“NEXT BIG THING” Sosyal Medya ile E-ticaretin Birleştiği Yerde mi? Sosyal Ticaret Fırsatları – 4

Sanırım, birinci, ikinci ve üçüncü yazılar şu ana kadar sosyal ticaretin ne olduğu konusunda fikir sahibi edinmemizi sağlamıştır. Bu yazı dizisini “Gelecekte ne olacak?” sorusu ile bitiriyorum:

Ticaret kelimesinin önüne latin alfabesinin her harfinin geldiğini gördük. E-(lektronik), F-(acebook), M-(obil), T-(ablet) Ticaret gibi ama işin özü şu: Eğer ticaretin temelini bilmiyorsak önüne hangi harfi koyduğumuzun bir önemi yok, hepsinde başarısızlığa mahkumuz. Bunun için araçlardan ziyade işin mantığını kavramamız gerekiyor.

Mantığı kavradıktan sonra araçları ve şirketleri konuşabiliriz. 5 sene sonra da sosyal ticaret konuşmaya devam edeceğiz, araçlar çoğalacak. Yakınsama bir adım daha ilerlemiş olacak. Online-offline entegrasyonları daha da önemli hale gelmiş olacak. Doğal olarak Google Wallet’ı daha çok konuşacağız büyük ihtimalle. Şu anda f-ticaret, sosyal ticaret ile eşanlamlı kullanılıyor, birçok kişi aradaki farkı bile bilmiyor. Bu, şu anda sosyal ağ ile Facebook kelimesini eşanlamlı kullanmamıza benziyor. Google, sosyal ağlarda (henüz) çok başarılı olamadı ama bu işin geleceği olan Mobil, Google’in alanı. Android’i ile, 2009 yılında 750 milyon dolara aldığı Admob ile 2011 yılında 12,5 milyar dolara satın aldığı Motorola ile bu alandaki en geleceği olan şirketlerden bir tanesi.

Özetle, daha büyük alan, daha büyük oyuncular getirecek. Google gibi, 2 milyon çalışanı olan, yıllık cirosu 421 milyar dolar olan Walmart gibi. (Fikir vermesi açısından söylüyorum. Dünya’nın en büyük ordularından ve ekonomilerinden biri olan ülkemizin ordusu yaklaşık 800.000 kişi, TÜİK verilerine göre Gayri Safi Yurtiçi Hasılası 2010 yılında 735 milyar dolar. )

Markalar, sosyal CRM vasıtası ile neye ihtiyacımız olduğunu bize söyleyecek ve biz akıllı telefonlarımız ile satınalma yapabileceğiz.  Korkutucu mu? Daha doğru soru tehdit mi, fırsat mı? Bu anlattığım şeyler hayal ürünü, konsept, prototip değiller, hepsinin teknolojisi hazır, yukarıdaki videoda da görüyorsunuz, Amerika’da kullanılıyor, yaygınlaşması yaklaşık 5 sene sürecek. Yani, bizim fırsatları değerlendirmemiz için biraz vaktimiz var. 

Google Wallet, Google hesaplarımızın datası ile harmanlandığında (burada en önemlisi o zamana kadar kitlesel olmayı başarırsa Google Plus olacak, ya da Google’ın henüz çıkmamış sosyal ürünü) arkadaşlarımızın ne satın aldığını direkt olarak görebileceğiz. Sonrasında zaten buna sosyal ticaret demeyeceğiz, ticaret diyeceğiz. Bizim için normal bir alışveriş şekli olacak çünkü. Doğru zaman olduğunu hissetmemiz, bizim ne kadar başarılı marka yöneticileri, girişimci veya pazarlama profesyonelleri olduğumuzu direkt etkileyecek. Süre işliyor, istediğiniz fırsattan başlayabilirsiniz, herkese başarılar…

Not: Bu yazı dizisi hakkında ne düşündüğünüzü ya da hangi konularda yazmamı istediğinizi bir tweet ile gönderirseniz memnuniyetle değerlendirmeye alırım.

“NEXT BIG THING” Sosyal Medya ile E-ticaretin Birleştiği Yerde mi? Sosyal Ticaret Fırsatları – 3

Bu serinin ilk ve ikinci yazılarında ülkemizdeki hem Sosyal Medya’ya hem de E-ticaret’e bakışıma değinmiştim. Bu yazımda öncelikli fırsatlara değineceğim.

Facebook’tan film izleme ve bedelini Credits ile ödeme temelinde sosyal ticaret. Dünya’nın en büyük e-ticaret sitesi Amazon.com’da e-kitap satışlarının fiziksel kitap satışlarını geçmesi trendin nereye doğru gittiği konusunda ciddi fikir verecektir. “Download ya da stream” edilebilen ürünlerin öncelikli fırsat alanı olduğunu söyleyebiliriz.

Hollywood’un en ünlü film stüdyolarından Miramax, Facebook’ta film kiralıyor. Yani filmi seçip, Credits ile ödüyor ve Facebook’tan izliyorsunuz. Dünya’da sadece üç ülkeye açık bu beta program ve bu üç ülkeden bir tanesi Türkiye. Bir kez daha, ülke olarak diğer endüstrilerde olan dezavantajlarımız veya geriden gelmemiz bu endüstri için geçerli değil. Dünya’nın en büyük şirketleri sosyal ürünlerini öncelikle Türkiye’de deniyorlar ve Türkler beğenirse tüm Dünya’nın beğenisine açıyorlar. Evet, bu sefer Dünya bizim gerimizde, yapmamız gereken ise bu fırsatı değerlendirmek.

Dünya’da Sosyal Ticaret konusunda öncü olarak FMCG sektörü ve özellikle Procter & Gamble, Coca-Cola gibi firmalar gösteriliyor. FMCG, bence sosyal ticarete çok uygun olmayan sektörlerden bir tanesi. Sosyal ticaret, bir otoban değil, daha çok dikenli bir yol gibi. Kendi içerisinde zaten dezavantajları var, ödeme, kredi kartı numarası vermenin hala çok güvenli olmadığı algısı, ekosistemin gelişmesine daha zaman olması (Facebook’a kredi kartımızı kaydetme, Credits’in %30 pay alması gibi gibi…)

Bir de tüm bunlara aracısızlaştırma yani ürünün süpermarket gibi bir aracısı olmadan direkt olarak firmadan son tüketiciye gönderilmesi eklendiğinde iş daha da zorlaşıyor. (Walmart, bunu kısmen çözdü bu arada, belki başka yazımda detaylı anlatırım) Ürünlerin çoğunun internetten satılmaya çok müsait olmaması da cabası. Yani hızlı tüketim ürünlerini bakkaldan almak çok daha mantıklı, P&G ürünlerini de süpermarketten. Ama örnek olarak giyim, moda sektörü öyle değil, kapalı alışveriş kulüpleri bu algıyı yıktı.

Bu arada, websitesi üzerinde sosyal ticaret sitesi kurmak, Facebook uygulaması yapmaktan çok daha farklı. sosyal ticaretin f-ticaretten farkı da bu bana kalırsa. Bu konuda dünyada en beğendiğim kurguları sürekli inceliyorum ve devamını ileride yazacağım.

Özetle, satınalmanın Facebook’un içinde gerçekleşmediği, sadece vitrin gibi bir facebook uygulaması yapmakta büyük fırsatlar yok, bunu kendi kurguları ile bir sosyal ticaret sitesine çevirebiliyorsak orada fırsat var.

Biz gerçekten sosyal medyanın paraya dönüştüğü zamanı gördüğümüzde başarı kriterlerimiz de (KPI) ona gore değişecek, e-ticaret KPI’larına daha çok yaklaşacak. Satılan ürün, dönüşüm (conversion), ciro, kar gibi başarı kriterlerimiz olacağı için sadece sosyal medya iletişimi yeterli olmayacak.

Markalar uzun süre hayran sayısını kendine KPI aldı, son bir iki aydır hayran sayısı değil, ne kadar konuşulduğu önemli dendi ve herkes yeni kriterlerden People Talking About’u öğrenmeye koyuldu, markalara bunlar öğretildi. Belli ki, önümüzdeki senenin konusu bu. Bu işin iletişim tarafı çünkü Facebook markaların 100.000’lerce hayranına iletişim / promosyon yapabileceği bir mecra olarak duyuruldu ve bu algısı devam ediyor. Sosyal CRM, Sosyal Alışveriş gibi kavramların anlaşılmasına daha var. (Burada 1 sene once yazdığım yazıyı refere edeceğim: www.hasanbasusta.com/gelecek/sosyal-iletisim-crm-ve-ticaret-pg-ornegi.html

Ne zaman ki markaların üst düzey yöneticileri, “bizim kaç hayranımız var” sorusundan “bizim hayranlarımız bize ne kadar para kazandırıyor” sorusuna geçer, o zaman bu konular çok daha önem kazanır.

Yani, sosyal konteks kullanarak ne kadar satış yapıldığı KPI’ına biraz zaman var. Şu anda sosyal medya ile e-ticaret birbirinden çok farklı iki ayrı konu. Bir tanesi daha Kurumsal İletişim’in diğeri ise satışın öncelikli konusu. Ama ben inanıyorum ki Facebook Insight’larda ne kadar satış yapıldığını görebileceğiz birkaç sene sonra. İşte o zaman, bu iki kavramın birbirine yaklaştığını ve çok daha önemli hale geldiğini göreceğiz. Olması gereken de bu değil mi?

Not: 4. yazı olan “Sosyal Ticaretin Geleceği” konusu ile bu yazı dizisini bitireceğim. Umarım faydalı olmuştur.

“NEXT BIG THING” Sosyal Medya ile E-ticaretin Birleştiği Yerde mi? Sosyal Ticaret Fırsatları – 2

İlk yazımda konuya bir giriş yapmış ve özetle Amerika’yı bırakalım, ülkemize bakalım diye bitirmiştim. E-ticaret verileri açısından ülkemize bakarsak: IAB verilerine göre e-ticarette ödemelerin %77’si Kredi Kartı ile yapılıyor. Türkiye, Kredi Kartı açısından bir cennet. Penetrasyonda Avrupa’da İngiltere’den sonra ikinciyiz.

BKM verileri 2011 yılındaki (burası önemli, kredi kartı ile gerçekleşen) e-ticaret hacminin yaklaşık 20 milyar TL olduğunu gösteriyor. Glenbrook verilerine göre Türkiye e-ticaret pazarı 2010 yılında 14 milyar dolardı ve sağlıklı bir şekilde büyüyor. Türkiye e-ticaret pazarı, Avrupa’nın potansiyeli en yüksek birkaç pazarından bir tanesi olarak gösteriliyor. 34 milyon internet kullanıcısının 12 milyonu (%34’ü) aktif online satın alma yapıyor. Yurtdışındaki Girişim Sermayeleri (Venture Capitalist) için Türkiye’ye yatırım yapmamak vizyon eksikliği, fırsat kaçırma olarak görülüyor. Alanındaki 4. oyunculara bile ciddi yatırımlar gelebiliyor.

Her zaman söylendiği gibi genç nüfusumuz büyük avantajımız. Türkiye’deki internet kullanıcı rakamları her geçen gün olumlu anlamda değişiyor. Bir diğer önemli kriter olan lojistik altyapımız çok güçlü. Türkiye’nin büyük bölümüne 24 saat içerisinde ürün ulaştırabiliyoruz.

Şimdi verileri birleştirip bir çıkarsama yapalım: Türkiye’deki yaklaşık 34 milyon internet kullanıcısının büyük kısmının kredi kartı var, dışarıda alışveriş yapıyorlar ama online alışveriş yapanların sayısı sadece 12 milyon. İşte önümüzdeki senelerin fırsatları burada. Türkiyenin online alışverişte gideceği çok yol var. Peki, bunu ne hızlandırabilir?

Sosyal Ticaret’in Potansiyeli var mı?

Evet, potansiyeli var. Bunu söyleyenin ben olmadığımı, Mark Zuckerberg olduğunu defalarca yazdım.

Zuckerberg, her sene yaklaşık 1 saatlik bir konuşma yapıyor. F8’te, G8’te vs. Bu konuşmalar geleceğin nereye gittiğini göstermesi açısından çok önemli. Daha önceki konuşmalarında tüm endüstrileri sosyalleştireceğini ve buna oyunlardan başladığını çünkü oyunların buna en müsait olduğunu söylemişti. Zynga’nın ya da daha yerel bir örnek verelim Peak Games’in başarısı ortada. Daha birinci senesi dolmadan 70 milyon dolardan değerlendi. Fırsatın ne kadar büyük olduğunu anlatmak için daha fazla söze gerek yok sanırım.

Sırada ise 3 endüstri olduğunu söyledi Zuck: 1- Film 2-Müzik 3- Basın, Kitap

Huffington Post’un, Washington Post’un Social Reader gibi Facebook uygulamalarını incelemediyseniz, şimdi incelemenizi şiddetle öneririm Gelecekte bu endüstrinin nereye doğru gittiğini göstermesi açısından çok önemliler. Özetle, öncelikli fırsatlar film, müzik ve kitap endüstrilerinde. Daha sonrasında ise fiziksel ürünlerde. Bunların hepsi adım adım gerçekleşecek.

Bakalım, heyecanlı bir gelecek bekliyor bizi. Bir sonraki yazımda ise öncelikli fırsatlara değineceğim. Yazı dizisini nasıl bulduğunuz hakkında tweet gönderirseniz sevinirim. Geri bildirimlerinize göre sanırım 4  yazıda bitireceğim bu konuyu.

Not: Konuyu 4 yazıda bitirdim. Daha iyi bilgi sahibi olmanız için mutlaka üçüncü ve dördüncü yazıları da okumanızı tavsiye ederim.

“NEXT BIG THING” Sosyal Medya ile E-ticaretin Birleştiği Yerde mi? Sosyal Ticaret Fırsatları – 1

Birkaç hafta önce, herkese 2012 trendleri soruluyordu, hatta #2012tahminleri Twitter’da Trending Topic’ti. 2012 Trendlerinde 2011 yılından farklı hiçbir şey yoktu, gerçekten. Sosyal medya çok büyüyecek, dijital pazarlamaya verilen önem artacak, e-ticaret hacmimiz artacak…  2012 tahmini olarak geçtiğimiz üç yıldan farklı olarak Şubat 29 çekecek yazılsa belki daha faydalı olabilirdi 🙂

Bu konuları uzun zamandır takip ediyoruz. 2 ana trendi biliyoruz: Sosyal Medya ve E-ticaret. Sosyal medya iletişimi yapmak ve markalarımızın ürünlerimizi internet üzerinden satarak satışlarımızı arttırmak. Bazen markafoni gibi siteler aracılığı ile bazen kendi internet sitemiz üzerinden.

Her zaman söylenen “Amerika’nın 10 sene gerisindeyiz abi” gibi kahvehane muhabbetleri en azından Sosyal Medya için geride kaldı. Türkiye olarak en büyük şansımız sosyal ağları Dünya’da en çok kullanan, en fenomen haline dönüştüren ilk birkaç ülkeden biri olmamız. Comscore verilerine göre Türkiye’de interneti olan insanların yüzde kaçı sosyal medya kullanıcısı, biliyor musunuz? %96.

Bir diğer konu özellikle Markafoni, Trendyol, Grupanya, Grupfoni gibi firmalar ile parlayan 2011 yılı, üstüste gelen on, yüz milyonlarca dolarlık değerlemeler, yatırımlar… Geçen gün paylaştım, 192 CEO, 2012 için genel olarak karamsarken, dillerinden düşürmedikleri, daha fazla önem verecekleri belki de tek ortak alan e-ticaret.

Sosyal medyayı biliyoruz, her gün yarısının giriş yaptığı 30 milyon Facebook üyesi gibi herkesin verdiği rakamları tekrar etmeyeyim. E-ticareti de biliyoruz, yukarıda anlattığım gibi. Peki ya bu ikisi birleşirse ne olur? Ya, önümüzdeki en büyük fırsat SOSYAL TİCARET ise, ya ticaret ya da en azından e-ticaret tarihinde hiç değişmediği kadar değişmek üzereyse? İşte bu sorunun cevabını verebilirsek, Sosyal Ticaret’teki fırsatları daha iyi anlayabiliriz.

Burada siteye Like, Tweet butonu koymak ya da sadece Login with Facebook entegre etmekten bahsettiğimi düşünüyorsanız çok yanılıyorsunuz. “Social by Design” konsepti çok önemli ama yeterli değil. Ayrıca, bu argümanların çoğu bana ait değil. Burada anlattığım fikirlerin bir çoğu şu anda Amerika’da, ağırlıklı Silikon Vadisi’nde konuşulan konular. Evet, sosyal ticaret yani Sosyal Medya ile e-ticaretin birleştiği noktanın “THE NEXT BIG THING” olma olasılığı yüksek. Şimdi, Sosyal Ticaret’in ne olduğu konusunda fikir sahibi isek NEDEN bu kadar büyük fırsat sorusunun cevabına daha doğrusu analizine geçelim. Amerika’yı bırakalım, ülkemizdeki rakamlara bakalım. Bir sonraki yazıda…

Not: Daha detaylı bilgi sahibi olmanız için ikinci, üçüncü ve dördüncü yazıları da mutlaka okumanızı tavsiye ederim.

E-ticaretin Geleceği: Facebook, Google, Walmart ve Sosyal Ticaret -3

İlk iki yazıda (Birinci ve İkincisi) konunun giriş ve gelişmesini anlatmıştım. Bu yazımda diğerlerinin devamı niteliğinde. Öncelikle, Walmart’ın sosyal iletişiminin nasıl olacağına dair fikir yürütmek istiyorum. Facebook sayfasını örnek alalım. Facebook sayfasının marka tarafındaki sahibinin hangi departman olduğu ana tartışma konularındandır. Kurumsal ilişkiler mi, Pazarlama mı, Satış mı, Marka Yönetim mi? Bulunan ortak çözüm ise genelde şu olur: Konu ile en ilgili olan departman sayfayı sahiplenir. (Genellikle Dijital Pazarlama ya da Kurumsal İlişkiler) Geri kalan departmanlara ile Facebook sekmesi (tab) açılır, sıra ile varsayılan sekme (default tab) yapılır.  Kurumsal ilişkiler (haklı olarak) marka adına yazılan her şeyden haberdar olmak ve denetlemek, Ürün (ya da Brand Management) tarafı mümkün mertebe Kurumsal İlişkilere danışmadan başına buyruk bir şekilde sayfayı yönetmek ister. Sanırım Walmart bu tartışmayı büyük ölçüde sonlandıracak.

Walmart’ın Facebook sayfasında 10,6 milyon (eski terim ile) hayranı var. Ama internet ve sosyal ağlar gittikçe lokal hale gelmeye başlıyor. Markaların 10,6 milyon hayranı ile aynı iletişimi kurmalarının çok fazla mantığı kalmıyor. Farklı şehirdeki, farklı sosyo-ekonomik kültürdeki müşterilere farklı şekilde iletişim gerekiyor. Bunun için Facebook My Local Walmart sekmesine tıklayarak kendi Walmart’ınızın Facebook sayfasına gidebiliyorsunuz.

Walmart’ın lokal olarak açtığı ve hayranlarının sadece lokal Walmart’lardan indirim haberlerini alacağı binlerce Facebook sayfası var. Walmart’ın 10,6 milyon kişilik Facebook sayfasını Kurumsal İlişkilerin yönetmesi çok daha mantıklı. Bence oradan indirim haberleri verilmemeli zaten. Ama lokal Facebook sayfaları sanırım onlar Ana Sistem’den otomatik olarak içerik girişi yapılarak yönetilecekler ve Mağaza müdürlerine bağlı olacaklar. Bakalım, hep beraber göreceğiz.

Unutmadan, bir diğer konu da Walmart’ın 13 Eylül 2011’de OneRiot’u alması. OneRiot da sosyal medyadaki verileri analiz ederek kişinin ilgi alanına göre reklam gösterme teknolojisi üzerine kurulu bir şirket. 

Önemli bir not: Walmart’ın yönetim kurulunda Facebook’un da yatırımcısı olan Accel Partners’tan Jim Breyer var ( İkinci kişi ) Accel aynı zamanda Kosmix’in de yatırımcısıydı, diğer yatırımcılar arasında ise Amazon CEO’su Jeff Bezos vardı.

İşin nasıl yapılabileceği konusu şimdilik çok belirli değil. Bu sebeple, bu konuda ciddi paralar kazanmak hemen gerçekleşmeyecek. Ama neden Sosyal Ticaret ile ilgilenmeliyiz konusu çok daha önemli. Bu konuda Walmart Labs’in şu söylediklerine sonuna kadar katılıyorum:

E-ticaretin gelişiminde bir dönüm noktasındayız. Birinci nesil, e-ticaret mağazaları internete taşımaktı. Gelecek nesil, sosyal kimlik ile bir araya getirilmiş, mağaza, web ve mobili kullanan entegre deneyimler inşa etmek olacak.

Walmart’ın dünya çapında (ABD ve Avrupa’dan, Çin ve Hindistan gibi büyüyen pazarlara kadar) muazzam erişimi ve benzersiz bir operasyon alanı var. Walmart’ın ölçeği ile Kosmix’in sosyal platformunu bir araya getiren WalmartLabs, geleceği keşfetme ve inşa etme konusunda benzersiz bir noktada.

Teknoloji geliştiren herkesin hayali, geliştirdiği ürünlerin milyarlarca kişiyi etkilemesi ve nesiller boyunca devam etmesidir. Sosyal ticaret fırsatı çok büyük, ve bugün başlangıç noktasındayız. Uçuşa geçiyoruz!

P.S: (Paragrafın orjinali) We are at an inflection point in the development of ecommerce. The first generation of ecommerce was about bringing the store to the web. The next generation will be about building integrated experiences that leverage the store, the web, and mobile, with social identity being the glue that binds the experience. Walmart’s enormous global reach and incredible scale of operations — from the United States and Europe to growing markets like China and India — is unprecedented. @WalmartLabs, which combines Walmart’s scale with Kosmix’s social genome platform, is in a unique position to invent and build this future.

It is every technologist’s dream that the products they build will impact billions and will continue on to the next generation. The social commerce opportunity is huge, and today is day zero. We have liftoff! (Paragrafın çevirisi için: Bahadır Varol’a teşekkürler.)

E-ticaretin Geleceği: Facebook, Google, Walmart ve Sosyal Ticaret -2

İlk yazımda Sosyal Ticaret’e bir giriş yapmış, Facebook, Google ve Dünyanın en büyük süpermarket markası Walmart’ın önemine değinmiştim. İleriki yazılarda tüm Facebook ekosistemini (Reklamlar, Sayfalar, Credits…) Google’i (özellikle Wallet) detaylı anlatmak istiyorum ama genelde bunları yazmak uzun sürdüğü için bu konuyu ağırlıklı MBA programı altında verdiğim Yeni Ekonomi dersimde ve bireysel verdiğim eğitimlerde paylaşmak durumunda kalıyorum. Konumuza dönersek, bu yazının ana konusu şu: Google’i, Facebook’u biliyoruz, neden Walmart?

Öncelikle Amazon’un neden listede olmadığına dair sorular geldi. Amazon, benim listemde 4. sırada. Hem Hepsiburada ile çalışma şansı bulduğumdan hem de benim özel ilgi alanım olduğu için Amazon’un yaptığı, hatta yapacağı yazılan her şeyi önceden araştırıyorum, biliyorum. Amazon’un bugünün “best practice’i” olduğunu rahatlıkla söyleyebilirim. Yalnız, daha uzun vadede yapılacaklara baktığımda Walmart’ın daha gelecek vaat ettiğini düşünüyorum. Sebebine yani son zamanlardaki son derece önemli gelişmelere gelmeden önce bir durum analizi yapayım:

Walmart.com ciro bakımından e-ticarette 6. sırada, Amazon ise 1. Tabii ki aralarında 8 kattan fazla fark olması önemli. (4 milyar USD, 34 milyar USD.) Yalnız Walmart’ın gücüyle, bu farkı kapatıp 1. sıraya oturacağını düşünüyorum orta vadede. Zira Walmart 421 milyar USD ile dünyada açık ara en fazla ciro yapan şirket durumunda, çalışan sayısı da 2 milyondan fazla. Amazon ise 78. sırada. Karlar konusunda da benzer bir tablo mevcut.

Son birkaç aydaki önemli gelişmeler:

1. Walmart, Nisan 2011’de yaklaşık 300 milyon USD’ye Kosmix isimli bir startup’ı satın aldı ve Walmart Labs’e çevirdi. Bu konunun pek yankı bulmaması ilginç. (Fikir vermesi açısından, hisse satışı gerçekleştiğinde Markafoni’nin değerinin 200-210 milyon USD olduğu tahmin ediliyordu)

Peki Kosmix yani Walmart Labs neden bu kadar değerli ve ne yapıyor? Kosmix gerçek zamanlı veriyi analiz eden ve müşterisine kişiselleştirilmiş fırsatlar sunan bir platform. Bugüne kadar semantik olarak bunu yapmak çok denendi ama bu sefer başarılı olacak mı, hep beraber göreceğiz. Kosmix’in kurucularının daha önceki işlerini 250 milyon USD’ye Amazon’a satmış olması bu şansı benim gözümde arttırıyor. Nasıl çalıştığına dair bir şey açıklanmadı ama az çok tahmin edebiliyorum.

Başlangıç olarak, -belki çok iyi bir örnek olmayacak ama- sosyal ağlarda (örneğin Twitter’da) “Hamburger seviyorum” yazarsam bana benim evimin bulunduğu lokasyondaki Walmart’taki “Hamburger köftesinde” indirim olduğunda gönderecek bir sistem olduğunu düşünüyorum. Ve tüm bu aksiyonları (satın alma dahil) online olarak Google Wallet ya da Facebook uygulamaları üzerinden tamamlayabileceğim, kredi kartım ile online ödeyebileceğim bir ana sistem.

Ben izin verdiğim sürece, beni çok iyi tanıyan, iyi bir Sosyal CRM platformunu da içinde barından ticari ve sosyal anlamda bir yenilik. Login with Facebook ve diğer dataları harika kullanacak bir analiz aracı…

Heyecanlanmanız için yeterli olmuştur sanırım. Bir sonraki yazımda OneRiot’ı ve Facebook üzerinden bu iletişimin nasıl yapılacağını düşündüğümü  anlatıp bu yazı dizisini kapatmayı düşünüyorum.

Güncelleme: Serinin birinci yazısını buradan, üçüncü ve son yazısını buradan okuyabilirsiniz.

E-ticaretin Geleceği: Facebook, Google, Walmart ve Sosyal Ticaret -1

Bu ülkenin ticarete atılmak isteyen yetenekli gençleri çok şanslı bir dönemde. Sebebi ise ticaretin, Dünya tarihinde değişmediği kadar değişme arefesinde olması. Emareleri yeni yeni görülmeye başlayan yeni bir ekosistem oluşuyor ve benim görüşüm e-ticaret, klasik ticareti ne kadar değiştirdi ise sosyal ticaret de (en azından) e-ticareti o kadar değiştirecek.  Sosyal ticaretin dünyayı çok değiştireceğini benim naçizane görüşüm olduğunu düşünüyorsanız çok yanılıyorsunuz. Bunu ben değil, Facebook’un kurucusu Mark Zuckerberg söylüyor.

Bu konudaki bir diğer önemli şirket ise Google. Eric Schmidt’e Bir Sonraki Facebook sizce ne olacak sorusuna verdiği yanıt aşağıda. Bir sonraki Facebook; Sosyal, Lokal ve Mobil’i en iyi şekilde harmanlayan start-up’lar arasından çıkacak diyor. Tabii ki bunları söylemek için Mark Zuckerberg ya da Eric Schmidt olmaya gerek yok. Bunları ilerideki yazılarımdaki savlarımı güçlendirmek için bir giriş olarak kabul edin.

Google ve Facebook’un dışında özellikle Walmart tarafında inanılmaz gelişmeler var, bu konuya çok büyük yatırımlar yapıyorlar. Sosyal ticaret ile ilgili 15 ay önce Sosyal İletişim, CRM ve Ticaret yazısını yazmıştım. Eylül ayında ise aşağıdaki twiti attım.

Bu twitten sonra bu sektördeki birçok kişi Walmart’ın neden listede olduğunu sordular. Yazılarımı okuyan, önemseyen ve değer veren herkese çok teşekkür ediyorum. Sektörde önde gelen birçok kişiye kendimce nedenlerini anlattım.(Birçoğunu ikna edemedim, şimdilik)

Neden Walmart? Bir sonraki yazımın konusu bu. Bir sonraki yazı gelene kadar lütfen şunu düşünün: Şans eseri ticaretin Dünya tarihinde hiç olmadığı kadar hızlı değişeceği bir döneme denk gelseydin, ne yapıyor olurdun?

Güncelleme: Lütfen serinin ikinci ve üçüncü yazısını da okuyun.

Promoqube’den Ayrılıyorum

Önce, beraber çalıştığım arkadaşlarıma yazdığım maili aşağıda yayınlayayım, sonra nedenlerine ve ne yapmak istediğime geleceğim:

“Uzun bir yazı olacak bu belli. Uzun zaman beraber çalıştığımız için belki de. Öncelikle Promoqube’ün ilk çalışanı olarak başladığım bu yolda 2 yıl sonra ayrılıyoruz. Ayrılma kararı zor, yürek burkucu ama olması gerektiği gibi aslında.

En başta yakın çalıştığım Korhan ve Özgür olmak üzere hepinize yürekten teşekkür. Ayrılırken bile verdikleri destek göz yaşartıcı, söyledikleri sözler onore edici. Allah herkese böyle bir işten ayrılık nasip etsin.

Bu süreçte birçok ilki beraber yaşadık. Birçoğunuz ile ilk görüşmeyi ben yaptım, uzun zaman beraber aynı ekipte çalıştık, fikir aldık, fikir verdik.  Müşteri tarafında, Sense, Kampanyalar, Reklamlar tarafında şu anda fatura kestiğimiz ne varsa, ilk olarak alma, deneyimleme ve devretme şansı bulduğum için kendi adıma şanslıyım.

Bugün görüyorum ki bir masa etrafında 3-4 kişi başladığımız bir yolculuk 4 kata sığmaz olmuş, yaklaşık 55 kişi devam ediyor. Türkiye’deki özellikle ajans dünyasını düşündüğünüzde inanılmaz bir gelişme. Hepimiz bunun bir parçası olduğumuz için şanslıyız, bu kadar gelişmede en ufak bir katkım olduysa ne mutlu bana.

İş hayatımızının daha çok başındayız. Hepinizle tekrar görüşürüz, konuşuruz.  Bana her zaman ulaşabilirsiniz. Soru sormak istediğiniz, danışmak istediğiniz her konuda bana danışabilirsiniz.
Bu süreçte herhangi birinizi kırdıysam özür dilerim. Hiç bir kötü niyetim olmadığını umarım anlamışsınızdır. Sizinle çalışmaktan çok keyif aldım ve ömrümün her 2 yılı umarım en az geçtiğimiz 2 yılı kadar keyifli olur.”

Evet, işte böyle. Bu kararda etkili olan gelişmelerden bir tanesi yeni baba olmam, bir diğeri de doğru zaman olduğuna inanmamdı. Geçtiğimiz 2 sene boyunca, bir kez bile “Keşke başka bir yerde çalışssaydım” dememem benim en büyük şansımdı.

Önümüzdeki dönemde ise odaklanacağım 2 konu var: Birincisi, eğitimler. Bu haftadan itibaren Yeditepe Üniversitesi’ne hoca oldum. MBA altında Yeni Ekonomi ve Pazarlama İletişimi Yüksek Lisans Dersi veriyorum. Bunun dışında 2010 yılının sonlarında başladığım Kadir Has Üniversitesi’ndeki eğitimlerimiz devam ediyor. Şirketlere sosyal medya ve dijital pazarlama eğitimleri veriyorum. Büyük konferanslara, seminerlere konuşmacı olarak katılmaya devam edeceğim. Galatasaray, Boğaziçi gibi üniversitelerde önümüzdeki dönemde konuk hoca olarak yer alacağım. Yani, bir parçam her zaman akademinin içinde olacak, öğrendiklerimi paylaşacağım, toplumdan aldığımı tekrar topluma vermek için küçük adımlar atacağım.

İkinci odaklanmak istediğim konu ise uzun zamandır üzerine düşündüğüm Sosyal Ticaret. (Ağustos 2010 tarihli yazım.) Şu anda Türkiye’de (ve Dünya’da) çok az bilinen yeni nesil ticaretin Türkiye’deki (ve umarım Dünyadaki) öncüsü ve sektör kurucularından bir tanesi olmak için çalışmalar yapıyorum. Yakın zamanda bu bloğun daha sosyal ticaret üzerine olacağını göreceksiniz ve umuyorum ki yazıları okuduktan sonra yeni fırsatlar konusunda bana hak vereceksiniz. Belki de sonrasında beraber çalışacağız, belli mi olur?

Bu süreçte yanımda olan tüm dostlarıma, arkadaşlarıma ve bu bloğun okuyucularına sonsuz teşekkürler. Söylediğim gibi, her 2 senemiz, geçtiğimiz 2 sene kadar keyifli olsun 🙂

Sosyal İletişim, CRM ve Ticaret – P&G Örneği

Sosyalleşen dünyada bir tek medya kelimesinin önüne bu kelimeyi koyma vizyonunu göreceli olarak ufak buluyorum. Sosyal medya trend olmasına rağmen, buzdağının görünen ucu bile değil. Markalar için çok fazla fırsat var. En önemli gördüğüm 3 fırsat ise şunlar:

1- Sosyal İletişim: Şu anda içinde bulunduğumuz durum. Markaların sosyal ağlarda topluluk yaratması yani iletişim yapabilecekleri yeni bir medya yaratmaları. Aynı televizyon gibi, radyo gibi…

Önemi Türkiye’de anlaşılmaya, efektif sonuçlar alınmaya başlandı. Öncü markalar tarafından uygulanıyor. ”Me too” ( Ben de orada olmalıyım) markaları ”me too” (sosyal medyada çok para varmış, bu işi biz de yaparız ajansları) ile hızla bu alana yatırım yapıyorlar. Sıradanlaşma başlıyor, taklitler çoğalıyor ama pasta da büyüyor. Ajanslar için ”cash cow” zamanı.

Sonuçta ajans mantığı çoğu zaman sektörden yalnızca tek bir marka ile çalışmaya müsait. En iyi ajansları de en iyi/öncü markalar alıyor. Park yeri gibi, en iyileri önceden kapılmış oluyor.

2- Sosyal CRM: En dar anlamıyla markalarının databaselerinin Facebook id’leri ve diğer sosyal hesaplar ile eşleştirilmesi sonucunda müşterisini daha iyi tanıyan, daha kişiselleştirilmiş öneriler yapabilen akıllı sistemler yaratmak.  (Sanıldığının aksine sosyal ağ destek programı yapmak değil.) Tabii ki, sadece bundan ibaret değil ama bu konunun Türkiye’de anlaşılmasına henüz var. Dünya’da bile çok başarılı bir örneğe rastlamadık çünkü. Aslında bu büyük bir fırsat çünkü dünyadaki en başarılı örneği Türkiye’den çıkarabilme şansımız her zamankinden yüksek.

3- Sosyal Ticaret: İşte ticareti, e-ticareti, iş yapma biçimimizi yani aslında dünyayı kökten değiştirecek bir yeni bir kavram. Üstelik teknolojisi hazır, uygulamaların ilk örneklerini gördük. İlk uygulama örneklerinden bir tanesi, dünyanın en öncü markalarından, Procter and Gamble’den geldi:

P&G güzellik ürünlerini Facebook’tan satmaya başlıyor. Şu cümle dünyada ticaretin geleceğinin ne olacağının bir özeti gibi sanki:

Max Factor has become the first Procter & Gamble brand to sell directly to consumers via Facebook as the FMCG giant experiments with ecommerce initiatives.

Facebook bu konuda sayfaları ile, reklamları ile, Places ile, Credits’i ile tüm ekosistemini kuruyor. Çok yakında Facebook’a girip, ürün satın alabilecek, ödemesini Facebook’tan yapabilecek bir duruma gelebileceğiz.

Burası herkesin korktuğu, kimsenin nasıl davranacağını bilmediği yepyeni bir alan. Bu konularla ilgilenen varsa lütfen benimle kontakt kursun. Beraber ne yapabiliriz, oturalım konuşalım, en azından bir kahve içelim. Çalışmalara şimdiden başlayalım, gelecekteki yerimizi şimdiden alalım.

   Sonraki→