Türkiye'de Başarı Diyince

200534363-001Birçok kez deneyimleme şansım oldu, Türkiye’de başarı diyince şimşekleri üzerinize çekersiniz. Herkesin başarı tanımı farklıdır çünkü, yazdığım hemen hemen her yazıda her kesimden eleştrilere maruz kaldım. Bir çoğunda maalesef yapılan işin kıskanılması başroldeydi, yorumlardaki kelimelerden bunu anlamak hiç zor olmuyordu.

Ercüment Büyükşener’i yazdım, o da bir şey mi dediler, Ahmet Alp Balkan diye bir genç var -ki röportajı yapana kadar tanımıyordum, bir kere sohbet etmişliğimiz yoktu- 19 yaşında şu yazılımları yapmış dedim topa tuttular. Marro.ws projesini yazdım, tutmaz dediler. Bir çoğu kötü niyetli yapılan yorumlardı ve eleştiriden yoksundu.  (Eleştirinin tanımı: Bir kişi, eser ya da konuyu doğru ve yanlışlarını göstererek anlatmak amacıyla yazılan kısa metin) Ben yazmaya devam ettim kendime göre başarı hikayelerini. Herkesten Çağlar Erol olmasını beklemek ne derece mantıklıydı, özellikle 20’li yaşlarının başındaki gençlerden?

Bu yazıyı şunun için yazdım: Eğer birgün bir meyve verirseniz, kesinlikle taşlanacaksınız. Hazırlıklı olun. Agresif olmadan nedenini sorgulayın, uzun sürmeden anlayacaksınız. Hak vermeyeceksiniz ama anlayacaksınız.

İdeal Yaşamın Formülü

Aslında çoğu zaman önemli şeylerden bahsediyorsun; mutsuz insanların nasıl daha mutlu olabileceklerini tartışıyorsun, ideal bir yaşamın nasıl olması gerektiğinden bahsediyorsun. Karşında ise, çoğu zaman düşüncelerini paylaştığın için teşekkür eden insanlar bulamıyorsun. Sanki birçoğu ideal bir yaşamın olduğunu dahi kabul etmek istemiyor. Çünkü biliyorlar ki eğer ideal bir yaşam varsa, bugüne kadar yürüdükleri yol onları bu ideal yaşama götürmeyecek. Yani, bunun için değişmeleri gerekecek. Ve çok ilginç, bazı insanlar ne kadar acı çekerlerse çeksinler, bunu değişimin yaratacağı korkudan daha az acı verici görüyorlar. Değişim korkutucu ama ya değişmezsen ve sürdürdüğün yaşam tarzına ölene kadar devam edersen bu değil mi asıl korkutucu olan?

Sana sürekli iki argüman sunuyorlar. Birincisi, eğer ideal yaşamın basit bir formülü varsa neden herkes ideal bir yaşam sürmüyor? İkincisi, madem bu kadar kolay, sen neden ideal bir yaşam sürmüyorsun?

Peki senin argümanların yeterli mi? Pek değil, ideal yaşamın formülü belli. Bunu herhangi bir gereğinden fazla popülarize olmuş kişisel gelişim kitabında bulabilirsin. Büyük düşüneceksin, hedeflerini belirleyeceksin, çok çalışacaksın, yılmayacaksın, sonucu alana kadar devam edeceksin vs. vs. vs. İdeal yaşam onları bilmekle, okumakla hatta yazmakla olmuyor. Türkçeye çevirdiğimde anlamını yitirmesinden korktuğum bir cümle var: “ It is common sense, but not common practice“ Başarılı olmanın sırrını bilmeyen yok, gördüğüm en başarısız adama bile sordum nasıl başarılı olunabileceğini. Herkes biliyor. Zorluk insanın bildiğini yapmasında…

Peki madem bu kadar kolay, sen neden ideal bir yaşam sürmüyorsun? Birincisi, evet o kadar kolay. Bu üzerinde çok çalışmamak gerektiği anlamına gelmiyor. Yarın gerçekleşeceği anlamına da. Sadece bu sürecin gerektirdiği adımları sabırla atmayı gerektiriyor. Her gün kendini biraz daha geliştirmeyi… Sen iyi gidiyorsun, bu yoldan dönmeyeceksin ve büyük adam olacaksın, bu belli. O yüzden eskiden kızdığın ama artık anlayışla karşıladığın o insanların sözlerini dinlememekle işe başlayabilirsin. Peki sen kimin sözlerini dinleyeceksin? Tavsiyelerini aldığın insanların çoğu ölü, yaşayanların büyük kısmı da yabancı. Kendine, ülkene ve diğer insanlara daha hızlı yardımcı olabilmen için senin acilen bu satırları okurken kafa sallayan, sana ilham kaynağı olacak bir akıl hocasına ihtiyacın var.

Akıl hocanı çabuk bulman temennisi ile…
BilinçALTIN

Her İnternet Girişimcisinin Bilmesi Gereken Bir Hikaye: Ortakantin.com

ortakantin-yourthrep-logos124 Eylül 2009 Perşembe akşamı gerçekleşen etohum’da iki internet başarı hikayesini dinledik. Bir tanesi geçtiğimiz haftalarda Youth Republic tarafından satın alınan Ortakantin, diğeri Silikon Vadisi’nde kurulan ve 2 milyon Dolar yatırım alan Grou.ps idi.

Yaklaşık 150 kişinin katıldığı toplantıda Orta Kantin adına kurucular Vadi Efe ve Volkan Biçer, siteyi satın alan Youth Rep adına ise Serhat Gürcü konuştu ve genel olarak bu başarıda neyin etkili olduğunu anlattı.

Ortakantin’in hikayesi şöyle başladı: 1984 doğumlu iki genç Vadi Efe ve Volkan Biçer, bu işe 2004 yılında üniversitede başladılar, yazılımdan pazarlamaya tamamen amatör bir ruh ile giriştiler. Boş zamanlarında kod yazdılar, geri kalan zamanlarında arkadaşlarına siteden bahsetmeleri ilk pazarlama faaliyetleriydi. Daha sonraki pazarlama faaliyeti ise el ilanları dağıtmak oldu. İlk serverlarını arkadaşları sağladı, daha sonra da bu maliyetleri ceplerinden karşılamaya başladılar.

Vadi de Volkan da Boğaziçi üniversitesinde okurken aynı zamanda çalışmaya başladı. İkili, bunu da bir avantaj olarak kullandıklarını, çalıştıkları sırada edindikleri iş çevrelerine bu işi kolayca anlatabildiklerini söyledi.  Yollarına beraber iş yaptıkları insanların da yardımını alarak devam ettiler. Şimdi ise ortakantin’in bütün üniversitelere, 500 liseye ve yüzlerce ilköğretim okuluna erişimi var.

etohum ortakantin

Peki, Ortakantin 100.000 üniversite öğrencisine ulaşmayı nasıl başardı? Vadi, Ortakantin’i Facebook Amerika’da çok popüler iken kurduklarını ve bunun da başarıların da ciddi bir etken olduğunu söyledi. Volkan ise, şansın ve  komünitenin bir parçası olmalarının buradaki en önemli kriterler olduğunu belirtti. Yani, eğer öğrenci olmasaydık bu topluluğu çok kolay yönlendiremezdik.  Bir de hedef kitlemizin çok net olarak belirlememizin de etkisi büyük şeklinde konuştu.

Youth Rep’in kurucu ortaklarından Serhat Gürcü ise Vadi ve Volkan’a katıldığını ek olarak buradaki önemli kriterlerden birinin “o işe adanmak” olduğunu söyledi. Youth Rep.’in gençleri hedefleyen markalara 360 derece pazarlama sunan bir ajans olduğundan bahseden Gürcü,  dijital tarafta bugüne kadar yoktuk. Bu noktada bizimle aynı kitleyi hedefleyen ortakantin ile ortak olmayı stratejik olarak uygun bulduk şeklinde konuştu. Gelecekte ise offline ve online dünyayı burada birleştirerek yeni yatırımlar yapacaklarını, 1 Ocak’tan itibaren tasarımın yenileneceğini, 1 sene sonra da yeni ürünle çıkacaklarını belirtti.

Bu arkadaşlar hem üniversite okudular, hem çalıştılar hem de kendi şirketlerini kurarak, büyüttüler ve yatırım aldılar. Yani, Türkiye’de çok da kolay olmayan bir başarıya imza attılar. Ben de bu arkadaşların hikayelerinin internet girişimcisi arkadaşlara örnek olmasını diliyor ve kendilerine yeni işlerinde başarılar diliyorum.

Atatürk' ün Başarmak İsteyenlere Tavsiyesi

Geçen gün Webrazzi’ de Türkiye’ de olmayan bir sektörü yaratmaya çalışan, bunun için çok iyi olan işinden ayrılmak dahil büyük riskleri göze almış girişimci bir gencin hikayesini yazdım.

Eleştiri almasını umuyordum. ( Eleştiri: Bir kişi, eser ya da konuyu doğru ve yanlışlarını göstererek anlatmak amacıyla yazılan kısa metin ) Webrazzi yorumlarında ve Friendfeed üzerine tartışma çıktı,  350′ den fazla yorum aldı. Tartışma yorum açısından zengindi ama eleştiriden yoksundu. Çoğu kişi eleştiri yapmadı, ahkam kesti, karaladı.  Bugün Farketing’ de “Başarısızlığın Tanımı” yazısını okumak beni bu yazıyı yazmaya itti.

Ben polemiklere hiç bir zaman girmemeye çalışırım. Yorumlarda zaten belirttim, tartışmaya taraf değildim. Tabii ki benim de ismimi vererek sataşanlar, tartışmaya çekmeye çalışanlar oldu, röportaj öyle yapılmaz böyle yapılır diyenler oldu. Sosyal medya’ nın bir gereği olarak bana karşı da olsa bütün yorumları onayladım ve okuyucuların takdirine bıraktım.

Yapmak istediğiniz ne olursa olsun, ister gül bahçesi yetiştirmek ister bir ülke kurmak. Olmayan bir şeyi sıfırdan yaratmak istiyorsanız tavsiye benden değil Atatürk’ ten geliyor. Kulak verin.

Başarı Hikayeleri

Gittikleri yolda ilerlerken taşları temizleyen insanlara “başarılı” diyorlar. Bazı insanların önünde ise kaya var. Önüne kaya çıkan bir çok insan ya o kayayı kaldırıp yoluna devam etmek istiyor ya da altından geçmeye çalışıyorlar. Camdan çıkmak için çaba sarf eden sinekler gibi her defasında geri sekiyorlar. Bunlar için genelde çok çabaladı, uğraştı ama olmadı, şansı yaver gitmedi gibi kelimeler kullanıyoruz.

Bir de karşılaştığı kaya karşısında sızlanıp ağlayanlar, her karşılaştığı kişiye kayanın ne kadar büyük olduğundan, kendilerinin de insan olduklarından bahsedip iç tatmin sağlayanlar var. Bunlar maalesef çoğunluğu oluşturuyor.

Diğerleri ise basitçe önüne kaya çıktığında biraz geri gidip hedefine başka yoldan ulaşanlar. Bunlara “başarı hikayesi” diyoruz. Şansı yaver gitmeyen adamın aksine yöntemini sürekli değiştirenler, asla pes etmeyenler, başarana kadar hep yeni yollar arayanlar. Bazı “başarı hikayelerini” birebir tanıdığım için çok şanslı hissediyorum kendimi.

Son Derece Yaratıcı İki Sosyal Sorumluluk Mesaji

dont

dontdd4

Tasarimi Yeni Boyuta Tasiyacak Bir Yenilik

Bu video tam anlami ile inanilmaz. Tasarimi yeni bir boyuta tasiyacak bir yenilik. Kaynak

Agaclari Koruyun


Trendinsights‘ ta gordugum muthis bir agaclari koruyun kampanyasi.

Sütaş Fikrimin Uygulaması


Daha once aklima gelen reklam fikirlerden birini Sutas’a gonderdigimi yazmistim burada. Yolda giderken sürekli dönen beton mikseklerinin Sütaş Ayran’ ın “Çalkala” konseptine ne kadar uygun olduğunu anlatmış, eğer böylesine kullanılmayan bir yeri, reklam alanı olarak seçerlerse bunun son derece yaratıcı ve değişik bir yaklaşım olacağından bahsetmiştim. İsmail’ in internette denk geldiği yukarıdaki resimde bunun uygulamasi yapılmış. Photoshop da olsa hoşuma gitti, belki yakında gerçeği de yapılır 🙂

Liderlik

Herkes saskin saskin etrafina bakinirken harekete gecmektir liderlik. Yasla, gucle, boy posla alakasi yoktur. Inanctir, kitleleri harekete gecirmektir, takim yaratmaktir. Ama her seyden once harekete gecmektir, arkasindan hic kimse gelmeyecegini bilse bile.

Not: Youtube videolarini izlemek icin bir kac basit adim

24 SAAT ÇALIŞMA

Haftasonu YGA ( Young Guru Academy)’da Unilever ve Pepsi’nin eski CEO’su Hasan Yılmaz çok ilginç bir şeyden bahsetti. Amerika’daki CEO’lar yardımcılarını Hindistan’dan seçiyorlar. New York ile New Delhi arasında 10,5 saat farkı var. Yani yardımcı, sabah ilk olarak CEO’nun işten çıkarken attığı maili görüyor. Örneğin; lütfen şu raporu hazırla. Yardımcı bütün gün çalışıyor, raporu hazırlıyor ve akşam 6’da CEO’ya mail atıyor. New York saati ile sabah 7 bucuk ve rapor hazır. Sıfır zaman kaybı, 24 Saat Çalışma. Baş döndürücü…

SORUNU KÖKTEN ÇÖZMEK

Tony Alessandra Platinium Rule seminerinde harika bir örnek veriyor: ( Golden Rule dediği altın kural ” insanlara / müşterilerinize kendinize davranılmasını istediğiniz gibi davranın” felsefesine dayanıyor. Platinium Rule ise bunun bir adım ötesine geçerek, insanlara onların istediği gibi davranın felsefesine… )

Bir fast food restoranının çoğu şubesi sorunlarla baş edemez hale gelmiş. Ve CEO olaya el koymuş: Tüm şubelerde kasanın yanında kendisine direk bağlı bir telefon koydurtmuş. Ve üstüne şöyle yazdırmış: Eğer bu restoranda sorununuz hemen çözülmezse, direk bana bağlanın, ve sorununuz CEO tarafından çözülecektir. Vee, CEO bir tek bile şikayet telefonu almamış. Çünkü çalışanlar, müşteriniyi telefonun ahizesini kaldırırken görünce üzerine atlayıp sorunları kökten çözmeye başlamışlar.

SANAL DUVAR

Güney Kore’den mükemmel bir trafik ışığı denemesi. Lazerle projeksiyon yapılan sanal insanlar. İşin içine şıklık, zerafet ve yaratıcılık katılmış, güzel bir şekilde harmanlanmış. Böyle projeler gördükçe, o kadar ilham alıyorumki. Aynen böyle, daha önce Dünya’da hiç yapılmamış bir ŞEY tasarlama tutkum tavana vuruyor. ( Springwise’ tan)

YALANABİLİR REKLAM


Sticker’ in altından tadına bakabileceğiniz bir üzüm suyu. İnanılmaz derecede kuralları yıkan bir reklam, dergide yayınlanan bir reklam bu kadar güzel olabilirdi. ( Farketing’ den )

KALIPLARINDAN KURTUL

←Önceki