Karamsar Olursam Sonunda Üzülmem!

karamsarlık

Dün biri İngiliz 3 arkadaşımla sohbet ediyordum. Konu karamsarlığa geldi ve ben İngiliz arkadaşa sordum:

Ben: Karamsar bir insan mısın?

A: Evet.

Ben: Peki karamsar olmak iyi bir şey mi?

A: Evet, iyi bir şey. Çünkü karamsar olursam, işin sonu kötü olsa bile “Ben zaten bunu bekliyordum derim, iyi olursa da ne ala” dedi.

Diğer 2 arkadaşım da hak verdi. Üçü birden bana neden karamsarlığın iyi bir şey olduğunu anlatmaya, ardı ardına sebepler sıralamaya başladılar. O anda şunu anladım: Karamsar olmak bir seçimdi. İnsanlar karamsar olmayı işin sonunda üzülmemek için garanti bir yol olarak görüyorlardı. İşin sonuna kadar geçirdikleri kötü vakit umurlarında bile değildi. Bir savunma mekanizmasıydı bu. Dile, dine, millete göre değişmeyen evrensel bir olgu.

İnsanların yıllarca inandıklarını değiştirmek hiç kolay değil. Ben arkadaşlarımı ikna edemedim ama umarım sizi edebilirim. Karamsarlığın kimseye faydası yoktur, en başta kendinize. Bu sıcak yaz gününün tadını çıkartın. Nasıl olsa akşama yağmur yağar demenin, yağmur yağınca da ben demiştim demek nasıl bir yaşam tarzı? Zaten önemli olan da yağmur yağdığında o anın tadını çıkarmak değil mi? Ya da en azından öyle olmamalı mı?