Bugün Çok Tecrübe Kazandım

(Not: Bu yazıyı birkaç yıl önce yazıp, bugüne zamanlamıştım)

Az önce bir Holding patronu ile toplantıdan çıktım. 28 yaşındayım, ilk defa bir Holding patronu ile toplantı yapıyorum. (Toplantı yapıyorum derken, ikimiz değildik tabii ki, masanın etrafındakilerden biriydim. Aslında, ağzımı bile açmadım, hep dinlemede kaldım ve gözlem yaptım)

50’li yaşlarının başındaki patrondan çok şey öğrendim bugün: Herkes bir şeyler anlatırken, anlatılanları yarıda kesti ve dedi ki:
Arkadaşlar bizim hedefimiz ne? Herkes bir süre birbirine baktı ve sonuçta 2 ana hedef belirledik. Bu 2 maddeyi kağıda yazdı ve dedi ki, toplantıya bu maddeler çerçevesinde devam edeceğiz.
Durum ne: Önümüzde Dünya Kupası var, hedeflerimiz bunlar. Ne yapacağız?
Çok net ve kesin.
Bu sırada her kafadan bir ses çıkmaya ve konu tekrar dağılmaya başladı. İnsanlar araya girerek şirketlerine nasıl karlar sağladıklarını laf arasında anlatmaya, kendilerini göstermeye çalışıyorlardı. Bir beyin fırtınasına döndü toplantı, peki ya şöyle olsa, böyle olsalar konuşulmaya başlandı.
Toplantıda konuşanlara karşı çıkan birisine: Karşı çıkıyorsun tamam, peki ne olması gerektiğini söyle dedi. Cevap: Bunun için hazırlıksızım.

O zaman hazırlıklı geleceksiniz diye cevap verdi sesini yükseltmeden, son derece sakin bir tonla. Aslında sakin bir tonla olsa bile kızmıştı. Kızdığı ise temel yönetim pratiklerinin uygulanmamış olmasıydı. Dünya kupası ne zaman başlıyor? Yarın. Arkadaşlar çok geç kalmışız, bu toplantıyı 2 hafta önce yapmış olmanız, bugün ise başlamamız gerekiyordu. Biz hala fikir tartışıyoruz. Beyin fırtınalarına karşı değilim ama burası beyin fırtınası yeri değil. Detaylardan sıkılabilirim. Hazırlıklı gelin, burada hemen karar verelim ve hızlıca ilerleyelim.

Sıfırdan bir yere gelmiş insanlar başka bir kademede yaşıyorlar. Duruşları, bakışları, bakış açıları tamamen farklı. Ben bugün bunu gördüm, ufak detayları tartışmak için gereğinden fazla zaman harcıyoruz, uzun uzadıya toplantılar yapıyoruz, aldığımız küçük kararlarla yolumuza devam ediyoruz. Konuyu çok dağıtıyoruz ve çoğu zaman toparlamakta zorlanıyoruz.