2017’de Bizi Ne Bekliyor? Ajans ve Markalar için Dijital İçerik Yılı

2015 sonunda Ajans ve Markalar için 2015 Değerlendirmesi başlıklı bir yazı yazmıştım. Şimdi 2016 sonuna yaklaşırken (oldu mu o kadar ya?) önümüzdeki seneyi kendi penceremden anlatma zamanı:

2015’teki yazıyı şöyle bitirmiştim:

“2016 için yüzlerce trend sayabiliriz. (Bknz: Bu sene mobilin yılı olacakmış 🙂 Sadeleştirmek gerekirse bence Ajans ve Markaların 2016’da fark yaratmak için üzerine eğilmesi gereken temel konu şu:

Dijital hikaye anlatımına (Digital Storytelling) önem veren marka hikayesinin yaratımı ve anlatımı ve buna bağlı olarak Shutterstock yerine Styling’e önem veren fotoğraf çekimleri, özel çekim videolar gibi prodüksiyon bazlı işler.”

Geçen hafta Kristal Elma’daydım. Bu sene yakın arkadaşım Hakan Akben’in de Eli Acıman salonunda sunuculuk yapmasından kaynaklı oturumların çoğuna katıldım, trendlerin çoğunu dinledim. Özet geç diyenler için söyleyeyim: Batı Cephesinde Yeni Bir Şey Yok!

Youtube’dan, Faceboook’tan, Twitter’dan, Instagram’dan, tonla marka ve ajanstan kişiler konuştu. Önceki senelere oranla en farklı şeyin şu olduğunu söyleyebilirim: Son birkaç yıldır: Bu sene videonun yılı olacakmış, bu senenin yükselen trendi mobil gibi herkesin bildiği laflar bu sene yerini gerçekleşmiş verilere bırakmış. Bu sene gerçekten videonun, mobilin ve gerçek zamanlı iletişimin yılı olmuş.

Kuvvetli bir duyuma göre Facebook da video içerik üreticileri için para kazanma / gelir paylaşım modellerini 2016 sonuna kadar hayata geçirecekmiş. Yıllardır konuştuğumuz bir şey bu ama eğer gelirse video konusunda Youtube’un karşısına çok güçlü bir oyuncu dikilecek demektir.

Bir parantez açmam gereken konuşma Nobel Ödüllü Aziz Sancar’dan geldi:

Bu konuşma dinleyenlere hem ilham verdi hem de onları ağlattı:

Dönelim konumuza: 2017 Markalar için içerik projeleri yılı. Son zamanlarda bazı markaların içerik projelerinde bulundum. Tabii benim için haftasonları bol seyahatli geçti. Eylül sonunda İş Bankası sponsorluğunda Patara Gezisi vardı. Eylül ayı içerisinde Accor Hotels sponsorluğunda Konya-Eskişehir gezimiz vardı. Gene harika bir ekiple. Bir de Ekim başında haftasonu bizi Karaköy’deki Hotelleri’nde ağırladılar. Aşağıda da Halfeti’den (Şanlıurfa) bir kare.

Halfeti’den bir kare… #bizegöregaziantep #accordingtous

A photo posted by Hasan Basusta (@hasanbasusta) on

Bu yazı hem gezileri hem de dijital perspektiften yeni eski projelerin yeniden ortaya çıkmasını anlatacağım.

Önce Biraz Sosyal Medya Tarihi 🙂

Sene 2010 falandı. Bloglar ve Friendfeed etrafında biraz takipçisi olan kişiler her akşam büyük markalar tarafından bir yerlere çağrılıyordu. Boğazda yüzlerce kişilik “event’ler” yapılıyor. Yemekler, içkiler hunharca götürülüyordu. 20’li yaşlarının başındaki hatta bazıları 10’lu yaşlarının sonundaki bu gençler kendilerini yeni gazeteciler olarak görüyor ama olgunlukları da olmadığı için olur olmaz kavgalar çıkartıyor, markayı da ajansı da yönetilmesi zor bir durumda bırakıyordu. Bir de bunun ürün gönderme ayağı vardı. Orada da Stabilo kalemler yüzünden bile kavga çıkmış ve olaylar gelişmişti. Friendfeed adeta forumlardaki Sezen Aksu kavgalarına dönmüştü. Şimdi Friendfeed bile kalmadı, olsa da link versem. Sonuç olarak, birkaç sene içinde blogger’ları bir yerlere toplamanın ne sonuç ne de yönetilebilirlik açısından pek işe yaramadığı anlaşıldı. Ve event’ler bıçak gibi kesildi.  Sadece moda gibi birkaç niş alanda bu event’ler devam etti. Blogger kavramı da yerini “dijital fikir lideri” kavramına bıraktı zira blogger denilen kişilerin blog yazmayı yıllar önce bırakmış, bazılarının blogu bile kapanmıştı.

Sosyal medyanın son yıllarda önce fotoğraf sonra videoya kayması ile birlikte özellikle makyaj ve yemek tarafında bu hediyeler devam etti. Yuutupçu’luğun popi olduğu günümüzde, içerik de büyük oranda kötü kelime espirileri yapanlardan bir hayat stili olan, entelektüel birikimi yüksek, düzgün iletişim kurabilen kişilere doğru kaydı. (Bağıra çağıra, çevresindeki adamlara vura vura Recep İvedik tarzı espirilerle milyonlara hitap eden Vine fenomenlerini saymıyorum) Onlar daha çok kişiye hitap ettiler ama markalar tarafındaki gelir modellerini kaybettiler. Ayrıca kapris yapan, çoluk çocuğu da kusura bakmasın kimse çekemez.

Buradan yetkililere bir ricam olacak: Parayla içerik girme furyası da azalarak bitsin lütfen. Hele de marka mesajını, şu görsel, şu hashtag ile paylaşın durumu daha çok kişiye ulaşmanızı sağlayabilir ama bununla olumlu bir algı yaratıldığını söyleyemeyiz. Burada dijital iletişimcilerin işi mesajı parayla dağıtmak ve sosyal medyadan paylaştırmak değil, etkili kişilerin paylaşım yapabilecekleri deneyimleri tasarlamak. Bir ara iş geçilemeyen Trivago reklamlarına dönmüştü de, neyse artık daha az görüyorum bu “projeleri”.

Kompozisyon Bilmeyen Giremez!

Telefonların gelişmesi ile birlikte eskiden bir azınlığın sahip olduğu fotoğraf bilgisi gittikçe kitleselleşiyor. Artık kompozisyon, ışık, kontrast, perspektif, denge, oran, estetik bilmeyen birisinin bu projelerde yer alma ihtimali azalıyor. İşin sadece teknolojisine değil aynı zamanda sanatına, felsefesine, sosyolojisine ve ekonomisine hakim kişiler öne çıkıyor. Peki markalar bu işten ne kazanç sağlıyor? Son zamanlarda içinde bulunduğum 2 iyi örnek ile anlatayım.

#bizegöreKonya

A photo posted by Hasan Basusta (@hasanbasusta) on

İş Bankası’nın sponsor olduğu Patara Kazı gezisi bir sosyal sorumluluk projesiydi ve bir basın gezisiydi. Cumhuriyet, Milliyet gibi gazetelerden gazetecilerin yanı sıra 8 kişilik dijital fikir lideri (digital influencer) vardı. Bu kişilerin arasında gezi bloglarının yanı sıra Arkeolog ve http://arkeofili.com/ ‘u temsilen bir kişi olması önemliydi. Yani, niş konularda etki sahibi olmanın markalar tarafında değerli olduğu yıllara geldik. Ekim ayında gene İş Bankası Sponsorluğu’nda Gürcistan’a gideceğiz. Bu sefer konu Satranç. Belki oralara kadar gitmişken Gürcü Hamsi’si de yeriz. Neyse şakaya bağlamayım işi, ciddi konuşayım.

A photo posted by Hasan Basusta (@hasanbasusta) on

Accor Hotels’in sponsorluğundaki gezi ise bence çok iyi bir içerik projesi oldu. Projeyi gerçekleştiren Vizesiz Geziyorum ve Şehir Notları eksiksiz bir organizasyon gerçekleştirdiler. Gaziantep Yazısı’nı yazmıştım. Buradan okuyabilirsiniz.

Bu tür işlerde dijital fikir liderlerini paylaşımlarının yanında en büyük etki, işin sonunda çıkan fotoğraf ve videolardan geliyor. Deneyim yaratma ve estetik gene öne çıkan kavramlar. Ben bu konuda henüz başlangıç seviyesindeyim.

  1. Halfeti’de Drone ile çekim yapılırken çektiğim fotoğraf
  2. Projenin sonunda çıkan Konya videosu (Mehmet Ali ve Özkan’ın ellerine sağlık)
  3. Eskişehir’de çektiğim bir fotoğraf.

Drone ile Halfeti çekimi by @15.rec #bizegöregaziantep #accordingtous

A photo posted by Hasan Basusta (@hasanbasusta) on

Sonuç olarak, 2017’de çoğunluğu fotoğraf ve video olan daha fazla içerik projesi göreceğimizden emin olabilirsiniz. Tabii bu 7C’den öncelikle Concept, Context ve diğer C’leri oturtmuş markalar için geçerli. 7C de ne neyin nesi diyorsanız: Dijitalden Para Kazanmanın 7C’si yazımı okuyun. Diğer C’ler tamamsa, bu tür projeleri 2017 bütçelerine koymak için doğru zamanlardayız.

ilber-ortayli-dijital-age-hasan-basusta

 

Comm

4 Yorum

Safiye Yaşar ErdigerOctober 11th, 2016 10:58 pm

Selam
Gmailinize mesajımı attım. Bir an önce geri dönüşünüzü bekliyorum. İyi geceler.

Mehmet OrtaçDecember 2nd, 2016 11:32 am

Aziz Sancar gibi bir değer bu ülkeye tekrar zor gelir. Umarım onu da tüketmeyiz.

borsaDecember 10th, 2016 3:06 pm

paylaşımlarınızı çok yaratıcı buluyorum teşekkürler ellerinize sağlık

BFT TürkiyeMay 2nd, 2017 11:12 am

Teşekkürler

Yorum Yapın

Mesajınız