Young Guns İzlenimlerim

Project House Young Guns

Türkiye’de dijital pazarlamaya en çok ilgi duyan insanlardan birisi olarak daha önce Webrazzi’de yazdığım Young Guns’ın ofisinde olmaktan oldukça keyif aldım. Bugün finale kalan 25 gencin sunumlarını Uğur Özmen, Yüce Zerey, Project House’nin kurucuları Cüneyt, Serhat ve Sinan Günal, Ülker’den Dilek  Ergenekon, Devletşah – Barış Özcan, Hakan Şenbir, Tuğçe Esener, Cabbar ile aynı toplantı odasında geleceğin dijital pazarlama silahlarını dinlemek oldukça heyecan vericiydi. Ayrıca, Türkiye’de Dijital Reklamcılığın geleceğini anlamam açısından da oldukça yararlıydı.

Artık bu günün sonunda şunu biliyorum: Dijital mecraya inanan, maddi manevi destek olan, gençlere arka çıkan insanlar var bu ülkede. İnanılmaz derecede şık, her gencin çalışmak isteyeceği  keyifli bir ortam yaratmışlar. Harika çalışma ve oyun alanları var. Play Station, Langırt bir yana ben en çok Street Fighter’a bayıldım. Beni çocukluk yıllarıma götürdü 🙂

Aralarında müthiş gençler vardı, her biri ayrı bir zeka pırıltısıydı. Yüzden fazla kişi arasından ilk yirmi beşe kalmışlar, şimdi de ilk altıya kalmak için uğraşıyorlardı. Benim kişisel olarak en beğendiğim arkadaştan örnek vereceğim aşağıda. Diğerleri hakkında yorum yapmayayım, haksızlık olmasın. Grup olarak da çok iyiydiler ama özel olarak bu arkadaş dijital konusunda diğerlerinden daha bilgiliydi. Neden daha iyiydi diye sordum kendime. Cevabı 3 ana maddeye indirdim. Young Guns bir maraton olduğuna ve sürekli yenileneceğine göre bu 3 madde yeni seçilecek Genç Silahlara fayda sağlayabilir. ( Hemen belirteyim, bunlar tamamen kişisel görüşlerim, ben jüri üyesi değilim ve tabii ki görüşlerimin hiçbir etkisi ve bağlayıcılığı yok. )

1. Risk alma ve kendine güven: Hedefleri tutturamadığımızda müşteriden para istemeyeceğiz diye bir iddaa ile çıktılar. Tecrübesiz bir takım için oldukça büyük bir iddaa, altını doldurmak gerekiyor ama tebriği de hak ediyor.

2. Konuya hakimiyet: Bütün gruplar içinde mikro site, augmented reality, Iphone application, sosyal medya, bloglar, SEO, SEM kelimelerini en yerinde kullanan gruptu. Aslında sunum süresi kısa olduğu için sadece ne yapacaklarını anlattılar. Nasıl yapacaklarını bile anlatmadılar ama bu kadarı bile yeterli oldu.

3. Kelime seçimi: Kelime seçimleri özenliydi. Bazen cümledeki tek bir fazla kelime bütün cümleyi bozabilir. Örnek veriyorum: Sosyal Medya ile falan bayaa ilgiliyimdir cümlesindeki tek bir kelimenin bu cümleyi ne kadar bozduğunu rahatlıkla görebiliyorsunuz. İlginç olan ise çoğu gencin buna konuşma dilinde dikkat etmemesi. Nerede çalışıyorsunuz sorusunun cevabı “Project House şirketinde” veya “Project House diye bir şirkette” şeklinde cevap vermek karşı tarafta bambaşka iki duygu uyandırır.

( Bir de herkes birbirine bakarken, ortaya çıkan ve sorumluluk alan arkadaşı takdir ettim. Neredeyse sunum boyunca hiç konuşmadı ama en zor anda ortaya çıktı. Çok anlık bir şeydi. Gene de çabasını yeterli bulmadım, ben olsam yedek soyundururdum.)

Peki ne yapmamalı. Gözlemlerimi gene 3 ana maddeye indirdim:

1. Kesinlikle, ne olursa olsun, sözlere bahane ile başlamamalı. Anında üstünüz çizilir. Bazıları daha şanssız gruptaydı, bazıları sayı olarak eksikti ama karşı taraf genellikle bunu pek düşünmez. Burada her şeye rağmen… kuralı geçerlidir. Biliyorum kolay değil ama mümkün olduğunca “çok heyecanlıyım” da demeyin. Zor olsa da heyecanınızı kontrol etmeyi öğrenmelisiniz.

2. Gençlerin doğal olarak kurumsallıktan hiç haberleri yok. Bazıları reklam nedir, pazarlama nedir, müşteri nedir, brief nedir hiç bilmiyorlar. Rakiplerini hiç duymamışlar. Bu anlaşılabilir bir şey ama bunlardan haberdar olan birisi de arkadaşların birkaç adım önüne geçerdi. Yapmanız gereken tutkunuz olduğunu iddaa ettiğiniz konuda biraz bilgi sahibi olmanızdı.

3. Neredeyse hiçkimse “Farkınız Ne?” sorusuna doğru düzgün bir yanıt veremedi. Yaratıcıyız, genciz cevabı bir farklılık değildir. O zaman karşı taraf  herkes yaratıcı, herkes genç dediğinde söyleyecek daha güzel bir şey bulmalısınız.

Daha da yüzlerce şey yazabilirim ama sanırım ne demek istediğimi anladınız. Her şeye rağmen bu arkadaşlar çok akıllılar, çok gençler ve öğrenecekleri çok şeyleri var. Seçilen seçilmeyen herkes zaten ön elemeyi geçti, yakın gelecekte hepsi ile bir yerlerde eminim tekrar karşılaşırız. Hepsini tebrik ediyorum ve bu müthiş organizasyon için Project House ekibine ayrıca tebriklerimi sunuyorum.

Tweet'leyerek Girişim Sermayesi Alanlar

Ağustos ayında Webrazzi’de yazdığım “140 Karakterde Girişim Sermayesi Almak” konulu yazım oldukça ilgi çekmiş, Türkiye’den çok sayıda girişim fikri twitter vasıtası ile girişim sermayesi adayı olmuştu.

Konunun özeti şuydu: Richard Branson’a iş fikrinizi Twitter vasıtası ile direk  gönderebileceğiniz bir ortam oluşturulmuştu. Bunun için tek yapmanız gereken iş fikrinizi @PerfectBusiness‘a Tweetlemek ve Hashtag (#) olarak Micropitch yazmaktı. Geriye kalan 111 karakterde de iş fikrinizi anlatmak.

Pazartesi günü bu yarışma sonuçlandı. Türkiye’den hiçbir iş fikri dereceye giremese bile ilk üçe giren fikirler görülmeye değerdi. Normal şartlarda Richard Branson ile tanışmaları pek mümkün olmayan girişimcilerin kısa mesaj atar gibi fikirlerini gönderme imkanları artık girişim sermayesi alma konusunda da yeni bir çağa adım attığımızın göstergesi, internet sayesinde eskiden hayal bile edemeceğimiz imkanların parmaklarımızın ucuna geldiğinin en güzel örneklerinden biriydi. Umarım, yakın zamanda bu örnekleri ülkemizde de görmeye başlarız.

Her İnternet Girişimcisinin Bilmesi Gereken Bir Hikaye: Ortakantin.com

ortakantin-yourthrep-logos124 Eylül 2009 Perşembe akşamı gerçekleşen etohum’da iki internet başarı hikayesini dinledik. Bir tanesi geçtiğimiz haftalarda Youth Republic tarafından satın alınan Ortakantin, diğeri Silikon Vadisi’nde kurulan ve 2 milyon Dolar yatırım alan Grou.ps idi.

Yaklaşık 150 kişinin katıldığı toplantıda Orta Kantin adına kurucular Vadi Efe ve Volkan Biçer, siteyi satın alan Youth Rep adına ise Serhat Gürcü konuştu ve genel olarak bu başarıda neyin etkili olduğunu anlattı.

Ortakantin’in hikayesi şöyle başladı: 1984 doğumlu iki genç Vadi Efe ve Volkan Biçer, bu işe 2004 yılında üniversitede başladılar, yazılımdan pazarlamaya tamamen amatör bir ruh ile giriştiler. Boş zamanlarında kod yazdılar, geri kalan zamanlarında arkadaşlarına siteden bahsetmeleri ilk pazarlama faaliyetleriydi. Daha sonraki pazarlama faaliyeti ise el ilanları dağıtmak oldu. İlk serverlarını arkadaşları sağladı, daha sonra da bu maliyetleri ceplerinden karşılamaya başladılar.

Vadi de Volkan da Boğaziçi üniversitesinde okurken aynı zamanda çalışmaya başladı. İkili, bunu da bir avantaj olarak kullandıklarını, çalıştıkları sırada edindikleri iş çevrelerine bu işi kolayca anlatabildiklerini söyledi.  Yollarına beraber iş yaptıkları insanların da yardımını alarak devam ettiler. Şimdi ise ortakantin’in bütün üniversitelere, 500 liseye ve yüzlerce ilköğretim okuluna erişimi var.

etohum ortakantin

Peki, Ortakantin 100.000 üniversite öğrencisine ulaşmayı nasıl başardı? Vadi, Ortakantin’i Facebook Amerika’da çok popüler iken kurduklarını ve bunun da başarıların da ciddi bir etken olduğunu söyledi. Volkan ise, şansın ve  komünitenin bir parçası olmalarının buradaki en önemli kriterler olduğunu belirtti. Yani, eğer öğrenci olmasaydık bu topluluğu çok kolay yönlendiremezdik.  Bir de hedef kitlemizin çok net olarak belirlememizin de etkisi büyük şeklinde konuştu.

Youth Rep’in kurucu ortaklarından Serhat Gürcü ise Vadi ve Volkan’a katıldığını ek olarak buradaki önemli kriterlerden birinin “o işe adanmak” olduğunu söyledi. Youth Rep.’in gençleri hedefleyen markalara 360 derece pazarlama sunan bir ajans olduğundan bahseden Gürcü,  dijital tarafta bugüne kadar yoktuk. Bu noktada bizimle aynı kitleyi hedefleyen ortakantin ile ortak olmayı stratejik olarak uygun bulduk şeklinde konuştu. Gelecekte ise offline ve online dünyayı burada birleştirerek yeni yatırımlar yapacaklarını, 1 Ocak’tan itibaren tasarımın yenileneceğini, 1 sene sonra da yeni ürünle çıkacaklarını belirtti.

Bu arkadaşlar hem üniversite okudular, hem çalıştılar hem de kendi şirketlerini kurarak, büyüttüler ve yatırım aldılar. Yani, Türkiye’de çok da kolay olmayan bir başarıya imza attılar. Ben de bu arkadaşların hikayelerinin internet girişimcisi arkadaşlara örnek olmasını diliyor ve kendilerine yeni işlerinde başarılar diliyorum.

Başarıya Giden Yol

road to successBugüne kadar okuduğum Başarıya Giden Yolları anlatan birçok kitabın özeti niteliğinde, onlarca metaforu içinde barındıran harika bir karikatür. Yolculuğa en alttan başlayın ve yukarıya doğru devam edin.  İngilizce bilmiyorsanız bile resmin üzerine tıklayın, bir sözlük yardımı ile kelimelerin anlamlarına bakın ve dikkatlice inceleyin mutlaka. Memnun kalacaksınız. (via Özer)

Big Big Gerilla

Big Big sakızlarının ne kadar büyük baloncuk çıkarabildiğini gösteren eğlenceli, etkileyici bir gerilla. Kaynak

Soutwest Airlines Virali

Son zamanlarda gördüğüm en eğlenceli viral çalışma. Bu vesile ile THY konkurundan zaferle çıkan ajanslara özellikle Mobilera’ya başarılar diliyor ve yeni işlerini merakla bekliyoruz 🙂

Pazarlama Profesyonellerinin Mutlaka Okuması Gereken 5 Kitap

Aslında liste uzatılabilir. Eminin işini iyi yapan pazarlama profesyonelleri bu kitaplardan en az ikisini okumuştur. Eğer öyleyse diğer üç kitabı da tamamlamanızı öneririm. Yok, daha azını okuduysanız çok şanslısınız ve önünüzde harika vakit geçirebileceğiniz bir kısa liste var.

5. Jeffrey Gitomer – Satışın Küçük Kırmızı Kitabı: Adından da anlaşıldığı gibi bu bir pazarlama kitabından çok satış kitabı. Ama satış da pazarlamanın bir süreci olduğuna göre işe önce satışı anlamaktan başlayabiliriz. Bu kitap satışı ve satışın nasıl yapılması gerektiğini çok iyi anlatıyor ve kesinlikle kitaplıklardaki yerini almalı.

4.Richard Branson – Screw It, Let’s Do It: Bu kitabın Türkçesi sanırım yok. Ben “ Yapalım, Anasını Satayım” diye çeviriyorum. Bu çok kolay okunan kısa kitap Richard Branson’un girişimci hikâyesini ve olaylara bakış açısını anlatıyor. Özellikle sadece düşünen ve harekete geçmeyen bir insansanız Richard’in hareketlerinden çok şey öğrenebilirsiniz.

3. Seth Godin – Mor İnek: Bir pazarlama klasiği. Ana konusu ise farklılaşma ve değişik düşünme. Sıradanlıktan sıyrılmak için okunması gereken kitaplar arasında en önemlisi, en ilham vereni.

2. Philip Kotler: Pazarlama’nın Temelleri: Bu kitabı okumamış bir pazarlama profesyoneli düşünemiyorum. Daha çok pazarlamaya yeni giren arkadaşların Pazarlama’ nın Temellerini alabilecekleri bir başyapıt. Pazarlamayı çok iyi bilenlerin de tekrar tekrar dönerek yararlanacakları bir referans kitap.

1. İşinizi Yeniden Yaratın- Tom Peters: Hayatta en çok ilham aldığım isimlerin başında geliyor Tom Peters. Eğer Tom Peters’ in hiçbir kitabını okumadıysanız çok şey kaçırmışınız demektir. Sadece bu kitap değil, en başta “ Kendinizi Markalaştırmanın 50 Yolu” ve “Vay Canına Dedirtmek” de bu kitabın tamamlayıcısı niteliğindedir. O yüzden, aslında bu kitapların hepsi kendinize yapacağınız en büyük yatırımlardır.

Sizin başka tavsiye edeceğiniz ve “Mutlaka Okunmalı” dediğiniz kitaplar var mı?

P.S. Bu yazım sevgili Cengiz Çatalkaya tatildeyken kendisinin bloğunda yayınlanmıştır.

Baktığınızı Algılayan Reklam

3708879919_5b16841392

Gene harika dizayn edilmiş çok yaratıcı bir reklam. Aile içi şiddetin konu edildiği posterin hemen üzerinde bir hareket sensörü var ve kimse bakmazken ilk görüntüyü, birisi bakarken ikinci görüntüyü gösteriyor. Kaynak

Geleneksel Pazarlama VS Yenilikçi Pazarlama

Geleneksel Pazarlama: Mesaj iletmeye çalışmak

Yenilikçi Pazarlama: Cevap vermek

Ortalama bir Amerikalı 245 reklam mesajıyla karşılaşıyor her gün. Ayda 7485 mesaj eder. Herkes reklam yaptı, oyunun kuralı buydu. İnsanlar mesajları absorbe etti bir süre için. Aslında bu süre baya uzun sürdü. İnsanlar sıkıldı. Bir süre sonra reklam onlara bir şey ifade etmemeye başladı. Televizyonda görünce kanal değiştirdiler, bilboardda görünce kafalarını çevirdiler. Pazarlama iletişimi değişmeye başladı. İnsanlar dinlemediler. Ta ki kendileri isteyinceye kadar.

Ve geleneksel pazarlama yara aldı. Ölmedi ama can çekişiyor. Sonra, insanlar merak ettikleri markaların peşine düşmeye başladılar. Google’ da arattılar, web sitelerine girdiler. O zaman bile iletişim tek yönlüydü. Daha sonra dijital araçlar geldi. İnsanlar sosyal medyada kalabalıklar oluşturmaya başladıkça markaların dikkatini çektiler. Facebook’ ta grup kurdular, uygulamalar geliştirdiler. Cebimize kadar girdiler, Twitter’ dan iletişime geçtiler. Bloglar yazdılar, yorumlar aldılar. Aralarında başarılı olanları müşterilere içerik yarattırdılar, diyaloga geçtiler. Kitlesel iletişim geride kaldı, bireysel iletişime geçildi. İnsanlar markaları tekrar dinlemeye başladılar. Ta ki yeni bir yol bulunana kadar, o yeni yol ne miydi…

Dahice Tasarlanmış Bir Pazarlama Yönetimi: Harry Potter

harry-potter-ve-melez-prensPunk Marketing pazarlamada farklılık yaratarak nasıl başarı elde edildiğini örneklerle anlatan çok sevdiğim bir kitap. Kitaptaki örneklerden birisi Harry Potter markasını ön plana çıkartacak bir taktiğin nasıl uygulandığını şöyle anlatıyor:

Dördüncü kitap “Harry Potter ve Ateş Kadehi”  Temmuz 2000′ de hem İngiltere’ de hem de Amerika’ da aynı anda piyasaya sürüldü. Öncesinde kitapçılara, medyaya, halka hatta Harry’ nin kendisine bile çok az bilgi verilmişti.

Kitabın hikayesi ile ilgili hiçbir şey yayınlanmamıştı; kapak bile gizli tutulmuştu. Rowling, kitap çıkmadan önce hiç röportaj yapmadı, hatta kitabın ismi bile uzun süre açıklanmadı. Satıcılar, lansmana kadar kitapların paketlerinde tutmak için çok ciddi emirler almışlardı ve çoğu ambargo kalkar kalkmaz satışa başlamak için mağazalarını gece yarısında açtılar. Öyle Yıldız Savaşları tadındaydı ki!

Daha sonraki lansmanlar da aynı şekilde yapıldı. Ancak plana, resmi satış gününden önce Kanada’ daki bir kitapçıda ” Oh!, Çok özür dilerim” diyerek 14 kopya Harry Potter ve Melez Prens kitabı satılması gibi birkaç taktik eklenmişti. Bugün, Harry Potter markasının değeri 1 milyar dolardan fazla ve utangaç Rowling İngiltere’ deki en zengin, medya için en vazgeçilmez kadınlardan biri yaptı.

Punk Marketing ( 2007 basımı) değerin 1 milyar Dolara ulaştığını söylese de Ali Atıf  Bir Hürriyet’ teki yazısında bu imparatorluğun 5 milyar Dolara ulaştığını söylüyor. Bu başarıyı da şöyle açıklıyor: Harry Potter yaratıcılarının kompleksleri yok. Ürünlerini bir marka gibi görüyorlar ve bugün marka konusunun çocuk edebiyatı dahil yaşantımızın her anını derinliğine etkilediğini kabul ediyorlar. Harry Potter’in başarısı 5 milyar dolarlık başarısı da çok dahice tasarlanmış etkili pazarlama yönetimine dayanıyor. Pazarlama akademisyeni ve Harry Potter hayranı Stephan Brown’da oturmuş Harry Potter’ın pazarlama ve markalama sihrini derinliğine incelemek için “Harry Potter’ın Marka Sihri isimli bir çalışma yapmış. Harry Potter’ın modern pazarlamanın en büyük örneklerinden biri olduğunu bir bir anlatmış. Ortaya her pazarlamacının okuması gereken mükemmel bir “modern pazarlama ve markalama” kitabı çıkmış. Brown kitabında şöyle bir cümleye yer veriyor: “Bugün markalaşmanın kalbinde müthiş bir sihir yatıyor. Ve bu sihir öncelikle bir öyküyle başlıyor. Ve bu öyküyü iyi anlatmakla…” Brown’a tüm kalbimle katılıyorum.. Markalaşmayı da anlamak her şeyden önce insan yaşamında öykülerin ve öykü anlatmanın sihrini anlamaktan geçiyor. Bir de bunu bizim yazarlarımız anlayabilse!

Ali Atıf  Hocamın cümlesini tekrar ediyorum: Harry Potter’in başarısı 5 milyar dolarlık başarısı da çok dahice tasarlanmış etkili pazarlama yönetimine dayanıyor. Buna çoğumuzun piyasaya sızdı, lansmandan önce bilgiler gizlice elde edildi gibi safça inandığımız ama aslında marka kontrolünde olan casusluk haberleri ve dahice yapılan gerilla uygulamaları dahil.


Yaratıcı Çikolata Reklamı

milkyway_store

Çikolata tadında bir gerilla reklam uygulaması. Buradaki kaynak’ ta dahası mevcut.

Gerilla Reklam Ödülleri – Croquette

dexter

Dünya’ da ilk defa Gerilla Reklamcılık ödülleri dağıtıldı. Yukarıdaki reklam benim en beğendiğim işti ve Field Marketing ( Saha Pazarlama) konusunda gümüş ödülün sahibi oldu. Burada daha bir çok ilham alabileceğiniz işler bulabilirsiniz. Bu güzel yarışma için Torke’ ye ve Lisbon Ad School’ a teşekkür ediyor, bu ödüllerin ikincisini merakla bekliyoruz.

Amsterdam Sokaklarını Lego ile Tamir Eden Mimarlık Öğrencileri

lego3

lego2

Amsterdam’ da mimarlık öğrencilerinin sokakları LEGO ile tamir etmesi. O amaçla mı yapıldı bilmiyorum ama harika bir gerilla pazarlama örneği. Kaynak

Yaratıcı Duracell Reklamı

Duracell

Harika bir yaratıcı reklam örneği. Ajans: Impact BDDO, Dubai. Kaynak.

Ekstra Sert Kahve

mambocino-coffee-co