Hayat Üzerine Kısa Düşünceler 390

Buraya not düşeyim: Bir gün motorsikletle benzer bir Avrupa seyahati yapacağım. İstanbul-Barcelona. Sandığımdan ucuza mal oluyormuş. http://www.ruzgarinizinde.com/avrupa-seyahatinin-butcesi/

Yazarlarla Kitap Turu. Çok hoşuma gitti. Belki benim “Kitap Kulübü” çerçevesinde böyle bir şey düzenlerim ileride.

4 yaşındaki çocuk bile 2 yaşındaki çocukla çocuk oluyor. Çok acayip. (Kitap: Yaşam Boyu Gelişim, John Santrock)

Kimsenin doğru düzgün “aksiyon almadığı” kurumsal dünyada, “Just do it” ne kadar da iyi bir slogan.

Hayat Üzerine Kısa Düşünceler 100’de çocuğunun göbek bağını kesmek, hayattaki en büyük deneyim olabilir demiştim. Vin Diesel teyit etmiş.

Hayat Üzerine Kısa Düşünceler 389

Mr. W. izlediğim en iyi reklamlardan biri. (Epuron)

Twitter’ı not defteri olarak kullanıyorum. Yazdıklarımı hasanbasusta.com ‘da temize çekiyorum, özellikle Aklımdakiler kısmında.

Kornayı hak eden bir durumda bile selektör yapmak bir nevi sessiz protesto, “suskunluğum asaletimdendir” duruşu.

Az önce selektörü o kadar seri kullandım ki öndeki arabaya mors alfabesi ile küfür ettim. (Evet, 4.5 saattir trafikteyim)

Bir çocuk düşmüş, hastanede ona 10 tane düğüm atmışlar, biliyor musun? (Umut Egemen, 5)

-Oğlum, kuru üzüm yer misin? -Yok, baba. Ben ıslak üzüm seviyorum. (Umut Egemen, 5)

Aşırı rasyonellik ve iyimserlik paradoks gibi duran 2 özelliğim. Ama herkesin aşırı iyimser olduğu şu ortama aşırı şüpheci yaklaşıyorum.

Hayat Üzerine Kısa Düşünceler 388

Hayatın anlamı konusunda filozofların görüşleri. Tabloya bakıyorum da birinden diğerine savrulmuşum sürekli.

Her şey anormal ama her şey aşırı normal. Truman Show sinir bozuculuğunda normal.

Bakış açın kaç derece? Olaylara dar açıyla mı, dik açıyla mı yaklaşıyorsun? Bir fikri -karşıt bile olsan- 360 derece ele alabiliyor musun?

Hayat Üzerine Kısa Düşünceler 387

Sizi efkarlandırmak istemem ama ne söz yazmış Sezen Aksu. Sözleri hissederek dinleyin. Benim Yerime de Sev.

1- Dünya’da dinlerin geleceği verilerine (Pew) baktım da 50 yıl sonra Müslümanların sayısı Hristiyanları geçecekmiş.

2- 2050 projeksiyonlarında; Hristiyanların Dünya nüfusuna oranı sabit kalırken, Müslümanların oranı sürekli artıyor.

3- Dünyadaki Hristiyanların bölgesi değişiyor. Avrupa’da keskin bir düşüş varken, Afrika’da keskin bir yükseliş var.

4- Ateizm ve Deism Avrupa+ABD+Kanada’da yükseliyor. Bir dine inananlar 2050 sonrası Batı’da azınlık haline gelecek.

5- Burada da araştırmanın güzel bir özet videosu var. İngilizce altyazılı: The Future of World Religion (in 2050)

Bazılarımızın hayat boyu kurtulamadığı “övgü/ilgi arayışı” ilk kelimelerimize dayanıyor. Kitap: YAŞAM BOYU GELİŞİM, John W. Santrock

Hayat Üzerine Kısa Düşünceler 386

Hayat dediğin bir oyun.

“Tam ortasındayım yolun Hmmm koşunun ortasındayım. Tam varıyorum ki hedefe Bir yenisi başlıyor. Bu oyun hep aynı, değişmiyor…” (MFÖ)

Bazen aklıma kurban duası eden Donald Duck ile Mickey Mouse geliyor, kendi kendime gülüyorum: https://www.youtube.com/watch?v=Rfr9TUnj3ck

Aradığım spor Aikido olabilir mi? 30 Yaş üstü yapılabilecek en güzel spor: Aikido

Kendini ifade etme (express) iç dünyada başlamıyor mu? İçimizdeki kavgalara cesaret edene kadar DIŞA-VURUM’a (ekspresyonizme) devam edeceğiz.

Hayat Üzerine Kısa Düşünceler 385

Hayat Üzerine Kısa Düşünceler’in 4. Bölümü’nde “Kitabı Nasıl Okuyoruz?” konusunu konuştuk. Şu ana kadar en çok izlenen videomuz oldu.

Okuduğum ve not verdiğim kitapların bazılarını Goodreads Profilim’den inceleyebilir. Hangilerine 5 yıldız, hangilerine 1 yıldız vermişim görebilirsiniz.

Önümüzdeki yıllarda ne okuyacağımı şu yöntemle belirledim: Bilim dallarını önceliklerime göre sınıflandırdım.

Az bilgi sahibi olduğum bilimler: Felsefe, Psikoloji, Sosyoloji, Edebiyat, Siyaset Bilimi, Tarih, Teoloji (Dinbilim) Pedagoji, Matematik, İşletme/Yönetim, Ekonomi

Neredeyse hiç bilgimin olmadığı bilimler: Astronomi, Biyoloji, Fizik, Sanat Tarihi, Arkeoloji

Son 8 senedir, ortalama yılda 65 kitap okuyorum. Yukarıdaki konuların her birine 2 senemi (130 kitabın yaklaşık 75-90’ını) ayırarak daha derinlemesine bilgi sahibi olmak istiyorum. Kitap tavsiyeniz varsa alabilirim.

Benim okuma şeklim çok fazla öğrenme bazlı. Bu sebeple romanlar ve kurgu kitapları daha az okuyorum.

Ama asıl önemli olan çok kitap okumak değil, önemli olan kitabı okuduktan sonra bir o kadar vakti düşünmeye, sonrasında tartışmaya, sonrasında da bu kitaptan öğrendiklerimizi çıktıya dönüştürmeye ve hayatımıza uygulamaya başlamamız.

Zaten Kitap Kulübü de böyle başlamıştı. 10 kişilik, dışarıya kapalı bir grup ile ayda bir seçtiğim kitabı tartıştığımız bir buluşma. Şu yazımda biraz bahsetmiştim.

Her zaman kitabın tamamını okumamız gerekir mi? Okuduğumuz kitabı nasıl okumamız bize en fazla fayda sağlar? Altını çizerek, okurken düşünerek, sonradan adeta bir not defteri olarak kullanarak kitabı nasıl okuyabiliriz?

Çok fazla kitap okumaktan ziyade hem burada bahsettiğimiz konulara dikkat etmek hem de bizim için en doğru 10 kitabı seçmek çok faydalı olabilir:

Sizler kitapları nasıl okuyorsunuz? Ne tür okuma yöntemleri kullanıyorsunuz? Lütfen bu konuda düşüncelerinizi aşağıda yorumlarda belirtin.

Hayat Üzerine Kısa Düşünceler 384

Alvin Toffler ölmüş. Ne muhteşem bir yazardı. 10 seneyi geçmiş Zenginlik Devrimi’ni okuyalı, yeni anlamaya başlamıştım.

Şu muhteşem sözü Alvin Toffler’in anısına hatırlatayım: “The illiterate of the 21st Century will not be those who cannot read or write, but those who cannot learn, unlearn and relearn.” A. Toffler  (21. yüzyılın cahilleri okuma yazma bilmeyenler değil, öğrenemeyen, öğrendiklerini unutamayan ve yeniden öğrenemeyenler olacaktır.)

Yeni veri: Okuduğunu çok iyi anlayabilme oranı TR: %0.5, OECD: %10.6 Fark kapanır mı? Raporu oku.

İnsanın kendisiyle baş başa kaldığında sorması gereken soruların listesi. Hayatınızı ne için satıyorsunuz?

Dünyanın en öldürücü hayvanları. Holivuud Jaws yerine sivrisinek filmleri dayasa farklı bir Dünyada yaşıyor olurduk.

Hayat Üzerine Kısa Düşünceler 383

Hayat Üzerine Kısa Düşünceler’in 3. Bölümü’nde “Yalnız Kaldığın Zaman Neler Yaparsın?” sorusu etrafında şu konuları tartıştık:

30’lu yaşlara kadar daha dışadönük bir insandım ama son birkaç yıldır çok daha fazla kendimle başbaşa kalıyorum. Peki yalnız kalınca sıkılıyor muyum?

İnsanlar yalnız kalmaktan çok şikayet ediyor ama gerçekten o kadar yalnız mıyız?

Hep beraber yalnızlık, kalabalıklar içinde yalnızız gibi kilişeler gerçeği yansıtıyor mu?

İnsan kendi ile yüzleşmekten korkuyor. Yalnız kaldıkça, zihinsel geviş getirmeye başlıyor. O bana şöyle dediğinde, ben ona şöyle deseydim tartışmasına giriyor.

Kişi, kendi ile içsel muhasebeye girdiğinde, düşüncelere daldığında kendisi ile geçinebilmesi çok kolay değil. Bunun için en azından bir aktivite belirlemek önemli. Bu aktivite benim için kitap okumaktır, Hakan için gitar çalmaktır, senin için bambaşka bir şey olabilir.

Siz yalnız kalınca ne yapıyorsunuz? Bol bol düşünüyor musunuz? Hobileriniz var mı? Bu konudaki düşüncelerinizi aşağıda yorumlarda belirtin lütfen.

Hayat Üzerine Kısa Düşünceler 382

Lennon: “Hayat sen planlar yaparken başından geçenlerdir.” dese: “Herhalde lan, başka ne olacaktı ki” derim.

Bugün Moda’da çok ilham verici birisi ile tanıştım. 2 yaşında beyin felci geçirmiş bir abimiz. Elleri, ayakları istemsiz hareket ediyor, zor konuşuyor… Dikkatimi tekerlekli sandalyesindeki “Kendi yazdığım kitapları satıyorum” yazısıyla çekti. Oğlumla çoğu kitabını inceledik. Tam 15 kitap yazmış. Resimli kitap istiyorum dedi Umut Egemen, hazırlıyorum dedi. Geceleri kitap yazıyor, gündüzleri satıyor. Allah’ım nasıl bir motivasyon? Kitabından aynen alıntılıyorum: “BENİM AMACIM, HER İNSANIN KÜÇÜK DE OLSA MUTLAKA YAPABİLECEĞİ BİR ŞEYLER OLDUĞUNU KANITLAMAK. Sevgili kitap dostu; ben engelli olduğum için okula hiç gidemedim, çok isterdim ama olmadı. Buna rağmen yaşamdan hiç kopmadım, kendimi daima geliştirmeye çalıştım ve daima ileriye baktım. Tüm yaratılan canları çok seviyorum, ömrüm oldukça da çok seveceğim…” Kitapları sıradan olabilir ama içinde bulunduğu şartlarda sıradışı bir iş başarmış Erdal abi. Kendisi bir hafta daha orada olacakmış. (Moda Caddesi’nde, Tramvay durağına yakın) Olur da yolunuz düşerse, ilham almak veya birisinin hayat amacına katkıda bulunmak isterseniz kendisi ile biraz sohbet edin. Ne demek istediğimi anlayacaksınız.

A post shared by Hasan Basusta (@hasanbasusta) on

Okulların kapanması ile birlikte part-time babalıktan full-time’a geçtim. Bugün muhabbetimizi gören otobüsteki teyze: Annesi çalışıyor mu? diye sordu. Evet, ben bakıyorum artık dedim. Halimize şükür yarabbi dedi 🙂

Hayat Üzerine Kısa Düşünceler 381

Kitap: Çocukların En Çok Sorduğu 50 Soruya Verilebilecek En Doğru Yanıtlar (3-8 yaş) Soru: Neden Cevap: Sence Neden?

Şu hayatta en sevdiğim yerlerden bir tanesi Pembe Kayalar. O kadar özledim ki, sabah Ethem’in videosunu görünce…

Bir gün herkes 15 dakikalığına Youtube ünlüsü olacak. Hasan Warhol.

Yeni kitabım: “Sosyal Medyada Warhol’manın Dayanılmaz Hafifliği” çok yakında D&R ve tüm seçkin kitap mağazalarında. Hasan Kundura.

 

Hayat Üzerine Kısa Düşünceler 380

Öğretmeni gönderdi az önce. Bizimki 2 dakika boyunca DEM-BABA diyor. Beşiktaşlı mı olacak ne? Bana sen hangi takımlısın Baba diye sorduğunda, Fenerbahçeli’yDim diyorum. Fenerbahçe’de doğdum, büyüdüm. Odamın penceresinden Dereağzı’nı, antremanları izlerdim evlenip taşınana kadar. Eskiden bütün maçlara, deplasmanlara giderdim. 6-0’lık GS maçı dahil birçok efsane maçı tribünde izledim. Sami Yen’de, İnönü de karşı takıma 500 kişilik bilet ayrılır, o 500 kişiye türlü türlü eziyetler çektirilirdi. Biz o 500 kişi arasına girip, o eziyetleri çekmek için kıyasıya yarışırdık. Ve sonra bir şey oldu ve ben futboldan soğudum. İngiltere’de yaşadığım dönem tribünden iyice uzaklaştım. Şike davaları belki tuz-biber ekti. Belki de bahanesi oldu. Belki futbol yavanlaştı (ya da bana öyle geldi…) Ne olduysa oldu, sonuç olarak Fenerbahçelilik babadan oğula geçmesi gereken değerlerden biri olmaktan çıkalı uzun zaman oldu benim içim. Şimdi takımını soranlara biraz Fenerliyim biraz Galatasaraylıyım diyor oğlum. Zerre kötü hissetmiyorum. Eskiden takım tutmayanlara hangi takımlısın diye sorduklarında “Milli Takım’lıyım” derlerdi. Şimdi onu bile diyemiyoruz. Sorun kötü futbol falan da değil, bu çiğlik, kibir, güçlüye yaranma çabası ve lakayıtlık midemi bulandırıyor. Ben istemez miyim tersini söylemeyi ama n’apayım bu Milli Takım benim değerlerimi temsil etmiyor. Vat ken ay du samtayms? Belki son maçın son dakikalarında bulduğumuz golle gördünüz mü “Biz bitti demeden bitmez demiştik” diyeceğiz gene bir süreliğine Türk gibi sevineceğiz. Ne yapalım: Deli gibi sevmek ruhumuzda var. Ama sonra bu içi boş gazlar geçecek ve yerine derin bir boşluk bırakacak. Bu yazıyı böyle bitirmek istemezdim ama içimizdeki Zeki Demirkubuz çıkacak ve “Bu ülkeye dair hiçbir şeyin, hiçbir zaman benim dilediğim gibi olmayacağını biliyor, artık bundan acı duymuyorum.” diyecek. Biz de hak vereceğiz. Ben gene, filmlerinden nefret ettiğim Zeki Demirkubuz yerine çok sevdiğim Sezen Aksu’ya kulak vereceğim: Futbol dışında sevgilerde teselli bulunca İşte biz o gün düşüneceğiz…

A post shared by Hasan Basusta (@hasanbasusta) on

Anne, ayağında neden kolye var? (Umut Egemen, 5) Çok mantıklı bir soru değil mi ya?

Adamın kafasındaki boş levhayı (tabula rasa) sistem doldurmuş; doldurmayı geçtim levhayı kesmiş, biçmiş. O da o bilgisiyle akıl veriyor.

Click izlemiş miydiniz? Dandik gibi gözüken süper bir filmdir. Ama “About Time” hayat değiştiricidir benim için.

Herkesin birbirine sürekli “ÖNCE SAYGI DUY” demesi az gelişmişliğin ne kadar net bir göstergesi…

ÖNCE O ELİNİ Bİ İNDİR, Bİ İNDİR, SAYGI DUY SAYGI !!!1! Kafası ile elini desenkronize bir şekilde sağa sola hareket ettirir, ÖNCE SAYGI DUY” diye bağırır.

Hayat Üzerine Kısa Düşünceler 379

Dünya Tarihi’nde şehirleşmeyi 3 dakikalık videoda anlatmışlar: (5700 sene)

-Seni saçın kadar seviyorum baba! -Nasıl yani? -Yani kaç tane saçın varsa, o kadar! (Umut Egemen, 5)

10 sene önceki halimle karşılaşsam ona şunu tavsiye ederim: Aynen devam et!

Matematik Köyü, mesleğini çok seven bir eğitimcinin dünyayı değiştirmeye bir köyden başlamasının simgesi. Felsefe Köyü ile Sanat Köyü ile.

Büyük bir rüyanız var. Eğitim Vadisi hayalinizi anlatır mısınız?

ALİ NESİN: Kocaman bir vadi. Küçüklü büyüklü onlarca köy. Her biri bir başka eğitim konusunda hizmet veren ve her biri bağımsız. Konusunda uzman biri tarafından yönetilen. “Korsan eğitim vadisi” diyorum ben. Muhteşem olur. Ama bunu yapmaya kişilerin gücü yetmez. Arkasında ya bir endüstri ya da devlet olmalı. Nerede bizde bu akıl?

Röportajın linki.

Hayat Üzerine Kısa Düşünceler 378

Şunu anlamak ne kadar zamanınızı alıyor? (Cevabı bulamadınız mı, cevap bu yazının sonunda!)

Kitap: Zihni Geliştirmenin 101 yolu. NTV yayınları

İlgili alanda tecrübesi, eğitimi olmayan bir kişiyi işe alan kişinin 10 sene sonra aldığı mesaj. Müthiş.

Fotoğrafta erkeğin saatini gösterme çabası mı kadının çantasını gösterme çabası mı daha yüksektir? Güneş gözlüğü standart, dövme opsiyonel.

Cevap: Cerrah annesiymiş!

Hayat Üzerine Kısa Düşünceler 377

Jean-Pierrre Jeunet filmleri gibi yaşasak hayatı; “A Very Long Engagement” gibi güneş sarısı, Amelie gibi saf… (Müzik: Florence Coste, Julien Dassin – Sous le ciel de Paris)

Problemin kök nedenlerini anlatanı can kulağıyla dinlerim. Bahane anlatanı 1 dakika bile dinlemem. Bu konuda bullshit dedektör oldum resmen.

Bir samimiyet göstergesi olarak korna ile selam vermek. Kime korna ile selam verebilirsin, kime veremezsin; bir düşün.

Samimiyete göre arabadan selam verme hiyerarşisi: Arabadan inerek > Arabadan baş/el > Korna > Başını çevir, görmesin.

Dijitalden para kazanmanın 7 C’si: 1- Content (İçerik) 2- Context 3- Concept 4- Channel 5- Community 6- Communication 7- Commerce

Marketing Türkiye haberi: Türkiye’nin en eski blogları belirlendi! 22. göstermişler hasanbasusta.com ‘u.