Bugün SütaÅŸ’ a naçizane bir reklam önerisi yazdım. Yolda giderken sürekli dönen beton mikseklerinin SütaÅŸ Ayran için “Ç alkala” konseptine ne kadar uygun olduÄŸunu anlattım. EÄŸer böylesine kullanılmayan bir yeri reklam alanı olarak seçerlerse bunun son derece yaratıcı ve deÄŸiÅŸik bir yaklaşım olacağından bahsettim. Anlatmak istediÄŸim aÅŸağı yukarı böyle bir ÅŸeydi.
Çok mantıklı bir iÅŸ fikri: AIDS’ liler için arkadaÅŸlık sitesi. KulaÄŸa çok mantıklı geliyor. Üstelik fikir, ilk yıl Amerika’da 110.000 dolar ciro yapmış bile.
Bir diğeri ise Santamail. Kuzey Kutbundan posta adresi alan zeki kahramanımız oradan yılbaşında Noel Baba olarak yolladığı her mektup için 10 dolar kazanmış. Daha doğrusu aileler, çocukları için bu parayı ödemiş. 2001 yılında kurduğu şirket bugüne kadar 200.000 mektup yollamış. Evet 200.000.
SPRINGWISE’ı yıllardır takip ediyorum. Artık çok da ilginç iÅŸ fikirlerinin yayınlanmadığını düşünmeye baÅŸlamıştım ama ÅŸu fikri duyunca ben de son zamanlarda bu kadar güzel bir fikrin hayata geçirildiÄŸini görmediÄŸimi fark ettim. Olay ÅŸu:
Öncelikle İngilterede yerel takımlar çok iyi destekleniyor. Bundan yola çıkan 50.000 İngiliz bir takım almak için adam başı 35 sterlini ödemeyi kabul ediyorlar. Ve 50.000 üyeye ulaşmadan hiç kimse parayı ödemiyor. Yani riski yok. Bugün itibari ile hedeflerine ulaştılar ve bankada 1,5 milyon dolarları var. Şimdi ise Leeds United, Nottingham Forest, Cambridge United gibi takımlarla görüşmeler sürüyor. Listenin 11 ve 12. sırasında Arsenal ve Manchester United da var. Tabiiki paraları bugün itibari ile buna yetmez ama bir gün neden olmasın?
Fikrin asıl güzelliÄŸi ise: Bu takımın ilk 11′ine, diziliÅŸlerine, oyuncularına, teknik direktörüne, taktiklerine bu 50.000 kiÅŸi internet üzerinden oy vererek karar veriyor. Daha doÄŸrusu, bu oylara danışılarak karar veriliyor. Teknik direktör de online brifing videoları vermek zorunda.
Bu takımın baÅŸarılı olup olmayacağını görmek için sabırsızlanıyorum. Åžayet bu trend diÄŸer takımlara ve ülkelere de sıçrarsa ve eÄŸer Fenerbahçe için böyle bir uygulama yapılırsa, kararlarda etkili olabilmek için elimden geldiÄŸince üyelik almaya çalışırım. Belki sadece maçları izlemek dışında oyuna aktif olarak da katılabilme ÅŸansımız olur. Ve inanıyorumki bunu benim çevremde herkes yapar. Kuluplere inanılmaz bir finans desteÄŸi saÄŸlanabilir. Ama öncelikle bu müthiÅŸ fikrin baÅŸarısı gerekir. Heyecanla bekliyoruz…
Şirketi etkileyen bir başvuru da, hazırladığı başvuru videosunu http://hasanbasusta.blogspot.com adresli blogunda yayınlayan kişi oldu.Onun elemelere kalmasını sağlayan, videosuyla şirkete başvurmaması, fark edilmeyi beklemesiydi. Bu aday da elemelere alındı. Toplamda ise başvuranların 20’si final elemelerine katıldı. Verilen konuda yaratıcı bir şekilde sunum yapmaları istendi. Bunlardan 2’si işe alınacak. İşte böyle anlatıyor HÜRRİYET İ.K. Youth Rep. başvurumu. Haber burada. 700 başvuru arasından en beğenilen 2 başvurudan biri olmuş benimki. Eğer devam etseydim, sürecin sonunda işi alacağım konusunda kendime güvenim tamdı. Ama ben Youth Rep. in son başvuru tarihini (1 Eylülü yani ve bugün daha 26 Ağustos) bekleyemedim ve başka bir işe başladım bile. Üstelik yeni işim ilgimi daha çok çekiyor çünkü artık uluslararası pazarlama yapıyor olacağım.
Bugün itibari ile basında ilk haberim yayınlanmış oldu. Umarım ikincisi ile arayı fazla açmam. Belki ileride “Basında Ben” diye bir bölüm açma imkanım olur Basında yer almayla birlikte çok sayıda mail almak ve tanımadığım insanlar tarafından tebrik edilmek çok güzel bir duygu. Herkese tavsiye ederim
Çalışma ortamının harika gözüktüğü, çalışanların bir kaç tanesini tanıdığım ve en çalışılası yer olarak bulduÄŸum Youth Rep. 2 fikir insanı arıyor. 5 dakikalık klipte 11 defa yaratıcılık (ve kreatiflik) kelimelerinin geçmesi adayları korkutabilir. Ama kendine güvenen herkes baÅŸvursun, en iyi olan iÅŸi kapsın. Ben de aÅŸağıda görülen kendi hazırladığım video-klip ile baÅŸvuruyorum. Elemelerde görüşmek üzere…
Kendi elcağızlarımla hazırladığım bu cv-klip gibi video bugüne kadarki yaşamımı, hayata bakış açımı, ruhumu kısacası beni anlatıyor.
Hani kendine benzer düşüncede insanların bulunması zordur ya her zaman. İşte Likemind bunun için, harika bir organizasyon. Dünyada baÅŸlayan bu benzer fikirli insanların buluÅŸma olayı, Özgür ve AlemÅŸah’ın ev sahipliÄŸi ile İstanbul’ a da taşındı. Ve belki ileride buradan diÄŸer ÅŸehirlere sıçrayacak. Her ayın 15′inden sonraki ilk cuması sabah 8.30′da Kanyon’da bulusuyoruz. Benzer düşüncede insanlar ile tanışma, yeni fikirler yaratma ve paylaÅŸma imkanını deÄŸerlendiriyoruz. Åžiddetle tavsiye ediyorum, o kadar sıcak insanlar, muhabbetler ve fikirler varki imkanınız varken kaçırmak kendinize haksızlık olur. Ben bu fotoÄŸraflardaki insanların hepsini bu organizasyon sayesinde tanıdım ve çok memnun oldum. Darısı başınıza…
MSNBC Sabah haberlerine, dandik Paris Hilton haberleri ile baÅŸlayacağı için önce özür dileyen daha sonra yanındakinin de gazına gelerek haberi okumayı reddeden Mika Brezezinski önce gülüyor, sonra sinirleniyor ve yanındakinin çakmağını kaptığı gibi haberi yakmaya teÅŸebbüs ediyor. Çakmak yanmıyor ama takdir ettiÄŸimiz bayan da ilk haberi yırtıyor. O da ne? Sıradaki de Paris Hilton haberi. O haber de kendini kağıt kesme makinasında buluyor. Paris Hilton hikayelerinden bıktım ve artık okumayacağım diyerek dik bir gazeteci duruÅŸu sergiliyor. Ülkemizdeki haber sunucularına örnek olması dileÄŸiyle…
Virgin Airways inovasyonda son raddeye ulaÅŸmış bir ÅŸirket. Sir Richard Branson’ın sıfırdan yarattığı bu imparatorluk ilham veren bi hikayeye sahip. Screw It, Let’s Do It (Yapalım, Anasını Satayım) bence kesinlikle okunması gereken kitapların başında geliyor. Kitapta Branson’ın hayatı ve ÅŸirketi nasıl yönettiÄŸi anlatılıyor. Ve ÅŸirketi nasıl yönettiÄŸi kitabın isminden belli. Kitapta geçen , Atölyede’ de anlatılan Virgin Havayollarının ilham veren kuruluÅŸ hikayesi şöyle:
“Planımız Porto Riko’ya gitmekti, ancak havaalanına geldiÄŸimizde uçuÅŸ iptal edilmiÅŸti. Herkes söyleniyor ve ÅŸikayet ediyordu. Kimse bir ÅŸey yapmıyordu. O zaman ben yapmaya karar verdim. Birisi yapmalıydı. 2.000 dolara bir charter kiraladım. Bu parayı oradaki kiÅŸi sayısına böldüm. Adam başı 39 dolar. Bir siyah tahta alıp üzerine ÅŸunları yazdım: “VIRGIN AIRWAYS PORTO RIKO 39$ TEK UÇUÅž” , daha önceden hiç uçak kiralamamıştım.
O gün kurulan Virgin Airways, artık uçuÅŸ sırasında güzellik uzmanı ve masör bulunduruyor. Yakında şöyle bir ÅŸey yapılırsa beni ÅŸaşırtmaz aslında: İnsanlar en çok hangi konuda uzmanlık görüşüne basvurmak isterlerse tespit edilip, ( diyetisyen, psikolog, avukat vs.) yolculuk sırasında bu uzmanlarla müşterinin muhabbet etmesi…
Bluetooth bildiÄŸiniz gibi bedava. Cep telefonlarına reklam-mesaj atılması, hedef kitlenin tam ulaşılması konusunda da oldukça baÅŸarılı. Tıpkı Virgin’in London-Heathrow havaalanında yaptığı gibi. Yolcular havaalanında beklerken telefonlarına gelen bir mesajla, bir videoklip reklam izlemek istemediklerini soruluyor. Reklam özellikle Virgin’in first-class yolcularının beklediÄŸi salonları hedefliyor. Coolbusinessideas’tan
Universite 2. siniftaydim yanlis hatirlamiyorsam. Girisimcilikle ilgilenmeye basladigim yillardi. Dunyada ve Turkiyede en basarili insanlar nasil basarili olmuslar, neyi farkli yapmislardi gibi konularda okuyup arastirmaya basladim. Yoksa hepsi dogustan zengin miydi? Herhalde en iyi okullarda okumuslardi gibi bir suru onyargi ile tabiiki. Dunyanin en zengin ikinci adami ORACLE’in kurucusu Larry Elison’un pohpohlanmayi bekleyen dunyanin en iyi universiteleriden birinin (Yale) o yilki mezunlarina verdigi akil dolu, muthis etkileyici konusmayiilk o sene duymustum. Konusmayi bilmiyorsaniz lutfen okumadan devam etmeyin, hatta biliyorsaniz bile tekrar okuyun. Herhalde o zamana kadar dunyanin en buyuk sirketlerini yonetenlerin en az universite mezunu olduklarini dusunuyordum, oyle bir imaj vardi kafamda. Gercegin ise bu kadar dogrudan uzak oldugunu iste o anda anlamistim, hatta okuduklarima inanamiyordum, gidip kontrol ettim ve universiteyi bitirmezsen hic bir sey olamazsin akillari ile buyuyen bir neslin nasil kandirildigini anladim. Okulu birakmayi hic dusunmedim tabii, seviyordum cunku universiteyi.
Bugun “Yasayan Isletme Dusunurleri” Global 50 listesini gorunce bir insanin dunyayi etkilemesi icin ya profesor olmasi lazim ya da okulu terk etmesi lazim herhalde diye dusundum. Zaten cogunun bir iki kitabini ve ya biyografilerini okumustum. Listede ilk onda sekiz profesor, 1 universiteden terk var(Bill Gates) . Bir de kimya doktoru Jack Welsch. On birinci sirada ise . universiteye adimini bile atmamis on bes yasinda okulu birakan Richard Branson vardi. Evet, universite terkler dusunurler listesine girmeyi basarmisti ama zenginler listesinde profesor goremiyorduk.
Universite okumak onemli miydi gercekten? Okumasak olur muydu? Bu soruya cevabim soyle gelisti: Universite benim gozumde onemli ama eger o zaman kafamda gerceklestirmek isteyecegim is fikirleri olsaydi hic dusunmeden birakabilirdim. Eger universitede diploma verilmeseydi gene de gider miydim? Dedim ya, o anda bir is fikrim olmadigi icin giderdim. Iyiki de gitmisim. Steve Jobs (Apple’in kurucusu) Stanford’daki mezuniyet konusmasinda universiteyi birakma kararim hayatimda verdigim en iyi kararlardan biri diyordu.Konusma buradan izlenebilir. Universiteyi biraktim, istedigim derslere girdim, istediklerime girmedim diyordu. Hondanin kurucusu Soichiro Honda da idol olarak gordugu Thomas Edison gibi okulu erkenden (15 yasinda) birakip oto tamirciligine baslamisti. Ingilteredeki “Cirak”in finaline dunyanin en iyi universite (Cambridge, Oxford, London School of Economics) mezunlarindan degil hic universiteye gitmemis iki bayan cikiyordu. Ve sonunda Ingiltere’nin en zenginlerinden Sir Alan Sugar, kendisi gibi 16 yasinda okulu birakan adaylarin en genci 26 yasindaki Michel’i cirak secmisti. Universite mezunlari zamanlarinin cogunu planlamaya ayirirken is yapmaya zaman bulamayip, adeta aldiklari egitimi dezavantaja ceviriyorlardi. (Turkiyedeki seriyi de lise mezunu bir gencin kazandigini hatirlatayim bu arada.) Ornekler saymakla bitmez. Ama benim anlatmak istedigim bunlar istisna degil, gercegin ta kendisi, gozlerimizin biraz acilmasi acisindan…
1982' de doğdum. İstanbul ve Marmara'dan sonra İngiltere' de Pazarlama okudum. Blogumda 2006 yılından beri Yaratıcılık, Pazarlama, Reklamcılık ve Tasarım konularında "Değişik Düşünce'lerimi" paylaşıyorum. Bana hasan (at) hasanbasusta (nokta) com adresinden her zaman ulaşabilir, daha fazla bilgi için "buraya" tıklayabilirsiniz.