Hayat Üzerine Kısa Düşünceler 329

Kafamdaki soruların cevapları Milattan Önce verilmiş haberim yok diyordum. Şimdiki sorulara 1880’de cevap vermişler.

2 senedir tüm Düşünceler Tarihi’ni okuya okuya günümüze kadar geldim. Özellikle 20. yüzyıldaki tartışmalar, bazı şeyleri çözmemi sağladı. Şimdi önümüzdeki büyük sorulara bakabilirim ama mecalim yok. O yüzden bu konuları -en azından bir süre- nadasa bırakıp, pragmatik konulara yönelmeyi planlıyorum.

Belki bir süre sonra beni en çok etkileyen kişileri yazarım bir yazımda.

İnsanlık tarihi, seçkinlerin (elit) durmadan yer değiştirme tarihidir. (Seçkinlerin Yükselişi ve Düşüşü, Pareto)

Hayat Üzerine Kısa Düşünceler 328

anglo sakson egitim 1800

AngloSakson’lar bütün dünyayı eğitim ile nasıl kontrol altında tutmuş. (1800’ler)
50 haneli her bölgeye okuma yazma.

Uzun vadeli düşünme yerini kısa vadeli çıkarlara bırakıyor ve maddi olan manevi olanı önceliyor. Kemal Sayar’dan gene çok iyi bir yazı.

İnsanın hayattaki en önemli kararlarından biri de bireyci mi toplumcu mu olacağına karar vermesi. Özgürlük vs. Sosyal Adalet. Büyük seçim.

Bu haftasonu şehirden kaçmak, doğanın içinde nefes almak istiyorum. (AVM’YE GİTTİ)

Hayat Üzerine Kısa Düşünceler 327

Oyuncu oyuncuyu görünce sopasını saklar, başını öne eğermis.

A video posted by Hasan Basusta (@hasanbasusta) on

İnsan dediğin kendi hayatının mimarı. Kontrolün dışında (deprem gibi) şeylerin olması bu gerçeği değiştirmez. Depremlere rağmen bir sanat eseri de yaratabiliriz, bir kulübe de. Yeter ki kendi hayatımızın müteahhidi gibi davranmayalım gerisi hallolur.

Kapitalist ve Sosyalist sistem pratikte çalışmıyor, çoğu insan için. Bence ideal insan/sistem bir noktaya kadar bireyci sonra sosyal olmalı.

Reklamcılığın insanların yararına kullanılmasının en iyi örneklerinden: Birisinin kahramanı olabilirsin. (JWT, 2013)

reklamcilik spiderman hero kan bağışı

Hayat Üzerine Kısa Düşünceler 326

her gün daha iyi iş yapmak için

Yaptığın işi her gün %1 iyi yaparsan 1 senenin sonunda elinde 37 kat daha iyi bir iş olur. %1 kötü yaparsan ortada iş kalmaz.

Dünya Tarihi’ni tekrar okuyorum da, binlerce yıllık düzen özetle şu: Gücü eline geçirmiş elitlerin gücü elinde tutmak için halkı sömürmesi.

Mehmet Doğan’ın eklemesi: Özetim: Belirli bir dönemin önemli kaynaklarını vergilendirmeyi/yönetmeyi sürdürmek için her şeyi göze almak & uygulamak.

Her şeyi “benmerkezci” ele alıyorsun ya, okudukça şunu göreceksin: Biyoloji insan merkezli degil, hatta Kozmoloji Dünya merkezli değil.

Hayat Üzerine Kısa Düşünceler 325

kemal sayar yavasla baba

Çocuklarının gelişim evrelerinde “orada olan” babalar onlara ne büyük bir iyilik yapıyorlar! (Kitap: Yavaşla, Kemal Sayar)

Yetenekli ve Zeki İnsanlar Varoluşsal Depresyona Meyilli Oluyor! Peki, bu gençlere nasıl yardımcı olabiliriz?

40 alimi bir delil ile ikna ettim, bir cahili 40 delil ile ikna edemedim.

Entelektüel görünümlü zırvaları benimseyenler düşük zekalı ve komplo teorilerine inanma eğilimli. (Bilimsel çalışma)

Toplu taşımada kitap okuyanların gizli bir ritüeli vardır. Kitap okuyan ineceği zaman yerini (yaşı fark etmez) başka bir okuyana bırakır. Ayaktaki kişi de teşekkür eder, kendisi oturmaz, yeri kendisinden yaşlı birisine verir. Bu tespitimi Türkiye metaforu olarak alabilirsiniz.

24 saat dini yayın yapan bir radyoya denk geldim arabada. Biraz dinledim adam şunu dedi: “Sohbetimizin huşu’sunu da bozmadan reklama gidiyoruz” 🙂

Hayat Üzerine Kısa Düşünceler 324

Son zamanlarda en beğendiğim 2 kitap: Kinfolk Home, Interior for Slow Living ve Yavaşla, Kemal Sayar

A photo posted by Hasan Basusta (@hasanbasusta) on

Kinfolk Home; Slow living: cultivating community, simplifying our lives and reclaiming time for what matters most.

Yalnızken dahi canı sıkılmayan insan. Hayat kısa zaten. birkaç iyi insan biriktir yeter. Fazlası mutluluk getirmez sadece zaman kaybettirir.

Türkiye Hakkında Haberlere Pek Yansımayan Çarpıcı İstatistikler. Eğitime harcanan hane bütçesi ortalama yüzde 2’ymiş Türkiye’de. Bizim hanede %30 civarıdır.

Kızı övücem diye Instagram fotoğrafının altına “Aristo seni görse Allah’a inanırdı :)” yazmış adam. Aristo mantığı mezarında ters döndü.

Hayat Üzerine Kısa Düşünceler 323

Dalkavuğun, yalakanın, kurnazın, adamını bulanın, hırsızın, sahtekarın yani en hıyarın en tepelere çıkabildiği düzenin adı: Hıyararşi. (Kitap: Mutsuzluğun Başkenti Türkiye, Süleyman Örnek)

Eskiden anlamak ve anlaşılmak istiyordum. Zamanla birincisi çok daha ağır bastı.

Nicelikten nitelik anlayışına geçince oturdu birçok şey. Çok kişi tarafından değil çok nitelikli kişiler tarafından anlaşılmak istiyormuşum.

Bir şey (sektör, fikir, ürün…) ilk ortaya çıktığında heyecanlanıp, para kazanma evresi başladığında sıkılmak da yenilikçilerin laneti.

Ne zaman mezarlıkta Babannemi ziyarete gitsem şu sözünü hatırlarım: -Bak Hasan, kocaman yer aldım size, sırası gelen yatacak. 🙂

Hayat Üzerine Kısa Düşünceler 322

Sokakta herkes kulağında kulaklık, kendi kendine konuşarak sağa sola koşuşturuyordu. Bu insanlara ne oldu, herkes CIA Ajanı mı oldu yoksa? Bazı insanlar gittiği yere bile bakmadan sadece telefonlarına bakarak yürüyebiliyorlardı. İnanılmaz. Nasıl yapabiliyorlar bunu?

İnsan özgürlüğünü güvenliği karşılığında satar. Bunu kabul etMEmek ahmaklık, kabul etmek özgürlüktür.

Kendimize kompleks bir Dünya yaratıp, basit yaşayanlara şaşıran ahmaklar olarak geçeceğiz tarihe.

Şu anda, piyasaya meta üretmekle sanat yapmak arasındaki farkı bilen yazarlara ihtiyacımız var. Şirket kârını ve reklam gelirini artırmak amacıyla satış stratejilerine uyumlu metinler yazmak ile sorumlu kitap yazarlığı yapmak farklıdır. (Ursula Le Guin)

Kitap Kulübü Denememde İlk Kitap: Sapiens, Hayvanlardan Tanrılara

2016’da uzun zamandır aklımda olan bir fikri hayata geçirdim. Bunda bir hocamın (Prof. İhsan Fazlıoğlu) etkisi var. Bir gün şunu dedi Hoca:

Adam 500 kitap okumuş ama konuşuyorsun, bir şey bilmiyor. Neden?
Çünkü bilgi edinmenin 4 aşaması vardır:

Kitap önce göze, sonra beyne, sonra dile en son da ele inmeli.

Son 8 yılda ortalama 65 kitap okuyordum. Kitapların içindeki bilgileri geçtim: Ben bunu okumuş muydum ya diye düşündüğüm kitaplar oldu. Sonra Hocam’ın demek istediğini anladım, kitapları sadece gözümle okuyor, üzerine bile düşünmüyor (yani beyne indirmiyor),  düşündüklerimi de kimse ile tartışmıyor (dile indirmiyor), farklı bakış açıları edinmiyor, en son olarak da, okuduklarımı, anladıklarımı yazmıyor (ele) ya da hayatıma uygulamıyordum. Bu hafta okuduklarımı dile indirmeye giriş yapmış oldum, bu yazı ile de ele indiriyorum. Neyse lafı uzatmayayım, kimler katıldı ve nelerden bahsettik bu görüşmede.

Yukarıdaki twite cevap verenlerden bu soğukta Kadıköy’e gelen 5 kişiden oluşuyordu ekip. (Bir fotoğraf çekmeyi akıl edememişim.) Burcu, Meltem, Mehmet Can, Tufan ve Yalçın. Bir Endüstri Mühendisi, bir İşletmeci, bir İnsan Kaynaklarcı, bir Matematikçi, bir de Araştırma Görevlisi. (Fıkra gibi oldu)

Yaklaşık 3,5 saat süren bu sohbette kitaba da çok bağlı kalmadık genel olarak hayattan, yaptıklarımızdan bundan sonra ne yapacağımızdan bahsettik.

Sohbetimizden aklımda kalan kısımlar şöyle:

30’lu yaşların başında sorgulama giriyor ya insanlar. Şu soruların cevabını vermeye çalışıyor:

Ben ne yapıyorum?
Ben ne yapacağım?
Bu Dünya’ya niye geldim?

Bu sorularla başladık. İdeal hayat teorilerinden, 30’lu yaşların başındaki anlam arayışından, Analitik Psikolojiden. Sonra iş hayatından: Kariyerin artık üniversiteden mezun olduğumuzda verilen bir karardan ibaret olmadığını her 2 senede bir  kariyerlerimizi nasıl yeni baştan düşünmek zorunda olduğumuzdan…

Bu sorulara cevap verebilmek için insan diğer temel bilimlere bakmalı: İletişim, Tarih, Psikoloji, Sosyoloji, Antropoloji, Matematik biliyorsa geri kalan o temel bilimin yeni alanlara uygulanması. Ben şahsen, bütün bilimlere inanılmaz ilgi duyuyorum. Çoğunu en temel düzeyde anlamaya çalışıyorum. Sapiens’i tam da bu sebeple çok beğendim. Bir kere bütün kitap storytelling (hikaye anlatımı). Sen sırt ağrısı çekiyorsun. Çünkü 70.000 yıl önce senin ataların iki ayağı üzerine kalkmak zorundaydı. Ya da tatlıyı çok hızlı yiyorsun çünkü ataların zamanında tatlı yoktu. Elma, incir vardı ve o inciri almak çok tehlikeliydi. Aslan çıkabilir, kaplan çıkabilir. İşte bu hareketler senin genetik kodlarına işlenmiştir diye anlatıyor Harari. Bunun gibi bugün bile karşılaştığımız problemleri bilimsel verilere dayandırarak binlerce sene öncesinden açıklamasına bayıldım.

Bizler kimiz, iyi üniversiterden mezun beyaz yakalılarız, belli çıkmazlarımız var. Tarım toplumunda da bu vardı. Kapitalizm oradan evrildi zaten. Bugün 1969’da uzaya giden bilgisayardan güçlüsü cebimizde duruyor. Peki daha mı rahat bir hayat yaşıyoruz? Pek değil. Bir sürü icadın olması, lüksün olması daha mı iyi, insanı daha mı mutlu ediyor? Evrim ve Tarih insan mutlululuğunu baz almaz. Bir insan daha mutlu diye evrimin bir sonraki aşamasına geçmez.

Hep denir ya kadim bir kültürde yaşıyoruz. Mezopotamya ve Anadolu bilgeliği Dünyada ilk kültürlerin oluştuğu ilk teknolojilerin geliştiği yer. Kitapta Göbeklitepe, Çatalhöyük, ilk domatesin ekilmesinden ilk paranın bulunmasına konu ile ilgili bolca ülkemize referans görüyoruz. Bizim yapmamız gereken atalarımızın başlattığı bu yolculuğu devam ettirmek.

Sapiens’e en benzer kitaplardan bir tanesi Tüfek, Mikrop ve Çelik diğeri Ulusların Düşüşü. Her yüzyılda kendinden bir şeyler buluyorsun. Birini okudum, diğerinin National Geographic’te belgeselini izledim. Daha fazla aynı konuyu okumaya değil, düşünmeye, tartışmaya ihtiyacımız var.

Köleliğin kaldırılmasının 19. Yüzyıl olması beni her duyduğumda şaşırtıyor. Köle ticareti, köle ihracatı yapan şirketlerin borsaya kote olması. Daha 200 yıl önce insanın; 2 kilo buğday, 3 adam gibi sipariş verilen bir şey olması inanması güç geliyor. Hitler zamanını düşün mesela. Dünyanın en mühendis, akıllı, uygar(!) halkları; insanları gaz odalarına gönderiyor, fırınlarda yakıyor. Tarihi bilmesen herhalde birkaç bin yıl önce falan dersin, ne barbarmış insanlar. Daha 60-70 yıl önceki mevzu.

İnsanlık tarihi başarısını tamamen hayali kavramlar üretme ve insanları buna inandırabilmesine bağlıdır diyor yazar. Bunların da en önemlileri: İmparatorluklar, Din ve Para. Hele parayı bir anlatıyor, bir ekonomi mezunu olarak ben bile şaşkınlıklar içerisindeyim. Özetle, paranın zihinsel bir devrim olduğunu, insanların ortak hayal gücünde yaşadığını, günümüzde paranın %90’ı sadece bilgisayar verisi olduğunu anlatıyor. İlk madeni paranın bulunmasının Anadolu topraklarında (Lidyalılar) olması buradan Dünyaya yayılması ve Kapitalizmin modern dinlerin en başarılısı olduğundan bahsediyor. Eğer bu konular ilginizi çekiyorsa Sapiens tam size göre. Benim okuduğum en iyi kitaplardan olabilir.

Sapiens’ten anladıklarım üzerine bir kitap yazabilirim ama yazıyı daha da uzatmadan yazarın şu tespiti ile yazıma son veriyorum:

“Tarihin dinamikleri insanların iyiliğini ve mutluluğunu arttırmaya yönelik değildir.”

Eğer kitabı okuduysanız nasıl bulduğunuzu aşağıya yorum olarak yazabilir ya da bana twit atabilirsiniz. Herkese iyi okumalar…

Hayat Üzerine Kısa Düşünceler 321

Sonunda, açık ara önde olduğumuz olumlu bir OECD istatistiği. Öğretmen olmak isteyen 15 yaşındaki gençlerin oranı.

ogretmen olmak isteyen gencler

Hayatta en ilgilendiğim konulardan biri: People Analytics olabilir. Sen de ilgileniyorsan Google Rework‘e göz atmak isteyebilirsin. (Bana da bir mail atsan fena olmaz, belki ileride yollarımız kesişir)

Bilimadamında ilk bakılması gereken bilim: Mantık. Geçerli düşünceyi geçersizden nasıl ayırıyor? Mantık bilmeyenin ilmine güvenilmez.

Saatin 1 saat ileride demiştim arkadaşıma. Yok, öyle kullanıyorum. Her saate baktığımda yazı hatırlıyorum, moralim düzeliyor demişti.

Berberimle konuşuyorum sabah, TV’de haberler var:

Ben: Savaş mı çıkacak acaba?
-Çıksın abi, Dünya Savaşı çıksın.
-Neden?
-Şöyle bir temizlenir ortalık.
-?!¿\>

Hayat Üzerine Kısa Düşünceler 320

Her 1 girişimci, işi başlatan kişiye karşı “ben daha iyisini yapardım” diyen 10 kişi vardır. Sen kimsin ki bunu yapıyorsun, sana mı kaldı diyen 100, şerefsizim aklıma gelmişti diyen 1000 kişi bulunur. Hiç umursamayan da 10.000 kişi. (Seth Godin)

Algı yönetimi yapmaya çalışanlar bilgi yönetimi yapmaya çalışsa, çok farklı bir Dünya’da yaşıyor olurduk.

İyi işler yapmak, yeni iyi davranışları denemek; sahici olup içini dökmek ve kendinde veya davranışlarında sorun olduğunu kabul etmekle olur. (Teyfur Erdoğdu)

Ayda bir kitap belirleyip üzerine katılanlarla birlikte 2 saat konuşmak gibi bir planım var. 3 kişi katılırmış, başlangıç için fena değil 🙂

Hayat Üzerine Kısa Düşünceler 319

civi civiyi soker mi
“Daha hızlı iyileşir” önde bitirmiş. Tam da buna uygun bir şey diyecektim. Bu arkadaş her seferinde daha da hasta oluyor. (Mimar) arkadaşa dedim ki: Kolonu çürük bir bina var. Üzerine daha çok yük koyarak sağlamlaştırabilir misin? Hem de deprem zamanı… “Daha hızlı iyileşir” seçeneğinin yüksekliği şaşırtıcı değil mi? Bir doktor arkadaş lütfen açıklama yapsın. Bu bilimsel olarak mümkün mü? 🙂

New Age Dini, Immanuel Tolstoyevski’den çok iyi yazı.

Çok iyi: Türev ve Integral’i Yaşam, Mutluluk, Zaman Denkleminde Anlamak. “Yaşam, ömrünüz boyunca geçirdiğiniz zamanda aldığınız mutlulukların toplamından ibarettir.

Bu aralar en yakından ilgilendiğim konulardan biri: Yavaş Hareketi (İngilizce: Slow Movement), hızlı modern hayatı eleştiren ve hayatın farklı alanlarında (yeme biçimi, ekonomik hayat, insanlararası ilişki vs.) hız ve modern tüketim kalıplarını dönüştürecek bir kültürel değişimi savunan toplumsal hareket.

Bina manzaralı kahvaltı

A photo posted by Hasan Basusta (@hasanbasusta) on

Hayat Üzerine Kısa Düşünceler 318

uzaylilar var mi

Evrenin başka yerlerinde de zeki canlıların varolduğunun kanıtı, şimdiye dek bizimle irtibata geçmemiş olmalarıdır.

Hap Gibi Kısa Bilgilerle: Atatürk’ün Kurduğu Cumhuriyet’e Osmanlı’dan Kalan Miras: Ülkede 337 Doktor, 60 Eczacı var.

Bilgi edindikçe karşılaştığımız gerçeklik hiç hoşumuza gitmedi. “Ben bu oyunu bozarım” da diyemediğimiz için kendi gerçekliğimizi yarattık. Canı sıkıldığında her şeyin yolunda olduğu yerlere sığınır insanlar. Bazısı kitaplara, bazısı içkiye, uyuşturucuya; bazısı ise Instagram’a. Örnekleri çoğaltmak mümkün, kimisi oyuna, kimisi spora, kimisi sanata, kimisi insana sığınır canı sıkılınca. Tercih.

Eyüp Teleferiği de en korkutucu ulaşım aracı herhalde. Havada, mezarlığın üstünde sallana sallana gidiyorsun.

A photo posted by Hasan Basusta (@hasanbasusta) on

 

Hayat Üzerine Kısa Düşünceler 317

Çoğu kişi bu ayrımın farkında bile değilken, algıyı bilgiden ayırmak için bir ömür bile veren bilimadamları var. Mantıkçılar, Filozoflar…

Her şeyi ölçebilirsin yani insan makinedir anlayışı Descartes’le  birlikte önem kazanıyor.(17 yy) Antik Yunan zamanından çağdaş döneme kadar insan paradigması Biyolojik, son dönemde ise tarihsel.

Nobel ödüllü Aziz Sancar, Mardin’de lise sınıfımdan 10-15 Profesör çıktı diyor. 60’ların başında nasıl bir eğitim?

Üzerine titreyerek oluşturduğum bir hayat görüşü var. Bunun dışındakileri anlar ve uzak dururum.

Hayat Üzerine Kısa Düşünceler 316

A photo posted by Hasan Basusta (@hasanbasusta) on

Ailemizin son bekar erkeği Berkay’ın düğününde biz 3 kardeş.

A photo posted by Hasan Basusta (@hasanbasusta) on

Gittiğim yolu değiştirmeye karar verdiğim an: 5-10 sene önümdeki kişilere bakıp; “Hayır, ben bunu istemiyorum” dediğim an.

En sevmediğim tipoloji örneklerinden biri de Teoman. Boğaziçi’liyim, zekiyim, eğitimliyim, ünlüyüm, param var ama hayattan zevk alamıyorum tipolojisi. Rock’çı(!) Teoman’ın yaptığı gitarlı arabeski de hiç sevmezdim. Her müziği bırakıyorum dediğinde “Hadi İnşallah” diye içte içe sevindim. (BIRAKAMADI) Ama birkaç sözünün hakkını vermeden geçmeyeyim:

1- “Zırhımı, çıkarttım astım portmantoya…”

2- Bir iskambil falında çıkmıştık birbirimize, o güzel Kupa Kızı’ydı, Sinek Vale’siydim ben de…

İskambil kağıtlarında:
Kupa = Asiller, Sinek= Fakir Halk
Briç, poker gibi oyunlarda kupa en değerli, sinek ise en değersiz karttır. Ayrıca kız, valeyi alır. Konuyu çok dağıtmayayım, iskambil kağıtlarının hikayeleri müthiştir, girseniz çıkamazsınız.

Sabah gelip, “Ulan ne güzel be!” dediğim şeylerden biri de karşı komşunun balkonu ile kedisi…

A photo posted by Hasan Basusta (@hasanbasusta) on

←Önceki