Hayat Üzerine Kısa Düşünceler 380

Öğretmeni gönderdi az önce. Bizimki 2 dakika boyunca DEM-BABA diyor. Beşiktaşlı mı olacak ne? Bana sen hangi takımlısın Baba diye sorduğunda, Fenerbahçeli’yDim diyorum. Fenerbahçe’de doğdum, büyüdüm. Odamın penceresinden Dereağzı’nı, antremanları izlerdim evlenip taşınana kadar. Eskiden bütün maçlara, deplasmanlara giderdim. 6-0’lık GS maçı dahil birçok efsane maçı tribünde izledim. Sami Yen’de, İnönü de karşı takıma 500 kişilik bilet ayrılır, o 500 kişiye türlü türlü eziyetler çektirilirdi. Biz o 500 kişi arasına girip, o eziyetleri çekmek için kıyasıya yarışırdık. Ve sonra bir şey oldu ve ben futboldan soğudum. İngiltere’de yaşadığım dönem tribünden iyice uzaklaştım. Şike davaları belki tuz-biber ekti. Belki de bahanesi oldu. Belki futbol yavanlaştı (ya da bana öyle geldi…) Ne olduysa oldu, sonuç olarak Fenerbahçelilik babadan oğula geçmesi gereken değerlerden biri olmaktan çıkalı uzun zaman oldu benim içim. Şimdi takımını soranlara biraz Fenerliyim biraz Galatasaraylıyım diyor oğlum. Zerre kötü hissetmiyorum. Eskiden takım tutmayanlara hangi takımlısın diye sorduklarında “Milli Takım’lıyım” derlerdi. Şimdi onu bile diyemiyoruz. Sorun kötü futbol falan da değil, bu çiğlik, kibir, güçlüye yaranma çabası ve lakayıtlık midemi bulandırıyor. Ben istemez miyim tersini söylemeyi ama n’apayım bu Milli Takım benim değerlerimi temsil etmiyor. Vat ken ay du samtayms? Belki son maçın son dakikalarında bulduğumuz golle gördünüz mü “Biz bitti demeden bitmez demiştik” diyeceğiz gene bir süreliğine Türk gibi sevineceğiz. Ne yapalım: Deli gibi sevmek ruhumuzda var. Ama sonra bu içi boş gazlar geçecek ve yerine derin bir boşluk bırakacak. Bu yazıyı böyle bitirmek istemezdim ama içimizdeki Zeki Demirkubuz çıkacak ve “Bu ülkeye dair hiçbir şeyin, hiçbir zaman benim dilediğim gibi olmayacağını biliyor, artık bundan acı duymuyorum.” diyecek. Biz de hak vereceğiz. Ben gene, filmlerinden nefret ettiğim Zeki Demirkubuz yerine çok sevdiğim Sezen Aksu’ya kulak vereceğim: Futbol dışında sevgilerde teselli bulunca İşte biz o gün düşüneceğiz…

A post shared by Hasan Basusta (@hasanbasusta) on

Anne, ayağında neden kolye var? (Umut Egemen, 5) Çok mantıklı bir soru değil mi ya?

Adamın kafasındaki boş levhayı (tabula rasa) sistem doldurmuş; doldurmayı geçtim levhayı kesmiş, biçmiş. O da o bilgisiyle akıl veriyor.

Click izlemiş miydiniz? Dandik gibi gözüken süper bir filmdir. Ama “About Time” hayat değiştiricidir benim için.

Herkesin birbirine sürekli “ÖNCE SAYGI DUY” demesi az gelişmişliğin ne kadar net bir göstergesi…

ÖNCE O ELİNİ Bİ İNDİR, Bİ İNDİR, SAYGI DUY SAYGI !!!1! Kafası ile elini desenkronize bir şekilde sağa sola hareket ettirir, ÖNCE SAYGI DUY” diye bağırır.

Comm

Yorum Yapın

Mesajınız