2009 Yılı Benim Açımdan Nasıl Geçti?

Benim için o kadar ilginç ve bir o kadar da güzel bir yıldı ki 2009. Çok kısa 5 maddede bunu özetlemiştim ama kendime not olması için daha uzun bir yazıya dönüştürmeye karar verdim. Böylece artık 2009’un nasıl geçtiğini hatırlamam gerektiği zaman bloğuma bakmam yeterli olacak. 2009 yılı önemliydi, farkında mısınız bilmem ama 2000’li yıllar geride kaldı, aynı 80’ler, 90’lar gibi. Peki neler değişti bu sene hayatımda?

Geçen sene bu zamanlar bir ihracatçıydım. İşin gene pazarlama tarafındaydım ama tamamen farklı bir sektörde farklı bir kariyere doğru yol alıyordum. Daha sonra yılın ilerleyen zamanlarında proje bazlı olarak Adobe’de çalışmaya başladım. Adobe gibi uluslararası bir şirkette çalışmak, freelance olmak çok zevkliydi. Burada çok güzel tecrübeler edindim ve çok güzel dostlar. Bu kişilerden çok şey öğrendim.

Freelance olduğum 6 aylık dönem yaz aylarını da kapsıyordu. Uzun zamandır ilk defa rahat bir yaz tatili geçirdim. Akdeniz sahillerinde güneşin tadını çıkardım, bol bol yüzdüm.

Ve Aralık ayının başında Özgür Alaz ile çalışmaya başladım Promoqube’de. Bir şekilde Sosyal Medya’nın içinde olacaktım ama doğru zamanı ve yeri bekliyordum. O yeri bulduğuma inandığım anda da değişiklik kararını verdim.

Bol bol kitap okudum bu sene. Boş vakitlerimi iyi değerlendirdim. Yeni güzel alışkanlıklar edindim. Kişisel gelişimime önem verdim. Güne başlarken kendi kendimi motive etmeyi öğrendim. Uzun vadede hayatıma en çok etki edecek değişikliklerden birini gerçekleştirdim.

Müzik konusunda daha tutucuydum.”Female Fronted Gothic Rock” tarzının dışında listeme gene farklı bir müzik giremedi. Her gün hiç sıkılmadan, bıkmadan aynı şarkıları dinledim. Çoğunlukla Epica ( Albüm sayfamın fon müziği ) Evanescence ve Within Temptation. Bu sene İzmir’e gelen Epica Konserine gidemedim, en büyük pişmanlıklarımdan biri bu oldu. Onun yerine Rock’n Coke’a gittim, o zaman da gayet rock müziğe doyduk.

Blog listemi çok kez değiştirdim bu sene. Ana bilgi kaynağım Friendfeed ile birlikte RSS oldu. Bu listeye birçok yeni eklemeler yaptım.

Bu sene çok ilişki geliştirdim. Birçok dost edindim, yüzlerce insan tanıdım. Likemindları ve e-tohumları elimden geldiğince kaçırmadım. Orada çok harika insanlarla tanıştım.

Paylaşıma önem verdim.Bloğuma özen gösterdim, yeni domain’ime taşındım. Bloğum BloggerV tarafından “Ayın Bloğu” seçildi,  PC NET tarafından “En İyi 50 Blog” arasında gösterildi. Mutlu oldum, gururlandım. Webrazzi’ye güzel makaleler, analizler yazdım. Bu yazılar onbinlerce kişiye ulaştı. Friendfeed’de düzenli olarak yararlı paylaşımlarda bulundum. Bütün bunlar beni 2009 yılında en çok takip edilen kişilerin arasına soktu. Şaşırtıcı bir gelişmeydi, onbinlerce kişi yazılarımı okumaya, beni tanmaya ve yazılarımı beğendiklerini söylemeye başladı.

Birçok hedefim vardı bu sene. Bunlardan bazıları ömür boyu hedeflerdi. ( mutlu olmak, öğrenmeyi hiç bırakmamak gibi) bazıları uzun vadeli hedeflerdi ( Dünya’yı değiştirmek gibi) bazıları da kısa vadeli hedeflerdi. Bunların gene bazılarını gerçekleştirdim bazılarına daha uzun vakit vermem gerektiğini anladım.

Nefesimi kesen birçok an yaşadım bu sene. F1 pistinde hızlı arabalar kullanmak gibi, ya da sadece sahilde oturup düşünmek, heyecanlanmak, birisine yardım ettiğimde yüzünde oluşan gülümsemeyi görmek gibi. Temelde hiçbiri birbirinden farklı değildi, hayatı hayat yapanın anlar olduğuna daha çok inandım.

Sosyal sorumluluk projelerine az da olsa zaman ayırdım. Türkiye’nin En Başarılı Gençlerinin seçildiği TOYP projesine elimden geldiğince yardımcı olmaya çalıştım. Hayatımı değiştiren kitaplar arasında gösterdiğim Muhammed Yunus’un “Banker To The Poor” da anlattığı mikro-kredi başarı hikayelerinin Türkiye versiyonlarına yardımcı olmak için gönüllü oldum. Bu sene Sarper’in liderlik ettiği bu projenin temeli oluşturuldu. 2010 yılı ise bu projede daha çok ilerleme sağlayacağımız bir yıl olacak.

Futbola daha az zaman ayırdım bu sene. Fener maçlarını seyrettim ama hiç futbol yorumu dinlemediğimi fark ettim. Fenerbahçe’de oturmama rağmen stada hiç gitmedim. Bir de haberleri izlemeyi bıraktım. Zaten ilgimi çekecek haberleri ulaşabildiğim için tek kaybettiğim daha az cinayet haberinden haberdar olmak oldu. Genel olarak TV izlemeyi bıraktım zaten. Televizyon bizim evde daha çok ama televizyon kanalları daha az açılır oldu.

Diziler (özellikle Amerikan dizilerine) çok vakit harcadım bu sene. Pişman değilim. Hemen hemen hepsinden inanılmaz zevk aldım, çok şeyler öğrendim. Birçok diziyi bitirdim ve son yayınlanacak bölümleri beklemeye başladım. Bunlar diziler Lost, Heroes, Prison Break, Fringe, Flashforward, Misfits, V, Tudors ve Lie To Me. Hepsi çok zekice tasarlanmış diziler olsa da Mentalist ve Lie To Me’yi en azından öğrendiğim bilgi bakımından ayrı tuttum. Gözlem düzeyleri üst düzey olan, bir bakışıyla her şeyi çözen, çok zeki adamların başrolde olduğu dizileri hep çok sevdim. Yakın zamanda Psych’a başladım. Sanırım onu da çok seveceğim.

Picture 9Sağlığıma dikkat edemedim bu sene. O da bu sene beni idare etti, bu duruma içerlemedi. Gene düzenli spora başlayamadım.Haftanın bir günü oynadığımız halı saha maçları hariç. Ali Kaya’nın bana “halı saha maçı yapalım mı” mesajı ile başlayan, benim de görevi İsmail Demirayak’a devretmem ile devam eden süreç kısa sürede çok yol aldı. Bu halı saha maçlarının çok kısa zaman içinde 7 takımlı FF Master League’ye dönmesi beni inanılmaz şaşırttı. Eğlence için başladığımız bu maçlar yakında hakemli, sistemi olan birer lig maçına dönüşebilir. Burada İsmail’in inanılmaz eforu var, her şeyi ile kendisi ilgilendi. Halı sahaya servislik görevini bile.

Bir de unutmadan, gene düzenli aralıklarla Masa Tenisi Turnuvaları yaptık. O maçlar da çok zevkliydi.

Ufak şeyleri daha az kafama taktım bu sene. Sinirlenmenin çoğu zaman bir yararı olmadığını öğrendim. Olumlu düşünmenin proaktif davranmayla inanılmaz sonuçlar ortaya çıkardığına şahitlik ettim. Çok hata yaptım bu sene, hatalarımı telafi etmek içinse çok uğraştım. Her açıdan inişli çıkışlı bir seneydi. Heyecan her daim yüksekti. Planlı bir koşuşturma içinde geçti. Geçmiş senelerdeki gibi işin rutinlerine kaptırmadım kendimi, rüzgar nereden eserse ona göre davranmadım. Önceliklerimi belirlediğim ve onlara göre yaşamaya başladığım bir yıl oldu 2009. Değişmekte zorlandım. Hayatın detaylarına daha çok dikkat ettim bu sene. Ufak şeylerdeki mutluluk denirdi ya hep, onun ne olduğunu anlamaya bir adım daha yaklaştım. Hayatı bu sene daha farklı gözlerle görmeye başladım. Bir de fark ettim ki, bu sene hiç sıkılmadım. “Canım çok sıkılıyor” cümlesini bir kere bile kullanmadım. Kimsenin “sıkı can iyidir, çabuk çıkmaz” espirisini yapmasına fırsat vermedim.

Keyifle yemek yedim bu sene, gereğinden çok fazla. Kendimi neredeyse hiç frenlemedim. Kameralara hep ağzım dolu yakalandım. Dostlarımla, ailemle, arkadaşlarım ile keyifli sohbetler yaptık. Gene o keyifli sohbetlerden biri ile yemek masasında 2009 yılını kapattık. 3,2,1… Hepimize uğur getirsin 2010, Hoş geldin, sefalar getirdin.

Comm

2 Yorum

Rahim AYTUNÇJanuary 1st, 2010 11:39 am

Siz öğrendikçe, blogunuzu takip ederek bende öğreniyorum.İçten, sıcak, öğretici paylaşımlarınız için, çok teşekkür ederim.

Nihan BilginJanuary 4th, 2010 11:26 am

promoqube hayırlı olsun.
umarım 2010’da bu kadar güzel geçer ve sen bize yine umut dolu yazılar yazarsın. 🙂

Yorum Yapın

Mesajınız