Başka Bir Kariyer Mümkün

30 Nisan’daki Marketing Meetup’ta çok güçlü bir konuşmacı listesi var. Garanti Bankası, Nivea, Migros, Samsung, n11 gibi Türkiye’nin en büyük şirketlerinin üst düzey yöneticileri… 850 kişilik salonda şimdiden yer yok.

Bu Pazarlama Konferansı’nda pazarlama, sosyal medya yerine şundan bahsetmek istiyorum: Sanki kurumsal kariyer yapmak çalışma hayatındaki tek yolmuş gibi anlatılıyor. Bu konferansta ben bunun dışında bir Dünya’nın mümkün olabileceğini anlatmak istiyorum. İlginizi çekerse 30 Nisan’da beklerim.

P.S: En çok okunan yazım: 30’lu yaşların başındaki anlam arayışı 

Oyun Oynayarak Daha İyi Bir Dünya Yaratabilir miyiz?


Bilgisayar oyunlarının çoğunun zaman kaybı olduğunu düşünürüm. Çoğu zaman popüler olmuş bir oyunun “gamification” kurgularına bakar, birkaç saatimi geçirir, çıkarım. Yalnız, bu konuşma bakış açımı biraz değiştirdi. Daha doğrusu açımı genişletti.

Madem HAFTADA 3 milyar dakikasını oyunlara harcayan çok büyük bir kitle var. Bu kişileri sanal değil, gerçek dünya sorunlarını çözmek için nasıl kullanabiliriz? Cevabı 20 dakikalık bu TED Videosunda, ben çok etkilendim, umarım siz de etkilenirsiniz. Türkçe altyazı seçeneği mevcut.

Çok Başarılı Bir Organizasyon: Social Media Summit

Cumartesi günü Sabancı Üniversitesi’nin düzenlediği Social Media Summit’de bir sunum yaptım. Yaklaşık 300 kişinin katıldığı çok başarılı bir organizasyondu, düzenleyenleri tebrik ederim.

Gerek konuşmacılar gerek dinleyiciler çok iyiydi. İlk olarak Coca Cola İnteraktif Pazarlama Müdürü Yüce Zerey güzel bir sunum yaptı, sonrasında Google Türkiye, Ortadoğu ve Afrika’dan sorumlu Pazarlama Müdürü Mustafa İçil‘in sunumunu izledik. Sonrasında sıra bana geldi.

Normalde üniversitelerde, markalar sosyal medyada nasıl davranıyor, nasıl davranmalı, topluluk yönetimi-tasarımı, sosyal medya kampanyaları gibi konular işliyorum. Birkaç defa da Sosyal Medya ve Siyaset anlattım. Yalnız, bu sefer üniversite öğrencilerine en fazla yararlı olacağını düşündüğüm yeni bir sunum hazırladım. İnsan Kaynakları bakış açısından “Üniversite öğrencileri sosyal medyada nasıl davranıyor, nasıl davranmalı’yı” anlattım. Oldukça keyifli bir sunum oldu.

Benden sonraki sunumlardan Alemşah’ınkini çok beğendim. ( Tüm programı buradan inceleyebilirsiniz) Sunumun sonunda tüm konuşmacılara jest olarak adımıza plaket verdiler.

Özetle şunu demek istiyorum: Baştan sona çok iyi organize edilmiş, tüm ayrıntıları düşünülmüş, katılımcılara çok keyifli bir gün yaşatan  çok başarılı bir organizasyondu. Üstelik öğrenciler tarafından düzenlenmişti. Ülkemizde öğrencilerin böyle organizasyonlara imza atması ülkemizin geleceği açısından çok umut verici. Bir kez daha, tebrikler herkese…

Sosyal İletişim, CRM ve Ticaret – P&G Örneği

Sosyalleşen dünyada bir tek medya kelimesinin önüne bu kelimeyi koyma vizyonunu göreceli olarak ufak buluyorum. Sosyal medya trend olmasına rağmen, buzdağının görünen ucu bile değil. Markalar için çok fazla fırsat var. En önemli gördüğüm 3 fırsat ise şunlar:

1- Sosyal İletişim: Şu anda içinde bulunduğumuz durum. Markaların sosyal ağlarda topluluk yaratması yani iletişim yapabilecekleri yeni bir medya yaratmaları. Aynı televizyon gibi, radyo gibi…

Önemi Türkiye’de anlaşılmaya, efektif sonuçlar alınmaya başlandı. Öncü markalar tarafından uygulanıyor. ”Me too” ( Ben de orada olmalıyım) markaları ”me too” (sosyal medyada çok para varmış, bu işi biz de yaparız ajansları) ile hızla bu alana yatırım yapıyorlar. Sıradanlaşma başlıyor, taklitler çoğalıyor ama pasta da büyüyor. Ajanslar için ”cash cow” zamanı.

Sonuçta ajans mantığı çoğu zaman sektörden yalnızca tek bir marka ile çalışmaya müsait. En iyi ajansları de en iyi/öncü markalar alıyor. Park yeri gibi, en iyileri önceden kapılmış oluyor.

2- Sosyal CRM: En dar anlamıyla markalarının databaselerinin Facebook id’leri ve diğer sosyal hesaplar ile eşleştirilmesi sonucunda müşterisini daha iyi tanıyan, daha kişiselleştirilmiş öneriler yapabilen akıllı sistemler yaratmak.  (Sanıldığının aksine sosyal ağ destek programı yapmak değil.) Tabii ki, sadece bundan ibaret değil ama bu konunun Türkiye’de anlaşılmasına henüz var. Dünya’da bile çok başarılı bir örneğe rastlamadık çünkü. Aslında bu büyük bir fırsat çünkü dünyadaki en başarılı örneği Türkiye’den çıkarabilme şansımız her zamankinden yüksek.

3- Sosyal Ticaret: İşte ticareti, e-ticareti, iş yapma biçimimizi yani aslında dünyayı kökten değiştirecek bir yeni bir kavram. Üstelik teknolojisi hazır, uygulamaların ilk örneklerini gördük. İlk uygulama örneklerinden bir tanesi, dünyanın en öncü markalarından, Procter and Gamble’den geldi:

P&G güzellik ürünlerini Facebook’tan satmaya başlıyor. Şu cümle dünyada ticaretin geleceğinin ne olacağının bir özeti gibi sanki:

Max Factor has become the first Procter & Gamble brand to sell directly to consumers via Facebook as the FMCG giant experiments with ecommerce initiatives.

Facebook bu konuda sayfaları ile, reklamları ile, Places ile, Credits’i ile tüm ekosistemini kuruyor. Çok yakında Facebook’a girip, ürün satın alabilecek, ödemesini Facebook’tan yapabilecek bir duruma gelebileceğiz.

Burası herkesin korktuğu, kimsenin nasıl davranacağını bilmediği yepyeni bir alan. Bu konularla ilgilenen varsa lütfen benimle kontakt kursun. Beraber ne yapabiliriz, oturalım konuşalım, en azından bir kahve içelim. Çalışmalara şimdiden başlayalım, gelecekteki yerimizi şimdiden alalım.

Yepyeni Pazarlama Teknolojileri ile Oynamak

Cornetto için yapılan “Multiplayer İnteraktif Bina Projeksiyon Oyunu”nu çok yaratıcı ve başarılı buldum. Türkçesi şu: Pacman’e benzer bir oyunu kendi cep telefonunuzdan dev bir binanın üzerinde oynayabiliyorsunuz.

Deneyimlerimi şurada paylaşmıştım. Fikir, uygulama, organizasyon hepsi mükemmel. Ne kadar emek sarf edildiği o kadar belli ki. Tebrikler, emeği geçen herkese.

Mobil projelerlerde ülkemizde güzel örnekler görmek çok sevindirici. Yalnız, henüz yolun başında bile değiliz. Yakın zamanda bu oyunların geniş alanlara ve kitlelere yayılacak şekilde gelişmesini sabırsızlıkla bekliyorum. Yeni teknolojiler henüz tam potansiyeli ile kullanılmaya başlanmadı. Aşağıdaki videoyu izleyin, ne demek istediğimi daha iyi anlayacaksınız. (Bu oyun 2008 yapımı)

Peki yakın gelecekte neler olabilir? Lokasyon bazlı servisler daha da geliştikçe, Şehir (Urban Gaming) veya Sokak Oyunlarını  nasıl yaratıcı kurgular ile birleştirebiliriz? Kendimizi FBI Ajanı gibi hissedebileceğimiz oyunların kahramanı olabilir miyiz? Bu bize nasıl bir deneyim sunar?

Bu kurgular Augmented Reality uygulamaları ile nasıl entegre kullanılabilir?

Lokasyon Bazlı Sosyal Ağlar (Foursquare gibi) kurgunun içine dahil edilebilir mi?

Biz, yeni pazarlama teknolojileri kullanarak  daha keyifli ve faydalı işler çıkarabilir miyiz? Cevap basit, çıkarabiliriz ANCAK;

Ajanslar daha yaratıcı ve yeni teknolojileri daha yakından takip ederlerse

Uygulamadaki teknik kısmı başarı ile halledebilecek kalifiyede teknik personel ile çalışılırsa

Marka tarafında cesur işleri onaylayacak Üst Düzey Yöneticiler bulunursa… NEDEN OLMASIN?

Sosyal Medya Konusunda Takım Arkadaşı Arıyoruz!

Daha önce birkaç yazıda yazmıştım. Sosyal Medya konusunda yetiştirebileceğimiz bir junior arıyoruz diye. Bu sefer gene junior arıyoruz ama biraz bilgisi olması da fena olmaz. Bu konuda biraz bilgili, dijital ajanslarda çalışmış, staj yapmış kişiler avantajlı. Çok hızlı büyüyen bir ekibiz. Şu yazımda da yazdığım gibi:

Türkiye’nin en büyük markaları ile çalışmayı başarmış bir şirketiz ve yakında Global Projelere imza atmak istiyoruz.

Yaptığımız kurguları, Dünya’da örnek alan birçok ajans biliyoruz. İşlerimizi Avrupa’dan takip eden  markalardan teklifler alıyoruz. Hep daha fazla sonuç alabileceğimiz yeni kurgular deniyoruz. Türkiye’de sosyal medyanın gücüne inanıyoruz ve yatırım yapıyoruz. Bu sebeple, kendimiz gibi çalışanlara her zamankinden daha çok ihtiyaç duyuyoruz. Bizimle çalışmak isterseniz bize her zaman ulaşabilirsiniz. Beraber çalışmak dileğiyle…

Sosyal Medya Uzmanı (!) Arkadaşlara Tavsiyem

Geçtiğimiz günlerde Serkan Cura benimle Sosyal Medya üzerine bir söyleşi yaptı. Daha doğrusu Dijital Pazarlama, Sosyal Medya, internet kullanımı, yeni trendler, dikkat edilmesi gereken noktalar ve etkin internet kullanımı hakkındaki fikirlerimi söylediğim bir röportaj. Okumak isteyenler buradan okuyabilirler. Tamamını okumayacaksınız bile bence aşağıdaki bölümü okumalısınız, özellikle kendinizi Dijital Pazarlama sektöründe yetiştirmek istiyorsanız. Soru şuydu: “Dijital Pazarlama” konusunda, kendisini bu sektörde yetiştirmek isteyen öğrenci arkadaşlara tavsiyeleriniz ne olur?

Hasan: Hiçbir konunun uzmanı ya da otoritesi değilim. Onun için genç arkadaşlara tavsiye vermekten ziyade onlarla naçizane düşüncelerimi paylaşabilirim. İnternet çok hızlı değişiyor. Bu sebeple, Dünyayı ve yeni trendleri çok yakın takip etmek gerekiyor. Web 2.0’ ı çok iyi anlamak, Web 3.0 için hazırlanmak gerekiyor. Kişiselleştirme ( Personalization ), Foursquare gibi Lokasyon bazlı sosyal ağlar , Augmented Reality, Mobil İnternet gibi kavramlara bilgi anlamında kendimize yatırım yapmak gerekiyor.

Özetle demek istediğim şu: sosyal medya uzmanı (!) olmak yerine daha niş alanların uzmanı olarak kendimizi farklılaştırabiliriz. İnternet veya sosyal medya uzmanı olmak yerine önümüzdeki senelere damgasını vuracak “Augmented Reality” uzmanı olarak kendimizi konumlandırmak daha akıllıca geliyor bana. Türkiye’de bu işin bir uzmanı var mı derseniz aslında benim bildiğim yok, o yüzden potansiyel faydaları diğerlerinden daha yüksek.

Karıncalar ile Reklam

Brezilya’da Böcek ilacına (Baygon) karşı karıncalar tarafından yapılan bir protesto yürüyüşü. Sineklerden sonra karıncalar da reklamlarda. Sırada ne var sizce?

Mükemmel Bir Sinema Deneyimi

Disneyland’da (daha doğrusu Euro Disney’de) buna benzer bir interaktif sinema örneği görmüştüm. Tamamen deneyime odaklı ve seyircinin sinemanın içine katıldığı bir kısa filmdi. Sanıyorum sene 2006’ydı. Şimdi bunun gibi interaktif deneyimlerin sinema keyfi ile birleşmesi bu sektörde büyük yenilikler getireceğe benziyor. Heyecanla bekliyoruz.

Augmented Reality (Arttırılmış Gerçeklik)

Augmented Reality ( Arttırılmış Gerçeklik) orta vadede bizi en çok meşgul edecek konulardan bir tanesi. Sadece pazarlamayı değil, Dünya’yı değiştirecek bir teknoloji. Ülkemizde ilk örneklerini görüyoruz ve heyecanla yaygınlaşmasını bekliyoruz.

1000 Kişilik Bir Hayal

Benimle kitap okur musunuz etkinliği ve Düşün Taşın Kulübü her zaman gönülden destek verdiğim bir organizasyon. Daha önce de 13 Saniye’yi yazmıştım. Bu organizasyonda da gençler 13 Saniye gibi kitap okumanın önemine dikkat çekiyorlar. Bunu da şöyle yapıyorlar: Bir grup hayalci genç bir mekanda toplanıyor ve herkes kitabını açıp okumaya başlıyor.

Bu eylemlerinin(!) en önemlilerinden bir tanesi de yarın gerçekleşecek. 1000 kişi ile aynı anda kitap okuyarak Guiness’e güçlerini gösterecekler. Katılmak isteyenler 21 Şubat 2010 Pazar, saat 12.00-14.00 arasında Bayrampaşa Spor Kompleksinde bu gençlere katılabilir. Ayrıntılı bilgiyi Selim Çavuş’un bloğundan ve Dusuntasin.net’ten alabilirsiniz. Herkese bol okumalar, güneşli cumartesileri 🙂

Seth Godin'den Hayat Dersleri

Bugün “Büyük Mor İnek” kitabını okudum yine. Okuduğum ilk gün kadar çok şey öğrendim. Giriş yazısını “Kim Olduğunuzu Yaptıklarınız Belirler” yazısında yazdım. Ama tabii ki daha anlatılması gereken çok şey var. Birkaç alıntı:

Eğer önceki işimde yeni ve ilginç bir şey yapmak için birinin emekli olmasını bekleseydim, büyük ihtimal hala bekliyor olurdum. Bunun yerine hızlı büyüyen bir şirkette çalışmak bana becerilerimi ve kariyerimi geliştirmek için pek çok imkan sağlamış oluyordu.

Nalbur dükkanınız için yeni stratejiler geliştirme zamanı değil, bunun için artık çok geç. En çok satan ürününüz beş yıl içerisinde demode olacak mı? Olacağına neredeyse eminsiniz değil mi? O zaman yeni bir ürün değişikliği için panik yapma zamanı dört yıl sonrası değil, şimdidir.

İnternet faydalı bir araç derler, internet her şeyi değiştirdi derim. Teşvike ihtiyacımız var derler, bir rüyaya ve hayalperestlere ihtiyacımız var derim. Radikal değişiklik on yıl alır derler, radikal değişiklik bir dakika alır derim. Abartıyorsun derler, bu sadece realite derim.

Hiçbir Şirkete CV ile Girmedim

Bu hafta Hürriyet’in İnsan Kaynakları ekinde Zeynep MengiYaratıcı CV üzerine bir haber yazıyordu. Benim de görüşlerimi yayınlamış, teşekkür ediyorum kendisine. 2007 yılında hazırladığım bu Video CV, şimdilerde çok komik gelse de o zamanlar kalabalıklar arasında fark edilmemi sağlamıştı.

HASAN BASUSTA VIDEO CV from Hasan Basusta on Vimeo.

Gazetede yayınlanan konu hakkındaki görüşlerim şöyle:

Youth Rep’e fikir insanı pozisyonu için başvuran Hasan Başusta, tecrübesi olmadığı için “Farklı bir şey yapmam gerektiğini biliyordum ve kendimi anlatan bir video CV hazırladım” diyor: “Mükemmel bir iş başvurusu değildi, sadece farklıydı. Aklıma geldi, hemen 1 saat içerisinde yapıp göndermiştim. Kağıda yazılan CV’lerden en önemli farkı, dikkat çekici olması. Bu tür bir CV ile işe başvurursanız yüzlerce rakibiniz arasından sıyrılmanız çok daha kolay olur. Zaten insan kaynakları yöneticilerinin bir CV’ye ayıracakları bir kaç saniyeleri var. O anda dikkat çekmelisiniz. Böyle bir CV’nin yaptığı etkiyi gördükten sonra bir daha sıradan bir CV hazırlamamaya karar verdim. Uluslararası şirketlerden yeni kurulan şirketlere birçok kurumda çalıştım, hiçbirine CV ile girmedim. Beni tanımak isteyenlere ise bloğumun ve sosyal ağ profillerimin adreslerini gönderdim. Bu adresler benim ile ilgili her türlü sorunun cevabını bir dosya kağıdı CV’den daha ayrıntılı bir biçimde veriyordu.”

Siz bu konu hakkında ne düşünüyorsunuz? İşe yaratıcı bir cv ile mi  yoksa dosya kağıdı cv ile başvurmak daha etkili olur?

Bir Fark Yaratmanın Yolu

vodoo donut

Eğer bir fark yaratmak istiyorsanız bunu diğerlerinin yaptığından çok az daha iyisini yaparak yapamazsınız. Yaratıcılığınızı kullanarak tamamen farklı bir şey yapmalısınız. Bu yanda gördüğünüz Vodoo Donut gibi.

Vodoo Donut Amerika’da son zamanlarda çok popüler hale gelmiş bir küçük bir Donut Dükkanının son derece yaratıcı ürünü. Bu Donut size çubuğu ile birlikte veriliyor ve siz bu çubuğu Donut’ın kalbine sapladığınızda içinden böğürtlen reçeli akıyor. Pek hoş olmasa da interaktif ve kreatif.

Eğer yeni bir Donut dükkanı açacaksınız Dunkin Donuts’tan % 5 kaliteli ve %3 ucuz olarak piyasaya girerek bir yere varamazsınız diyor “Made to Stick”in yazarı Dan Heath. Tamamen katılıyorum. Bambaşka bir şey yapmak lazım. Yandaki gibi, çok düşünmeden, çok vakit harcamadan. Basit ve eğlenceli.

Çok Başarılı Bir Facebook Kampanyası: Ikea

Son zamanlarda gördüğüm en başarılı Facebook kurgusu. Halihazırda herkesin kullandığı etiketleme özelliğini kullanarak kampanyanın Facebook’ta dağıtımı tek kelime ile zekice.

←Önceki