Hayat Üzerine Kısa Düşünceler 347

1) Çocuğun yalan söylüyorsa, yaptığı basit bir hataya aşırı tepki verdiğin için olabilir.

2) Kıskançsa, başkaları ile karşılaştırdığın için.

Hayatı Plazada Hiç Etmek: 10 yıl sonra kendini nerede görüyorsun? -Köye yerleşmişim, inek sağıyorum demek isterdim.

İnsanların akılla hareket ettiğini varsayarsak, gidişattan bir şey anlamayız. Akılsızlık tarihin en güçlü ilkesidir. (Amin Maalouf, Yüzüncü Ad – Baldassare’nin Yolculuğu)

Geleceğin Mezartaşı:

gelecegin-mezartasi

Hayat Üzerine Kısa Düşünceler 346

90’lar sanki 100 yıl önceydi 🙂

“Ideals are peaceful. History is violent”- Don Collier. Dünyadaki sorunları 4 kelime ile bu kadar yalın kim açıklayabilir? İdealler (fikirler) barışcıldır, tarih vahşi.

Çekirge: Bana savaşmayı öğretiyorsun ama barıştan söz ediyorsun?

Usta: Bir bahçede savaşçı olmak, savaşta bahçıvan olmaktan iyidir.

Hayat Üzerine Kısa Düşünceler 345

Dün (Umut Egemen, 4.5) ilk kez servise bindi. Sabah: “Baba, telefonundan baksana servis neredeymiş” dedi. Şaşırdım çünkü bizde böyle bir app yok. Digital Native’lik tam olarak bu. İkimizde böyle bir app bilmiyoruz ama o teorik olarak herhangi bir veriye telefondan bakılacağını biliyor.

Şu andaki süreç şöyle bu arada: Servis şoförü yaklaşınca bize çağrı atıyor.

Dünya’da kötü baba yok değil mi? (Umut Egemen, 4.5)

Caffe Nero’ya çok gidiyorum uygulamasını da kullanıyorum. Uygulamada direkt mobilden kredi kartı ile ödemeyi görünce, kartı ekleyeyim dedim. Tam kaydedeceğim aklıma şu soru takıldı: Şifre girilmiyor mu, ya telefonu kaybedersem? “Hemen hallederiz” gibi basit bir cevap bekledim. Ya da limiti var zaten gibi. Çalışan arkadaş: “O zaman sıkıntı” deyince vazgeçtim. Demem o ki, çalışanın eğitimi en az teknoloji kadar önemli.

Hayat Üzerine Kısa Düşünceler 344

Frank Sinatra, My Way’i (1974) anlayarak dinledin mi hiç? Bence yazılmış en güzel şarkı sözlerinden. Türkçe altyazılı videosu:

Hayatımdan USB gibi çıkardıklarım: Gereksiz sinirlenenler, şikayet edenler, arkadan iş çevirenler, iyi insan olmayanlar, beni stres yapanlar.

Verilerle Gündelik Mutluluğun 33 Yolu:

1) Cinsel yakınlık, seks: %14.2

2) Dans, konser: %9.3

3) Sergi, müze: %8.7

Metaforlarla ve sihirbazlıkla hayatı anlatmak… Hayatımızı oluşturan parçalar, bütünsellik, kendimize çizdiğimiz çerçeve, problemler, mutluluklar… (Martin Von Barabü, Puzzle des Lebens)

Hayat Üzerine Kısa Düşünceler 343

Seçimlerinden dolayı kendini bedel öderken bulduğunda sözlerini hissederek dinle bu şarkıyı:

Bırak tutma beni
Kaybetsem de üzülmem asla
Ne boş kaygıların
Korkma bana hiç bir şey olmaz
Yanlış doğru gibi
Eksik kalan bir kaç satırsa
Ve ben ben böyleyim
Kendi yolumda

Hayatta benim
Her anımı yaşadıkça sevesim var
Aldırmam hiç yağmurlara
Benim güzel hatalarım var
Bir an bile vazgeçmedim
Kendi yolumdan

Ayda 12.500 TL kazanan aileler için matematiksel hesap. Kaç Param Olduğunda Küçük Tatil Kasabasına Yerleşebilirim?

383 Aydının Seçimine Göre Türk Sinema Tarihinin En İyi 20 Filmi.

Bu yüzyılı dünyaya küfrederek mi geçireceğiz? Selçuk Şirin’in verilere dayanan yazma biçimi, ülkemizdeki diğer yazarlara da örnek olsa keşke.
Esra Erol’u Foucault ile Okumak. 20. yüzyıl felsefesi ile yerel kültürü yorumlama yazılarına bayılıyorum. Alparslan Nas’a saygı duydum, çok iyi yazı.

Hayat Üzerine Kısa Düşünceler 342

cok-satan-kitap

Çok Satan Kitapların Anatomisi. Doğan Kitap’tan Deniz Yüce Başarır ile yapılmış harika bir röportaj. “Sen bir şey yapmasan da, her şey düzelecek” denmesi iyi geliyor.

“Bir şeyi paranızla değil, hayatınızın o parayı kazanmak için harcadığınız kısmıyla alırsınız…

…Az harcarsam sevdiğim şeyleri yapmak için daha çok zamanım olur. Özgürlük budur. Basit bir hayat sürüyorum ama varoluşumu kimseye dayatmam.”

Kötülük Problemi. 

Fizik nedir, ne işe yarar, CERN’de ne yapıyorlar? @michiokaku basitçe anlatıyor: The Universe in a Nutshell:

Hayat Üzerine Kısa Düşünceler 341

Can Atilla – Aşk-ı Hürrem. Benim gibi Evanescence, Epica, Within Temptation sevenlerin bayılacağı bir parça.

Önümüzdeki 15 senede açlığı, yoksulluğu, iklim değişikliğini sona erdirip, cinsiyet eşitliğini sağlayabilir miyiz? Çok iyi bir TED Konuşması Michael Green’den.

Bilge insanın öncelikli görevi kendini inşaadır. Sonra diğerlerini aydınlatma işi gelir, o da kısmetse… (Sinan Canan)

Yata Yata Maaş Alıyorsun Diyenlerin Bilemeyeceği Bore-Out Sendromu Hakkında Her Şey.

180 film festivalinden 50’den fazla ödülle dönen 3 dakikalık harika bir kısa animasyon. The Present (Hediye)

Hayat Üzerine Kısa Düşünceler 340

Büyük fikirleri basit şekillerle anlatmak. Mutlaka bakın.

Philographics by Genis Carreras. Big ideas in simple shapes. Aşağıdaki sadece bir örnek.

nihilism

Kafeinin cebi yok. İç gitsin.

10bin yılda sadece 14 hayvan çeşidi evcilleştirilmiş. Atın, eşeğin evcilleştirilebilmesi ama Zebra’nın evcilleştirilememesi çok ilginç.

 Tüm mavi gözlülerin ortak özelliği: Mutasyona uğramışlardır ve ataları mutlaka Avrupalıdır. Kaynak

Hayat Üzerine Kısa Düşünceler 339

malcolm-x-medya-mazlum

Eğer dikkat etmezseniz, medya mazlumlardan nefret etmenize ve zalimleri sevmenize sebep olur.

-Adını Umut koyacaktım, sormadılar bile

-Sen de bana Umut dersin, diyorum. Gözleri dolu:

-Ben hep sana Umut dedim… eksisozluk.com/entry/57945156

Hiç ayrılmak istemiyorum anne babamdan; ama yaşlanınca ölüyorlar, yazık oluyor. (Umut Egemen, 4.5) Baba, siz bana bir resminizi verin; siz ölünce ben o resme bakarım. Karıma da gösteririm sizi hem.

“Does anybody know what we are looking for? SHOW MUST GO ON Inside my heart is breaking But my smile still stays on…” (Queen, Show must go on)

Bir Trending Topic’lik saltanatın olacak, taht misali o sosyal medyada. Hasan Sıtkı Tarancı.

 

Hayat Üzerine Kısa Düşünceler 338

Düşünceler tarihinde 2 senelik eforun sonunda günümüze kadar gelebildim. Kafama göre bir adam buldum: Bart Kosko. Adamı araştırayım dedim. Felsefe, Ekonomi, Matematik, Elektronik Mühendisliği ve Hukuk okumuş bir Prof. (Bazıları master bazıları doktora) Fikirlerindeki genişliğin kaynağına hayran olmamak mümkün değil.

Tespit gibi tespit:

sinan canan beyin kibir

İnsanın sonsuz döngüsü: Ayağa kalk, yürü, koşmaya başla, engelleri aş, yıkıl, ayağa kalk, yürü… Ben 2 senede bir yaşıyorum. “I get knocked down, but I’m up again” dinliyorum hep FIFA 98 günlerimden. Yıkım, hedefine ulaşamayacağını anladığın anla yeni hedef belirleyip çalışmaya başladığın an arası. Bu süreyi baştan öngörüp, iyi optimize ettiğin ölçüde olgunlaşıyorsun. İyimserlikten depresyona aşamalar şöyle:

iyimserlikten-depresyona-asamalar

Türkler zamanını nasıl geçiriyor? Sosyolojik çıkarım yapmak isteyenler buyursun, veriler TÜİK’ten:

En fazla yapılan sosyal faaliyet %94,6 ile TV izlemek oldu.

Eğitim seviyesi yükseldikçe sosyal yaşam ve eğlenceye ayrılan süre azaldı.

Gelir arttıkça gönüllü işler ve toplantılara ayrılan süre azaldı.

Fertlerin bir günde spora ayırdıkları ortalama süre 11 dakika oldu.

Hayat Üzerine Kısa Düşünceler 337

Atatürk’e soruyorlar, Atatürkçülük nedir? diye. Benden ileri gitmektir diyor.

Hangisinin torunusun? Carpe Diem ruhuyla bulduğunu yiyen Avcı Toplayıcıların mı yoksa tahıl ambarı inşa eden Stratejik Çiftçilerin mi?

Hayat Üzerine Kısa Düşünceler 336

Hayata bir por-çöz lazım arada.

Bir gün Hetfield ölürse (bu ne demekse?) o zaman çocukluğum kayıp gider ellerimden.

Hakikat kişiseldir.

İnsan nasıl evcilleşir? Hayvan nasıl evcilleşiyorsa öyle. İtaat, kontrol, çit, kafes, kendine bağımlı hale getirme, kamçı ve hadım ile.

Hayat Üzerine Kısa Düşünceler 335

En önemli ekonomik gösterge mutluluktur.

25 yaşlarında hala kendine bir yol arayan, avazın çıktığı kadar N’OLUYO LAN? diye bağırmak isteyen birisi misin? Dinle. (4 Non Blondes, What’s Up)

Baba, çoraplarını aldığın yere gidelim, o çorapların küçüğünü alalım bana tamam mı? (Umut Egemen, 4)

Yıllar geçse de örnek verdiğim, arada hatırladığım Maximiles reklamı. Gitmeden görebilirsin hatta duyabilirsin ama kokusunu alamazsın.

Hayat Üzerine Kısa Düşünceler 334

George Carlin’in kim olduğunu bilmiyorsanız çok şanslısınız. Çünkü bu video, hayattaki çoğu kavramı mizahi bir dille yeniden sorgulamanıza sebep olan bir yolculuğun başlangıcı olabilir. Bu videoda 2 soru soruyor Carlin:

  1. “Politikacılar nasıl bizi birbirimize düşürüyor?”
  2. “Eğitim sistemi neden kötü ve neden düzelmeyecek?”

Aptal Puma Sendromu: Puma avının peşinden sürdürdüğü “ölüm koşusunu” her zaman avının cüssesine göre ayarlar. Yani bir ceylan ele geçirmek için koştuğu süre ile, bir tavşanın peşinden geçirdiği süre asla aynı değildir. Çünkü Puma akıllı bir hayvandır ve koşarken harcadığı enerji miktarı, avdan elde edeceği potansiyel enerji miktarını aştığı anda puma koşmaktan vazgeçer. Yenilgiyi kabul edip başka av arar. Bu nedenle ceylanın peşinden fazla, tavşanın peşinden çok daha az koşar.

İşte “aptal puma sendromu” bunun tersini yapan insanların ruh halini ifade etmek için, yani bir tavşanın peşinden yıllarca koşan, sonra da yakaladığı avı bir öğünde bitiren akılsızlar için kullanılır. Başarının sırrı pumalıktan, yani harcanan emek, ulaşılan sonuç ilişkisindeki dengeyi iyi saptamaktan geçer.

Doğum izni alan babaların sayısı Dünya’da gittikçe artıyor. Fallik dönem (3-6 yaş) izni doğum izninden daha önemli bence. Ben her ikisini de almıştım. 2016’yı da part-time baba olarak geçirdim. Haftanın 2-3 günü okuldan ben alıyorum Umut Egemen’i.  Yazın vaktimin çoğunu onunla geçirdim. Şu hayatta, iyi ki yapmışım dediğim şeylerden biri bunun için hayatımı yeniden tasarlamış olmak.

X raporunu al hayatının; Z’yi sana bırakmaz hain zaman… Çok güzel bir yazı. Aceto Balsamico’dan.

 

2017’de Bizi Ne Bekliyor? Ajans ve Markalar için Dijital İçerik Yılı

2015 sonunda Ajans ve Markalar için 2015 Değerlendirmesi başlıklı bir yazı yazmıştım. Şimdi 2016 sonuna yaklaşırken (oldu mu o kadar ya?) önümüzdeki seneyi kendi penceremden anlatma zamanı:

2015’teki yazıyı şöyle bitirmiştim:

“2016 için yüzlerce trend sayabiliriz. (Bknz: Bu sene mobilin yılı olacakmış 🙂 Sadeleştirmek gerekirse bence Ajans ve Markaların 2016’da fark yaratmak için üzerine eğilmesi gereken temel konu şu:

Dijital hikaye anlatımına (Digital Storytelling) önem veren marka hikayesinin yaratımı ve anlatımı ve buna bağlı olarak Shutterstock yerine Styling’e önem veren fotoğraf çekimleri, özel çekim videolar gibi prodüksiyon bazlı işler.”

Geçen hafta Kristal Elma’daydım. Bu sene yakın arkadaşım Hakan Akben’in de Eli Acıman salonunda sunuculuk yapmasından kaynaklı oturumların çoğuna katıldım, trendlerin çoğunu dinledim. Özet geç diyenler için söyleyeyim: Batı Cephesinde Yeni Bir Şey Yok!

Youtube’dan, Faceboook’tan, Twitter’dan, Instagram’dan, tonla marka ve ajanstan kişiler konuştu. Önceki senelere oranla en farklı şeyin şu olduğunu söyleyebilirim: Son birkaç yıldır: Bu sene videonun yılı olacakmış, bu senenin yükselen trendi mobil gibi herkesin bildiği laflar bu sene yerini gerçekleşmiş verilere bırakmış. Bu sene gerçekten videonun, mobilin ve gerçek zamanlı iletişimin yılı olmuş.

Kuvvetli bir duyuma göre Facebook da video içerik üreticileri için para kazanma / gelir paylaşım modellerini 2016 sonuna kadar hayata geçirecekmiş. Yıllardır konuştuğumuz bir şey bu ama eğer gelirse video konusunda Youtube’un karşısına çok güçlü bir oyuncu dikilecek demektir.

Bir parantez açmam gereken konuşma Nobel Ödüllü Aziz Sancar’dan geldi:

Bu konuşma dinleyenlere hem ilham verdi hem de onları ağlattı:

Dönelim konumuza: 2017 Markalar için içerik projeleri yılı. Son zamanlarda bazı markaların içerik projelerinde bulundum. Tabii benim için haftasonları bol seyahatli geçti. Eylül sonunda İş Bankası sponsorluğunda Patara Gezisi vardı. Eylül ayı içerisinde Accor Hotels sponsorluğunda Konya-Eskişehir gezimiz vardı. Gene harika bir ekiple. Bir de Ekim başında haftasonu bizi Karaköy’deki Hotelleri’nde ağırladılar. Aşağıda da Halfeti’den (Şanlıurfa) bir kare.

Halfeti’den bir kare… #bizegöregaziantep #accordingtous

A photo posted by Hasan Basusta (@hasanbasusta) on

Bu yazı hem gezileri hem de dijital perspektiften yeni eski projelerin yeniden ortaya çıkmasını anlatacağım.

Önce Biraz Sosyal Medya Tarihi 🙂

Sene 2010 falandı. Bloglar ve Friendfeed etrafında biraz takipçisi olan kişiler her akşam büyük markalar tarafından bir yerlere çağrılıyordu. Boğazda yüzlerce kişilik “event’ler” yapılıyor. Yemekler, içkiler hunharca götürülüyordu. 20’li yaşlarının başındaki hatta bazıları 10’lu yaşlarının sonundaki bu gençler kendilerini yeni gazeteciler olarak görüyor ama olgunlukları da olmadığı için olur olmaz kavgalar çıkartıyor, markayı da ajansı da yönetilmesi zor bir durumda bırakıyordu. Bir de bunun ürün gönderme ayağı vardı. Orada da Stabilo kalemler yüzünden bile kavga çıkmış ve olaylar gelişmişti. Friendfeed adeta forumlardaki Sezen Aksu kavgalarına dönmüştü. Şimdi Friendfeed bile kalmadı, olsa da link versem. Sonuç olarak, birkaç sene içinde blogger’ları bir yerlere toplamanın ne sonuç ne de yönetilebilirlik açısından pek işe yaramadığı anlaşıldı. Ve event’ler bıçak gibi kesildi.  Sadece moda gibi birkaç niş alanda bu event’ler devam etti. Blogger kavramı da yerini “dijital fikir lideri” kavramına bıraktı zira blogger denilen kişilerin blog yazmayı yıllar önce bırakmış, bazılarının blogu bile kapanmıştı.

Sosyal medyanın son yıllarda önce fotoğraf sonra videoya kayması ile birlikte özellikle makyaj ve yemek tarafında bu hediyeler devam etti. Yuutupçu’luğun popi olduğu günümüzde, içerik de büyük oranda kötü kelime espirileri yapanlardan bir hayat stili olan, entelektüel birikimi yüksek, düzgün iletişim kurabilen kişilere doğru kaydı. (Bağıra çağıra, çevresindeki adamlara vura vura Recep İvedik tarzı espirilerle milyonlara hitap eden Vine fenomenlerini saymıyorum) Onlar daha çok kişiye hitap ettiler ama markalar tarafındaki gelir modellerini kaybettiler. Ayrıca kapris yapan, çoluk çocuğu da kusura bakmasın kimse çekemez.

Buradan yetkililere bir ricam olacak: Parayla içerik girme furyası da azalarak bitsin lütfen. Hele de marka mesajını, şu görsel, şu hashtag ile paylaşın durumu daha çok kişiye ulaşmanızı sağlayabilir ama bununla olumlu bir algı yaratıldığını söyleyemeyiz. Burada dijital iletişimcilerin işi mesajı parayla dağıtmak ve sosyal medyadan paylaştırmak değil, etkili kişilerin paylaşım yapabilecekleri deneyimleri tasarlamak. Bir ara iş geçilemeyen Trivago reklamlarına dönmüştü de, neyse artık daha az görüyorum bu “projeleri”.

Kompozisyon Bilmeyen Giremez!

Telefonların gelişmesi ile birlikte eskiden bir azınlığın sahip olduğu fotoğraf bilgisi gittikçe kitleselleşiyor. Artık kompozisyon, ışık, kontrast, perspektif, denge, oran, estetik bilmeyen birisinin bu projelerde yer alma ihtimali azalıyor. İşin sadece teknolojisine değil aynı zamanda sanatına, felsefesine, sosyolojisine ve ekonomisine hakim kişiler öne çıkıyor. Peki markalar bu işten ne kazanç sağlıyor? Son zamanlarda içinde bulunduğum 2 iyi örnek ile anlatayım.

#bizegöreKonya

A photo posted by Hasan Basusta (@hasanbasusta) on

İş Bankası’nın sponsor olduğu Patara Kazı gezisi bir sosyal sorumluluk projesiydi ve bir basın gezisiydi. Cumhuriyet, Milliyet gibi gazetelerden gazetecilerin yanı sıra 8 kişilik dijital fikir lideri (digital influencer) vardı. Bu kişilerin arasında gezi bloglarının yanı sıra Arkeolog ve http://arkeofili.com/ ‘u temsilen bir kişi olması önemliydi. Yani, niş konularda etki sahibi olmanın markalar tarafında değerli olduğu yıllara geldik. Ekim ayında gene İş Bankası Sponsorluğu’nda Gürcistan’a gideceğiz. Bu sefer konu Satranç. Belki oralara kadar gitmişken Gürcü Hamsi’si de yeriz. Neyse şakaya bağlamayım işi, ciddi konuşayım.

A photo posted by Hasan Basusta (@hasanbasusta) on

Accor Hotels’in sponsorluğundaki gezi ise bence çok iyi bir içerik projesi oldu. Projeyi gerçekleştiren Vizesiz Geziyorum ve Şehir Notları eksiksiz bir organizasyon gerçekleştirdiler. Gaziantep Yazısı’nı yazmıştım. Buradan okuyabilirsiniz.

Bu tür işlerde dijital fikir liderlerini paylaşımlarının yanında en büyük etki, işin sonunda çıkan fotoğraf ve videolardan geliyor. Deneyim yaratma ve estetik gene öne çıkan kavramlar. Ben bu konuda henüz başlangıç seviyesindeyim.

  1. Halfeti’de Drone ile çekim yapılırken çektiğim fotoğraf
  2. Projenin sonunda çıkan Konya videosu (Mehmet Ali ve Özkan’ın ellerine sağlık)
  3. Eskişehir’de çektiğim bir fotoğraf.

Drone ile Halfeti çekimi by @15.rec #bizegöregaziantep #accordingtous

A photo posted by Hasan Basusta (@hasanbasusta) on

Sonuç olarak, 2017’de çoğunluğu fotoğraf ve video olan daha fazla içerik projesi göreceğimizden emin olabilirsiniz. Tabii bu 7C’den öncelikle Concept, Context ve diğer C’leri oturtmuş markalar için geçerli. 7C de ne neyin nesi diyorsanız: Dijitalden Para Kazanmanın 7C’si yazımı okuyun. Diğer C’ler tamamsa, bu tür projeleri 2017 bütçelerine koymak için doğru zamanlardayız.

ilber-ortayli-dijital-age-hasan-basusta