Deniz Gözlüğü – Bir Çelişki Yazısı

20 TL’ye deniz gözlüğü aldım Bodrum pazarından, mucizevi bir alet. İçinde yaşadığımız bambaşka alemlere giriş bileti. Bütün gün balıkları seyredebilirim, oysa gözlüğüm olmadan da aynı denizde yüzüyordum. Şimdi burada deniz kabuğunu, yengeci övmek saçma gelebilir ama gözümüze bir alet takıp ayrıntılara dikkat etmekteki hazzı yaşamak bambaşkaymış. Ayrıntıların bana nüfuz etmesinden keyif alıyorum oysa ben bir ayrıntıyım koca bir deniz için. Ve sonra şunu düşünüyorum, bilincimiz, değerlerimiz bizim bu dünya için deniz gözlüğümüz. Bambaşka alemlerin içindeyiz görmüyoruz, bilmiyoruz bile. Hani şu derya içre olup, deryayı bilmeyen balık gibi. Kimileri at gözlüğü takıyor, kimileri kalın kenarlı, içbükey gözlüklerini.

tvde ilginç bir şey yok
“Televizyonda hiç ilginç bir şey yok” karikatüründeki gibi yaşıyoruz çoğumuz. Hayatımızın büyük kısmını geçirdiğimiz mekanlara yeni gözlüklerle bakabilseydik bambaşka şeyler görüyor olurduk. Harika manzaranın tadını çıkarabilenlerin sayısı çok az. Evet; TV’de haberler kötü, ülke zor bir dönemden geçiyor, bize düşen küsüp, içimize kapanmak mı, küfür etmek mi?
Bu gündemde başka bir şey paylaşanı linç ediyorlar. Kaç gündür bu duruma verilecek en iyi cevabın çalışmak olduğunu yazan yazılar okuyorum. Çalışmak da cevap olabilir. Ya da etkileyeceğimiz, kontrol edemeyeceğimiz olaylara üzülmeyip, bizi gündelik yaşamın sıkıcılığından kurtulup muazzam bir evrene doğru çevirecek teleskobu almak da. Nietzsche’nin deyimi ile kaderin dalgalı sularına kapılıp gitmeli miyiz? Bilmiyorum. Kendi dünyamızı yaratmakla, Nazım Hikmet’in aşağıdaki şiirini aynı yazıda paylaşmak da bu yazının çelişkisi olsun, kararı kendin ver; canım kardeşim…

 

Ve bu dünyada, bu zulüm senin sayende.

Ve açsak, yorgunsak, al kan içindeysek eğer

Ve hâlâ şarabımızı vermek için üzüm gibi eziliyorsak

Kabahat senin, — demeğe de dilim varmıyor ama —

Kabahatın çoğu senin, canım kardeşim

Comm

Yorum Yapın

Mesajınız