Tasarimi Yeni Boyuta Tasiyacak Bir Yenilik

Bu video tam anlami ile inanilmaz. Tasarimi yeni bir boyuta tasiyacak bir yenilik. Kaynak

24 SAAT ÇALIŞMA

Haftasonu YGA ( Young Guru Academy)’da Unilever ve Pepsi’nin eski CEO’su Hasan Yılmaz çok ilginç bir şeyden bahsetti. Amerika’daki CEO’lar yardımcılarını Hindistan’dan seçiyorlar. New York ile New Delhi arasında 10,5 saat farkı var. Yani yardımcı, sabah ilk olarak CEO’nun işten çıkarken attığı maili görüyor. Örneğin; lütfen şu raporu hazırla. Yardımcı bütün gün çalışıyor, raporu hazırlıyor ve akşam 6’da CEO’ya mail atıyor. New York saati ile sabah 7 bucuk ve rapor hazır. Sıfır zaman kaybı, 24 Saat Çalışma. Baş döndürücü…

Mini Mikro Dalga

Bu harika teknolojik icat, aslında el feneri gibi gözüken bir mikro dalga fırın. Yiyecek ve içeceklerin üzerine odaklıyorsunuz ve anında ısıtıyor. Türkiye’ de çok kişinin başı yanar bu aletten 🙂 Kaynak

Ampül'ün Şekli

Ampül neden kanıksadığımız şekilde olmak zorunda olsunki. Değişik Düşünce konseptine çok uyan bir ürün daha. Kaynak

SANAL DUVAR

Güney Kore’den mükemmel bir trafik ışığı denemesi. Lazerle projeksiyon yapılan sanal insanlar. İşin içine şıklık, zerafet ve yaratıcılık katılmış, güzel bir şekilde harmanlanmış. Böyle projeler gördükçe, o kadar ilham alıyorumki. Aynen böyle, daha önce Dünya’da hiç yapılmamış bir ŞEY tasarlama tutkum tavana vuruyor. ( Springwise’ tan)

ÇOK ŞIK

BIC MAC SIPARISINI RFID ILE VERMEK

Springwise’ ın haberine göre McDonalds Kore’ de yeni bir sipariş ve ödeme sistemi deniyor. Bu yeni sisteme göre McDonalds masasına oturuyor ve masadaki RFID aparatını cep telefonunuza takıyorsunuz. Menuden sipariş veriyorsunuz. Siparişiniz hazır olunca telefonunuza mesaj geliyor, afiyetle yiyorsunuz. Kuyruk yok, bekleme yok. Hesap da telefon faturasına yansıtılıyor. Bu kadar… Fazla mı basit geldi?

WİMAX: Pay Per Click for Billboards

WiMax’in bir yararı da internetteki “Pay Per Click” olarak bildiğimiz Tıklama Başına Ödeme mantığı ile Billboardlara bakanları anlaması ve gene benzer bir mantıkla yeni bir reklamcılık ölçüm cihazının ortaya çıkması. Ayrıca, bilboardun kendine bakan kalabalığı anlaması ve onlara göre reklam değiştirmesi, açı değiştirmesi vs.

Bu yeni çıkacak olan teknolojiler reklamcıları korkutuyor mu heyecanlarıyor mu acaba?

WİMAX: Bilgisayarın Yorum Yapması

WiMax’ in çok yararı var da, teknolojik altyapısı ile görüntünün işlenmesi sonucu bilgisayarların otomatik yorum yapmasına imkan tanıması en önemli yararlarından bir tanesi. Alphan Manas’ ın Akşamdaki yazısındaki örnek bizi bilimkurgu filimlerine götürüyor:

“Arabamızdaki navigasyon sistemine sesle Nişantaşındaki ABC Restoranına gitmek istiyorum dediğinizde: Şu anda TEM’de kaza var, E-5′ i kullanalım. Arkadaşınız Nalan’ın kazada kolu kırılmış ve Taksim İlk Yardım Hastanesine kaldırılmış, Ben geçmiş olsun çiçeği yolladım sizin adınıza. Ayrıca Nişantaşında çöp kamyonu bozulmuş ve tıkalı. BENCE Taksimdeki XYZ Restoranına gidin. Şu anda 5 tane boş masa var, rezervasyon yaptırmamı ister misiniz? Ayrıca restorana gitmeden hastaneye de uğrayabilirsiniz. “

Okurken bile nefesim kesildi, gelecekte bilgisayarlar bizim yerimize yaşasa da olur, ne de olsa ne yapmamız gerektiğini hep onlar söyleyecek. Bir farkla tabii, her zaman vezir kalacaklar, her zaman… (I, Robot gibi filimler gerçekleşmezse tabii)

RFID: GELECEĞİN TA KENDİSİ

Çok basit bir dille anlatacağım: Yeni nesil barkod. O kadar da değil tabii. Bir kere okunabilmesi için insana ihtiyaç duymuyor, içine bilgi kaydedilebilir, uzaktan okunabilen, ortalama ömrü 10 yıl olan bir tür mikroçip.

Garantinin reklamlarında dönen stikır şeklindeki kredi kartlarından köprülerdeki OGS’lere hayatımıza girdi. Wal- Mart en büyük 100 tedarikçisine, RFID teknolojisi kullanmazlarsa ve bu konuda yenilikçi davranmazlarsa onlarla çalışmayacakları ültimatomunu verdi. Metro, konteynerler ve kartonların üzerinde bulunan RFID’ ler sayesinde mallarını Hong Kong’ dan Rotterdam Limanına oradan da ana merkezleri olan Almanya’ ya takip edebiliyor. Starbucks, kamyonlarda korunması gereken sıcaklığın takibini RFID sayesinde yapıyor.

Artık belediyeler çöp kutuları üzerine RFID, çöp kamyonları üzerine okuyucu yerleştirerek, çöp kutusunun ne zaman ne kadar dolu olduğunu anında görebilecek. Verimlilik inanılmaz artacak. Çevremizde bu mikroçiplerden görmeye başladık. Derimizin altında da göreceğimiz günler ise, o kadar da uzak değil.

OFFLINE MENEJERLİK OYUNU

SPRINGWISE’ı yıllardır takip ediyorum. Artık çok da ilginç iş fikirlerinin yayınlanmadığını düşünmeye başlamıştım ama şu fikri duyunca ben de son zamanlarda bu kadar güzel bir fikrin hayata geçirildiğini görmediğimi fark ettim. Olay şu:

Öncelikle İngilterede yerel takımlar çok iyi destekleniyor. Bundan yola çıkan 50.000 İngiliz bir takım almak için adam başı 35 sterlini ödemeyi kabul ediyorlar. Ve 50.000 üyeye ulaşmadan hiç kimse parayı ödemiyor. Yani riski yok. Bugün itibari ile hedeflerine ulaştılar ve bankada 1,5 milyon dolarları var. Şimdi ise Leeds United, Nottingham Forest, Cambridge United gibi takımlarla görüşmeler sürüyor. Listenin 11 ve 12. sırasında Arsenal ve Manchester United da var. Tabiiki paraları bugün itibari ile buna yetmez ama bir gün neden olmasın?

Fikrin asıl güzelliği ise: Bu takımın ilk 11’ine, dizilişlerine, oyuncularına, teknik direktörüne, taktiklerine bu 50.000 kişi internet üzerinden oy vererek karar veriyor. Daha doğrusu, bu oylara danışılarak karar veriliyor. Teknik direktör de online brifing videoları vermek zorunda.

Bu takımın başarılı olup olmayacağını görmek için sabırsızlanıyorum. Şayet bu trend diğer takımlara ve ülkelere de sıçrarsa ve eğer Fenerbahçe için böyle bir uygulama yapılırsa, kararlarda etkili olabilmek için elimden geldiğince üyelik almaya çalışırım. Belki sadece maçları izlemek dışında oyuna aktif olarak da katılabilme şansımız olur. Ve inanıyorumki bunu benim çevremde herkes yapar. Kuluplere inanılmaz bir finans desteği sağlanabilir. Ama öncelikle bu müthiş fikrin başarısı gerekir. Heyecanla bekliyoruz…

SONUNDA GERÇEK OLDU

Coolbusinessideas, BBC’den aldığı haberinde, İngiltere’nin 5 büyük cep telefonu operatörünün telefonları dijital cüzdanlara çevirdiğini yazdı. Yeni bir ödeme sistemi ile tren bileti, otopark ücretleri gibi 10 sterlini geçmeyecek ücretler (başlangıç için) telefon faturasına yansıtılacak. Daha öncede buna benzer yazdığım Migros’u gezerken Gima’dan alışveriş yapabilir miyiz? ve Kredi Kartının Geleceği yazılarının yavaş yavaş gerçekleşiyor olması beni çok heyecanlandırıyor.


AYNA AYNA SÖYLE BANA…


İnteraktif tasarım firması IconNicholson müşterilerinin dükkandaki kıyafetleri sanal olarak denemesine olanak veren yeni bir aynanın testlerini yapıyor. Üstelik ayna kamera vasıtası ile internete de bağlı. Böylece arkadaşlarınıza beğenip beğenmediklerini gerçek zamanda sorabiliyorsunuz. İşte ben erkekler için hayatı kolaylaştırmak ( lifehacking ) diye buna derim. Sabırsızlıkla bekliyoruz… KAYNAK

GİZLİ EL ADİL OLMAYA MI BAŞLADI YOKSA?

Killerinnovations’a göre 2015’e kadar ABD’den 3.3 milyon Batı Avrupa’dan 1.2 milyon iş üçüncü dünya ülkelerine doğru kayacak. (Call-center, mavi yakalı işler vs.) Artık işsizlik gelecekte gelişmemiş ülkeler için mi sorun olacak? Gizli el gerçekten adil olmaya mı başladı?

MIGROS'U GEZERKEN GIMADAN ALISVERIS YAPABILIR MIYIZ?

Amerikanin en buyuk sirketlerinin aciklandigi Fortune500 (2006) listesinde 30 milyar $ geliri ile 70. sirada bulunan kargo sirketi Fedex’in dahi kurucusu 1965 yilinda (evet 1965 yilinda) soyle dusunuyordu: Gelecegi bilgisayarlar yonlendirecek, bu bilgisayarlar sayesinde her yere paket gonderme ve kargo vazgecilmez olacak. Universitede hazirladigi bu proje ile zamanin o kadar ilerisine gidiyorki Yale’deki profesoru bu projeye C veriyor. Zamanin bu kadar ilerisini gormeyi bir yana birakirsak, bunun sonucunda bilgisayar sektorune yonelmeyip kargo sektorune girmesinde stratejik karar bile inanilmaz. Eminim insanlarin %99’u soyle dusunurdu: Gelecegi bilgisayar yonlendirecek, o zaman bilgisayar sektorune gireyim. Herhalde gercek liderlein farki da burada yatiyor. Ve onumuzdeki en buyuk “seyin” ne oldugunu dusunuyorsunuz sorusuna cevabi: Bence insanlar daha Internetin ne kadar guclu oldugunun farkina varamadilar. Bence Internet insanlara zaman ve mekan farki olmaksizin satis yapma olanagi sunacak. (Kitap 1997 basim, roportaj da buyuk ihtimalle 1995 civarlari) Tarih de hic boyle bir sey gerceklesmedi.Dunyanin her tarafindaki aracilara muthis baski binecek. Artik bir urun icin yuksek fiyat koymak cok cok zor olacak, cunku fiyatlari karsilastirma gucumuz olacak. Ve iste isletmeler icin gercek meydan okuma o zaman baslayacak. Ve onumuzde oyle bir teknoloji varki insanlarin yasayislarinda, toplumun organize olmasinda inanilmaz etkileri olacak.

Simdi ben bunu niye yazdim? Artik kredi karti degisimin cok daha cabuk olacagina inandigim icin, sandigimdan daha cabuk. Bir de Fred Smith’in bizden 10 sene once ne kadar hakli oldugunu vurgulamak icin.Farketing’de gordugum Scanbuy beni bu kredi karti konusunda iyice dusunmeye sevkediyor. Daha once yazdigim Shotcode’dan sonra simdi de Scanbuy. Demosu da buradan izlenebilir. Bir yazilim sayesinde her hangi bir urunun barkodunu telefona okutup, online karsilastirma yapip, en ucuza nerede bulursak oradan urunu satin almaya yariyor. Bu teknolojiler sadece kredi kartini kaldirmakla kalmayip Fred Smith’in dedigi gibi yuksek fiyatli urun satisini buyuk olcude kisitlayacak. Mesela Migros’a girip urunu Gima’dan alabilecegiz ya da (buyuk ihtimalle) BIM’den. Her isletme koydugu fiyati revize etmek zorunda kalacak.

Ama gene de Onumuzdeki zamanlar girisimciler icin gelmis gecmis en iyi zaman olacak. (Fred Smith) Iste bunda kesinlikle hakli, kesinlikle…

←Önceki