Kadir Has Üniversitesi’nde Sosyal Medya Anlattım

18 Aralık 2010 günü Kadir Has Üniversitesi’nde Sosyal Medya üzerine 4 saat ders anlattım. Sosyal Medya Uzmanlığı Sertifika Programında Uğur Hoca, Selim Hoca, Ufuk Tarhan, Alemşah, Özgür Alaz, Yüce Zerey ve birçok yakından tanıdığım değerli arkadaşlarım ile aynı programda ders verme şansı bulduğum için çok mutluyum.

Genel olarak Topluluk Yönetimi, İçerik Yönetimi, Sosyal Medya Kampanyaları, Stratejiler ve Yeni Teknolojilerden bahsettim. Hashtag’lere ( smakhas) bakılırsa sınıf da bu derslerden çok keyif almış. Ülkemizde, Sosyal Medya’nın gelişmesi için böyle eğitimlerin verilmesini çok faydalı buluyorum, umarım devamı gelir.

29 Ocak’ta Sosyal Medya’da Kriz Yönetimi üzerine 2 saat, Sosyal Medya ve Siyaset üzerine 1 saat daha ders veriyor olacağım. Sosyal Medya ve Siyaset konusunda daha çok Global Siyasette başarı hikayelerinde ve Barack Obama örneğinden bahsedeceğim. Bu konu ile ilgileniyorsanız Webrazzi’de yazdığım yazılarım ilginizi çekebilir:

1. Gelmiş Geçmiş En Başarılı Sosyal Medya Kampanyası: Barack Obama

2. Obama’nın Sosyal Medya Kampanyasının Sonuçları

3. Analytics Kullanarak Nasıl 500 Milyon Dolar topladılar?

Sosyal Medya ve Politika çok yakından ilgilendiğim bir konu. Bu konu ile ilgilenen herkesle görüşüp, tartışmaktan çok memnun olurum. Siz de bu konuya ilgi duyuyorsanız lütfen bana bir mail atın. Görüşmek üzere…

Facebook Places Açıklanır, Dünya Değişime Yaklaşır

Webrazzi’deki Nurettin’in yazısında şunu okudum: Turkcell büyük bir tanıtım kampanyasıyla Gezenzi’yi kullanıcılarına sundu. Kulislerde Gezenzi’nin beklenileni verip vermeyeceği tartışılırken, Vodafone globalde Foursquare ile işbirliği  imzaladı. Bu işbirliğinin Türkiye’ye de yakında geleceği tahmin ediliyor.  AVEA’nın ise bu konudaki çalışmaları var mı yok mu kimse bilmiyor.

Hem Turkcell’in hem Vodafone’nin bu konudaki girişimlerini iyi niyetli buluyorum. Ama özellikle bugün Facebook Places açıklandıktan sonra başarıya ulaşma şanslarının azaldığını düşünüyorum.

Evet, Facebook artık bulunduğumuz yerden check-in yapmamıza izin veriyor. Bu Foursquare gibi bir servisi potansiyel 500 milyon kişiye açılması demek.

Dahası, Facebook Location API gelecek diye okumuştum ama durum öyle değilmiş. Graph API ile kişilerin check-inlerine ulaşabileceğiz. Şu cümle her şeyi anlatıyor. Using our Graph API, you can request permission to access a user’s check-ins, their friends’ check-ins, and basic information about places.

Yani, kişilerin check-inlerine, arkadaşlarının bulunduğu yerlere ulaşarak, trendleri takip edip, onlara göre kampanyalar düzenleyebileceğiz. Happy – hour ‘lar farklı mekanlar için farklı zamanlarda olacak yani. Markalar için çok değerli bir süreç başlayacak, fiziksel olarak bulunduğumuz yerde yani parayı harcayabileceğimiz yerde markalara bize ulaşma şansı verceğiz. Hepsi bizim iznimiz dahilinde olacak tabii ama önce biraz daha akıllı telefon penetrasyonuna ihtiyacımız var. Sonrasında her şey çok güzel olacak 🙂

Google Yasakları Yerli Arama Motoru Yüzünden mi?

5 Kasım’da yani tam 7 ay önce “Bakan Binali Yıldırım’ın Google Tepkisi” diye yazmıştım Webrazzi’de. Yazıda bahsedilen açıklama bugünkü Google yasakları ile çok daha önemli hale geldi:

“Ne kadar büyük şirket olursan ol bizi bağlamaz. Bu ülkenin kanunları var, kuralları var. Bu ülkede haksız hukuksuz kazanç elde edemezsin. Sitelerini kapattık diye yaygara kopartıyorlar. Çeşitli mecralarda hükümetin bu işlere kafası ermiyor diye reklam yapıyorlar. Alakası yok. Dünya’da boyunduruk altına girmemiş iki tane millet var. Bir tanesi Türkler. O yüzden buraya geldin mi buranın kanunlarına uyacaksın. Farklı bir şey istemiyoruz ki, İsrail’de ne yapıyorsan onu istiyoruz. Bu konuda çok dertliyim, o yüzden bu konuyu açtım.

Ayrıca törende konuşan Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu Başkanı Tayfun Acarer, yerli arama motoru konusunda çalışmalara başladıklarını söyledi ama konu ile ilgili detay vermedi.

Bakan Binali Yıldırım ise “Akıl teri ile katkı üretmek isteyen her türlü faaliyetin yanındayız. Bu konuda tüm gençlere kapımız açık, paramız da var, kanunumuz da. İhtiyacımız olan her şeye sahibiz. Yakında ilan edeceğiz” dedi.

Açıklamaya göre Yerli Arama Motoru yakında çıkacak. Bu konunun Google yasakları ile bir ilgisi olabilir mi?

Google Buzz ile Friendfeed'in Farkı

Google Buzz, Friendfeed gibi değil. Gmail kullanan herkes  Buzz’da. Liseden arkadaşlarımı gördüm demin. Friendfeed’in Facebook hali gibi. Oysa FF’te her şeyi bilen  bir kaç bin kişiydik 🙂 En büyük farkı bu.

P.S: Google Buzz’ın ne olduğunu bilmiyorsanız Webrazzi’den okuyabilirsiniz.

Webrazzi Gündem Sosyal Medya Toplantısı

Dünkü Webrazzi Gündem – Sosyal Medya Toplantısı oldukça keyifli geçti. Dokuz buçuk gibi salona geldiğimde zar zor yer bulabildim. Gerçekten böyle büyük bir salonu dolduracak bir organizasyon yapmak kolay değil. Arda’ya ve tüm Webrazzi ekibine tebrikler.

Aslında bugünün üzerine çok uzun bir yazı yazılabilir. Ama ben yorum yapmadan Gündemden aklımda kalan kilit cümleleri özetleyeceğim:

  • Farmville oynamak demek pazarlamanın geleceğini hissetmek demektir. (Özgür Alaz)
  • Sosyal Medya hava-i fişek gibi. Bir şeyler patlıyor, hepimiz bakıyoruz. (Serdar Kuzuloğlu)
  • Başarı hikayeleri yerine başarısızlık hikayelerini tartışmalıyız. (Serhad Akkılıç)
  • 24 Saat televizyon izleyen televizyoncu olabilir mi? Burada sürekli Friendfeed’de, Twitter’da gezen insanlar sosyal medya uzmanı olabiliyor (Elif Dağdeviren)
  • Her yerden bir ajans çıkıyor. İyi bir stratejisti olmayan ajanslar maalesef batmaya mahkum. (Elif Dağdeviren)
  • Yolcu yok, hepimiz mürettebatız. (Hepimiz birer yayıncıyız) Selim Tuncer
  • Ajanslar ile muhattap olan marka yöneticilerinin yetkin olmaması büyük sorun. Marka stratejisi ajansa bırakılmamalı. Markaysan marka stratejini sen belirlemelisin, ajans da sana yardımcı olmalı. (Yüce Zerey)
  • Eğer ben Friendfeed’de “like eden” kişinin neden, hangi zihniyetle like ettiğini çözmüşsem o zaman etkili olurum. Bu işin felsefesine kafa yormak lazım, entellektüeli olmak lazım. (Yüce Zerey)
  • İçgörü kelimesi çok önemli. Ajans – Marka arasında işveren – tedarikçi değil beraber çalışılacak bir ilişki olması lazım. (Alemşah Öztürk)
  • Sosyal Mecranın sorunlarından biri de bu: Kalite Düşüklüğü. Diyalog dediysek o kadar da değil. (Selim Tuncer)
  • En çok paylaşılmaya müsait içerikler

1-Komik Videolar, Resimler
2- Absürd İçerik
3- Acaba Gerçek mi İçeriği. (Sakallı Bebek, Uçan Daire)
4-Bebek Videoları
5- Kedi Videoları (Alemşah Öztürk)

Abdullah Gül, Obama'yı Alt Edebilecek mi?

Star Gazetesinde Gül, Sarkozy ve Obama’ya karşı başlıklı bir haber vardı Pazar günü. Haber güzeldi ama sonundaki sürpriz daha da güzeldi. Webrazzi yazılarımı okuyan bir gazeteci haberin sonunda Webrazzi’yi ve Beni şu şekilde refere etmişti: “Cankaya.gov.tr etrafında oluşan bu sirkülasyonun, yani bir web sitesinin böylesine ilgi çekmesinin “âlem-i web”de başka ne anlamlara geldiği hususunda ise -Türk siyasetinde uygulanabilirliği olmasa da- Webrazzi sitesi yazarlarından Hasan Başusta’nın notları belki bir fikir verebilir.”


ABD Başkanı Barack Obama, Beyaz Saray’a uzanan yürüyüşünde “sosyal medya” kavramı etrafında geliştirdiği operasyonlarla büyük bir ilgi ve malî güce, evet malî güce sahip olmuştu. Facebook ve Google’dan bizzat Obama’nın teklifiyle transfer edilen bililim ve sosyal iletişimin parlak isimleri, web ziyaretçilerini izleme kodu “analytics”ten de yararlanarak ABD’nin yeni başkanının belirlenmesinde küçümsenmeyecek bir etkiye sahip olurken, patronlarına, kimi günlerde 10 milyon dolar olmak üzere Beyaz Saray’a varış sürecinde ceman 500 milyon dolar bağış topladılar. Obama’nın şahsî sitesi ile Beyaz Saray’ın sitesi arasında oluşturulan etkin bilişim entegrasyonlarla da söz konusu liderin adı etrafındaki maddî ve manevî popülerlik halen web tabanlı olarak devam ediyor.

Konu ile ilgili yazılarımı okuma fırsatı bulamayanlar için buradan da link vereyim:

1- Obama’nın Sosyal Medya Kampanyasının Sonuçları

2-Analytics Kullanarak Nasıl 500 Milyon Dolar Topladılar?

Siz ne düşünüyorsunuz: Gül, Obama’yı sanal alemde alt edebilir mi?

Artık Promoqube’de Çalışıyorum

Uzun zamandır Sosyal Medya alanında araştıran, okuyan, içerik üreten bir kişi olarak bütün isteğim bu alanda çalışmaktı. Beni bloğumdan, Friendfeed’den ve Webrazzi yazılarımdan tanıyan birçok değerli şirket / ajans bana Sosyal Medya odaklı işler teklif ediyorlardı.

Ben ise hem Adobe dolayısı ile hem de biraz daha erken olduğunu düşündüğüm için beklemeyi tercih etmiştim. Uzun zamandır bu konulara meraklı bir blog yazarı olarak Türkiye’de interneti en iyi bilenlerden  ikisinin Arda Kutsal ve Özgür Alaz olduğunu düşünüyordum. Ne mutlu ki bana 2009 bitmeden her ikisi ile de çalışma fırsatı buldum.

Picture 2

Evet, artık Özgür Alaz ile birlikte Promoqube’de çalışıyorum, Türkiye’deki en büyük ve en zor markaların yöneticisi olarak. Buradaki enerjimizi Türkiye’den en iyi sosyal medya kampanyalarını yapmaya ve bu kampanyalar ile Dünya’ya örnek olmak için harcayacağız. Ve hemen değil ama eminim ki başaracağız 🙂

Sina Afra'dan İnternet Girişimcileri için Tavsiyeler

sina afra etohumBu akşam E-bay Türkiye temsilcisi Sina Afra’yı dinledik e-tohumda. Kendisi inanılmaz içgörülerde bulundu. Bu sektör ile ilgilenen herkes için çok değerli bilgiler verdi, çok önemli düşüncelerini paylaştı. Aşağıda satırbaşlarını vereceğim her bir konu tekrar tekrar okunmalı, üzerine düşünülmeli ve uygulanmalı.

• Türkiye Dünya’da en hızlı büyüyen 3. internet pazarı

• Türk internet pazarında 2 kırılma noktası var. 1. nokta 2006-2009 arasında gerçekleşen yatırımlar (E-bay- Gittigidiyor, Cember.net-Xing) gibi ve Google’nin Türkiye’de ofis açması. İkinci nokta ise henüz gerçekleşmedi. Bu nokta Yatırım Sermayecilerinin ( Venture Capitalist) Türkiye’ye gelmesi. Bunun da 2012 yılında gerçekleşeceğini öngörüyorum.

• En büyük yatırımcıların bulunduğu ülekeler sırası ile 1. Amerika 2. İngiltere 3. İsviçre Buradaki yatırımcıların iki şansı var. Bir Amerika’da bir sonraki Google’ye yatırım yapmak ki bu çok riskli ya da henüz Türkiye gibi doymamış bir pazardaki internet şirketlerine karlı yatırımlarda bulunmak. Yatırım sermayecileri için Türkiye bulunmaz bir fırsat.

sina afra burak buyukdemir hasan basustaWebrazzi’nin ingilizce versiyonunu (Webrazzi Global) açması inanılmaz değerli. Webrazzi- Techcrunch Meet-up’lar inanılmaz değerli. Bununla da yetinmemeliyiz. Almanca, Fransızca Yatırım Sermayecilerinin takip edeceği, Türkiye’deki pazarı takip edebilecekleri bloglar açmalıyız ki 2012 yılında buraya Yabancı Girişim Sermayecileri geldiğinde bilgi sahibi olsunlar.

E-bay’in kurucusu yeni bir iş kurmamış ama 45 ayrı şirkete melek yatırımcılık (angel investors) yapmış. Türkiye’de yatırım melekleri ise çok yeni gelişiyor.

• Türkiye yatırımcılık açısından şu anda kısır döngüde. 300.000 dolarlık bir yatırım için Almanya’da şirketin %5-7’lik hisseye talip olurken, Türkiye’de %80’lik hisse teklif ediliyor.

•Paypal 2010’da Türkiye’ye gelecek. ( Sina Bey bunu daha önce açıklamıştı)

• Değişik hedef kitlelere yönelik internet siteleri kurmak lazım. Mesela iş arayanlar için Kariyer.net var ama part-time iş arayanlar için bildiğim kadarıyla bir site yok. Bu model Almanya’da ve Amerika’da işe yarayan bir model. Türkiye’de birçok konuda boşluklar var, özellikle dikey anlamda.

• Türkiye’de arkadaşlık siteleri çok gelişmiş. Arkadaş arayanlar için, evlenmek isteyenler için, tesettürlü eş arayanlar için gibi birçok farklı hedef kitlelere başarıyla hizmet veren siteler var.

•Bir internet girişiminde 3 kritere bakarım:

1. Fikire ve insana bakarım

2. Ölçeklenebilirliğine bakarım

3. Gelir modeline bakarım

E-ticaret anlamında fikir bulmak istiyorsanız Güney Kore’ye bakın. Dünya’da Amerika’dan sonra en gelişmiş pazar Güney Kore’dedir. İngiltere ile başabaş, Almanya’dan büyüktür.

Young Guns İzlenimlerim

Project House Young Guns

Türkiye’de dijital pazarlamaya en çok ilgi duyan insanlardan birisi olarak daha önce Webrazzi’de yazdığım Young Guns’ın ofisinde olmaktan oldukça keyif aldım. Bugün finale kalan 25 gencin sunumlarını Uğur Özmen, Yüce Zerey, Project House’nin kurucuları Cüneyt, Serhat ve Sinan Günal, Ülker’den Dilek  Ergenekon, Devletşah – Barış Özcan, Hakan Şenbir, Tuğçe Esener, Cabbar ile aynı toplantı odasında geleceğin dijital pazarlama silahlarını dinlemek oldukça heyecan vericiydi. Ayrıca, Türkiye’de Dijital Reklamcılığın geleceğini anlamam açısından da oldukça yararlıydı.

Artık bu günün sonunda şunu biliyorum: Dijital mecraya inanan, maddi manevi destek olan, gençlere arka çıkan insanlar var bu ülkede. İnanılmaz derecede şık, her gencin çalışmak isteyeceği  keyifli bir ortam yaratmışlar. Harika çalışma ve oyun alanları var. Play Station, Langırt bir yana ben en çok Street Fighter’a bayıldım. Beni çocukluk yıllarıma götürdü 🙂

Aralarında müthiş gençler vardı, her biri ayrı bir zeka pırıltısıydı. Yüzden fazla kişi arasından ilk yirmi beşe kalmışlar, şimdi de ilk altıya kalmak için uğraşıyorlardı. Benim kişisel olarak en beğendiğim arkadaştan örnek vereceğim aşağıda. Diğerleri hakkında yorum yapmayayım, haksızlık olmasın. Grup olarak da çok iyiydiler ama özel olarak bu arkadaş dijital konusunda diğerlerinden daha bilgiliydi. Neden daha iyiydi diye sordum kendime. Cevabı 3 ana maddeye indirdim. Young Guns bir maraton olduğuna ve sürekli yenileneceğine göre bu 3 madde yeni seçilecek Genç Silahlara fayda sağlayabilir. ( Hemen belirteyim, bunlar tamamen kişisel görüşlerim, ben jüri üyesi değilim ve tabii ki görüşlerimin hiçbir etkisi ve bağlayıcılığı yok. )

1. Risk alma ve kendine güven: Hedefleri tutturamadığımızda müşteriden para istemeyeceğiz diye bir iddaa ile çıktılar. Tecrübesiz bir takım için oldukça büyük bir iddaa, altını doldurmak gerekiyor ama tebriği de hak ediyor.

2. Konuya hakimiyet: Bütün gruplar içinde mikro site, augmented reality, Iphone application, sosyal medya, bloglar, SEO, SEM kelimelerini en yerinde kullanan gruptu. Aslında sunum süresi kısa olduğu için sadece ne yapacaklarını anlattılar. Nasıl yapacaklarını bile anlatmadılar ama bu kadarı bile yeterli oldu.

3. Kelime seçimi: Kelime seçimleri özenliydi. Bazen cümledeki tek bir fazla kelime bütün cümleyi bozabilir. Örnek veriyorum: Sosyal Medya ile falan bayaa ilgiliyimdir cümlesindeki tek bir kelimenin bu cümleyi ne kadar bozduğunu rahatlıkla görebiliyorsunuz. İlginç olan ise çoğu gencin buna konuşma dilinde dikkat etmemesi. Nerede çalışıyorsunuz sorusunun cevabı “Project House şirketinde” veya “Project House diye bir şirkette” şeklinde cevap vermek karşı tarafta bambaşka iki duygu uyandırır.

( Bir de herkes birbirine bakarken, ortaya çıkan ve sorumluluk alan arkadaşı takdir ettim. Neredeyse sunum boyunca hiç konuşmadı ama en zor anda ortaya çıktı. Çok anlık bir şeydi. Gene de çabasını yeterli bulmadım, ben olsam yedek soyundururdum.)

Peki ne yapmamalı. Gözlemlerimi gene 3 ana maddeye indirdim:

1. Kesinlikle, ne olursa olsun, sözlere bahane ile başlamamalı. Anında üstünüz çizilir. Bazıları daha şanssız gruptaydı, bazıları sayı olarak eksikti ama karşı taraf genellikle bunu pek düşünmez. Burada her şeye rağmen… kuralı geçerlidir. Biliyorum kolay değil ama mümkün olduğunca “çok heyecanlıyım” da demeyin. Zor olsa da heyecanınızı kontrol etmeyi öğrenmelisiniz.

2. Gençlerin doğal olarak kurumsallıktan hiç haberleri yok. Bazıları reklam nedir, pazarlama nedir, müşteri nedir, brief nedir hiç bilmiyorlar. Rakiplerini hiç duymamışlar. Bu anlaşılabilir bir şey ama bunlardan haberdar olan birisi de arkadaşların birkaç adım önüne geçerdi. Yapmanız gereken tutkunuz olduğunu iddaa ettiğiniz konuda biraz bilgi sahibi olmanızdı.

3. Neredeyse hiçkimse “Farkınız Ne?” sorusuna doğru düzgün bir yanıt veremedi. Yaratıcıyız, genciz cevabı bir farklılık değildir. O zaman karşı taraf  herkes yaratıcı, herkes genç dediğinde söyleyecek daha güzel bir şey bulmalısınız.

Daha da yüzlerce şey yazabilirim ama sanırım ne demek istediğimi anladınız. Her şeye rağmen bu arkadaşlar çok akıllılar, çok gençler ve öğrenecekleri çok şeyleri var. Seçilen seçilmeyen herkes zaten ön elemeyi geçti, yakın gelecekte hepsi ile bir yerlerde eminim tekrar karşılaşırız. Hepsini tebrik ediyorum ve bu müthiş organizasyon için Project House ekibine ayrıca tebriklerimi sunuyorum.

Bilgi Çağında E-Kitapların Geleceği

pdf-293x300Barrack Obama’nın etkiliyici bir konuşmasının tam metnini okuyordum. Daha sonra bu yazılardan ziyade konuşmanın kendisini görmek istedim, vurguları, ses tonu ve vücut dili ile ve kalktım internetten videosunu izledim.

İşte o zaman şu anda teknolojisi hazır olan bir oluşumun yakın zamanda hayatımıza nasıl etki edeceğini düşündüm. Pdf teknolojisi içerisinde video oynatmaya izin veren, dahası flash animasyon oynatan bir teknoloji günümüzde yaygın olmasa da kullanılıyordu. Ama bir kitap halinde üretilmişi bildiğim kadarı ile yoktu. Amazon Kindle gibi bir kitap okuyucusunda bu tarz kitapları okuduğumu hayal ettim.

Yakın zamanda, e-kitapların şu pdf belgesindeki ( ücretsiz Adobe Reader 9 ile bir göz atabilirsiniz) gibi özelliklerle daha interaktif olacağını düşünüyorum. Daha detaylı bilgi için Webrazzi yazımı okuyabilirsiniz.

Crunchbase Profilim

Türkiye'de Başarı Diyince

200534363-001Birçok kez deneyimleme şansım oldu, Türkiye’de başarı diyince şimşekleri üzerinize çekersiniz. Herkesin başarı tanımı farklıdır çünkü, yazdığım hemen hemen her yazıda her kesimden eleştrilere maruz kaldım. Bir çoğunda maalesef yapılan işin kıskanılması başroldeydi, yorumlardaki kelimelerden bunu anlamak hiç zor olmuyordu.

Ercüment Büyükşener’i yazdım, o da bir şey mi dediler, Ahmet Alp Balkan diye bir genç var -ki röportajı yapana kadar tanımıyordum, bir kere sohbet etmişliğimiz yoktu- 19 yaşında şu yazılımları yapmış dedim topa tuttular. Marro.ws projesini yazdım, tutmaz dediler. Bir çoğu kötü niyetli yapılan yorumlardı ve eleştiriden yoksundu.  (Eleştirinin tanımı: Bir kişi, eser ya da konuyu doğru ve yanlışlarını göstererek anlatmak amacıyla yazılan kısa metin) Ben yazmaya devam ettim kendime göre başarı hikayelerini. Herkesten Çağlar Erol olmasını beklemek ne derece mantıklıydı, özellikle 20’li yaşlarının başındaki gençlerden?

Bu yazıyı şunun için yazdım: Eğer birgün bir meyve verirseniz, kesinlikle taşlanacaksınız. Hazırlıklı olun. Agresif olmadan nedenini sorgulayın, uzun sürmeden anlayacaksınız. Hak vermeyeceksiniz ama anlayacaksınız.

Tweet'leyerek Girişim Sermayesi Alanlar

Ağustos ayında Webrazzi’de yazdığım “140 Karakterde Girişim Sermayesi Almak” konulu yazım oldukça ilgi çekmiş, Türkiye’den çok sayıda girişim fikri twitter vasıtası ile girişim sermayesi adayı olmuştu.

Konunun özeti şuydu: Richard Branson’a iş fikrinizi Twitter vasıtası ile direk  gönderebileceğiniz bir ortam oluşturulmuştu. Bunun için tek yapmanız gereken iş fikrinizi @PerfectBusiness‘a Tweetlemek ve Hashtag (#) olarak Micropitch yazmaktı. Geriye kalan 111 karakterde de iş fikrinizi anlatmak.

Pazartesi günü bu yarışma sonuçlandı. Türkiye’den hiçbir iş fikri dereceye giremese bile ilk üçe giren fikirler görülmeye değerdi. Normal şartlarda Richard Branson ile tanışmaları pek mümkün olmayan girişimcilerin kısa mesaj atar gibi fikirlerini gönderme imkanları artık girişim sermayesi alma konusunda da yeni bir çağa adım attığımızın göstergesi, internet sayesinde eskiden hayal bile edemeceğimiz imkanların parmaklarımızın ucuna geldiğinin en güzel örneklerinden biriydi. Umarım, yakın zamanda bu örnekleri ülkemizde de görmeye başlarız.

Twestival İstanbul

12 Eylül Cumartesi günü Twitter kullanıcıları Sosyal Yardımlaşma için İstanbul’da bir araya gelecek. Ülkemizde ikinci kez düzenlenecek bu Sosyal Medya organizasyonunun geliri Türkiye Otizme Destek ve Eğitim Vakfı’na bırakılacak. Müzayede  Taksim 360’da düzenlenecek.  Duygu Saylam tarafından gerçekleştirilen Twestival İstanbul’un Twitter hesabını buradan, takibe alabilir, daha detaylı bilgi için Webrazzi yazımı okuyabilirsiniz.

E-mail Kavramında Devrim: Google Wave

Google Wave’yi kullanmamıza çok az zaman kaldı. 30 Eylül’den itibaren ilk davetiyeler gönderilmeye başlanacak. Eğer Google Wave’nin ne olduğunu bilmiyorsanız kısaca bahsedeyim: Google Wave ile

* Bir e-posta aynı anda birden çok ekranda da görüntülenebiliyor. (Anında mesajlaşma gibi)
* E-postanın içindeki iki paragrafın ortasına cevap yazabiliyorsunuz.
* Yazdığınız yorumları isterseniz bloglarınızda eşzamanlı olarak paylaşabiliyorsunuz.
* Son derece gelişmiş bir otomatik kelime düzelticisine sahip. Örneğin “icland is an icland” cümlesini “Iceland is an island” olarak düzeltiyor.
* Resim eklemek için sürükle – bırak özelliği entegre edilmiş.
* Google Translate (Çevirici) özelliği entegre edilmiş. Artık e-maili yazarken karşı tarafa aynı anda başka bir dilde göndermeniz mümkün.
* E-posta içerisine Google Video ve Google Maps entegre edilerek başka bir siteye gitmemize gerek kalmadan çalışabiliyor. Üstelik bir Google haritasında aynı anda çalışıp karşılıklı yorum yazabiliyorsunuz.
* Sosyal ağlara ve mikro-blogging sitelerine tek tuşla bağlanabiliyorsunuz.
* Proje açık kaynak kodlu ve şimdiden Twitter eklentisi mevcut.

Eğer daha fazla bilgi edinmek isterseniz bu konu ile ilgili Webrazzi yazımı okuyabilir ve davetiye için şuradan listeye girebilirsiniz.

←Önceki