2011 Muhasebesi, İtiraflarım ve 2012’den Beklentiler

Bugün 2012’nin ilk iş günü. Twitter’da pazartesi sendromu söylemleri tavan yapmış. Ben ise ne yapacağımı düşünüyorum. Akşam için Google’dan, Ajanslardan arkadaşlar ile görüşeceğiz. Ama sabah da yalnız kalmak istiyorum. Evden çıkarken ne yapsam konulu bir münazara yaşadım kendi içimde. Aynı iş hayatındaki öğlen nerede yesek konulu tartışmalar gibi…

Neyse, sabah çıktım, otobüs durağında biraz bekledim, trafik var her zamanki gibi. Şöyle dedim şehirden uzak bir yere gitsem ama aklıma da bir yer gelmedi. Kadıköy otobüsü geldi, atladım, Kadıköy’de karar veririm dedim. Kadıköy’e geldim, bir baktım Adalar Vapuru yanaşıyor. Hemen atladım, insan gözünün önündeki seçenekleri nasıl değerlendiremiyor bir kez daha şahit oldum.

Hava mükemmel. Benim mükemmel hava kriterim vapurdaki açık alanda kaç kişi oturduğu. Ve yer yok. 2 Ocak 2012 ve vapurun açık alanında ayakta yer yok. İndim aşağıya, martılara simit attım (evet, yaptım bunu) Sonra Kınalıada’da indim. Oturacak, çay içecek bir yer aradım ama bulamadım, her yer kapalı. Kış aylarında buralara kimse gelmezmiş. Ne yazık!

Sahilde yosunların kokusunu içime çektim, denizde taş sektirdim, denize bakarken, martıları dinledim, neler anlatıyorlar acaba? İnsana keyif veren bu martıların hiçbirinin Jonathan (Livingstone) olmamasındaki çelişkiyi düşünürken oturdum sahildeki banka, bu yazıyı yazıyorum.

Evden çıkarken eşim sordu, nereye gidiyorsun diye, Kendimle buluşmaya dedim. Bazen gelmez buluşmaya, gelse de konuşmak istemez, bugün geldi. Keyfi yerinde, bana sorular soruyor, elimden geldiğince cevaplıyorum. Yoğun iş hayatı, aile hayatı, sosyal hayat derken hiç vakit ayıramıyorDum kendime. Artık, kısa bir sure için de olsa bu fırsatım var, müteşekkirim sahip olduğum her şeye…

Paylaşmayı seçtiğim konulardan dolayı –doğal olarak- hep kalender, her zaman keyfi yerinde bir kişi zannedilirim. Çoğu zaman için doğru olsa da her zaman değil. Keyifli olduğum zamanları sosyal ağlarda çok paylaşırım. Acılı zamanlarımı ise hiç paylaşmam. Çok arkadaşım uyardı beni mutluluğumu paylaşmamam konusunda, vazgeçmedim. Mutluluğun paylaştıkça arttığına inanırım da acıların paylaştıkça azaldığına inanmam. Geçen sene bugün dünyada en sevdiğim insanlardan babannemin üstüne toprak atıyordum mesela. Bir sene sonra tarih aynı olsa da yaşanan gün ne kadar farklı.

Bugün de amacım 2011’in muhasebesini yapmak, 2012’de neyi nasıl yapacağımı düşünmek ve yazmaktı. Bu yazıya kısmetmiş, başlığı değiştirmedim belki de yazarım böyle bir yazı. 2012’de daha iyi insan olmak istiyorum hepsi bu. Phronesis’e bir adım daha yaklaşmak, bir fark yaratmak için harekete geçmek istiyorum. 2011, felaketlerle dolu bir yıl olsa da, (özellikle ülkemiz için) beni mahçup etmedi. Zaten benim bir yerde mutlu olmamam çok zor. Ölümler, sağlık sorunları olsa da her şey olması gerektiği gibiydi. Ne eksik, ne fazla.

Çok sevdiğim işimden ayrıldığım, baba olduğum bir yıl 2011. 2012’nin bir bölümünü (dini ve akademik anlamından bağımsız olarak) “Sabbatical” geçirmeye karar verdim ayrılırken. Yani kendimi dinleyeceğim, daha çok kitaplara ve öğrenmeye vakit ayıracağım. Bu, yıllık izin gibi bir şey değil, yıllık izinde tüm süreçler devam eder, cebine mailer gelmeye devam eder. Bu çok farklı bir şey. Hayatımın geri kalanı büyük ihtimalle en az şu ana kadar geçtiği kadar yoğun geçecek. O yüzden 2012’nin bir kısmını biraz çocuğumla vakit geçirmeye, yurtdışı seyahatleri yapmaya, öğrenmeye ve daha çok insan tanımaya ayırıyorum. Tanıdığım her insan hayatıma renk katıyor. Bazıları siyah katsa da biliyorum onlara da ihtiyacımız var.

2012 için dileğim şu: Beyazlarımızın, siyahlarımızın ve morlarımızın eksik olmadığı bir yıl olsun, herkese sağlık, mutluluk, huzur getirsin… Amin.

Comm

3 Yorum

aytunCrahimJanuary 2nd, 2012 11:17 pm

Bir eksiklik, sanki bir kırgınlık, sanki bir seyler var bu yazıda. Ne olduğunu anlayamadım. Hayrolsun.

erkanJanuary 3rd, 2012 12:21 am

Yazından anladığım iyi bir insansın,Allah yolunu açık etsin. 2012 de herşey gönlünce olsun.Phronesis’e adım adım yaklaşman dileğiyle…

[…] Tanıdığım her insan hayatıma renk katıyor. Bazıları siyah katsa da biliyorum onlara da ihtiyacımız var. […]

Yorum Yapın

Mesajınız