E-ticaretin Geleceği ve Aşılması Gereken 3 Önemli Nokta

Google Wallet ve Ödemelerden sorumlu Başkan Yardımcısı Osama Bedier’in 2011 yılında yaptığı 8 dakikalık sunum ticaretin temellerini ve geleceğini anlamak için çok önemli. Ne diyor Osama? Özetle:

İnternet 95’lerden beri çok yol kat etti. Durağan, çok linki sitelerden istediğimizi hemen bulduğumuz sitelere geçiş yaptık. (Yahoo ile Google arasındaki farkı düşünün) Ama ticaret hala aynı, neredeyse hiç değişmedi. Hala tarayıcımızdan bir sürü ürüne bakıyoruz, sepete ekliyoruz, tonla bilgi giriyoruz sonra da bu ürünlerin eve gelmesini bekliyoruz. 15 sene öncesi neyse şimdi de o. İşte önümüzdeki birkaç sene içerisinde bu çok ciddi şekilde değişecek.

Nasıl? Mobilin gücü, lokasyonun önemi, kişiselleştirme teknolojisi… (Aslında SOLOMO trendinden bahsediyor) Alışveriş yapan kişilerin %75’i daha önce aldıkların ürünlerin reklamını tekrar tekrar gördüklerini söylüyor. Aynı kişiler ailesinden birinin ya da bir arkadaşının tavsiye ettiği ürünü almaya 20 kat daha fazla eğilim gösteriyor. Demek ki burada büyük fırsatlar var.

Peki online ile offline arasındaki köprüyü nasıl kuracağız? Online’ın avantajı, sınırsız seçim ve en iyi fiyat. Offline’ınki ise ürüne dokunma ve hemen alıp, eve götürme. Bu köprüyü kurmamız ve dezavantajları avantaja çevirmemiz için 3 şey gerekiyor.

1. Ödemeler Dijital Olmalı. Bütün kredi kartları, Bankamatik, sadakat kartları, hediye kartları, hepsi buluta taşınmalı. Ve kartılarım istediğim dükkanda kullanmam için hazır olmalı. (Önemli: Google Wallet ile ilgili yazımı buradan okumanızı öneririm)

2. Stoklar herkese açık şekilde buluta taşınmalı ve orada yaşamalı. Online ya da offline aradığımı, stok bilgisini gerçek zamanlı bulmalı ve ister dükkandan istersem internetten hemen sipariş verip, tedarik edebilmeliyim. (Eticaret’te online sipariş ver, offline’da (öde ve) teslim al trendi konulu New York Times yazısını buradan okuyabilirsiniz.)

3. Online kimliğimiz olmalı ve online’da site site gezip her birine ayrı ayrı kayıt olma fikri artık son bulmalı. (Login with Facebook’u ve diğer online kimlikleri daha iyi kullanmalıyız. Kullanıcı deneyimlerini iyileştirmeliyiz. Süreçleri kendi veri tabanımızın avantajına değil, son tüketicinin avantajına olacak şekilde yeniden kurgulamalıyız. Amazon’un ürün geliştirme yaklaşımı yani tersine çalışmayı örnek almalıyız. Tersine çalışma’da süreç müşteriden başlar, fikir ve ürünle sona erer.)

Peki ticaretin geleceği nerede? Aslında 50 sene öncesinde neredeyse, orada. Sadece bunu teknolojik olarak daha ölçeklendirebilir hale getirmeliyiz. “Örneğin, Ali Bakkal’a gittiğimde, Ali beni tanıyor, bana ismimle hitap ediyor, hoşgeldin diyor. Taze peynir geldi, mutlaka denemen lazım, ayrıca babanın en sevdiği ekmek de var. Peki Zeytin var mı? Hayır ama aşağıdaki dükkanda var, oradan alabilirsin ama bekleyebilirsen ben perşembe günü sizin eve çırakla yollarım. Yanıma para almayı unutursam, Ali diyor ki, önemli değil abi, hesaba yazarım.”

Teknoloji geliştikçe biz bu deneyimi kaybettik. Peki neden bu deneyimden vazgeçeyim? Teknoloji burada anlatılan büyük sorunları çözebilir ve bu deneyimi geri getirebilir. Sorun teknoloji değil, teknoloji zaten burada, asıl sorun bu teknolojilerin beraber çalışmaması.

Önümüzde ticaretin, özellikle eticaretin en heyecan verici yılları var. Bu yukarıdaki noktalar yavaş yavaş gerçekleşiyor. Adım adım düşündüğümüzde 1. noktaya yapabileceğimiz çok fazla şey yok, burası Google gibi şirketlerin alanı, 2. nokta ise yavaş yavaş da olsa gerçekleşiyor. Ama en hızlı hayata geçirilebilecek olan 3. nokta. Login with Facebook entegre etmekten, yeni nesil ürün geliştirme yaklaşımlarının benimsenmesi belki de kısa vadede bir eticaret girişiminde en önemli farkı yaratan değişim olacak. Ve tüm bunlar olduğunda Webrazzi Eticaret Konferans’ında sunduğum Sosyal Ticaret örneklerine bir adım daha yaklaşmış olacağız.

Not: Bu yazım Webrazzi’de yayınlanmıştır.

Oyun Oynayarak Daha İyi Bir Dünya Yaratabilir miyiz?


Bilgisayar oyunlarının çoğunun zaman kaybı olduğunu düşünürüm. Çoğu zaman popüler olmuş bir oyunun “gamification” kurgularına bakar, birkaç saatimi geçirir, çıkarım. Yalnız, bu konuşma bakış açımı biraz değiştirdi. Daha doğrusu açımı genişletti.

Madem HAFTADA 3 milyar dakikasını oyunlara harcayan çok büyük bir kitle var. Bu kişileri sanal değil, gerçek dünya sorunlarını çözmek için nasıl kullanabiliriz? Cevabı 20 dakikalık bu TED Videosunda, ben çok etkilendim, umarım siz de etkilenirsiniz. Türkçe altyazı seçeneği mevcut.

Lokasyon Bilgisinin Hayati Olduğu iPhone Uygulaması

Bu İtfaiye için olanı. Aynı mantıkla ambulans için de kullanılabilir. Kaynak

2011 İnterneti Daha Faydalı Kullanma Yılı

Türkiye’de hatta dünyada İnternet en çok ne için kullanılıyor biliyor musunuz?

1. Facebook’ta takılmak: Komik videolar izleyip, eski sevgililerin resimlerine bakmak.

2. Porno İzlemek

3. Chat yapmak

4. Oyun oynamak…

Çok anlamsız geliyor değil mi? İnterneti daha faydalı kullanmak için toplumsal çözümler aramaya başlamalıyız yoksa hayat bize gidiş yolundan puan vermeyecek. 2011’den daha umutluyum. Önerisi olan?

Dünya Çapında Kampanyalar Yapmak

Türkiye’den dünya çapında kampanya yapmak mümkün mü? Aslında mümkün. Bence bunun üç bileşeni var:

1- Yaratıcı Fikir
2- Teknoloji
3- Uygulama (Execution)

Dünya çapında bir kampanya yapmak için müthiş yaratıcı, mümkünse espirili ama kesinlikle şaşırtıcı, şok edici, daha önce yapılmamış bir şey yapmak ve bunu birçok teknoloji ile bağlamak gerekiyor.

Biz konumumuz ve ilgi alanlarımız sebebiyle bir çok teknolojiyi birbirine bağlayabiliyoruz. Facebook, Twitter, Mobil, QR Kodları, Lokasyon Bazlı Servisler, Mobil Ödeme…

Hal böyle olunca ortaya çoğu zaman şöyle bir kampanya fikri çıkıyor. Tamam işte, QR Kodun fotoğrafını çeksin, oradan Facebook’a gitsin, buradaki postu Twitter’a göndersin, sonra bu yorumların toplamını alsın, bunları kendi arasında sıralasın… gidiyor da gidiyor.

Müthiş bir fikir, müthiş teknolojiler de kullanıyor olabilir. Ama teknolojileri basitleştiremediğimiz sürece yaptığımızı ancak bizim gibi birkaç bin insan anlayacak, uzun bir süre kitlelere yayılamayacak. Zamanının ilerisinde olmak, bunu avantaja dönüştüremediğin sürece büyük dezavantaj. Bir teknolojiyi zamanından önce kullanmak, en az zamanından sonra kullanmak kadar manasız. Bunun optimum bir zamanı var. O zamanı yakalamak çok kritik.

Özetle, teknoloji ile basitliği (simplicity) birleştirdiğimiz noktada dünya çapında kampanyalar yapacağımızı düşünüyorum. Bunun en basit örneği Facebook, sayfaya girdikten sonra hiçbir şey yapman gerekmiyor, haberdar omak istediğin tüm haberler ana sayfandan aşağı doğru akıyor. O kadar basit, herkes kullanabilir. Bu yüzden 24 milyon Türk kullanıyor. Böyle fikirlere ve uygulamalara ihtiyacımız var. Arayışımız sürüyor 🙂

Geleceğin Reklamcılığı: Facebook

Eski reklamcılık mantığı şuydu: Milyonlarca kişiye reklamını göster (yani spam yap) aralarından küçük bir kısmı reklamların ile ilgilensin, ürünümüzü satın alsınlar. Yani, televizyon başında dizimizi izlerken  kadın çorabı reklamı izlediğimiz yıllardan bahsediyorum. Halen devam etse de klasik manada televizyon reklamcıığının artık çok fazla vakti kalmadığını söyleyebiliriz.

Peki reklamcılık nereye doğru gidiyor? Cevabı basit: Yüksek hedefli reklamcılığa. Yani en basit mantıkla ben erkeksem bana kadın çorabı gösterme.


Peki reklamlar ne kadar spesifikleşebilir? Çok fazla. Nişanlı 18-24 yaş arası kızlara gelinlik reklamı gösterebilirim. Boğaziçi’nde okuyan öğrencilere Boğaziçi Üniversite’sinin şenliklerinin reklamlarını gösterebilirim. Hatta, doğumgünü olan kişilerin doğumgünlerini kutlayabilirim. Seçenekler Facebook’taki bilgiler ile doğru orantılı.

Burada en önemli noktalardan bir tanesi ”Likes and Interest” bölümü. Yani kişilerin hayran olduğu sayfalara göre hedefleme yapılması. Bunun anlamı şu: Eğer ürünün bir Çikolata ise, Facebook’taki Çikolata sayfasının 870.000 hayranına reklamlarını gösterebilirsin.

Daha da heyecanlandırıcı teknolojiler kapıda. Çok yakında hayatımıza Lokasyon Bazlı  – yani fiziksel olarak bulunduğun yerde- gösterilecek reklamlar girecek. Sonrasında mobil ödeme ya da Facebook Credits ile ekosistem tamamlanmış olacak ve ürünü satın alabileceğiz. Bu teknolojilere ise başka bir yazımda değineceğim.

Mobil Sosyal Medya Kullanıcı Profili

Yakın gelecekte bizi en çok ilgilendirecek konuların başında Mobil sosyal medya kullanıcısı geliyor. Türkiye’deki 24 milyon (şimdilik) Facebook kullanıcısının 10 milyonunun Facebook’a cep telefonundan girdiğini biliyoruz. Bu bizim için inanılmaz önemli bir oran. Yakın zamanda bu ağların geleceğinin nereye gittiğini açıkça gösteriyor. Bu konu gittikçe önem kazanırken bizim de mobil sosyal medya kullanıcı profilini tanımamız çok önemli:

Wave 5 raporuna göre profilimiz genel olarak erkek, evli, 25-34 yaşları arasında, yüksek gelire sahip, yüksek eğitimli, karar verici pozisyonda, bir ürünü ilk deneyen ve çevresini etkileyen bir profil. Çok geçmeden stratejilerimizi buna göre oluşturmaya başlasak iyi olur. Sonra geç kalabiliriz.

Facebook Places Açıklanır, Dünya Değişime Yaklaşır

Webrazzi’deki Nurettin’in yazısında şunu okudum: Turkcell büyük bir tanıtım kampanyasıyla Gezenzi’yi kullanıcılarına sundu. Kulislerde Gezenzi’nin beklenileni verip vermeyeceği tartışılırken, Vodafone globalde Foursquare ile işbirliği  imzaladı. Bu işbirliğinin Türkiye’ye de yakında geleceği tahmin ediliyor.  AVEA’nın ise bu konudaki çalışmaları var mı yok mu kimse bilmiyor.

Hem Turkcell’in hem Vodafone’nin bu konudaki girişimlerini iyi niyetli buluyorum. Ama özellikle bugün Facebook Places açıklandıktan sonra başarıya ulaşma şanslarının azaldığını düşünüyorum.

Evet, Facebook artık bulunduğumuz yerden check-in yapmamıza izin veriyor. Bu Foursquare gibi bir servisi potansiyel 500 milyon kişiye açılması demek.

Dahası, Facebook Location API gelecek diye okumuştum ama durum öyle değilmiş. Graph API ile kişilerin check-inlerine ulaşabileceğiz. Şu cümle her şeyi anlatıyor. Using our Graph API, you can request permission to access a user’s check-ins, their friends’ check-ins, and basic information about places.

Yani, kişilerin check-inlerine, arkadaşlarının bulunduğu yerlere ulaşarak, trendleri takip edip, onlara göre kampanyalar düzenleyebileceğiz. Happy – hour ‘lar farklı mekanlar için farklı zamanlarda olacak yani. Markalar için çok değerli bir süreç başlayacak, fiziksel olarak bulunduğumuz yerde yani parayı harcayabileceğimiz yerde markalara bize ulaşma şansı verceğiz. Hepsi bizim iznimiz dahilinde olacak tabii ama önce biraz daha akıllı telefon penetrasyonuna ihtiyacımız var. Sonrasında her şey çok güzel olacak 🙂

Sosyal İletişim, CRM ve Ticaret – P&G Örneği

Sosyalleşen dünyada bir tek medya kelimesinin önüne bu kelimeyi koyma vizyonunu göreceli olarak ufak buluyorum. Sosyal medya trend olmasına rağmen, buzdağının görünen ucu bile değil. Markalar için çok fazla fırsat var. En önemli gördüğüm 3 fırsat ise şunlar:

1- Sosyal İletişim: Şu anda içinde bulunduğumuz durum. Markaların sosyal ağlarda topluluk yaratması yani iletişim yapabilecekleri yeni bir medya yaratmaları. Aynı televizyon gibi, radyo gibi…

Önemi Türkiye’de anlaşılmaya, efektif sonuçlar alınmaya başlandı. Öncü markalar tarafından uygulanıyor. ”Me too” ( Ben de orada olmalıyım) markaları ”me too” (sosyal medyada çok para varmış, bu işi biz de yaparız ajansları) ile hızla bu alana yatırım yapıyorlar. Sıradanlaşma başlıyor, taklitler çoğalıyor ama pasta da büyüyor. Ajanslar için ”cash cow” zamanı.

Sonuçta ajans mantığı çoğu zaman sektörden yalnızca tek bir marka ile çalışmaya müsait. En iyi ajansları de en iyi/öncü markalar alıyor. Park yeri gibi, en iyileri önceden kapılmış oluyor.

2- Sosyal CRM: En dar anlamıyla markalarının databaselerinin Facebook id’leri ve diğer sosyal hesaplar ile eşleştirilmesi sonucunda müşterisini daha iyi tanıyan, daha kişiselleştirilmiş öneriler yapabilen akıllı sistemler yaratmak.  (Sanıldığının aksine sosyal ağ destek programı yapmak değil.) Tabii ki, sadece bundan ibaret değil ama bu konunun Türkiye’de anlaşılmasına henüz var. Dünya’da bile çok başarılı bir örneğe rastlamadık çünkü. Aslında bu büyük bir fırsat çünkü dünyadaki en başarılı örneği Türkiye’den çıkarabilme şansımız her zamankinden yüksek.

3- Sosyal Ticaret: İşte ticareti, e-ticareti, iş yapma biçimimizi yani aslında dünyayı kökten değiştirecek bir yeni bir kavram. Üstelik teknolojisi hazır, uygulamaların ilk örneklerini gördük. İlk uygulama örneklerinden bir tanesi, dünyanın en öncü markalarından, Procter and Gamble’den geldi:

P&G güzellik ürünlerini Facebook’tan satmaya başlıyor. Şu cümle dünyada ticaretin geleceğinin ne olacağının bir özeti gibi sanki:

Max Factor has become the first Procter & Gamble brand to sell directly to consumers via Facebook as the FMCG giant experiments with ecommerce initiatives.

Facebook bu konuda sayfaları ile, reklamları ile, Places ile, Credits’i ile tüm ekosistemini kuruyor. Çok yakında Facebook’a girip, ürün satın alabilecek, ödemesini Facebook’tan yapabilecek bir duruma gelebileceğiz.

Burası herkesin korktuğu, kimsenin nasıl davranacağını bilmediği yepyeni bir alan. Bu konularla ilgilenen varsa lütfen benimle kontakt kursun. Beraber ne yapabiliriz, oturalım konuşalım, en azından bir kahve içelim. Çalışmalara şimdiden başlayalım, gelecekteki yerimizi şimdiden alalım.

Yepyeni Pazarlama Teknolojileri ile Oynamak

Cornetto için yapılan “Multiplayer İnteraktif Bina Projeksiyon Oyunu”nu çok yaratıcı ve başarılı buldum. Türkçesi şu: Pacman’e benzer bir oyunu kendi cep telefonunuzdan dev bir binanın üzerinde oynayabiliyorsunuz.

Deneyimlerimi şurada paylaşmıştım. Fikir, uygulama, organizasyon hepsi mükemmel. Ne kadar emek sarf edildiği o kadar belli ki. Tebrikler, emeği geçen herkese.

Mobil projelerlerde ülkemizde güzel örnekler görmek çok sevindirici. Yalnız, henüz yolun başında bile değiliz. Yakın zamanda bu oyunların geniş alanlara ve kitlelere yayılacak şekilde gelişmesini sabırsızlıkla bekliyorum. Yeni teknolojiler henüz tam potansiyeli ile kullanılmaya başlanmadı. Aşağıdaki videoyu izleyin, ne demek istediğimi daha iyi anlayacaksınız. (Bu oyun 2008 yapımı)

Peki yakın gelecekte neler olabilir? Lokasyon bazlı servisler daha da geliştikçe, Şehir (Urban Gaming) veya Sokak Oyunlarını  nasıl yaratıcı kurgular ile birleştirebiliriz? Kendimizi FBI Ajanı gibi hissedebileceğimiz oyunların kahramanı olabilir miyiz? Bu bize nasıl bir deneyim sunar?

Bu kurgular Augmented Reality uygulamaları ile nasıl entegre kullanılabilir?

Lokasyon Bazlı Sosyal Ağlar (Foursquare gibi) kurgunun içine dahil edilebilir mi?

Biz, yeni pazarlama teknolojileri kullanarak  daha keyifli ve faydalı işler çıkarabilir miyiz? Cevap basit, çıkarabiliriz ANCAK;

Ajanslar daha yaratıcı ve yeni teknolojileri daha yakından takip ederlerse

Uygulamadaki teknik kısmı başarı ile halledebilecek kalifiyede teknik personel ile çalışılırsa

Marka tarafında cesur işleri onaylayacak Üst Düzey Yöneticiler bulunursa… NEDEN OLMASIN?

İş Hayatında Kodlama Bilmenin Önemi

Hayatımın bir bölümünde yazılımcı olarak çalışmış olmayı çok isterdim. Bana internet ile ilgili bir iş yapmak isteyen bir genç nereden başlaması gerektiğini sorsa ilk cevabım şu olurdu: Programlama yapmayı öğren. Yazılım bilen bir yöneticinin, daha fikir geliştirme aşamasından daha efektif çalıştığına, programcılardan olur olmaz isteklerde bulunmadığına defalarca şahit oldum.

Bunun için üniversitedeki en önemli bölümlerden birisinin MIS (Management Information Systems) olduğunu düşünüyorum. Teknik altyapı ile işletmeyi birleştirebilen bir bölümü bitirmiş olmanın iş hayatında artısı inanılmaz olacaktır. İş hayatına yazılımcı olarak başlamış, sonrasında yönetici olarak çalışmayı düşünen bir MIS mezununun diğer rakiplerinden çok açık ara önde olacağını söyleyebilirim. Eğer siz de bu özelliklere sahip biri iseniz sizinle tanışmak isterim. Bana  her zaman bir mail atabilirsiniz.

Twitter Gazetecilik Müfredatına Girdi

Güzel bir habere denk geldim bugün:

Türkiye’de Blogger / Gazeteci tartışmaları zaman zaman gündeme gelirken, Amerika’da bir üniversite Gazetecilik Bölümü müfredatına  “Journalism 520: Digital Editing: From Breaking News to Tweets.” ( Gazetecilik 520: Dijital Editleme: Son Dakika Haberlerinden Tweetlere )’yi ekledi.

Bu gazetecilik müfredatını çok yenilikçi buldum. WordPress’in temellerinden, SEO’ya ve Vatandaş Gazeteciliğine kadar, birçok konu akademik düzeyde tartışılacak. Darısı Türkiye’deki üniversitelerin başına.

Detaylı bilgiyi buradan alabilirsiniz.

Sosyal Medya Ajansı ile Çalışmaya Başlamadan Önce Markaların Sorması Gereken 52 Soru

Müthiş bir yazıya denk geldim. Yazar, bu yazıda bir sosyal medya şirketi ile çalışmaya başlamadan önce markaların sorması gereken 52 soruyu sıralamış. Ve burada Online Takip’ten, İtibar Yönetimine,  Sosyal Medyadan, Topluluk Yönetimine soruları gruplamış.

Eğer marka tarafında iseniz sizin için çok güzel bir kaynak. Bir sosyal medya ajansı ile görüşüyorsanız ve nereden başlayacağınızı bilmiyorsanız, bu soruları sormakla başlayabilirsiniz.

Tüm sorulara en ideal cevapları vermek mümkün değil tabii ki ama en azından Global’deki rakiplerimize rekabette kalmak istiyorsak bu sorulara mantıklı yanıtlar vermek ile başlamalıyız.

Dünya çapında işler yapmak istiyorsak, sunumlar havada kalan süslü sözlerden oluşmamalı. Bunun yerine, kendimizi bu soruların cevaplarını en iyi verecek şekilde stratejiler, sistemler ve teknolojiler geliştirmeye adamalıyız. Şimdiye kadar ülke olarak bu yolda çok başarılı olamadık ama 20 milyonluk Facebook nüfusunun avantajını kullanmanın zamanı geldi de geçiyor bile. Siz ne dersiniz?

Google Yasakları Yerli Arama Motoru Yüzünden mi?

5 Kasım’da yani tam 7 ay önce “Bakan Binali Yıldırım’ın Google Tepkisi” diye yazmıştım Webrazzi’de. Yazıda bahsedilen açıklama bugünkü Google yasakları ile çok daha önemli hale geldi:

“Ne kadar büyük şirket olursan ol bizi bağlamaz. Bu ülkenin kanunları var, kuralları var. Bu ülkede haksız hukuksuz kazanç elde edemezsin. Sitelerini kapattık diye yaygara kopartıyorlar. Çeşitli mecralarda hükümetin bu işlere kafası ermiyor diye reklam yapıyorlar. Alakası yok. Dünya’da boyunduruk altına girmemiş iki tane millet var. Bir tanesi Türkler. O yüzden buraya geldin mi buranın kanunlarına uyacaksın. Farklı bir şey istemiyoruz ki, İsrail’de ne yapıyorsan onu istiyoruz. Bu konuda çok dertliyim, o yüzden bu konuyu açtım.

Ayrıca törende konuşan Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu Başkanı Tayfun Acarer, yerli arama motoru konusunda çalışmalara başladıklarını söyledi ama konu ile ilgili detay vermedi.

Bakan Binali Yıldırım ise “Akıl teri ile katkı üretmek isteyen her türlü faaliyetin yanındayız. Bu konuda tüm gençlere kapımız açık, paramız da var, kanunumuz da. İhtiyacımız olan her şeye sahibiz. Yakında ilan edeceğiz” dedi.

Açıklamaya göre Yerli Arama Motoru yakında çıkacak. Bu konunun Google yasakları ile bir ilgisi olabilir mi?

Mobildeki Facebook Yenilikleri

Google Android’in Ürün Lideri bu pazartesi Facebook’taki yeni işine başlıyor hem de Head of Mobile Products pozisyonunda. Facebook bu konuda sürekli en iyileri işe alan ve sıkça Google’dan, Yahoo’dan, Twitter’dan transfer eden bir şirket olarak kendini gösteriyor son zamanlarda. Erick’in kariyeri de bu konuda incelenmeye değer. Microsoft’ta başlayıp, Mc Kinsey, Yahoo ve Google yolunu izlemiş.

Erick gibi geleceğin nerede olduğunu gören ve  bu konuda adım atmaktan korkmayan birisi, yakından takip etmekte fayda var. Ne de olsa Google’i bırakmak kolay değildir, tıpkı daha önceleri Yahoo’yu ve McKinsey’i bırakamak kolay olmadığı gibi. Benim gözümde bugüne kadar haklı çıkmış kariyer konusunda verdiği kararlarında. Dediğim gibi bir sonraki adımını  yakından takip etmekte fayda var, bize gelecek hakkında ipuçları verebilir.

Benim en merak ettiğim konuların başında gelen Mobil konusundaki gelişmeleri yavaş yavaş görmeye başlıyoruz. Mobille, sosyal ağların buluşmasında inovasyona çok yer var. Facebook’un çok yakında açıklayacağı iki konu beni çok heyecanlandırıyor ve Mobil Sosyal Ağların kısa dönemdeki geleceğini spesifik olarak bu iki bölümde görüyorum:

1- Mikro Ödeme

2- Lokasyon Bazlı Sosyal Ağ

Orta dönemde ise belki bir Facebook Telefonu (iphone, Blackberry gibi) görebiliriz. Bu konu global olarak çok önemli olsa da ülkemiz açısından önemi daha büyük. Çünkü ülkemizdeki 20 milyon Facebook kullanıcısının 10 milyonu Facebook’a Mobil yolu ile bağlanmış. İnanılmaz bir istatistik, dünya ortalamasının çok üzerinde. Bakalım Erick, Facebook’a ne yenilikler getirecek? Bu yenilikler bizim hayatımızı nasıl etkileyecek? Heyecanla takipte ve beklemedeyiz.

←Önceki