Hayat Üzerine Düşünceler 20

İnsanın isleri kalbine göre gidiyor. Kalbin iyiyse, isler de iyi; kötüyse kötü. Her zaman degil ama eninde sonunda…

Bir işi daha ucuza yapan her zaman bulunur. Onemli soru, işi ucuza yaptırmak her zaman daha iyi sonuc verir mi?

Türkiye’de kilo alma ölçüsü tartı degil, gecen sene giydiğin elbisedir. Belin kapanmasa da giyebiliyorsan kilo almamissindir demektir!

Ne kadar onemli bir kisi oldugun, telefonlarına ne kadar geri donuldugunle doğru orantilidir.

Yoğunluktan en çok şikayet edenler genelde en az calisanlardir, daha dogrusu çalışır gözüken gizli işsizler.

Hayat Üzerine Düşünceler 19

İnsanların bilgi birikimlerini anlattığını saniyoruz. Oysa bir cogu tecrübe adı altında kendi limitlerini anlatıyor.

Ben demiştimcilere bir tavsiye: Demek hiçbir işe yaramıyor, önemli olan gerçekleştirmek. Bunun için ikna edemiyorsan onun da sorumlusu sensin.

Bütün hafta pazarı bekleyip, pazar gunü sıkılmak nasıl bir yasam tarzı? Hayat sıkıcı diyorsan: Hayat sıkıcı degil, sen sıkıcısın.

Bazı yanlış yöntemler çok hizli sonuc veriyor. Bu yüzden yanlışlar daha çok tekrarlanıyor ya: Bakiniz, is hayatında agresif olmak.

Proaktif olmak cogu zaman düşünmeden, plansiz hareket etmekle es anlamlı kullanılıyor.

İlham Verici Bir Video



Günlük Plan Yaparken

Bizler Yarının Liderleriyiz

Son derece ilham verici 8 dakikalık bir TED konuşması, üstelik Türkçe altyazı seçeneği ile:

2011 İnterneti Daha Faydalı Kullanma Yılı

Türkiye’de hatta dünyada İnternet en çok ne için kullanılıyor biliyor musunuz?

1. Facebook’ta takılmak: Komik videolar izleyip, eski sevgililerin resimlerine bakmak.

2. Porno İzlemek

3. Chat yapmak

4. Oyun oynamak…

Çok anlamsız geliyor değil mi? İnterneti daha faydalı kullanmak için toplumsal çözümler aramaya başlamalıyız yoksa hayat bize gidiş yolundan puan vermeyecek. 2011’den daha umutluyum. Önerisi olan?

Kadir Has Üniversitesi’nde Sosyal Medya Anlattım

18 Aralık 2010 günü Kadir Has Üniversitesi’nde Sosyal Medya üzerine 4 saat ders anlattım. Sosyal Medya Uzmanlığı Sertifika Programında Uğur Hoca, Selim Hoca, Ufuk Tarhan, Alemşah, Özgür Alaz, Yüce Zerey ve birçok yakından tanıdığım değerli arkadaşlarım ile aynı programda ders verme şansı bulduğum için çok mutluyum.

Genel olarak Topluluk Yönetimi, İçerik Yönetimi, Sosyal Medya Kampanyaları, Stratejiler ve Yeni Teknolojilerden bahsettim. Hashtag’lere ( smakhas) bakılırsa sınıf da bu derslerden çok keyif almış. Ülkemizde, Sosyal Medya’nın gelişmesi için böyle eğitimlerin verilmesini çok faydalı buluyorum, umarım devamı gelir.

29 Ocak’ta Sosyal Medya’da Kriz Yönetimi üzerine 2 saat, Sosyal Medya ve Siyaset üzerine 1 saat daha ders veriyor olacağım. Sosyal Medya ve Siyaset konusunda daha çok Global Siyasette başarı hikayelerinde ve Barack Obama örneğinden bahsedeceğim. Bu konu ile ilgileniyorsanız Webrazzi’de yazdığım yazılarım ilginizi çekebilir:

1. Gelmiş Geçmiş En Başarılı Sosyal Medya Kampanyası: Barack Obama

2. Obama’nın Sosyal Medya Kampanyasının Sonuçları

3. Analytics Kullanarak Nasıl 500 Milyon Dolar topladılar?

Sosyal Medya ve Politika çok yakından ilgilendiğim bir konu. Bu konu ile ilgilenen herkesle görüşüp, tartışmaktan çok memnun olurum. Siz de bu konuya ilgi duyuyorsanız lütfen bana bir mail atın. Görüşmek üzere…

Dünya Çapında Kampanyalar Yapmak

Türkiye’den dünya çapında kampanya yapmak mümkün mü? Aslında mümkün. Bence bunun üç bileşeni var:

1- Yaratıcı Fikir
2- Teknoloji
3- Uygulama (Execution)

Dünya çapında bir kampanya yapmak için müthiş yaratıcı, mümkünse espirili ama kesinlikle şaşırtıcı, şok edici, daha önce yapılmamış bir şey yapmak ve bunu birçok teknoloji ile bağlamak gerekiyor.

Biz konumumuz ve ilgi alanlarımız sebebiyle bir çok teknolojiyi birbirine bağlayabiliyoruz. Facebook, Twitter, Mobil, QR Kodları, Lokasyon Bazlı Servisler, Mobil Ödeme…

Hal böyle olunca ortaya çoğu zaman şöyle bir kampanya fikri çıkıyor. Tamam işte, QR Kodun fotoğrafını çeksin, oradan Facebook’a gitsin, buradaki postu Twitter’a göndersin, sonra bu yorumların toplamını alsın, bunları kendi arasında sıralasın… gidiyor da gidiyor.

Müthiş bir fikir, müthiş teknolojiler de kullanıyor olabilir. Ama teknolojileri basitleştiremediğimiz sürece yaptığımızı ancak bizim gibi birkaç bin insan anlayacak, uzun bir süre kitlelere yayılamayacak. Zamanının ilerisinde olmak, bunu avantaja dönüştüremediğin sürece büyük dezavantaj. Bir teknolojiyi zamanından önce kullanmak, en az zamanından sonra kullanmak kadar manasız. Bunun optimum bir zamanı var. O zamanı yakalamak çok kritik.

Özetle, teknoloji ile basitliği (simplicity) birleştirdiğimiz noktada dünya çapında kampanyalar yapacağımızı düşünüyorum. Bunun en basit örneği Facebook, sayfaya girdikten sonra hiçbir şey yapman gerekmiyor, haberdar omak istediğin tüm haberler ana sayfandan aşağı doğru akıyor. O kadar basit, herkes kullanabilir. Bu yüzden 24 milyon Türk kullanıyor. Böyle fikirlere ve uygulamalara ihtiyacımız var. Arayışımız sürüyor 🙂

Geleceğin Reklamcılığı: Facebook

Eski reklamcılık mantığı şuydu: Milyonlarca kişiye reklamını göster (yani spam yap) aralarından küçük bir kısmı reklamların ile ilgilensin, ürünümüzü satın alsınlar. Yani, televizyon başında dizimizi izlerken  kadın çorabı reklamı izlediğimiz yıllardan bahsediyorum. Halen devam etse de klasik manada televizyon reklamcıığının artık çok fazla vakti kalmadığını söyleyebiliriz.

Peki reklamcılık nereye doğru gidiyor? Cevabı basit: Yüksek hedefli reklamcılığa. Yani en basit mantıkla ben erkeksem bana kadın çorabı gösterme.


Peki reklamlar ne kadar spesifikleşebilir? Çok fazla. Nişanlı 18-24 yaş arası kızlara gelinlik reklamı gösterebilirim. Boğaziçi’nde okuyan öğrencilere Boğaziçi Üniversite’sinin şenliklerinin reklamlarını gösterebilirim. Hatta, doğumgünü olan kişilerin doğumgünlerini kutlayabilirim. Seçenekler Facebook’taki bilgiler ile doğru orantılı.

Burada en önemli noktalardan bir tanesi ”Likes and Interest” bölümü. Yani kişilerin hayran olduğu sayfalara göre hedefleme yapılması. Bunun anlamı şu: Eğer ürünün bir Çikolata ise, Facebook’taki Çikolata sayfasının 870.000 hayranına reklamlarını gösterebilirsin.

Daha da heyecanlandırıcı teknolojiler kapıda. Çok yakında hayatımıza Lokasyon Bazlı  – yani fiziksel olarak bulunduğun yerde- gösterilecek reklamlar girecek. Sonrasında mobil ödeme ya da Facebook Credits ile ekosistem tamamlanmış olacak ve ürünü satın alabileceğiz. Bu teknolojilere ise başka bir yazımda değineceğim.

Mobil Sosyal Medya Kullanıcı Profili

Yakın gelecekte bizi en çok ilgilendirecek konuların başında Mobil sosyal medya kullanıcısı geliyor. Türkiye’deki 24 milyon (şimdilik) Facebook kullanıcısının 10 milyonunun Facebook’a cep telefonundan girdiğini biliyoruz. Bu bizim için inanılmaz önemli bir oran. Yakın zamanda bu ağların geleceğinin nereye gittiğini açıkça gösteriyor. Bu konu gittikçe önem kazanırken bizim de mobil sosyal medya kullanıcı profilini tanımamız çok önemli:

Wave 5 raporuna göre profilimiz genel olarak erkek, evli, 25-34 yaşları arasında, yüksek gelire sahip, yüksek eğitimli, karar verici pozisyonda, bir ürünü ilk deneyen ve çevresini etkileyen bir profil. Çok geçmeden stratejilerimizi buna göre oluşturmaya başlasak iyi olur. Sonra geç kalabiliriz.

Sosyal İletişim, CRM ve Ticaret – P&G Örneği

Sosyalleşen dünyada bir tek medya kelimesinin önüne bu kelimeyi koyma vizyonunu göreceli olarak ufak buluyorum. Sosyal medya trend olmasına rağmen, buzdağının görünen ucu bile değil. Markalar için çok fazla fırsat var. En önemli gördüğüm 3 fırsat ise şunlar:

1- Sosyal İletişim: Şu anda içinde bulunduğumuz durum. Markaların sosyal ağlarda topluluk yaratması yani iletişim yapabilecekleri yeni bir medya yaratmaları. Aynı televizyon gibi, radyo gibi…

Önemi Türkiye’de anlaşılmaya, efektif sonuçlar alınmaya başlandı. Öncü markalar tarafından uygulanıyor. ”Me too” ( Ben de orada olmalıyım) markaları ”me too” (sosyal medyada çok para varmış, bu işi biz de yaparız ajansları) ile hızla bu alana yatırım yapıyorlar. Sıradanlaşma başlıyor, taklitler çoğalıyor ama pasta da büyüyor. Ajanslar için ”cash cow” zamanı.

Sonuçta ajans mantığı çoğu zaman sektörden yalnızca tek bir marka ile çalışmaya müsait. En iyi ajansları de en iyi/öncü markalar alıyor. Park yeri gibi, en iyileri önceden kapılmış oluyor.

2- Sosyal CRM: En dar anlamıyla markalarının databaselerinin Facebook id’leri ve diğer sosyal hesaplar ile eşleştirilmesi sonucunda müşterisini daha iyi tanıyan, daha kişiselleştirilmiş öneriler yapabilen akıllı sistemler yaratmak.  (Sanıldığının aksine sosyal ağ destek programı yapmak değil.) Tabii ki, sadece bundan ibaret değil ama bu konunun Türkiye’de anlaşılmasına henüz var. Dünya’da bile çok başarılı bir örneğe rastlamadık çünkü. Aslında bu büyük bir fırsat çünkü dünyadaki en başarılı örneği Türkiye’den çıkarabilme şansımız her zamankinden yüksek.

3- Sosyal Ticaret: İşte ticareti, e-ticareti, iş yapma biçimimizi yani aslında dünyayı kökten değiştirecek bir yeni bir kavram. Üstelik teknolojisi hazır, uygulamaların ilk örneklerini gördük. İlk uygulama örneklerinden bir tanesi, dünyanın en öncü markalarından, Procter and Gamble’den geldi:

P&G güzellik ürünlerini Facebook’tan satmaya başlıyor. Şu cümle dünyada ticaretin geleceğinin ne olacağının bir özeti gibi sanki:

Max Factor has become the first Procter & Gamble brand to sell directly to consumers via Facebook as the FMCG giant experiments with ecommerce initiatives.

Facebook bu konuda sayfaları ile, reklamları ile, Places ile, Credits’i ile tüm ekosistemini kuruyor. Çok yakında Facebook’a girip, ürün satın alabilecek, ödemesini Facebook’tan yapabilecek bir duruma gelebileceğiz.

Burası herkesin korktuğu, kimsenin nasıl davranacağını bilmediği yepyeni bir alan. Bu konularla ilgilenen varsa lütfen benimle kontakt kursun. Beraber ne yapabiliriz, oturalım konuşalım, en azından bir kahve içelim. Çalışmalara şimdiden başlayalım, gelecekteki yerimizi şimdiden alalım.

Yepyeni Pazarlama Teknolojileri ile Oynamak

Cornetto için yapılan “Multiplayer İnteraktif Bina Projeksiyon Oyunu”nu çok yaratıcı ve başarılı buldum. Türkçesi şu: Pacman’e benzer bir oyunu kendi cep telefonunuzdan dev bir binanın üzerinde oynayabiliyorsunuz.

Deneyimlerimi şurada paylaşmıştım. Fikir, uygulama, organizasyon hepsi mükemmel. Ne kadar emek sarf edildiği o kadar belli ki. Tebrikler, emeği geçen herkese.

Mobil projelerlerde ülkemizde güzel örnekler görmek çok sevindirici. Yalnız, henüz yolun başında bile değiliz. Yakın zamanda bu oyunların geniş alanlara ve kitlelere yayılacak şekilde gelişmesini sabırsızlıkla bekliyorum. Yeni teknolojiler henüz tam potansiyeli ile kullanılmaya başlanmadı. Aşağıdaki videoyu izleyin, ne demek istediğimi daha iyi anlayacaksınız. (Bu oyun 2008 yapımı)

Peki yakın gelecekte neler olabilir? Lokasyon bazlı servisler daha da geliştikçe, Şehir (Urban Gaming) veya Sokak Oyunlarını  nasıl yaratıcı kurgular ile birleştirebiliriz? Kendimizi FBI Ajanı gibi hissedebileceğimiz oyunların kahramanı olabilir miyiz? Bu bize nasıl bir deneyim sunar?

Bu kurgular Augmented Reality uygulamaları ile nasıl entegre kullanılabilir?

Lokasyon Bazlı Sosyal Ağlar (Foursquare gibi) kurgunun içine dahil edilebilir mi?

Biz, yeni pazarlama teknolojileri kullanarak  daha keyifli ve faydalı işler çıkarabilir miyiz? Cevap basit, çıkarabiliriz ANCAK;

Ajanslar daha yaratıcı ve yeni teknolojileri daha yakından takip ederlerse

Uygulamadaki teknik kısmı başarı ile halledebilecek kalifiyede teknik personel ile çalışılırsa

Marka tarafında cesur işleri onaylayacak Üst Düzey Yöneticiler bulunursa… NEDEN OLMASIN?

Yeni Pazarlama Teknolojileri Geliştirmek

Eğer Dijital Pazarlama alanında çalışan bir profesyonel iseniz ve vizyonunuz sadece Sosyal Medya ise yanlış yoldasınız. Bugünlerde sırf trend diye sosyal medyaya ilgi duyan, geleceğin burada olduğunu söyleyen kişiler görüyorum. Halbuki vizyon sosyal medyayı öğrenmek değil, yeni pazarlama teknolojileri geliştirmek olmalı. Sosyal medya ile birleştirebileceğimiz yeni pazarlama teknolojileri. Aynı yandaki görsel gibi sosyal medya üzerine oturtabileceğimiz yeni parçalar.

Eğer markalara en fazla faydayı sağlayabilecek yeni teknolojileri hızlıca uyarlayarak, hızlıca sonuç alabiliyorsak, o zaman değerli olabiliriz. Bu ise ancak sonsuz bir öğrenme merakı ve okuma ve araştırmayı yeni fikirler ile birleştirmek ile olur. Deneyip, yanılmak, yılmamak ve ne olursa olsun sonuç almak. Bu özelliklere sahip olduğumuz zaman Türkiye’den dünya çapında işler yapmaya başlayabiliriz.

İş Hayatında Kodlama Bilmenin Önemi

Hayatımın bir bölümünde yazılımcı olarak çalışmış olmayı çok isterdim. Bana internet ile ilgili bir iş yapmak isteyen bir genç nereden başlaması gerektiğini sorsa ilk cevabım şu olurdu: Programlama yapmayı öğren. Yazılım bilen bir yöneticinin, daha fikir geliştirme aşamasından daha efektif çalıştığına, programcılardan olur olmaz isteklerde bulunmadığına defalarca şahit oldum.

Bunun için üniversitedeki en önemli bölümlerden birisinin MIS (Management Information Systems) olduğunu düşünüyorum. Teknik altyapı ile işletmeyi birleştirebilen bir bölümü bitirmiş olmanın iş hayatında artısı inanılmaz olacaktır. İş hayatına yazılımcı olarak başlamış, sonrasında yönetici olarak çalışmayı düşünen bir MIS mezununun diğer rakiplerinden çok açık ara önde olacağını söyleyebilirim. Eğer siz de bu özelliklere sahip biri iseniz sizinle tanışmak isterim. Bana  her zaman bir mail atabilirsiniz.

Mobildeki Facebook Yenilikleri

Google Android’in Ürün Lideri bu pazartesi Facebook’taki yeni işine başlıyor hem de Head of Mobile Products pozisyonunda. Facebook bu konuda sürekli en iyileri işe alan ve sıkça Google’dan, Yahoo’dan, Twitter’dan transfer eden bir şirket olarak kendini gösteriyor son zamanlarda. Erick’in kariyeri de bu konuda incelenmeye değer. Microsoft’ta başlayıp, Mc Kinsey, Yahoo ve Google yolunu izlemiş.

Erick gibi geleceğin nerede olduğunu gören ve  bu konuda adım atmaktan korkmayan birisi, yakından takip etmekte fayda var. Ne de olsa Google’i bırakmak kolay değildir, tıpkı daha önceleri Yahoo’yu ve McKinsey’i bırakamak kolay olmadığı gibi. Benim gözümde bugüne kadar haklı çıkmış kariyer konusunda verdiği kararlarında. Dediğim gibi bir sonraki adımını  yakından takip etmekte fayda var, bize gelecek hakkında ipuçları verebilir.

Benim en merak ettiğim konuların başında gelen Mobil konusundaki gelişmeleri yavaş yavaş görmeye başlıyoruz. Mobille, sosyal ağların buluşmasında inovasyona çok yer var. Facebook’un çok yakında açıklayacağı iki konu beni çok heyecanlandırıyor ve Mobil Sosyal Ağların kısa dönemdeki geleceğini spesifik olarak bu iki bölümde görüyorum:

1- Mikro Ödeme

2- Lokasyon Bazlı Sosyal Ağ

Orta dönemde ise belki bir Facebook Telefonu (iphone, Blackberry gibi) görebiliriz. Bu konu global olarak çok önemli olsa da ülkemiz açısından önemi daha büyük. Çünkü ülkemizdeki 20 milyon Facebook kullanıcısının 10 milyonu Facebook’a Mobil yolu ile bağlanmış. İnanılmaz bir istatistik, dünya ortalamasının çok üzerinde. Bakalım Erick, Facebook’a ne yenilikler getirecek? Bu yenilikler bizim hayatımızı nasıl etkileyecek? Heyecanla takipte ve beklemedeyiz.