Disneyland’da (daha doÄŸrusu Euro Disney’de) buna benzer bir interaktif sinema örneÄŸi görmüştüm. Tamamen deneyime odaklı ve seyircinin sinemanın içine katıldığı bir kısa filmdi. Sanıyorum sene 2006′ydı. Åžimdi bunun gibi interaktif deneyimlerin sinema keyfi ile birleÅŸmesi bu sektörde büyük yenilikler getireceÄŸe benziyor. Heyecanla bekliyoruz.
Augmented Reality ( Arttırılmış Gerçeklik) orta vadede bizi en çok meÅŸgul edecek konulardan bir tanesi. Sadece pazarlamayı deÄŸil, Dünya’yı deÄŸiÅŸtirecek bir teknoloji. Ülkemizde ilk örneklerini görüyoruz ve heyecanla yaygınlaÅŸmasını bekliyoruz.
Dün Tivibu lansmanında dikkatimi çeken bir şey vardı. Biz teknolojiyi önden takip eden kişiler herkesi kendimiz gibi sanıyoruz. Dev şirketlerin ürettiği ürünleri sadece bizim için üretildiği yanılgısı içerisindeyiz. Aşağıda isim vererek birkaç eleştiriden bahsedeceğim. Amacım tartışma başlatmak değil, düşüncelerimi söylemektir, zaten eleştiri yapanların hepsi arkadaşım:
Tivibu ÅŸu anda Mac’de çalışmamasına eleÅŸtiriler geldi. (Ben de elimde Mac’imle takip ediyordum toplantıyı )Olcayto dedi ki hatta: “Biz baya kalabalığız yalnız.” Ya nasıl kalabalığız.Düzeltme: Olcayto’nun yorumunu yanlış anlamışım, yorumu baÅŸka bir cümle içinmiÅŸ. (Demek istediÄŸim Olcayto’ya deÄŸil, Mac için program olmamasına gelen eleÅŸtirilere) O odada belki Mac kullananların oranı %50- 60′tır. O odanın dışına çıkın, Türkiye’de Mac kullananların oranı nedir acaba?
SunipeykTivibu’nun reklamı için dedi ki: Reklamındaki çocuklar öyle bilgisayarları başında toplanıp video izlemiyorlar, hepsi cayır cayır torrent, rapidshare’den indiriyorlar. Hangi reklam ÅŸirketi çektiyse o reklamı…
Ya nasıl indiriyorlar, biz herkes torrentlerden Lostlar, Flashforwardlar indirip herkes bilgisayarlarında bunları izliyor zannediyoruz. Böyle bir dünya yok! Bu dünya Friendfeed, Likemind çevresinde, genellikle iyi ingilizce bilen, yüksek tahsilli çevrede. Bu çevrenin dışına çıksan…
Türkiye Dünya’da en fazla online video izleyen ülkerlerin başında geliyor. Facebook’u bile video sitesi olarak kullanıyoruz. EÄŸer bu ülkede “Youtube’ye girmeyi bilmeyen mi var canım?” diye düşünüyorsanız çok yanılıyorsunuz.
Sarper çok mantıklı birşey söyledi: Ben Mikro Kredi için sürekli Doğuyu, Güneydoğuyu geziyorum. Önce oraları bir görmeniz lazım. Bir devlet üniversitesi yurduna gidip bakmak lazım, o çocukların kaçının bilgisayarı var, kaçı torrentten bir şeyler indiriyor.
İçinde bulunduÄŸumuz bu miyopluk beni ÅŸaşırtıyor. KeÅŸke herkes laptoplarından hatta Mac’lerinden internete girse, gençler teknoloji kurdu olsa… Türkiye’yi anlamak için erkeklere en büyük tavsiyem askere gitmeleridir. KoÄŸuÅŸta yanınızda yatan adamı hatırlayın. Türkiye o, biz deÄŸiliz.
Kitlelere hitap edilecek servisler onlara göre yapılıyor – yapılmalı- bize göre deÄŸil. EÄŸer servisler bize göre yapılsaydı o ürün niÅŸ bir ürün olurdu, kitlesel deÄŸil.
Her ne kadar sosyal ağlar üzerinde takipte kalma önemli olsa da yüzyüze görüşmenin yerini hiçbir şey tutamaz. Bu durum sosyal hayatta da iş hayatında da aynıdır. Arkadaşlarımızdan sosyal ağlar vasıtası ile kontakta kalırken, en büyük keyfi onlarla buluştuğumuzda almaz mıyız?
Aynı kural sosyal medyayı kullanan iÅŸletmeler için de geçerlidir: Sosyal medya takipçileriniz, hayranlarınız için sanal ortam ortak paylaÅŸma mekanı olabilir ama asıl deÄŸer sosyal medya takipçilerini offline bir ortamda keyifle sohbet etmeleridir. Friendfeed – Likemind örneÄŸi bu keyfin çok güzel bir örneÄŸidir. Ya da blog yazarları toplantıları, brunchlar, e-tohumlar… (Resmin Kaynağı)
Bugün “Büyük Mor İnek” kitabını okudum yine. OkuduÄŸum ilk gün kadar çok ÅŸey öğrendim. GiriÅŸ yazısını “Kim OlduÄŸunuzu Yaptıklarınız Belirler” yazısında yazdım. Ama tabii ki daha anlatılması gereken çok ÅŸey var. Birkaç alıntı:
Eğer önceki işimde yeni ve ilginç bir şey yapmak için birinin emekli olmasını bekleseydim, büyük ihtimal hala bekliyor olurdum. Bunun yerine hızlı büyüyen bir şirkette çalışmak bana becerilerimi ve kariyerimi geliştirmek için pek çok imkan sağlamış oluyordu.
Nalbur dükkanınız için yeni stratejiler geliştirme zamanı değil, bunun için artık çok geç. En çok satan ürününüz beş yıl içerisinde demode olacak mı? Olacağına neredeyse eminsiniz değil mi? O zaman yeni bir ürün değişikliği için panik yapma zamanı dört yıl sonrası değil, şimdidir.
İnternet faydalı bir araç derler, internet her şeyi değiştirdi derim. Teşvike ihtiyacımız var derler, bir rüyaya ve hayalperestlere ihtiyacımız var derim. Radikal değişiklik on yıl alır derler, radikal değişiklik bir dakika alır derim. Abartıyorsun derler, bu sadece realite derim.
E-tohum Burak Hocam’ın inanılmaz emek verdiÄŸi “Türkiye’de internet sektörünün geliÅŸmesi için” sarf edilen en büyük çabalardan bir tanesi. Bugüne kadar bu sektör için neler yapıldığını okuyunca inanması zor geliyor. İlk günlerinden beri tüm gücümle destekliyorum. Toplantılarına katılıyorum, çok ÅŸeyler öğreniyorum.
Bu senenin ilk 15 girişimi ise yarın ( 30 Ocak 2010 Cumartesi ) açıklanıyor. E-tohumun ne olduğunu buradan, yarınki toplantının detaylarını ise şuradaki yazıdan okuyabilirsiniz. Yarın görüşmek üzere.
Türkiye’de Mobil Reklamcılık ile ilgileniyorsanız (ki bence gelecek vaat eden bir iÅŸ ile ilgilenmeyi düşünüyorsanız, ilgilenmelisiniz) Evrim Dirik’insunumunu mutlaka incelemelisiniz. EÄŸer çok vaktiniz yoksa yukarıdaki resim Türkiye’de Mobil Reklamcılık Pazar’ının çok iyi bir özeti niteliÄŸinde.
Bu hafta Hürriyet’in İnsan Kaynakları ekinde Zeynep Mengi, Yaratıcı CV üzerine bir haber yazıyordu. Benim de görüşlerimi yayınlamış, teÅŸekkür ediyorum kendisine. 2007 yılında hazırladığım bu Video CV, ÅŸimdilerde çok komik gelse de o zamanlar kalabalıklar arasında fark edilmemi saÄŸlamıştı.
Gazetede yayınlanan konu hakkındaki görüşlerim şöyle:
Youth Rep’e fikir insanı pozisyonu için baÅŸvuran Hasan BaÅŸusta, tecrübesi olmadığı için “Farklı bir ÅŸey yapmam gerektiÄŸini biliyordum ve kendimi anlatan bir video CV hazırladım” diyor: “Mükemmel bir iÅŸ baÅŸvurusu deÄŸildi, sadece farklıydı. Aklıma geldi, hemen 1 saat içerisinde yapıp göndermiÅŸtim. Kağıda yazılan CV’lerden en önemli farkı, dikkat çekici olması. Bu tür bir CV ile iÅŸe baÅŸvurursanız yüzlerce rakibiniz arasından sıyrılmanız çok daha kolay olur. Zaten insan kaynakları yöneticilerinin bir CV’ye ayıracakları bir kaç saniyeleri var. O anda dikkat çekmelisiniz. Böyle bir CV’nin yaptığı etkiyi gördükten sonra bir daha sıradan bir CV hazırlamamaya karar verdim. Uluslararası ÅŸirketlerden yeni kurulan ÅŸirketlere birçok kurumda çalıştım, hiçbirine CV ile girmedim. Beni tanımak isteyenlere ise bloÄŸumun ve sosyal aÄŸ profillerimin adreslerini gönderdim. Bu adresler benim ile ilgili her türlü sorunun cevabını bir dosya kağıdı CV’den daha ayrıntılı bir biçimde veriyordu.”
Siz bu konu hakkında ne düşünüyorsunuz? İşe yaratıcı bir cv ile mi yoksa dosya kağıdı cv ile başvurmak daha etkili olur?
Evet, Promoqube’ye bir junior arıyoruz. Direkt olarak benimle çalışacak, Özgür Alaz ile çalışma ÅŸansı yakalayacak.
1- Junior’umuzun görev tanımı yok, kendisi dijital pazarlama ile alakalı birçok iÅŸ yapacak. Çok araÅŸtıracak, çok öğrenecek. Gene de birkaç anahtar kelime vereyim: Sosyal AÄŸ Pazarlaması, Marka toplulukları geliÅŸtirme, dijital ölçümleme, online kampanyalar, online müşteri hizmetleri… ( Bu kavramları bilmeniz gerekmiyor, bizzat ben gösterebilirim. )
3- Peki ne arıyoruz? Vizyon sahibi olsun, gelecek vaat etsin, güvenilir olsun.
Yani ileride yerimize geçeceğine inandığımız birisini arıyoruz. Eğer bu iş bana çok uygun derseniz,
1- Her türlü online kimliÄŸiniz – CV kabul edilmez – (Sosyal medya profilleriniz ve/veya bloÄŸunuzun adresi… olabilir)
2- Neden? sorusunun cevabını yazdığınız mailinizi 28.12.2009 Pazartesi’ye kadar bana gönderin. (serbest kompozisyon hiç sevmezdim lisede, korkmayın bu sorunun doÄŸru cevabı yok )
Peki şimdi nereye mail atıyoruz gibi bir soru soranlar, ( bana ulaşmak hiç zor değil ) hocam geç bunları kaç para maaş veriyorsunuz tarzı üslup sorunu olanlar baştan şanslarını zora sokabilirler.
Intersection Consulting’in bloÄŸundaki sosyal medya yazılarını paylaÅŸmayı çok seviyorum. Her ÅŸeyi bir kaç kelimede öyle güzel özetliyorlar ki. Bu yazının özeti ÅŸu: Birçok ÅŸirket sosyal medyayı geçici bir heves olarak görüyorlar ve sosyal medya havuzunda boÄŸuluyorlar. Ta ki birisi onlara sosyal medya stratejisi barındıran bir can yeleÄŸi atana kadar…
Uzun zamandır Sosyal Medya alanında araÅŸtıran, okuyan, içerik üreten bir kiÅŸi olarak bütün isteÄŸim bu alanda çalışmaktı. Beni bloÄŸumdan, Friendfeed’den ve Webrazzi yazılarımdan tanıyan birçok deÄŸerli ÅŸirket / ajans bana Sosyal Medya odaklı iÅŸler teklif ediyorlardı.
Ben ise hem Adobe dolayısı ile hem de biraz daha erken olduÄŸunu düşündüğüm için beklemeyi tercih etmiÅŸtim. Uzun zamandır bu konulara meraklı bir blog yazarı olarak Türkiye’de interneti en iyi bilenlerden ikisinin Arda Kutsal ve Özgür Alaz olduÄŸunu düşünüyordum. Ne mutlu ki bana 2009 bitmeden her ikisi ile de çalışma fırsatı buldum.
Evet, artık Özgür Alaz ile birlikte Promoqube’de çalışıyorum, Türkiye’deki en büyük ve en zor markaların yöneticisi olarak. Buradaki enerjimizi Türkiye’den en iyi sosyal medya kampanyalarını yapmaya ve bu kampanyalar ile Dünya’ya örnek olmak için harcayacağız. Ve hemen deÄŸil ama eminim ki baÅŸaracağız
Eğer bir fark yaratmak istiyorsanız bunu diğerlerinin yaptığından çok az daha iyisini yaparak yapamazsınız. Yaratıcılığınızı kullanarak tamamen farklı bir şey yapmalısınız. Bu yanda gördüğünüz Vodoo Donut gibi.
Vodoo Donut Amerika’da son zamanlarda çok popüler hale gelmiÅŸ bir küçük bir Donut Dükkanının son derece yaratıcı ürünü. Bu Donut size çubuÄŸu ile birlikte veriliyor ve siz bu çubuÄŸu Donut’ın kalbine sapladığınızda içinden böğürtlen reçeli akıyor. Pek hoÅŸ olmasa da interaktif ve kreatif.
EÄŸer yeni bir Donut dükkanı açacaksınız Dunkin Donuts’tan % 5 kaliteli ve %3 ucuz olarak piyasaya girerek bir yere varamazsınız diyor “Made to Stick”in yazarı Dan Heath. Tamamen katılıyorum. BambaÅŸka bir ÅŸey yapmak lazım. Yandaki gibi, çok düşünmeden, çok vakit harcamadan. Basit ve eÄŸlenceli.
Geçen gün Global ÅŸirketlerde çalışan Sosyal Medya Stratejistlerinin, Community Manager’ lerinin, Evangelistlerin listesine rastladım. Tam da aradığım bir kaynaktı bu. Dünya’da baÅŸarılı sosyal medya kampanyalarını yapanlar kimler, bugüne kadar ne yapmışlar hepsinin bir listesiydi. Üstelik kiÅŸilerin Linkedin Profillerine ya da Bloglarına link verilmiÅŸti. Linkedin profillerinden de Twitter’a ve diÄŸer sosyal medya profillerine ulaÅŸmak mümkündü.
Bu listeyi saatlerce inceledim. Uzun zamandır aynı ÅŸeyleri okuduÄŸumu fark ettiÄŸim RSS’imi deÄŸiÅŸtirmemin de zamanı gelmiÅŸti. RSS Listesinden bloglarını uzun zamandır güncellemeyenler gitti, yerlerine bu listeden yepyeni ilhamlar alabileceÄŸim kiÅŸiler geldi. Liste 2008 yılına ait olsa da birçok kiÅŸi günümüzde görevine devam ediyor. Bugün bir iÅŸin sosyal medya tarafında olabilirsiniz, markalara danışmanlık veriyor, markalarda ya da bir ajansta çalışıyor olabilirsiniz ya da sadece bu konulara ilginiz olabilir. O zaman bu linke uzun saatler ayırmanızı ÅŸiddetle tavsiye ederim.
Dünya’da Sosyal Medya’yı ciddiye alan markaların takipçileri hızla artıyor. En çok takipçisi olan markaları yukarıda görebilirsiniz. Özellikle Coca-Cola’nın 4 milyona yaklaÅŸan Facebook Fan sayısı ve Google’nin 2 milyona yaklaÅŸan Twitter takipçisini yönetmek için Sosyal Medya ekibine sürekli yeni çalışanlar katılıyor. Türk markalarında ise henüz böylesine rakamlar görmek mümkün olmasa bile birkaç lokal baÅŸarılı örnek var, onları da önümüzdeki günlerde yazacağım.
1982' de doğdum. İstanbul ve Marmara'dan sonra İngiltere' de Pazarlama okudum. Blogumda 2006 yılından beri Yaratıcılık, Pazarlama, Reklamcılık ve Tasarım konularında "Değişik Düşünce'lerimi" paylaşıyorum. Bana hasan (at) hasanbasusta (nokta) com adresinden her zaman ulaşabilir, daha fazla bilgi için "buraya" tıklayabilirsiniz.