Sosyal Medya Uzmanı (!) Arkadaşlara Tavsiyem

Geçtiğimiz günlerde Serkan Cura benimle Sosyal Medya üzerine bir söyleşi yaptı. Daha doğrusu Dijital Pazarlama, Sosyal Medya, internet kullanımı, yeni trendler, dikkat edilmesi gereken noktalar ve etkin internet kullanımı hakkındaki fikirlerimi söylediğim bir röportaj. Okumak isteyenler buradan okuyabilirler. Tamamını okumayacaksınız bile bence aşağıdaki bölümü okumalısınız, özellikle kendinizi Dijital Pazarlama sektöründe yetiştirmek istiyorsanız. Soru şuydu: “Dijital Pazarlama” konusunda, kendisini bu sektörde yetiştirmek isteyen öğrenci arkadaşlara tavsiyeleriniz ne olur?

Hasan: Hiçbir konunun uzmanı ya da otoritesi değilim. Onun için genç arkadaşlara tavsiye vermekten ziyade onlarla naçizane düşüncelerimi paylaşabilirim. İnternet çok hızlı değişiyor. Bu sebeple, Dünyayı ve yeni trendleri çok yakın takip etmek gerekiyor. Web 2.0’ ı çok iyi anlamak, Web 3.0 için hazırlanmak gerekiyor. Kişiselleştirme ( Personalization ), Foursquare gibi Lokasyon bazlı sosyal ağlar , Augmented Reality, Mobil İnternet gibi kavramlara bilgi anlamında kendimize yatırım yapmak gerekiyor.

Özetle demek istediğim şu: sosyal medya uzmanı (!) olmak yerine daha niş alanların uzmanı olarak kendimizi farklılaştırabiliriz. İnternet veya sosyal medya uzmanı olmak yerine önümüzdeki senelere damgasını vuracak “Augmented Reality” uzmanı olarak kendimizi konumlandırmak daha akıllıca geliyor bana. Türkiye’de bu işin bir uzmanı var mı derseniz aslında benim bildiğim yok, o yüzden potansiyel faydaları diğerlerinden daha yüksek.

SEO’nun Önemi Giderek Azalacak mı?

Mashable’nin CEO’su Pete Cashmore’nin CNN.com’da yayınlanan harika bir köşe yazısı var. Bu yazıyı mutlaka okumanızı öneririm. Yazıda özetle sorguladığı konu şu: Facebook’un Like Tuşu Google’nin Kabusu mu? Bu kanıya şuradan varıyor Cashmore:

1-) Like’ler Linklerin yerini alıyor: Like tuşunun web sitelerinde yer alması gerçekten Google için çok kötü bir haber. Çünkü Google’nin algoritması linkler üzerinden çalışıyor oysa yakın bir zamanda kişilerin hangi sitede arkadaşlarının beğendiği daha önemli olacak. Yani bir haber sitesine girdiğimizde editörün değil arkadaşlarımızın beğendiği haberlere göre sıralanmış olacak haberler. Yukarıdaki Like tuşuna basarsanız bu sizin Facebook’unuzda güncelleme olarak gözükecek. Dahası, bir süre sonra yalnızca arkadaşlarınız beğendiği yazılara göre gözükecek her site. Böylece her site kişiye özel bir hal alacak. Google’nin de Like’lere tam erişimi olmadığı için eskisi gibi etkinliği kalmayacak.

2-) SEO (Arama Motoru Optimizasyonu) dev bir sektör oluşturdu. Ama artık eskisi gibi önemi kalmayacak. Bunun yerine Facebook Optimizasyonu gibi yeni bir kelime ile tanışabiliriz.

Facebook her anlamda Google’nin tahtını sallamaya başladıkça bizi heyecanlı gelişmeler bizi bekliyor. Ve yepyeni fırsatlar…

Ben bu konuda SEO uzmanlarının düşüncelerini çok merak ediyorum, sektör profesyoneli iseniz lütfen yorum yazın. SEO’nun önemi giderek azalacak mı?

Mükemmel Bir Sinema Deneyimi

Disneyland’da (daha doğrusu Euro Disney’de) buna benzer bir interaktif sinema örneği görmüştüm. Tamamen deneyime odaklı ve seyircinin sinemanın içine katıldığı bir kısa filmdi. Sanıyorum sene 2006’ydı. Şimdi bunun gibi interaktif deneyimlerin sinema keyfi ile birleşmesi bu sektörde büyük yenilikler getireceğe benziyor. Heyecanla bekliyoruz.

Augmented Reality (Arttırılmış Gerçeklik)

Augmented Reality ( Arttırılmış Gerçeklik) orta vadede bizi en çok meşgul edecek konulardan bir tanesi. Sadece pazarlamayı değil, Dünya’yı değiştirecek bir teknoloji. Ülkemizde ilk örneklerini görüyoruz ve heyecanla yaygınlaşmasını bekliyoruz.

Öyle Bir Dünya Yok!

Dün Tivibu lansmanında dikkatimi çeken bir şey vardı. Biz teknolojiyi önden takip eden kişiler herkesi kendimiz gibi sanıyoruz. Dev şirketlerin ürettiği ürünleri sadece bizim için üretildiği yanılgısı içerisindeyiz. Aşağıda isim vererek birkaç eleştiriden  bahsedeceğim. Amacım tartışma başlatmak değil, düşüncelerimi söylemektir,  zaten eleştiri yapanların hepsi arkadaşım:

Tivibu şu anda Mac’de çalışmamasına eleştiriler geldi. (Ben de elimde Mac’imle takip ediyordum toplantıyı )Olcayto dedi ki hatta: “Biz baya kalabalığız yalnız.” Ya nasıl kalabalığız.Düzeltme: Olcayto’nun yorumunu yanlış anlamışım, yorumu başka bir cümle içinmiş. (Demek istediğim Olcayto’ya değil, Mac için program olmamasına gelen eleştirilere) O odada belki Mac kullananların oranı %50- 60’tır. O odanın dışına çıkın, Türkiye’de Mac kullananların oranı nedir acaba?

Sunipeyk Tivibu’nun reklamı için dedi ki: Reklamındaki çocuklar öyle bilgisayarları başında toplanıp video izlemiyorlar, hepsi cayır cayır torrent, rapidshare’den indiriyorlar. Hangi reklam şirketi çektiyse o reklamı…
Ya nasıl indiriyorlar, biz herkes torrentlerden Lostlar, Flashforwardlar indirip herkes bilgisayarlarında bunları izliyor zannediyoruz. Böyle bir dünya yok! Bu dünya Friendfeed, Likemind çevresinde, genellikle iyi ingilizce bilen, yüksek tahsilli çevrede. Bu çevrenin dışına çıksan…

Türkiye Dünya’da en fazla online video izleyen ülkerlerin başında geliyor. Facebook’u bile video sitesi olarak kullanıyoruz. Eğer bu ülkede “Youtube’ye girmeyi bilmeyen mi var canım?” diye düşünüyorsanız çok yanılıyorsunuz.

Sarper çok mantıklı birşey söyledi:  Ben Mikro Kredi için sürekli Doğuyu, Güneydoğuyu geziyorum. Önce oraları bir görmeniz lazım. Bir devlet üniversitesi yurduna gidip bakmak lazım, o çocukların kaçının bilgisayarı var, kaçı torrentten bir şeyler indiriyor.

İçinde bulunduğumuz bu miyopluk beni şaşırtıyor. Keşke herkes laptoplarından hatta Mac’lerinden internete girse, gençler teknoloji kurdu olsa… Türkiye’yi anlamak için erkeklere en büyük tavsiyem askere gitmeleridir. Koğuşta yanınızda yatan adamı hatırlayın. Türkiye o, biz değiliz.

Kitlelere hitap edilecek servisler onlara göre yapılıyor – yapılmalı- bize göre değil. Eğer servisler bize göre yapılsaydı o ürün niş bir ürün olurdu, kitlesel değil.

Bilgi Çağında E-Kitapların Geleceği

pdf-293x300Barrack Obama’nın etkiliyici bir konuşmasının tam metnini okuyordum. Daha sonra bu yazılardan ziyade konuşmanın kendisini görmek istedim, vurguları, ses tonu ve vücut dili ile ve kalktım internetten videosunu izledim.

İşte o zaman şu anda teknolojisi hazır olan bir oluşumun yakın zamanda hayatımıza nasıl etki edeceğini düşündüm. Pdf teknolojisi içerisinde video oynatmaya izin veren, dahası flash animasyon oynatan bir teknoloji günümüzde yaygın olmasa da kullanılıyordu. Ama bir kitap halinde üretilmişi bildiğim kadarı ile yoktu. Amazon Kindle gibi bir kitap okuyucusunda bu tarz kitapları okuduğumu hayal ettim.

Yakın zamanda, e-kitapların şu pdf belgesindeki ( ücretsiz Adobe Reader 9 ile bir göz atabilirsiniz) gibi özelliklerle daha interaktif olacağını düşünüyorum. Daha detaylı bilgi için Webrazzi yazımı okuyabilirsiniz.

Lamborghini ile F1 Pistinde Tur Atmak

Lamborghini GallardoDaha once BMW M3 ile F1 pistinde tur atmak baslikli yazimda belirtmistim. Dunyada boylesine bir zevk herkese nasip olmaz. Cumartesi gunu insanin hayatinda cok az karsisina cikacak bir firsat geldi ve Lamborghininin Dünya’da sadece 250 adet üretilen Gallardo LP 550-2 Valentino Balboni modeli dahil 3 adet Lamborghiniyi  test etmek icin saat 10da F1 pistine gittik.

Bir 10 dakikalik teorik egitimden sonra yanimizda Italyan test pilotlari ile pisteydik. Bize cok eglenceli ve heyecan verici bir parkur hazirlamislardi. Pistteki kukalar bize yon verirken yanimizdaki test pilotlari ne zaman fren yapmamiz, ne zaman vites yukseltmemiz konusunda bizi yonlendiriyorlardi.

Altinizda 5200 cc, 560 beygir, 100 kmye 3.7 saniyede cikan bir aracla bas etmek cok kolay degil. Insan surekli kontrol ve guc arasinda kaliyor. Sonunda guc baskin cikiyor –en azindan bende-  ama arac o kadar basarili ki yoldan cikartmak pek mumkun degil. O yuzden ne kadar hizli giderseniz gidin cok da buyuk bir tehlike arz etmiyor.

Tam bu kadari da olmaz derken daha da heyecan verici deneyimler yasiyorum.  O yuzden M3 yazisindaki son cumlemi tekrar ediyorum: Bu deneyimi yaşadığım için kendimi Dünya’ nın en şanslı insanları arasında sayıyorum ve iyi ki nefes alıyorum :)

P.S. Pazar gunku araba programlarinda muhtemelen beni izleyebilirsiniz. Montaji bittikten sonra videoyu da buraya koymaya calisacagim.

Baktığınızı Algılayan Reklam

3708879919_5b16841392

Gene harika dizayn edilmiş çok yaratıcı bir reklam. Aile içi şiddetin konu edildiği posterin hemen üzerinde bir hareket sensörü var ve kimse bakmazken ilk görüntüyü, birisi bakarken ikinci görüntüyü gösteriyor. Kaynak

Türkiye'ye Action Script'çi Aranıyor!

Geçenlerde piyasada bilinen bir ajans bana ileri derecede Action Script bilen birilerini tanıyıp tanımadığımı sordu. Ben de tanıdığım olmadığını ama şirkettekilere ( Adobe ) bir soracağımı söyledim. Adobe’ de de aldığım cevap şaşırtıcıydı:

“İleri derecede Action Script bilen birisini herkes arıyor ama ne yazık ki çok fazla yok. İyi derecede bilenlerin hepsi de zaten iyi bir yerlerde çalışıyor.”

Türkiye’ de Sosyal Medya ve Dijital Pazarlama geliştikçe Action Script’e ilgi artıyor ve bu ilgi gelecek yıllarda bu ilgi daha hızlı artmaya devam edecek. Bu işin profesyoneli şu anda çok fazla yok, yani rekabet başlangıç seviyesinden sonra hızla azalıyor. Piramitin aşağısı kalabalık ama yukarıda çok az insan var.

Eğer kariyerinize yeni başlamış ya da başlayacak bir yazılımcıysanız size bir tüyo vereyim: Action Script öğrenin. İyi derecede öğrenin hem de. Piyasanın en aranılan yazılımcılarından birisi olursunuz.

Eğer kendinize güvenen bir Action Script’çi iseniz bana mail atın (hasan “et ” hasanbasusta . com ) özgeçmişinizi ajansa göndereyim 🙂


Geleneksel Pazarlama VS Yenilikçi Pazarlama

Geleneksel Pazarlama: Mesaj iletmeye çalışmak

Yenilikçi Pazarlama: Cevap vermek

Ortalama bir Amerikalı 245 reklam mesajıyla karşılaşıyor her gün. Ayda 7485 mesaj eder. Herkes reklam yaptı, oyunun kuralı buydu. İnsanlar mesajları absorbe etti bir süre için. Aslında bu süre baya uzun sürdü. İnsanlar sıkıldı. Bir süre sonra reklam onlara bir şey ifade etmemeye başladı. Televizyonda görünce kanal değiştirdiler, bilboardda görünce kafalarını çevirdiler. Pazarlama iletişimi değişmeye başladı. İnsanlar dinlemediler. Ta ki kendileri isteyinceye kadar.

Ve geleneksel pazarlama yara aldı. Ölmedi ama can çekişiyor. Sonra, insanlar merak ettikleri markaların peşine düşmeye başladılar. Google’ da arattılar, web sitelerine girdiler. O zaman bile iletişim tek yönlüydü. Daha sonra dijital araçlar geldi. İnsanlar sosyal medyada kalabalıklar oluşturmaya başladıkça markaların dikkatini çektiler. Facebook’ ta grup kurdular, uygulamalar geliştirdiler. Cebimize kadar girdiler, Twitter’ dan iletişime geçtiler. Bloglar yazdılar, yorumlar aldılar. Aralarında başarılı olanları müşterilere içerik yarattırdılar, diyaloga geçtiler. Kitlesel iletişim geride kaldı, bireysel iletişime geçildi. İnsanlar markaları tekrar dinlemeye başladılar. Ta ki yeni bir yol bulunana kadar, o yeni yol ne miydi…

Türkiye'de Sosyal Medya'nın Geleceği Parlak

Webrazzi için yazdığım şu yazıda Comscore’ un 4. Dalga Raporunu okudum ve analiz ettim. Bu rapor Türkiye açısından gayet olumlu rakamlardan oluşuyor ve Sosyal Medya’ nın Türkiye’ de geleceğinin daha da parlak olduğunu gösteriyor. Türkiye’nin genç nüfusu ve hızlı internet adaptasyonu en büyük avantajımız. Avrupa’da ilk onda yer aldığımız ender konulardan bir tanesi internet ve sosyal medya. Eğer bu konularda kendinize yatırım yapıyorsanız geleceği yakalamışsınız, hız kesmeyin doğru yoldasınız. Şimdi rakamlara bir göz atalım:

ComScore’ un raporunda değerlendirilen 17 Avrupa ülkesi arasından 40 milyon kullanıcı ile en büyük popülasyona sahip Almanya’yı 36.8 milyon ile İngiltere ve 36.3 ile Fransa takip ediyordu. Türkiye bu sıralamada 17 milyon kullanıcısı ile 7. sırada yer alıyordu. Bu raporda da benzer rakamlar karşımıza çıkıyor. Aktif internet kullanıcıları yaklaşık olarak tüm internet kullanıcılarının 1/3′üne denk geliyor. Türkiye 4,8 milyon aktif internet kullanıcısına sahip ve Avrupa’da 9. ülke konumunda. Ayrıca raporda Türkiye’nin internet penetrasyonunun %35 ile 38 ülke arasında 28. olduğu belirtilmiş.

Son derece sosyal olduğunu bildiğimiz Türk internet kullanıcıları araştırmaya göre Avrupa’ da en fazla sosyal ağ profiline sahip 8. popülasyon. Dünyadaki aktif internet kullanıcıların yaklaşık 2/3′ü bir sosyal ağa katılmış durumda. Gördüğümüz kadarı ile bu oran Türkiye’de dünya ortalamasının bir hayli üzerinde.

Bir diğer dikkat çeken konu da sosyal medyanın artık mobil hale geliyor olması. Aktif internet kullanıcılarının %17’si sosyal medyaya cep telefonlarından ulaşıyor.

Eğer birisi bana gelip ne yapacağını bilmediğini söyleseydi onlara Sosyal Medya ve İnternet konusunda uzmanlaşmalarını söylerdim. 5 sene içerisinde yatırdıklarından fazlasını alacaklarına eminim, özellikle internete cepten ulaşanların oranı %17′ lerden çok daha yukarılara çıkmaya başladığı zaman…

Bir Girişimci Dev Bir Şirkette Çalışabilir mi?

hasan-jason

Salı günü Xing’ in düzenlediği Jason Goldberg’ in konuşmacı olduğu etkinlikteydik. Jason’ un yaptıklarını, felsefesini ve bakış açısına hayran kaldım. Webrazzi’ de yazdım bunu, oradan ayrıntılı olarak okuyabilirsiniz. Burada yazacağım ise “Dev şirketlerin iş yapma biçimlerindeki değişim”

Dev bir şirkette çalışmak girişimciliğin ruhuna aykırı değil mi? Neden böyle bir insan dev bir şirkette çalışmayı kabul etsin ki? Konferans sonrası Webrazzi.tv için yaptığım röportajda sorduğum sorulardan bir tanesi de buydu. Cevabı ise beni tatmin etti. Maalesef, siz bunun ceabını almak için montajın bitmesini bekleyeceksiniz 🙂

Ama bu cevaptan şöyle kısa bir sonuç çıkarttığımı söyleyebilirim: Dev şirketler daha hızlı hareket edebilmek için girişimcileri üst düzey yöneticiliklere yerleştiriyorlar ve karışmıyorlar. Dahası, bu şirketler daha çok hata yapıyorlar, deneme yanılma yöntemini izliyorlar. Aynı küçük şirketler gibi. Eskiden büyük bir şirketin yaptığı hata skandal olurken şimdi normal karşılanıyor. Seth Godin’ in “Small is the New Big” felsefesi dev şirketlere uyarlanıyor.

Google Internet Reklamcılığı Günü

Sektörün bir çok profesyonelinin davetli olduğu “Google İnternet Reklamcılığı Günü” etkinliği Anadolu’ dan da yoğun bir katılım ile 30 Nisan 2009 Perşembe günü Grand Cevahir Otel’ de gerçekleşti.

Google Internet Reklamcılığı Gunu

Google yetkilileri etkinlik alanına Google ruhunu tamamen yansıtmayı başarmışlardı. Minderler, Google logoları, müzik ve konferans salonu ile hedefledikleri gençlere doğru mesajı verdiler. Etkinlik sırasında herkesten duyduğum bir söz şuydu: “Google’ da çalışırken nasıl da eğleniliyordur?”. Çalışırken eğlenmek… Bu imajı yaratmak hiç kolay değil, özellikle Google gibi dev bir şirkette.

Konferansın ana konusu başlangıç seviyesindeki Google kullanıcılara hitap ettiği için, bu konferanstan bir çok arkadaş çok değerli bilgiler ile ayrıldı.  Biz de Amerika’ dan, İngiltere’ den, Uzak Doğu’ dan ve Avustralya’ dan gelen Google çalışanları ile sohbet etme fırsatı bulduk. Zaten şu anda çalıştığım şirket  Google Türkiye ile aynı katta olduğu için teknik bir şey sorma gereğini hissetmedim. O yuzden bu kişilere sorulan sorular gene Google ……. ofiste çalışmak nasıl bir şey şeklinde oldu.

google2

Google amaçladığı şekilde 753 katılımcıya Adwords nedir, tam anlamı ile cevabını verdi. İnsanlarin kafasında Adwords’e dayalı bir gelir modeli oluşturulabileceği imajını çok şık bir şekilde oluşturdu. Google Türkiye Pazarlama Direktörü Mustafa İçil ‘in yaptığı “Google Dünyası ve Yeni Pazarlama Trendleri” sunumunun yanı sıra “Google Dostu Siteler Yaratın” ve  ” Google Analytics” bölümleri diğer ilgi çekici sunumlardı. Sonuç olarak Google İnternet alanında şu ana kadar gördüğüm en başarılı organizyonlardan bir tanesinden alnının akıyla çıkmayı başardı. Tebrikler Google.

Tasarimi Yeni Boyuta Tasiyacak Bir Yenilik

Bu video tam anlami ile inanilmaz. Tasarimi yeni bir boyuta tasiyacak bir yenilik. Kaynak

Ya Google Bize Sahip Olursa!

Chris Brogan’ ın “When Google Owns You” yazısında anlatılanlar çok vahim. Bir gün Google tarafından anlamsız bir şekilde hesabın bloke edilmesi, benim başıma gelebilecek en kötü olaylardan bir tanesi. O yüzden tek markaya bağımlı kalmak çok da akıllıca bir karar değil galiba.