Gündeminde Ne Var? Hasan Başusta

Bu yazı Hakan Akben’in “Gündeminde Ne Var?” serisinde yayınlanmıştır.

”Zeki insanlar aklını kullanır, bilgeler başkalarının da aklını kullanır.” -George Bernard Shaw

Ufkunu genişletmek için zihninizi açacak yeni insanlarla tanışmalısın demişti çok sevdiğim bir arkadaşım. Bu konuda çok şanslıyım. Yıllar içinde beni yeni fikirlerle tanıştıran bir sürü dost edindim. Bu insanlardan her gün yeni bir şey öğreniyorum. Sizlerin de zihnini açabileceğini düşündüğümden, fikrine ve aklına güvendiğim dostlarımı bloğuma konuk olarak almaya karar verdim.

Bundan böyle, önümüzdeki birkaç hafta boyunca, her Cuma #gündemindenevar başlıklı bu mini yazı serisini yayımlıyor olacağım. Konuklar, fikrine güvendiğim insanlar. Konumuz da onların gündemi olacak. Onları heyecanlandıran, zihinlerini kurcalayan birkaç meseleyi kısa kısa paylaşıyor olacağız.

Bu seriyi #gündemindenevar etiketiyle Instagram, Twitter ve Linkedin’den takip edebilir, yorumlarınızla muhabbete katılabilirsiniz.

Gündeminde ne var Hasan Başusta?

Hasan’la dostluğumuzun onuncu yılını kutladık geçenlerde. İlk kez Özgür Alaz’ın düzenlediği Likemind etkinliğinde tanışmıştık. O gün mekandan mekana taşınıp, yaklaşık 10-12 saat boyunca durmaksızın sohbet etmiştik. Yıllar içinde ara sıra çok görüştüğümüz ya da hiç görüşmediğimiz dönemlerimiz olsa da sohbetimizden eksiklen hiçbir tat olmadı.

Hasan, sosyal medya ve dijital pazarlama alanında sektörün bilinen isimlerinden; bu alanda önemli kurumlara danışmanlık veriyor, eğitimler ve seminerler düzenliyor. Hatta İTÜ’de aynı eğitim programında eğitmenlik de yapıyoruz. Hasan, kendini gelişime adamış biri. Bu alanda bir mühendis edasıyla analitik gelişim yöntemleri tasarlıyor ve geliştiriyor. Yaptığı her şeyde felsefi bir derinlik arayan Hasan Başusta, bu yazı serisinin ilk konuğu olmayı kabul etti.

Bakalım Hasan’ın gündeminde neler var?

Son dönemde en çok ilgisini çeken makale
75 yıldır süren Harvard’ın “İyi hayat nedir’i” sorgulayan araştırması. “Triumphs of Experience: The Men of the Harvard Grant Study” kitabını çok severek okudum. Maalesef kitabın Türkçesi yok ama Türkçe altyazılı TED konuşması var:

Özetle, iyi bir hayatı oluşturan en önemli etken ün, para vs. değil hayatı paylaştığın kişiler. Yani hayatının kalitesi direkt olarak en yakınındaki kişilerin kalitesi ile doğru orantılı. Bu kitabı okuduktan sonra çevremi büyük oranda revize ederek hayatımı değiştirdim. O yüzden bu araştırmanın hayatımdaki rolü çok büyük.

Bu aralar ne dinliyor
Ben Böyleyim, Athena. Özellikle şu sözleri, hayatımın soundtrack’i diyebilirim:

Hayatta benim her
Anımı yaşadıkça sevesim var
Aldırmam hiç yağmurlara
Benim güzel hatalarım var
Bir an bile vazgeçmedim
Kendi yolumdan…

 

En yeni teknolojik oyuncağı
Garmin Fenix 5. Bu ara sağlıklı yaşam ve koşu en önem verdiğim konular olduğu için bu spor saati performansımı en ince detayına kadar ölçmemi sağlıyor.

Son dönemlerde üzerine en çok düşündüğü söz/alıntı:

”Kendisine, kendi küçüklüğünü görme olanağı vermeyen hiç kimse muktedir olduğu yüceliğe erişemez.” – Bertrand Russell

Bu söz bana “İnatçılık, sıfır tölerans, sabırsızlık, duygulara az önem verme” gibi kötü özelliklerimi kabul etmem için güç verdi. Bu konularda kendimi geliştirmem için farkındalık yarattı.

Bu aralar en çok tanışmak istediği kişi
Harari. Sapiens ve Homo Deus kitaplarına bayılıyorum. Onunla tanışsaydım, insanlık tarihinden başlayarak, gelecekte neler olabileceğini; verinin ve yapay zekanın dünyayı nasıl değiştireceğini tartışmak isterdim.

Bu seride kimi görmek ister
Şu hayatta kafaca kendime en yakın gördüğüm kişi: Ozan Dağdeviren.

Hasan Başusta’nın iletişim bilgileri:

Blog: www.hasanbasusta.com

Twitter: www.twitter.com/hasanbasusta

Linkedin: www.linkedin.com/in/hasanbasusta

Instagram: www.instagram.com/hasanbasusta

Koşuya Başlarken Kullandığım 10 Dijital Araç

Beyaz Yakalılar Neden Koşuyor?

9 Haziran’da NG Sapanca Otel’in desteğiyle gerçekleşen Sapanca Ultra Maratonu’nda koştum. NG Sapanca Otel’in içinde başlayan ve biten parkur, doğası, yemekleri kısacası ortamı şahaneydi. Çoğu beyaz yakalılardan oluşan 832 yarışmacı; otelin her yerinde yiyor, içiyor, sohbet ediyor, antreman yapıyordu. Her koşucunun deneyimlemekten keyif alacağı bir gün geçirdik. Son yıllarda koşu özellikle beyaz yakalılar arasında oldukça popüler bir spor dalı haline geldi. Peki neden?

Koşmanın her şeyden önce sağlığa, mutluluğa ve verime müthiş etkisi var. İçgüdüsel bir aktivite. Çocukken koşmamış kimse yoktur. Atalarımız 2,6 milyon yıl önce aç kalmamak ve avlanmak için koşmak zorundaydı. Günümüz beyaz yakalısı artık bilgisayar başında avlanıyor, ekmeğini teknolojinin yardımı ile kazanıyor. Bu durum birçok fayda sağlamakla birlikte bizi özümüzden uzaklaştırdı. Sağlığımızı, mutluluğumuzu ve verimimizi düşürmeye başladı. Bütün gün kapalı ofislerde az hareketle günlerini geçiren beyaz yakalılar ya kilo almaya ya da yediklerine aşırı dikkat etmeye başladı. Herkesin motivasyonu kendine. Ben hem sağlıklı olmak ve daha çok yiyebilmek için koşuyorum. N’apıyım, tabiatım böyle 🙂

Bu trend, markaların doğal olarak işin içine dahil olduğu ciddi bir ekonomi yaratmaya başladı. Şirketler, koşunun verime ve motivasyona olan olumlu katkısını görüp bu konuyu şirket içi aktiviteler ile desteklemeye başladılar. Bazı markalar bu alanda kişilerin ihtiyaçlarını karşılayacak yeni ürünler piyasaya sürerek ekonomiye can vermeye devam ettiler.

Koşuya Başlarken Kullandığım 10 Dijital Araç

Geçen sene koşuya başlamadan önce 20 kilo fazlam vardı. Peter Drucker’ın da söylediği gibi: “Ölçmediğin şeyi yönetemezsin.” Önceliğimi bu kiloları vermek için aktiviteleri kaydetmek ve izlemek olarak belirledim. Önce yürüyerek başladım. İlk olarak telefonumdaki ücretsiz uygulamaları kullanarak başladım. Siz de koşuya yeni başlayacaksanız aşağıdaki araç ve teknolojiler işinizi kolaylaştırabilir.

1. Sağlık uygulamaları: Ben Samsung kullandığım için içerisindeki Health uygulamasını çok etkili bir şekilde kullandım. Yediğim her şeyin makro ve mikrolarını, kaç saat uyuduğumu, kaç adım attığımı vs. hepsini hesaplayıp kalori açığımı söylüyordu. Bu kalori açığını oluşturmak kilo vermenin temel kuralı. Iphone’ların içindeki Sağlık/Health uygulaması da attığınız adım gibi temel verileri gösteriyor. Buradaki verileri günlük takip etmeye ve haftalık/aylık olarak kendime raporlamaya başladım. Böylece hem sağlıklı yiyecekler konusunda hem de hareket konusunda farkındalığım çok arttı.

2. Akıllı Bileklik: Başlangıç olarak oldukça ucuza bir Xiaomi Mi Band aldım. Bu akıllı bileklik de adımlarımı, uykumu, nabzımı daha iyi bir şekilde ölçmeye başladı. İlk 6 ay sadece günde 10bin adım hedefi koydum kendime. Eğer gece 12’ye yaklaşırken 10bin adımı tamamlamamışsam halının üstünde tur atmaya başladım. Zinciri kırmadan uzunca bir süre her gün Mi Band’ın ölçtüğü 10bin adımı tamamladım.

3. Akıllı Dijital Tartı: Gene Xiaomi’nin yağ ölçer akıllı bluetooth tartısını aldım. Yağ ölçümleri çok başarılı değil, spor salonundaki Tanita’lar ile karşılaştırınca çok sağlıklı veriler vermiyor. Kiloyu mobil uygulama ile senkronize tutmak başlangıçta fayda sağladı. Sonra bütün sağlık verilerimi tek bir Excel’e aktarıp, oradan düzenli takip etmeye başladım.

4. Spor Aletleri Mobil Uygulamaları: Yürüyüş evresini geçip, koşmaya kendimi hazır hissettiğim zaman spor salonuna başladım. Kış ayları olduğu için dışarıda koşmak istemiyordum. Üşüyeceğimi düşünüyordum. Konuya çok uzakmışım 🙂 Spor salonumda Life Fitness’ın aletleri vardı. Life Fitness’ın mobil uygulamasını indirdim. Koşu bandında antreman öncesi QR Kod’u kolayca okutup, uygulama ile bütün aletlerde yaptığım sporun zamanı/kalorisi gibi bilgilerin senkronize olmasını sağladım.

5. Ruh Hali/Mutluluk Uygulamaları: Bu arada günlük ruh halimi ölçümlemek için Daylio mobil uygulamasını kullanmaya başladım. Her gün kendimi nasıl hissettiğimi 5 üzerinden notlamaya ve hangi durumlarda daha iyi hissettiğimi görmeye başladım. Kendime haftalık ve aylık raporlar sundum 🙂 Spor ile ruh halim arasındaki korelasyona baktım. Bu, bizim gibi analitik insanların spora başlama motivasyonu olmadığında dayandığı önemli bir veri. “Şimdi koşmak istemiyorsun, ama koştuktan sonra kendini çok daha iyi hissedeceksin.” hissiyatını bu veriler ile içselleştirdim.

6. Sosyal Ağlar: Havalar biraz ısınınca bu sefer dışarıda koşmaya başladım. Bu da koşunun çok sevdiğim diğer tarafını ortaya çıkardı. Sosyallik. Bazı koşucular daha içe dönük; yalnız koşuculardır, bazıları ise sevdiği kişiler ile bir aktivite yapmayı sever. Sevdiğim arkadaşlarım ile dışarıdaki yemek/kahve sohbetlerimizin yerini koşu almaya başladı haftanın 2 günü. Bazen Caddebostan sahile bazen Belgrad Neşet Suyu’na / Geyik Parkuru’na gitmeye başladık. İstanbul’daki gözümüzde büyüttüğümüz mesafeler küçük gelmeye başladı.

Motivasyon ve ilham arayışındaki sporcular tabii ki kendi performanslarını Instagram stories’de bir selfie ile paylaşıyorlar. Trend raporları “Instagram’da paylaşılabilir sporu” 2018’in en büyük trendlerinden biri olarak gösteriyor. Bakın spor yapmak demiyorum, bu sporun Instagram’a koyulabilir ve beğeni alan bir spor olması trend. 🙂 Facebook’ta, Twitter’da ve diğer sosyal ağlarda kimin kaç km hangi tempoda koştuğu bilgisi ile sık sık karşılaşıyoruz.

Koşucuların (ve bisikletçilerin) Dünya’da en bilinen sosyal ağı: Strava. Strava’da en iyi performans istatistiklerimize bakabiliyor, antremanlarımızı paylaşabiliyor, yarışlar oluşturuyor ve arkadaşlarımızın antrenmanlarından haberdar oluyoruz. Sonrasında verimizi detaylı analiz edebiliyor, kendimizi iyileştirebiliyoruz.

      7. Relive: Ben Strava’ya ek olarak Relive uygulamasını kullanıyorum. Relive, koştuğumuz yerleri 3 boyutlu harita üzerine koyarak simüle ediyor ve ortaya paylaşılması son derece hoş bir video kaydı çıkartıyor. Ben selfie yerine Relive videosu paylaşmayı tercih ediyorum.

      8) Akıllı Saat: Sapanca’da dikkatimi çeken şey şu oldu: Kısa mesafe koşanlar akıllı saat olarak Samsung ve Apple gibi kitlesel markaları, uzun koşanlar ise genel olarak Garmin, Suunto, Polar gibi daha spor konusunda uzmanlaşmış markaları kullanıyor. Giyilebilir teknoloji pazarı büyüdükçe büyüyor. Xiaomi gerilerden gelerek bu pazarda önemli bir pay elde edeceğe benziyor. Yürüyüşten koşuya geçtikçe akıllı bileklerin yerini akıllı saatler almaya başlıyor.

Teknolojinin koşunun keyfini kaçırdığını iddia eden gelenekselcilerin aksine ben ne kadar veri o kadar iyi diye düşünüyorum. Koşmak, insanın kendini gerçekleştirmesindeki, en iyi haline gelmesi için mükemmel bir araç. En iyi halimize geldiğimizi gösteren şey ise ölçümlediğimiz verilerimiz.

Ben de ilerledikçe Mi Band’ı bıraktım, Garmin Fenix 5’e geçtim ve son derece memnunum. Bu cihazlar GPS takibinden, rota bulmaya, kalbinizin hangi mesafede hangi tempoda koşarken nasıl attığını göstermeye yarıyor. Her türlü detaylı istatistik vermede analitik insanların en büyük yardımcısı diyebilirim. Arayüzleri de gayet kolay kullanılabilir ve anlaşılır. Telefonla da bağlanarak gelen bildirimleri saatten okumamıza imkan tanıyor.

    9) Koşu Aletleri Teknolojisi: Tabii bu arada koşu aletlerinin de teknolojisi inanılmaz gelişiyor. Sanal Gerçeklikle desteklenen koşu bantları bizi Dünya’nın her yerine ışınlayabiliyor. Biz de birden gözümüzde sanal gözlükle Dünya’nın bilmediğimiz bir sokağında koşmaya başlayabiliyoruz. Her zaman kullandığım bir şey değil ama birkaç kez deneyimleme fırsatı buldum ve çok beğendim.

   10) Kulaklık: Dışarıda koşarken pek müzik dinlemiyorum ama koşu bandında koşarken kulaktan çıkmayan bir kulaklık çok önemli. Bazen de bir sesli kitap dinlemek çok keyifli olabiliyor. Ben Plantronics Bluetooth kulaklık kullanıyorum, ses kalitesi ve koşuya uygunluğu açısından iyi bir olduğunu düşünüyorum.

Türkiye’de Koşu Konusunda Kimleri Takip Etmeli?

Özet olarak, yukarıdaki dijital araçlar koşudan keyif almamı ve bu konudaki farkındalığımın artmasını sağladı. Yataktan kalkıp koşmanız için hiçbir dijital alete/araca hatta ayakkabıya bile ihtiyacınız yok. (Bir şortunuz, t-shirt’ünüz olsa iyi olur, en azından şort 🙂 Bu dijital araçlar sayesinde öğrenmekten ve ölçümlemekten keyif aldıkça VO2 max gibi kriterlerin ne demek olduğunu öğrendim ve KPI’larım kilo/mesafe/yağ oranı/tempo gibi kriterlerden başka dünyalara doğru açıldı. Belki bu da başka bir yazının konusu olur.

Bu konuya ilgi duymaya başladıysanız Türkiye’de çok iyi içerik üreticileri var. Erol Dinneden, Mert Derman, Aykut Çelikbaş, Asla Durma/Fatih Topçu, Mert ile Ilgaz’ın Podcast’i Koşturmaca, Koşu Forum ilk takibe almanız gereken kişi ve mecralar. Yok, ben onu da yapamam derseniz bir Temple Run indirin, oynamaya başlayın. 🙂

Umarım siz de bir gün koşuyu keşfedersiniz. Bu yazı sayesinde ufacık da olsa motive olduysanız bana ulaşın. Zaman içerisinde kullandığınız dijital araçları da hep beraber test eder, üzerine sohbet eder, belki bir gün beraber koşarız.

Bu yazım Digital Age Temmuz 2018 Sayısında yayınlanmıştır.