Gündeminde Ne Var? Hasan Başusta

Bu yazı Hakan Akben’in “Gündeminde Ne Var?” serisinde yayınlanmıştır.

”Zeki insanlar aklını kullanır, bilgeler başkalarının da aklını kullanır.” -George Bernard Shaw

Ufkunu genişletmek için zihninizi açacak yeni insanlarla tanışmalısın demişti çok sevdiğim bir arkadaşım. Bu konuda çok şanslıyım. Yıllar içinde beni yeni fikirlerle tanıştıran bir sürü dost edindim. Bu insanlardan her gün yeni bir şey öğreniyorum. Sizlerin de zihnini açabileceğini düşündüğümden, fikrine ve aklına güvendiğim dostlarımı bloğuma konuk olarak almaya karar verdim.

Bundan böyle, önümüzdeki birkaç hafta boyunca, her Cuma #gündemindenevar başlıklı bu mini yazı serisini yayımlıyor olacağım. Konuklar, fikrine güvendiğim insanlar. Konumuz da onların gündemi olacak. Onları heyecanlandıran, zihinlerini kurcalayan birkaç meseleyi kısa kısa paylaşıyor olacağız.

Bu seriyi #gündemindenevar etiketiyle Instagram, Twitter ve Linkedin’den takip edebilir, yorumlarınızla muhabbete katılabilirsiniz.

Gündeminde ne var Hasan Başusta?

Hasan’la dostluğumuzun onuncu yılını kutladık geçenlerde. İlk kez Özgür Alaz’ın düzenlediği Likemind etkinliğinde tanışmıştık. O gün mekandan mekana taşınıp, yaklaşık 10-12 saat boyunca durmaksızın sohbet etmiştik. Yıllar içinde ara sıra çok görüştüğümüz ya da hiç görüşmediğimiz dönemlerimiz olsa da sohbetimizden eksiklen hiçbir tat olmadı.

Hasan, sosyal medya ve dijital pazarlama alanında sektörün bilinen isimlerinden; bu alanda önemli kurumlara danışmanlık veriyor, eğitimler ve seminerler düzenliyor. Hatta İTÜ’de aynı eğitim programında eğitmenlik de yapıyoruz. Hasan, kendini gelişime adamış biri. Bu alanda bir mühendis edasıyla analitik gelişim yöntemleri tasarlıyor ve geliştiriyor. Yaptığı her şeyde felsefi bir derinlik arayan Hasan Başusta, bu yazı serisinin ilk konuğu olmayı kabul etti.

Bakalım Hasan’ın gündeminde neler var?

Son dönemde en çok ilgisini çeken makale
75 yıldır süren Harvard’ın “İyi hayat nedir’i” sorgulayan araştırması. “Triumphs of Experience: The Men of the Harvard Grant Study” kitabını çok severek okudum. Maalesef kitabın Türkçesi yok ama Türkçe altyazılı TED konuşması var:

Özetle, iyi bir hayatı oluşturan en önemli etken ün, para vs. değil hayatı paylaştığın kişiler. Yani hayatının kalitesi direkt olarak en yakınındaki kişilerin kalitesi ile doğru orantılı. Bu kitabı okuduktan sonra çevremi büyük oranda revize ederek hayatımı değiştirdim. O yüzden bu araştırmanın hayatımdaki rolü çok büyük.

Bu aralar ne dinliyor
Ben Böyleyim, Athena. Özellikle şu sözleri, hayatımın soundtrack’i diyebilirim:

Hayatta benim her
Anımı yaşadıkça sevesim var
Aldırmam hiç yağmurlara
Benim güzel hatalarım var
Bir an bile vazgeçmedim
Kendi yolumdan…

 

En yeni teknolojik oyuncağı
Garmin Fenix 5. Bu ara sağlıklı yaşam ve koşu en önem verdiğim konular olduğu için bu spor saati performansımı en ince detayına kadar ölçmemi sağlıyor.

Son dönemlerde üzerine en çok düşündüğü söz/alıntı:

”Kendisine, kendi küçüklüğünü görme olanağı vermeyen hiç kimse muktedir olduğu yüceliğe erişemez.” – Bertrand Russell

Bu söz bana “İnatçılık, sıfır tölerans, sabırsızlık, duygulara az önem verme” gibi kötü özelliklerimi kabul etmem için güç verdi. Bu konularda kendimi geliştirmem için farkındalık yarattı.

Bu aralar en çok tanışmak istediği kişi
Harari. Sapiens ve Homo Deus kitaplarına bayılıyorum. Onunla tanışsaydım, insanlık tarihinden başlayarak, gelecekte neler olabileceğini; verinin ve yapay zekanın dünyayı nasıl değiştireceğini tartışmak isterdim.

Bu seride kimi görmek ister
Şu hayatta kafaca kendime en yakın gördüğüm kişi: Ozan Dağdeviren.

Hasan Başusta’nın iletişim bilgileri:

Blog: www.hasanbasusta.com

Twitter: www.twitter.com/hasanbasusta

Linkedin: www.linkedin.com/in/hasanbasusta

Instagram: www.instagram.com/hasanbasusta

Koşuya Başlarken Kullandığım 10 Dijital Araç

Beyaz Yakalılar Neden Koşuyor?

9 Haziran’da NG Sapanca Otel’in desteğiyle gerçekleşen Sapanca Ultra Maratonu’nda koştum. NG Sapanca Otel’in içinde başlayan ve biten parkur, doğası, yemekleri kısacası ortamı şahaneydi. Çoğu beyaz yakalılardan oluşan 832 yarışmacı; otelin her yerinde yiyor, içiyor, sohbet ediyor, antreman yapıyordu. Her koşucunun deneyimlemekten keyif alacağı bir gün geçirdik. Son yıllarda koşu özellikle beyaz yakalılar arasında oldukça popüler bir spor dalı haline geldi. Peki neden?

Koşmanın her şeyden önce sağlığa, mutluluğa ve verime müthiş etkisi var. İçgüdüsel bir aktivite. Çocukken koşmamış kimse yoktur. Atalarımız 2,6 milyon yıl önce aç kalmamak ve avlanmak için koşmak zorundaydı. Günümüz beyaz yakalısı artık bilgisayar başında avlanıyor, ekmeğini teknolojinin yardımı ile kazanıyor. Bu durum birçok fayda sağlamakla birlikte bizi özümüzden uzaklaştırdı. Sağlığımızı, mutluluğumuzu ve verimimizi düşürmeye başladı. Bütün gün kapalı ofislerde az hareketle günlerini geçiren beyaz yakalılar ya kilo almaya ya da yediklerine aşırı dikkat etmeye başladı. Herkesin motivasyonu kendine. Ben hem sağlıklı olmak ve daha çok yiyebilmek için koşuyorum. N’apıyım, tabiatım böyle 🙂

Bu trend, markaların doğal olarak işin içine dahil olduğu ciddi bir ekonomi yaratmaya başladı. Şirketler, koşunun verime ve motivasyona olan olumlu katkısını görüp bu konuyu şirket içi aktiviteler ile desteklemeye başladılar. Bazı markalar bu alanda kişilerin ihtiyaçlarını karşılayacak yeni ürünler piyasaya sürerek ekonomiye can vermeye devam ettiler.

Koşuya Başlarken Kullandığım 10 Dijital Araç

Geçen sene koşuya başlamadan önce 20 kilo fazlam vardı. Peter Drucker’ın da söylediği gibi: “Ölçmediğin şeyi yönetemezsin.” Önceliğimi bu kiloları vermek için aktiviteleri kaydetmek ve izlemek olarak belirledim. Önce yürüyerek başladım. İlk olarak telefonumdaki ücretsiz uygulamaları kullanarak başladım. Siz de koşuya yeni başlayacaksanız aşağıdaki araç ve teknolojiler işinizi kolaylaştırabilir.

1. Sağlık uygulamaları: Ben Samsung kullandığım için içerisindeki Health uygulamasını çok etkili bir şekilde kullandım. Yediğim her şeyin makro ve mikrolarını, kaç saat uyuduğumu, kaç adım attığımı vs. hepsini hesaplayıp kalori açığımı söylüyordu. Bu kalori açığını oluşturmak kilo vermenin temel kuralı. Iphone’ların içindeki Sağlık/Health uygulaması da attığınız adım gibi temel verileri gösteriyor. Buradaki verileri günlük takip etmeye ve haftalık/aylık olarak kendime raporlamaya başladım. Böylece hem sağlıklı yiyecekler konusunda hem de hareket konusunda farkındalığım çok arttı.

2. Akıllı Bileklik: Başlangıç olarak oldukça ucuza bir Xiaomi Mi Band aldım. Bu akıllı bileklik de adımlarımı, uykumu, nabzımı daha iyi bir şekilde ölçmeye başladı. İlk 6 ay sadece günde 10bin adım hedefi koydum kendime. Eğer gece 12’ye yaklaşırken 10bin adımı tamamlamamışsam halının üstünde tur atmaya başladım. Zinciri kırmadan uzunca bir süre her gün Mi Band’ın ölçtüğü 10bin adımı tamamladım.

3. Akıllı Dijital Tartı: Gene Xiaomi’nin yağ ölçer akıllı bluetooth tartısını aldım. Yağ ölçümleri çok başarılı değil, spor salonundaki Tanita’lar ile karşılaştırınca çok sağlıklı veriler vermiyor. Kiloyu mobil uygulama ile senkronize tutmak başlangıçta fayda sağladı. Sonra bütün sağlık verilerimi tek bir Excel’e aktarıp, oradan düzenli takip etmeye başladım.

4. Spor Aletleri Mobil Uygulamaları: Yürüyüş evresini geçip, koşmaya kendimi hazır hissettiğim zaman spor salonuna başladım. Kış ayları olduğu için dışarıda koşmak istemiyordum. Üşüyeceğimi düşünüyordum. Konuya çok uzakmışım 🙂 Spor salonumda Life Fitness’ın aletleri vardı. Life Fitness’ın mobil uygulamasını indirdim. Koşu bandında antreman öncesi QR Kod’u kolayca okutup, uygulama ile bütün aletlerde yaptığım sporun zamanı/kalorisi gibi bilgilerin senkronize olmasını sağladım.

5. Ruh Hali/Mutluluk Uygulamaları: Bu arada günlük ruh halimi ölçümlemek için Daylio mobil uygulamasını kullanmaya başladım. Her gün kendimi nasıl hissettiğimi 5 üzerinden notlamaya ve hangi durumlarda daha iyi hissettiğimi görmeye başladım. Kendime haftalık ve aylık raporlar sundum 🙂 Spor ile ruh halim arasındaki korelasyona baktım. Bu, bizim gibi analitik insanların spora başlama motivasyonu olmadığında dayandığı önemli bir veri. “Şimdi koşmak istemiyorsun, ama koştuktan sonra kendini çok daha iyi hissedeceksin.” hissiyatını bu veriler ile içselleştirdim.

6. Sosyal Ağlar: Havalar biraz ısınınca bu sefer dışarıda koşmaya başladım. Bu da koşunun çok sevdiğim diğer tarafını ortaya çıkardı. Sosyallik. Bazı koşucular daha içe dönük; yalnız koşuculardır, bazıları ise sevdiği kişiler ile bir aktivite yapmayı sever. Sevdiğim arkadaşlarım ile dışarıdaki yemek/kahve sohbetlerimizin yerini koşu almaya başladı haftanın 2 günü. Bazen Caddebostan sahile bazen Belgrad Neşet Suyu’na / Geyik Parkuru’na gitmeye başladık. İstanbul’daki gözümüzde büyüttüğümüz mesafeler küçük gelmeye başladı.

Motivasyon ve ilham arayışındaki sporcular tabii ki kendi performanslarını Instagram stories’de bir selfie ile paylaşıyorlar. Trend raporları “Instagram’da paylaşılabilir sporu” 2018’in en büyük trendlerinden biri olarak gösteriyor. Bakın spor yapmak demiyorum, bu sporun Instagram’a koyulabilir ve beğeni alan bir spor olması trend. 🙂 Facebook’ta, Twitter’da ve diğer sosyal ağlarda kimin kaç km hangi tempoda koştuğu bilgisi ile sık sık karşılaşıyoruz.

Koşucuların (ve bisikletçilerin) Dünya’da en bilinen sosyal ağı: Strava. Strava’da en iyi performans istatistiklerimize bakabiliyor, antremanlarımızı paylaşabiliyor, yarışlar oluşturuyor ve arkadaşlarımızın antrenmanlarından haberdar oluyoruz. Sonrasında verimizi detaylı analiz edebiliyor, kendimizi iyileştirebiliyoruz.

      7. Relive: Ben Strava’ya ek olarak Relive uygulamasını kullanıyorum. Relive, koştuğumuz yerleri 3 boyutlu harita üzerine koyarak simüle ediyor ve ortaya paylaşılması son derece hoş bir video kaydı çıkartıyor. Ben selfie yerine Relive videosu paylaşmayı tercih ediyorum.

      8) Akıllı Saat: Sapanca’da dikkatimi çeken şey şu oldu: Kısa mesafe koşanlar akıllı saat olarak Samsung ve Apple gibi kitlesel markaları, uzun koşanlar ise genel olarak Garmin, Suunto, Polar gibi daha spor konusunda uzmanlaşmış markaları kullanıyor. Giyilebilir teknoloji pazarı büyüdükçe büyüyor. Xiaomi gerilerden gelerek bu pazarda önemli bir pay elde edeceğe benziyor. Yürüyüşten koşuya geçtikçe akıllı bileklerin yerini akıllı saatler almaya başlıyor.

Teknolojinin koşunun keyfini kaçırdığını iddia eden gelenekselcilerin aksine ben ne kadar veri o kadar iyi diye düşünüyorum. Koşmak, insanın kendini gerçekleştirmesindeki, en iyi haline gelmesi için mükemmel bir araç. En iyi halimize geldiğimizi gösteren şey ise ölçümlediğimiz verilerimiz.

Ben de ilerledikçe Mi Band’ı bıraktım, Garmin Fenix 5’e geçtim ve son derece memnunum. Bu cihazlar GPS takibinden, rota bulmaya, kalbinizin hangi mesafede hangi tempoda koşarken nasıl attığını göstermeye yarıyor. Her türlü detaylı istatistik vermede analitik insanların en büyük yardımcısı diyebilirim. Arayüzleri de gayet kolay kullanılabilir ve anlaşılır. Telefonla da bağlanarak gelen bildirimleri saatten okumamıza imkan tanıyor.

    9) Koşu Aletleri Teknolojisi: Tabii bu arada koşu aletlerinin de teknolojisi inanılmaz gelişiyor. Sanal Gerçeklikle desteklenen koşu bantları bizi Dünya’nın her yerine ışınlayabiliyor. Biz de birden gözümüzde sanal gözlükle Dünya’nın bilmediğimiz bir sokağında koşmaya başlayabiliyoruz. Her zaman kullandığım bir şey değil ama birkaç kez deneyimleme fırsatı buldum ve çok beğendim.

   10) Kulaklık: Dışarıda koşarken pek müzik dinlemiyorum ama koşu bandında koşarken kulaktan çıkmayan bir kulaklık çok önemli. Bazen de bir sesli kitap dinlemek çok keyifli olabiliyor. Ben Plantronics Bluetooth kulaklık kullanıyorum, ses kalitesi ve koşuya uygunluğu açısından iyi bir olduğunu düşünüyorum.

Türkiye’de Koşu Konusunda Kimleri Takip Etmeli?

Özet olarak, yukarıdaki dijital araçlar koşudan keyif almamı ve bu konudaki farkındalığımın artmasını sağladı. Yataktan kalkıp koşmanız için hiçbir dijital alete/araca hatta ayakkabıya bile ihtiyacınız yok. (Bir şortunuz, t-shirt’ünüz olsa iyi olur, en azından şort 🙂 Bu dijital araçlar sayesinde öğrenmekten ve ölçümlemekten keyif aldıkça VO2 max gibi kriterlerin ne demek olduğunu öğrendim ve KPI’larım kilo/mesafe/yağ oranı/tempo gibi kriterlerden başka dünyalara doğru açıldı. Belki bu da başka bir yazının konusu olur.

Bu konuya ilgi duymaya başladıysanız Türkiye’de çok iyi içerik üreticileri var. Erol Dinneden, Mert Derman, Aykut Çelikbaş, Asla Durma/Fatih Topçu, Mert ile Ilgaz’ın Podcast’i Koşturmaca, Koşu Forum ilk takibe almanız gereken kişi ve mecralar. Yok, ben onu da yapamam derseniz bir Temple Run indirin, oynamaya başlayın. 🙂

Umarım siz de bir gün koşuyu keşfedersiniz. Bu yazı sayesinde ufacık da olsa motive olduysanız bana ulaşın. Zaman içerisinde kullandığınız dijital araçları da hep beraber test eder, üzerine sohbet eder, belki bir gün beraber koşarız.

Bu yazım Digital Age Temmuz 2018 Sayısında yayınlanmıştır.

Hayat Üzerine Kısa Düşünceler 454

 

Kitap Kulübü'nün bu akşamki buluşmasında konuğumuz @muminsekman, günün sürprizi @tuluhantekeli.

A post shared by Hasan Basusta (@hasanbasusta) on

Bu ara okuduğum 7 kitap

“Nihilizm kapıya dayandı. Bütün konukların bu en tekinsizi nereden geldi?” (Nietzsche’nin Güç İstenci kitabı giriş cümlesi)

Şu hayatta felsefi açıdan geldiğim noktanın özeti. Optimistic Nihilism:

Çocuğa kesinlikle silah almayacağız diye bir kuralımız vardı. Maalesef pes ettik ve Nerf aldık. Durum şu: Çocuk sitede, bütün arkadaşlarında bu Nerf'lerden var. Bir tek bizimkinde yok, onu aralarına almıyorlar, tek başına evde takılıyor. Bizimkinin hiç arkadaşı yok, tüm gün dedesi, ananesiyle takılıyor. Geçen geldim mesela; dedi ki: Baba, ben dedemle camiye gidiyorum. Çocuk evde, camide falan takılmaya başladı. Arada başkaların silahı ile oynuyor, sonra geri alıyorlar. 7-8 arkadaşı birden bizimkine o sünger mermilerden atıyor, bu karşılık veremiyor, sürekli ağlıyor. Sitedeki çocukların anne-babası da doktor, öğretmen falan. Onlar da aynı sorgulamadan geçmişler, sonunda pes etmişler. Sonuç olarak, silah almanın daha mantıklı olduğu kararına vardık. Kumbarandaki para ile alacağız dedim. Hiçbir şey için vermediği parasını hemen verdi. Bir hafta bekleyelim, bakalım haftaya isteyecek misin dedim. 1 hafta sonra ilk sorusu bu oldu. Biz de pes ettik, en büyüğünü, en çok mermi atanını aldık 🙂 Bir abim "Bu ülkede evrensel standartlarda çocuk yetiştirmeye çalışmanın kitabını yazsana" diyor. Ben tek, siz hepiniz gibi bir durum. Çok çok zor. Bir haftadır gözlemliyorum, arkadaşları ile sosyaliği gözle görülür şekilde arttı. Bakalım bu tavizlerin sonu nereye varacak?

A post shared by Hasan Basusta (@hasanbasusta) on

“I sell books.” versus “I sell whatever the fuck I want.” $AMZN

Hayat Üzerine Kısa Düşünceler 453

A post shared by Hasan Basusta (@hasanbasusta) on

Camdan aşağı atamayacağın bir bilgisayara sakın güvenme demiş Steve Wozniak.

Her şeyiyle bayıldım, ilham aldım. Çok güçlü hikaye. Suriyeli Balet Ahmad Joudeh’e de Hollandalı gazeteciye de helal. Şu gazeteci gibi olmak, insanların hayatında bir fark yaratmak ne kadar yüce bir amaç.

Refugee Defies ISIS With Ballet

"[ISIS] would burn dancers…they would call me to threaten me."Ahmad Joudeh's life was threatened in Syria simply because he was a dancer––now he uses dance as a message for peace:

Fusion paylaştı: 9 Temmuz 2017 Pazar

Okulu kapattık, yaz sezonunu açtık.

A post shared by Hasan Basusta (@hasanbasusta) on

Hayat Üzerine Kısa Düşünceler 452

Gerçekler neden insanları ikna etmede yeterli olmaz?

Hafta sonu tatilini 15 günlük tatillere 10 kere tercih ederim. @handebasusta

A post shared by Hasan Basusta (@hasanbasusta) on

Zevk-i terk etmenin zevkine varan artık zevkin zevkini aramaz. (Via )

Liseliler bilmez kategorisinden muhteşem bir şarkı tavsiye edeyim: Biz Nereye, Tarkan. Albüm: Aacayipsin, YIL: 1994

Beynine artık ihtiyacı kalmadığı için beynini yiyen hayvan. (Sea Squirt) Bana kontağı kapamış insanları hatırlattı.

Hayat Üzerine Kısa Düşünceler 451

 

Maden işçiliğini dedemden almışım. Benimkinin tek farkı dijital olması.

Yaşar Usta’nın Tahinli Dondurması, 2 liraya alınabilecek en lezzetli “şey”

Bütün günüm çalışmakla geçiyor. Dinlendiğimde de çalışmayı iyi yapmak için dinleniyorum. (Kitap: Üvey Evlat, )

Cepten 30 GB’lik en üst pakete geçtim. Daha da yükseltecek bir yer kalmadı.

Hayat Üzerine Kısa Düşünceler 450

Bir hafta motoru burada bırakıp Istanbul'a dönmüştüm. Çok özlemişim.

A post shared by Hasan Basusta (@hasanbasusta) on

Gaz açmak, ne güzel bir his. Hem hızlaniyorsun, hem keyif alıyorsun. Sürdürülebilir olsa güzel hayat metaforu olur.

Data ve teknolojiye uyum sağlayamayan McQueen; eski şampiyonların takıldığı bar, hayallerini gerçekleştiremeyen eğitmen. Sıradışı idmanlar, akıl hocalığı vs. çaylaklık, Doc’un hayatının en güzel günlerini geçirdiğini anlayan Şimşek… Her şeyiyle bayıldım Cars 3’e. Notum: 9/10

Bende FOMO (Bir şeyler kaçırma korkusu) yerine JOMO (Bir şeyler kaçırmanın keyfi) başladı.

FOMO: Fear of Missing Out
JOMO: Joy of Missing Out

Birileri farkına varmalı bence bazı şeyler çok değişti. Sevgilisine söylenen kezban gibi şarkı sözü yazanlarda bugün konuğumuz Kenan Doğulu.

Tercih şansı verilseydi kendini seçer miydin?

Hayat Üzerine Kısa Düşünceler 449

İstanbul için 1988’den bugüne kira çarpanının gelişimi. Şu anda 300 ay yani 25 yıl. (via @Ahmet Büyükduman)

23 Nisan’ın kutlu olsun baba! (Umut Egemen, 6 Babalar Günü’mü kutluyor)

“Özünde komik olan seyler mizahın konusu olamaz.” Jerzy Lec

Hasan Ali Topbas’in sözüymüş, bayıldım: Kimileri düşer yalnızlığa kimileri yükselir. Yükselenlere eşsiz bir ülkedir yalnızlık.

 

Hayat Üzerine Kısa Düşünceler 448

Markanız Jung’un 12 Arketipi’nden hangisi? Markanızı nasıl konumlandırmalısınız? Testi yapın, 7 soruda cevabı bulun.

Ben kendim için yaptım testi sonuç “Bilge Arketipi” çıktı.

Aydınlar köy enstitülerinin kapatılmasını eleştirdi ama (Matematik Köyü gibi) bir enstitü kurmak için adım atmadı. (Ali Nesin)

Çok iyi fikir: Volvo, Araç Kazasından Sağ Kurtulan Müşterilerini İşe Aldı.

“Bahar geldiğinde mi ben böyle olurum? Yoksa böyle olduğumda mı gelir bahar?” Nedensellik-Korelasyon üzerine en sevdiğim şarkı sözü 🙂

🎵🎵 What am I to do with my life? You will find it out, don’t worry How am I supposed to know what’s right? You just got to do it your way 🎵🎵

Kendisine, kendi küçüklüğünü görme olanağı vermeyen hiç kimse muktedir olduğu yüceliğe erişemez. Bertrand Russell

Hayat Üzerine Kısa Düşünceler 447

80.000 hours, çok önemsediğim bir site. Kariyer seçeneklerinizi etki, kazanç, iş tatmini gibi büyük resimden analiz etmek isterseniz mutlaka göz atın: https://80000hours.org/career-reviews/

Mutluluğun 5 Aşaması.

Meaning of Life: Contemporary Analytic Perspectives iii. Subjective Naturalism.

5 sene sonra Mr. Nobody’i tekrar izliyorum. Bu kadar etkilendiğim filmden neredeyse hiçbir şey aklımda kalmamış. Yeni film gibi, çok acayip.

 

 

Hayat Üzerine Kısa Düşünceler 446

Dünya İp Atlama Şampiyonası. İki el serbest ip atlama kategorisinde, altın madalyalı İsveç’in performası:

Dünya İp Atlama Şampiyonası Kadınlar Serbest Kategorisi

DÜNYA İP ATLAMA ŞAMPİYONASIÇocukluk oyunlarımızdan olan "İp Atlama"nın dünya şampiyonası olduğunu biliyor musunuz?İki el serbest ip atlama kategorisinde, altın madalyalı performasın videosunu sizlerle paylaşmak istiyoruz. Çocuklukta spor yapmanın önemi, umarız anlaşılır.

Sözleşmeliler paylaştı: 11 Ağustos 2016 Perşembe

Levent Yüksel’in bu “piyasanın hem içinde hem dışında” tarzını beğeniyorum.

Uzun yaşamak isteyen bu listeye göz atsın. Önlemini almaya çalışsın.

Ölüm nedenleri: 1) Kalp 2) Kanser 3) Solunum 4) Sinir Sistemi

En son neye çok ilginçmiş dedin?

A Biologist Explains CRISPR In Five Increasingly Complex Ways 

Şu parçayı sözlerine dikkat ederek dinlesene. (Sözleri, videonun açıklama bölümünde)

Ceza, Önce Kendine Bak:

Hayat Üzerine Kısa Düşünceler 445

Kilo vermenin matematiğini kimya yolu ile anlatmak. Anlaşılması biraz zor olabilir ama bayıldım Tedx sunumuna.

HAMAL VE 3 ÖĞRENCİSİ
“Hamal Ateş ve ekibindeki üç öğrenci, o gün kazandıkları toplam 220 lirayı yetim ve öksüz çocukların eğitimine destek olmak için bağışlamıştı. Ateş ve ekibi, yılın 12 ayı için 12 ayrı STK belirlemiş. Her ay bir kura çekip, çıkan STK’ya o ay içinde bir günün kazancını bağışlamaya karar vermişler. Darüşşafaka’dan sonra sıradaki kurum Yeşilay olacak. Amaçları, içlerinden kopup gelen bu girişimle büyük şirketlere ya da zengin işadamlarına örnek olmak. Çünkü kendi ifadeleriyle iyilik böyle yayılacak, dünya böyle böyle kurtulacak. 

Mehmet Ateş geçtiğimiz yıl başlamış bağış projesine. “Bedenimin zekatı olsun” diye başlattığı kişisel sosyal sorumluluk projesinin yarattığı kelebek etkisini, “Türk insanı iyidir. Önemli olan o iyiliği ateşleyebilmek” diye ifade ediyor.”

Zengin iş adamı değiliz ama bize örnek oldu. Eşim görmüş bu haberi ve Darüşşafaka’ya otomatik ödeme talimatı vermiş aylık 50 TL. Online alışveriş yapmak kadar kolay. Sen de destek olmak istersen: https://www.darussafaka.org/bagis/genel-bagislar/duzenli-bagis

Hayat Üzerine Kısa Düşünceler 444

Digital Age YouTube kanalında “Dijital Muhabbet” ismiyle yepyeni bir programa başladı. İlk bölümünde sosyal linç konusunu   Timur Akkurt, Ekin Kollama, Nuran Aksu, Gökhan Ahi, Savaş Önemli ve ben şu konuları masaya yatırdık: “Sosyal linçten ne anlamalıyız?”, ”Sosyal linç meselesinde etkin olan mecralar hangileri?”, “Sosyal medya üzerinden markalara ve kişilere yapılan saldırıların temelinde yatan sebepler neler?”, “Markalar ve kişiler sosyal lince maruz kaldıklarında haklarını nasıl aramalılar?”

Zaman içerisindeki Dünya Nüfusunun Değişimini 6 dakikaya sığdırmışlar:

Büyük genellemeler küçük insanların işidir. Ve bu dahil bütün genellemeler yanlıştır.

Bizim serviste 13 yaşında bir abi var, hala okula gidiyor biliyor musun? Onun okulu neden hala bitmemiş? (Umut Egemen, 6)

-Miş’li geçmiş zamanda konuşulan hiç bir şeyi dinlemem. -Miş’li geçmiş zaman savar oldum yıllar içerisinde.

Hayat Üzerine Kısa Düşünceler 443

Gaza geldim, Murakami’nin kitapta bahsettiği ve maratonlarda giydiği Mizuno’lara geçiş yaptım. Waverider 19 ile başlıyorum bakalım.

Güzel bir müzik dinleyerek ruh halini yükseltebilecekken bunu yapmamak aptallıktır.

Her türlü zincir restorana karşı sabrımı kaybetmek üzereyim. Kalite açısından bir çoğu yerlerde. Kalitesi fena olmayanların da fiyatı aşırı yüksek.

Pro tip: Uzun yolculuklarda hangi mekanda ara versek/yesek diye ikilemde kalırsanız kapıda motorların olduğu yere girin. Motorcu işini bilir.

Birdenbire boşalan yolların ortasındayım. Hedefler hep çok çok kolay olmuştu. Nereye nereye nereye gideyim. (Korkma bebeğim, hepsinin sonu aynı…) Mavi Sakal, İki Yol, 1997

CRISPR, Aids’i öldürmüş, Zika Virüsünü Pac-man gibi yemiş. Şimdiki hedefi Kansermiş. Bakalım kanseri yenebilecek mi?

Bu da Harvard Makalesi:

CRISPR: A game-changing genetic engineering technique

Ekibe teşekkür etmek istiyoruz http://proskins.io/ bize sponsorluk için.

Hayat Üzerine Kısa Düşünceler 442

A post shared by Hasan Basusta (@hasanbasusta) on

-Baba bak, üstünde sayıları olan misket oyunu.

-Neymiş o?

-Bilardo (Umut Egemen, 6)

Kemal Sunal Kiracı filmi efsane sahne. Bir daire, aylığımdan(maaşımdan) çok daha fazla kira getiriyorsa demek bir daire kadar bile değerimiz yok. Okumuş, yazmış, bunca yıllık devlet memuru, 3 çocuk, 1 karı ve 1 kaynana sahibi, aklı başında bir adamın bir apartman dairesi kadar bir değeri olmasın. Ne acı, temelli ölmüşüz…

Ne zaman izlesem tüylerimi diken diken eden Van Gogh sahnesi. Dr. Who’ya başlasam mı acaba diye soruyorum kendime.

←Önceki