getirmek, faydalı olmak yerine para kazanmaksa…

Hata yapabiliriz, yapmalıyız, yapıyoruz. Ama hata yapmaktan mutluluk duymak, işte bu herkese nasip olmaz.

Hayat Üzerine Düşünceler 0

Keyifli bir ofis ortamının en guzel yani, is arkadaslarınız ile is dısında bir sürü konuyu keyifli bir sekilde konuşabilme sansidir.

Sahip oldugum hiçbir şeyi kolay elde etmedim. Ama çok zorluk çektim desem de yalan olur. Her şey dişlinin çarkları gibi sanki…

İnsanlara görgüsüzsün, krosun diye bağıran yaşlı teyzeler görüyorum. Gercekten görgülü bir insan boyle davranır mı acaba?

Hayatim alt üst olur diye endise etme. Nereden biliyorsun hayatın altının üstünden daha iyi olmadıgını? (Elif Şafak- Aşk)

Bugün daha iyi bir insan olacağım.

Su an, senin için hayatının sonu olsaydı, yaşadığın hayattan mutlu olur muydun?

Mutlu Olmak mı, Faydalı Olmak mı?

Özgür (Alaz) ile birlikte bazen öğle yemeklerinde hayattan bahsediyoruz. Ben bu hayatta en önemli şeyin “mutlu olmak” olduğunu savunuyorum. Özgür ise “faydalı olmak” olduğunu savunuyor.

Özgür’ün gerekçesi şu: Mutlu olarak zor bir işi başaramazsın. Örneğin mutlu mutlu bir boks maçı kazanabilir misin?

Benim düşüncem şu:  Tabii ki kazanamazsın ama zaten başarılı olmanın bazı fedakarlıklar gerektirdiğini bilmeden, bazı bedeller ödememiz gerektiğini bilmeden o yolculuğa çıkarsak zaten hüsrana uğramaz mıyız? Ya en başından beri hedeflerimiz uğruna zor zamanlar geçirmeyi göze almışsak, en sonunda gene mutsuz olur muyuz?

Farkındayım benimki daha bencilce bir bakış açısı gibi gözükse de aslında ikisi de aynı sonuca bağlanıyor. Çünkü benim düşünceme göre mutlu olmak ancak faydalı olmakla başarılabilir bir kavram.

Aslında bu soruların cevabı yüzyıllardır Psikoloji Teorileri ile veriliyor. Amerika’yı yeniden keşfetmeye gerek yok. En bilineni yukarıdaki “Maslow’un İhtiyaçlar Hiyerarşisi” Bana göre bu teorileri en yalın hali ile harmanlayıp, en halk dilinde anlatan kişi Anthony Robbins.  Onun için bu durumu Robbins’in “6 İnsan İhtiyacı” ile açıklayabilirim. Aşağıdaki TED konuşmasını ise mutlaka izlemenizi öneririm.

Bu teoriye göre insanın 6 adet ihitiyacı var.

1. Certainity (Kesinlik) Her insan hayatında bir parça garanti ister. Her ay düzenli para kazanmak, musluğu açtığınızda su akmasının kesin olması gibi. En temel insan ihtiyacı budur.

2. Variety (Çeşitlilik) Eğer insan hayatında her şey çok fazla garanti olursa, o zaman sıkılmaya başlar. Ne zaman ne olacağı, ne davranışta bulunursa ne sonuçlar alacağı belli olan insan, bu rutinden bunalır. Burada hayatına bir renk getirmek ister. İnsanı mutlu eden şey ise bu garanti ve çeşitlilik dengesinin iyi kurulmasıdır.

3. Significance (Önemlilik) Daha sonra en çok önem arz eden şey insanın kendisini önemli hissetmesidir. Konuştuğunda dinlenmesi, soru sorduğunda cevap verilmesidir örneğin.

4. Connection / Love ( İnsanlar ile iletişimde olma / Aşk ) Bir topluluğun parçası olmak, aidiyet gibi kavramlar burada devreye girer. Gene en insani ihtiyaçlarımızdan birisi aşık olmak ve insanlarla iletişim kurmaktık.

5. Growth ( Büyümek ) Daha iyisi olmak, becerilerimizi geliştirmek, belki bir yabancı dil öğrenmek, olduğumuz yerde saymamak ve iki günümüzün birbirinden farklı olması.

6. Contribution ( Katkıda Bulunma, Faydalı Olma ) Değerli bir şey uğruna birçok şey feda etmek, kısacası bir amaç uğruna adanmak. Dünyayı bulduğumuzdan daha iyi bir yer yapmak. Ülkedeki eğitim seviyesini arttırmak. Hastalıklardan daha az kişinin ölmesini sağlamak gibi…

Bu Faydalı Olma ihtiyacı çoğu kişiye dostluk, barış, kardeşlik kelimeleri gibi “geyik” gelir. O seviye, sadece diğer ihtiyaçları karşılanmış bireyin düşünebildiği, üzerine sorumluluk aldığı seviyedir. Eğer böyle kavramlardan bahseden birilerini tanıyorsanız, onlara sıkı sıkı sarılın. Çünkü o kişiler Dünya’yı değiştirme ya da en azından deneme ihtimali en yüksek olan kişilerdir.

Hayatın Anlamı

Bugün Kaan Sezyum’dan okudum Hayat ve Anlamı’nı.  Ne olursa olsun mutlu olabilmek üzerine çok acı tecrübelerin sebep olduğu müthiş bir yazı. Kulağıma küpe olsun. Özellikle şu satır:

“Hayatımızın anlamı anılarımızmış, onu fark ediyorum bi kez daha. Güneş doğuyor, güneş batıyor, haberlerde saçma sapan şeyler…”

Ve sonrasında ufak şeylere nasıl anlamsızca canımızı sıktığımızı anlatıyor. Herkes okusun, paylaşsın, ders alsın. Ve geç oldu biliyorum ama şahsen hiç tanışmasak da tanıyormuş gibi hissettiğim Sezyum’un başı sağolsun.

Küçük Şeylerden Mutlu Olmak

Hayatta küçük şeylerin farkına varmak isterim hep. Ufak şeylere üzülmeyi değil, ufak şeylerden etkilenmeyi, onlardaki sıradanlığı keşfetmeye çalışırım. Ve keşfettikçe mutlu olmaya. Bu yüzden 1000 Muhteşem Şey Bloğunu çok seviyorum. Her gün ufak ama muhteşem bir şey okuyorum orada. Bazen bir arının bal yapmasını, bazen çocukluk arkadaşının numarasını hala hatırlamayı bazen de yeni bir klavye kısayolu öğrenmedeki muhteşemliği. Bunlar o kadar sıradan bir o kadar da muhteşem şeyler ki…

Bugün gene harika bir şey var listede. Dalgaların ayaklarını kuma gömmesine izin vermek.  Hatırlattığı için 1000 kere teşekkür ederim bu bloğa. Yazı özlemişim, denizi özlemişim, sahili ve yaza dair muhteşem ne varsa…

Seth Godin'den Hayat Dersleri

Bugün “Büyük Mor İnek” kitabını okudum yine. Okuduğum ilk gün kadar çok şey öğrendim. Giriş yazısını “Kim Olduğunuzu Yaptıklarınız Belirler” yazısında yazdım. Ama tabii ki daha anlatılması gereken çok şey var. Birkaç alıntı:

Eğer önceki işimde yeni ve ilginç bir şey yapmak için birinin emekli olmasını bekleseydim, büyük ihtimal hala bekliyor olurdum. Bunun yerine hızlı büyüyen bir şirkette çalışmak bana becerilerimi ve kariyerimi geliştirmek için pek çok imkan sağlamış oluyordu.

Nalbur dükkanınız için yeni stratejiler geliştirme zamanı değil, bunun için artık çok geç. En çok satan ürününüz beş yıl içerisinde demode olacak mı? Olacağına neredeyse eminsiniz değil mi? O zaman yeni bir ürün değişikliği için panik yapma zamanı dört yıl sonrası değil, şimdidir.

İnternet faydalı bir araç derler, internet her şeyi değiştirdi derim. Teşvike ihtiyacımız var derler, bir rüyaya ve hayalperestlere ihtiyacımız var derim. Radikal değişiklik on yıl alır derler, radikal değişiklik bir dakika alır derim. Abartıyorsun derler, bu sadece realite derim.

Biz Sizi Tatmin Olmayasınız Diye Yetiştirdik!

Bir arkadaşım Türkiye’nin en iyi okullarında okumuş, şimdi de en güzide şirketlerinden birinde çalışmaktadır. Bir gün iş ile alakalı bir konuda Hocasına dert yanar.

Hocasının cevabı çok nettir: Böyle hissetmen çok normal. Çünkü biz sizi tatmin olmayasanız diye yetiştirdik.

Tatmin olmamak başarıların sebebi midir yoksa mutsuzluğun temeli midir?

Tatmin olmayıp o hızla bir şeyler yapmak, harekete geçmek midir hedef, yoksa tatmin olduğun için daha motive çalışmak mı?

Özetle, iyi bir şey midir, kötü bir şey midir tatmin olmak? Karar veremedim…

Ve bir çalışanı ne tatmin eder?

İşinde Mutsuz musun?

mutluluk

Hayatta mutlu olmak ise büyük ölçüde işimizde mutlu olmamıza bağlı. Çoğu insan için işte kötü bir gün geçirdiğimiz zaman sağlıklı olmamızın bir önemi yoktur, sevdiklerimizin hayatta olmasının bile. Sonuçta, insanız işte. Duygularımız var, olmalı da. Ama bizim kontrolümüzde, hayatın akışında değil.

Batı Dünyasındaki 24 gelişmiş ülkede son 50 yılda ortalama gelir 3 katına çıkmasına rağmen mutluluk %40 azalmış. Demek ki burada yanlış giden bir şeyler var. İnsanlar işinde mutlu olmadığı halde sadece geliri için çalışmaya devam ediyor. Büyük ihtimalle bu insanlardan biri de sensin. Neden? Sebebini söyleyeyim. Çünkü o iş görüşmesine giderken ilk olarak ne kadar maaş alacağını düşünüyordun. Ne iş yapacağın, kiminle çalışacağın çok umurunda değildi. Ve bir şekilde işe alındın. Benim tavsiyem eğer böyle bir işte çalışıyorsan: İŞİNİ BIRAK. Tabii, senin için söylemesi kolay. Hiç de değil. Ama tavsiyem, işini bırak ve evde otur değil. Sevdiğiniz işi bulmak için çaba sarf et. Eğer, hangi işte mutlu olacağının cevabını veremiyorsan, kendine şu soruyu sor: Eğer para kazanma problemim olmasaydı ne iş yapmak isterdim?

O kadar çok insan görüyorum ki, hem bulunduğu durumdan şikâyetçi olan, hem de bu durumu değiştirmek için hiçbir şey yapmayan. Yatak testinden geçemeyen… ( Yatak testi: Sabah yatak mı seni kendine doğru çekiyor, işin mi) Eğer işini sevmeden orada çalışıyorsan, gideceğin yön ne yatak ne de işin olmalı. Gideceğin yönü kendin belirlemelisin, bu konuda sana kimse yardım edemez kendinden başka.

NOT: Hergunbiri.com’ da 1 Aralık 2009 tarihinde yayınlanan yazımdır.

İdeal Yaşamın Formülü

Aslında çoğu zaman önemli şeylerden bahsediyorsun; mutsuz insanların nasıl daha mutlu olabileceklerini tartışıyorsun, ideal bir yaşamın nasıl olması gerektiğinden bahsediyorsun. Karşında ise, çoğu zaman düşüncelerini paylaştığın için teşekkür eden insanlar bulamıyorsun. Sanki birçoğu ideal bir yaşamın olduğunu dahi kabul etmek istemiyor. Çünkü biliyorlar ki eğer ideal bir yaşam varsa, bugüne kadar yürüdükleri yol onları bu ideal yaşama götürmeyecek. Yani, bunun için değişmeleri gerekecek. Ve çok ilginç, bazı insanlar ne kadar acı çekerlerse çeksinler, bunu değişimin yaratacağı korkudan daha az acı verici görüyorlar. Değişim korkutucu ama ya değişmezsen ve sürdürdüğün yaşam tarzına ölene kadar devam edersen bu değil mi asıl korkutucu olan?

Sana sürekli iki argüman sunuyorlar. Birincisi, eğer ideal yaşamın basit bir formülü varsa neden herkes ideal bir yaşam sürmüyor? İkincisi, madem bu kadar kolay, sen neden ideal bir yaşam sürmüyorsun?

Peki senin argümanların yeterli mi? Pek değil, ideal yaşamın formülü belli. Bunu herhangi bir gereğinden fazla popülarize olmuş kişisel gelişim kitabında bulabilirsin. Büyük düşüneceksin, hedeflerini belirleyeceksin, çok çalışacaksın, yılmayacaksın, sonucu alana kadar devam edeceksin vs. vs. vs. İdeal yaşam onları bilmekle, okumakla hatta yazmakla olmuyor. Türkçeye çevirdiğimde anlamını yitirmesinden korktuğum bir cümle var: “ It is common sense, but not common practice“ Başarılı olmanın sırrını bilmeyen yok, gördüğüm en başarısız adama bile sordum nasıl başarılı olunabileceğini. Herkes biliyor. Zorluk insanın bildiğini yapmasında…

Peki madem bu kadar kolay, sen neden ideal bir yaşam sürmüyorsun? Birincisi, evet o kadar kolay. Bu üzerinde çok çalışmamak gerektiği anlamına gelmiyor. Yarın gerçekleşeceği anlamına da. Sadece bu sürecin gerektirdiği adımları sabırla atmayı gerektiriyor. Her gün kendini biraz daha geliştirmeyi… Sen iyi gidiyorsun, bu yoldan dönmeyeceksin ve büyük adam olacaksın, bu belli. O yüzden eskiden kızdığın ama artık anlayışla karşıladığın o insanların sözlerini dinlememekle işe başlayabilirsin. Peki sen kimin sözlerini dinleyeceksin? Tavsiyelerini aldığın insanların çoğu ölü, yaşayanların büyük kısmı da yabancı. Kendine, ülkene ve diğer insanlara daha hızlı yardımcı olabilmen için senin acilen bu satırları okurken kafa sallayan, sana ilham kaynağı olacak bir akıl hocasına ihtiyacın var.

Akıl hocanı çabuk bulman temennisi ile…
BilinçALTIN

Lisede Okutulması Gereken Dersler

İktidar sizde olsaydı, lisede hangi desleri zorunlu okuturdunuz? Türk toplumu ve geleceğine en fazla yarar sağlayacağını düşündüğünüz dersler neler? Benim listem:

1- Mutluluk
2- Kişisel ve Toplumsal Gelişim
3- Gelecek ve Teknoloji
4- Girişimcilik
5- …

Ekleyecekleriniz var mı?