Hayat Üzerine Kısa Düşünceler 293

Yazmak dediğin yaratmaktan ziyade seçmek. En basiti yazamayanı “kastırmasından”, en kolayı yazanı bitmeyen cümlelerinden tanıyabilirsiniz.

Irmaktaki balık neden büyük? Yakalanmadığı için. Big Fish, hikaye anlatımı konusunda ne güçlü bir film, Tim Burton’dan. (8/10)

Yemeğin son lokmasını içeceğin son yudumu ile denk getirme çabamda yeni boyut: Kitabın sonunu ineceğim durağa denk getirmek.

Tükettiğimiz şey hesabı kime ödetiyor? Vücudumuza mı, ruhumuza mı?

Bu sır verilmez alınır. Taptuk Emre’nin Yunus Emre ile konuşması, videoyu buraya gömdüm (embed) birkaç kez ama silinmiş. Ne muhteşem bir konuşma. Müziğiyle, ses tonuyla bir bütün. Ama videoyu izleyememe ihtimaline karşılık sözleri de yazayım buraya:

Taptuk Emre: Bu sır verilmez, alınır… Talip olan usülünce yol yürür, hasıl olur. Usulünce yürümeyen kavuşamaz. Ee, kavuşamayan, nasip bulamayan da der ki yol bu degil, hurafedir onların yol bellediği. Biz yolda mıyız, hurafede miyiz bilmeyiz. Biz inandığımız gibi yaşamak isteriz. Olan biten bu. Başkaca da bir gerçek yok. Biz Hakk yolundayız, onlar batılda. Onu da demeyiz. Yolun sonuna varıp bakan mı var ki kim Hakk kim batıl. Biz inandığımız, güzel olan bu deyi bunu yaşarız…

Bu bir hissetme meselesi. Kitap sayfalarında hisler yazmaz, harfler yazar. Gönül her dilden konuşur. Gönül kitabına harf lazım değil. Halktan gören de der ki bunlar sofudur, dağda, bayırda zikir çekerler. Yahut meczuptur, falandır, filandır. Zikir, dervişin içini arındırır. Bunun bir usülü, erkanı vardır. Halk bunu nerden bile? O yolun yolcusuna açılır, çığırtmaç tutup sır ilan ediverecek değiliz ya ahaliye. Biz yolun başında bir ihtiyarız. Yolumuz eğri mi doğru mu bilmeyiz. Amma kendisi gelip sorar ise kişi, yolu tarif ediveririz. Amma kişi gelmez ise bizden bir davet yoktur. Herkes vara, kendi yolunu yürüye…

Comm

Yorum Yapın

Mesajınız