Kendi Kurallarını Koyan Mutlu, Sağlıklı, Başarılı Bir İnsan Olmak için 50 Yol

Medium’da bir yazı okudum: Kendi Kurallarını Koyan Mutlu, Sağlıklı, Başarılı Bir İnsan Olmak için 50 Yol, Benjamin Hardy tarafından yazılmış oldukça uzun bir yazı. Hem bu yazının belli kısımlarını Türkçe’ye çevireyim hem de bu 50 kuralın hangilerini yaptığımı, hangilerinde bocaladığımı, hangilerini gereksiz bulduğum üzerine kendime bir not olarak yazayım diye başladım. Seneye de bakıp, o zamanki durumumu, şimdikiyle karşılaştırmak için güzel bir de “checklist” olabilir. Hadi hayırlısı!

1- Kafein Tüketmeyi Bırak

Büyük oranda başardığım bir şey. Daha doğrusu böyle bir sorunum yok, hiç olmadı. Çok kahve seven birisi değilim. Haftada 1-2 içiyorum, sosyal içiçiyim.

2- Günde 3 defa Dua Et ya da Meditasyon Yap

Büyük oranda başardığım bir şey, ben olsam duayı değil, şükür etmeyi önceliklendirirdim.

3- Haftada bir kitap oku.

Hasan Basusta kitap

Son 8 yılımın ortalaması yılda 65 kitap. Bu sene 70’i bulacakmışım gibi gözüküyor. Okuduğum kitaplara göz atmak için buraya bakabilirsiniz.

4- Günde 5 Dakika O Gün Yaşadıklarını Not Al

3 aydır bunu yapıyorum. Şu hayatta yaptığım en iyi şeylerden biri. Ruh Halimizin Efendisi Olmak İçin Bilmemiz Gereken 3 Temel Etken yazısında anlatmıştım.

5- En İyi Arkadaşınla Evlen

YES

6- Yapmak İstediklerin Listesi Yap ve Sırayla Üstünü Çiz

Eskiden 43things.com kullanırdım bunun için. Ne yazık ki kapandı. Ben de bu alışkanlığı online’dan offline’a taşıdım. 2009 Nasıl geçti Yazımda biraz bahsetmiştim bundan, tekrar okuyunca bu yazı çocuksu gelse de paylaşacağım 🙂

“Birçok hedefim vardı bu sene. Bunlardan bazıları ömür boyu hedeflerdi. (mutlu olmak, öğrenmeyi hiç bırakmamak gibi) bazıları uzun vadeli hedeflerdi (Dünya’yı değiştirmek gibi) bazıları da kısa vadeli hedeflerdi. Bunların gene bazılarını gerçekleştirdim bazılarına daha uzun vakit vermem gerektiğini anladım.”

7- Şekeri Bırak

Hiç beceremediğim bir şey. Sürekli bırakıp, tekrar başlıyorum. Zaten şeker küçük bir konu, kilo vermek ve genel olarak daha sağlıklı olmak benim için daha önemli.

8- Haftada Bir Oruç Tut

Bu da çok faydalı bir pratik olabilirdi, becerebilseydim. Ramazan’da bazen oruç tutuyorum ama haftalık tutmak çok kolay değil.

9- Haftada Bir Gün İnternet Orucu Tut

Bunu yapmıyorum, şimdilik gerek de duymuyorum. İnterneti nispeten verimli kullandığımı düşünüyorum. Eğer gerek olursa yaparım.

10- Haber Okumayı ve Tüketmeyi Bırak

Bunu bırakalı çok oldu. Gene de haberler yeterince önemliyse bana ulaşmasına bir sınır koymuyorum. Ama aktif olarak da haber takip etmiyorum, ana haber bülteni izlemiyorum.

11- Her Gün Yapmak İstemediğin, Yapmayı Ertelediğin Bir Şey Yap

Her gün çok iddaalı. Bunu arada sırada yapabiliyorum ancak.

12- Her Gün Başkasına Faydası Dokunacak Kibar Bir Harekette Bulun

Bunu yaptığımdan pek emin değilim.

13- Erken Yat, Erken Kalk!

En yapabildiğim şeylerden biri. Biraz genetik, biraz da düzenli aile hayatı kaynaklı. Her sabah 8 gibi çocuğu(4) okula bırakıyorum. Çoğu akşam hikaye okuyup, yatırıyorum. Bazen o beni uyutuyor.

14- 7 Saat Uyu, Uykunu Al!

Çoğunlukla 8’in üstüne çıkıyorum.

15- Çok Sıcak Suyla Duş Alma, Soğuk Duşu Dene!

Bunu söylemesindeki mantığı anlıyorum. Çok sıcak duş alınca insan bayılacak gibi oluyor, enerjisi düşüyor, yatağa zor atıyor kendini. Ben akşam duş almayı tercih ettiğim için bu bir avantaja dönüşüyor.

16- İnsanlara, Zorunluluklara, Sevmediğin Şeylere Hayır Demesini Öğren!

Bunu öğreneli çok oldu. Ya da bana öyle geliyor.

17- Teşekkür Et!

YES

18- Günde 3 Defa Seni Seviyorum De!

Hayatta en yapmadığım şey

19- Kalkar kalkmaz 30 gr. Protein Tüket

Gereksiz buldum.

20- Sesli Kitap Dinle, 2x Hızında

Eskiden çok dinlerdim Sesli Kitap. Yurtdışı seyahatim çok olurdu, ihracatcıyken. Mesela ayda 1-2 defa Polonya, Almanya, İtalya gibi dillerini pek bilmediğim ülkelere gider 2.500 km araba kullanırdım oralarda, tüm yol boyunca da kitap dinlerdim. Artık öyle bir alışkanlığım kalmadı.

21- 5 Senelik Planını Yap, ve Oraya 2 Senede Ulaş!

Abuk Subuk bir tavsiye. Pure American Bullshit!

22- İhtiyacın Olmayan Her Şeyi Hayatından Çıkart. (Dolabından Başla)

Bu iyi yaptığım şeylerden biri. 1-2 pantolon, 1-2 ayakkabı, 5-6 gömlekle hayatımın %80’ini geçiriyorum uzun zamandır. 100 Things Challenge’a benzer bir hayatım var. 100 Şeyle hayatını geçirmeye çalışıyorsun bu anlayışta. Kitaplar sayılmıyor. Zamanımı geçirdiğim tek lüksüm araba sayılabilir. Onu da elden çıkartabilirim hazır olduğumda. Birkaç defa denedim, sahibinden’e ilana bile koydum ama yapamadım. Ahmet Durul Hocam’ın muhteşem kitabı “Kovadaki Okyanus’ta” dediği gibi Hamlığın İşareti’dir bu:

“Bırakamaz takılır kalırsın, çünkü daha olgunlaşmadın. Ham meyve dalına yapışır bırakmaz. Senin için de ister bir olay olsun, ister bir eşya, isterse bir fikir, herhangi bir şeye yapışman hamlığın işaretidir…”

Onun dışında vaktimin çoğunu geçirdiğim diğer eşyalar, mesela bu yazıyı yazdığım, hayatımı kazandığım bilgisayar. (2010 Macbook Air) oldukça eski ve birçok öğrencinin bilgisayarından daha düşük konfigürasyonda. (2 GB RAM, 64 GB HDD…) Telefonum 2,5 senedir Samsung Note 2. (Note 5 piyasaya çıktı, eskidi bile)

23- Günde 1 Kaşık Hindistan Yağı İç!

Bu mu şimdi bu hayattaki en önemli 50 tavsiyeden biri. Geç!

24- Meyve Suyu Sıkacağı Al ve Kullan

Sıkacağımız var, hiç kullanmıyoruz. Onun da zamanı gelir, umarım.

25- Kendinden Daha Büyük Bir Şeye İnan!

YES

26- Sonuca Ulaşmayı Bir Saplantı Olmaktan Çıkar

Çok doğru bir tavsiye, doğru olanı yap, sonuç zaten gelir ilkesine dayanıyor. Biraz yapabiliyorum, biraz yapamıyorum.

27-Kendine Günde 1 Saat Ayır

Çok daha fazlasını ayırıyorum. Aslında bütün hayatımı bunu daha fazla yapabilmek için yeniden dizayn ettim.

28- Kötü Davrandığın İnsanlardan Kalpten Özür Dile

Bunu pek yapamıyorum, kimseye kötü davrandığımı düşünmediğim için. Belki ileride daha özeleştirel yaklaşırım bu konuya.

29- Sana İlham Veren 5 Kişi İle Arkadaş Ol

İster Türkiye’nin en çok satan yazarlarından olsun, isterse kimsenin bilmediği gizli saklı bir cevher en iyi yaptığım şeylerden biri bana ilham veren kişileri bulup, onlarla zaman geçirmek. Bu da hayatımı yeniden dizayn etmemin ana sebeplerimden biri.

30-Gelirinin %10’nu biriktir.

Bunu yaptığım zamanlarda oluyor, yapamadığım zamanlarda.

31- Gelirinin %10’unu bağışla

Bunu yaptığım zamanlar az. Genelde de dini pratikleri yerine getirdiğimiz zaman (kurban kesmek, zekat vermek) belli bir kısmını yapabiliyoruz. 40’ta birden %10’a çıkmak için gerçekten çok daha olgunlaşmak gerekiyor.

32- Günde 2-3 Litre Su İç

Bunu bazen yapabiliyorum.

33- Kira Yerine Küçük Bir Yer Al

Mortgage ödüyoruz bakalım, 8 senesi var daha.

34- Sosyal Medya ve E-mailllerini Kalktıktan 60-90 Dakika Sonra Kontrol Et

Hiç yapamıyorum. Hatta gözümü açtığım ilk anda yaptığım şeyler bunlar. İleride bunu değiştirebilirim umarım.

35- Her Sene Hayatında Radikal Bir Değişiklik Yap

Çok yaptığım şeylerden biri. Bunun optimumu 2 sene benim hayatımda. 2 seneden fazla aynı şeyleri yapmaya devam etmeye karakterim çok müsait değil sanırım.

36- Servet ve Mutluluğun Senin İçin Ne Anlama Geldiğini Tanımla

Bunu uzun yıllar önce yaptım. Ve bize öğretilenden farklı bir şey olduğunu anlamak için yüzlerce kitap okudum, çok efor sarf ettim. Sonunda bir noktaya geldim ve o noktayı korumak için hayatımı neredeyse baştan aşağı değiştirdim.

37- Paraya Yaklaşım Şeklini Değiştir

Yukarıdaki maddeye benzer bir madde. Biraz gereksiz olmuş.

38- Sadece Bildiğin Endüstrilere Yatırım Yap

Abuk subuk bir tavsiye daha. Önemli olan bilgi sahibi olmak değil, kimse anasının karnından bilgi ile doğmuyor. Bilgi, öğrenilebilen bir şey. Önemli olan keyif aldığın ve hayatını idame ettirebildiğin işlerde vakit geçirebilmek.

39- Asgari Şartlarda Geçimini Sağlayacak Bir Otomatik Gelir Yarat

Tam bir yenizengin felsefesi. Yapmaya çalışıyorum, 2016’da bunu başarabilirim. Zaten hayat standardım çok yüksek olmadığı için daha başarılabilir bir hedef.

40- Birden Fazla Gelir Kaynağın Olsun

Üzerinde çalıştığım konulardan. Zaman zaman olsa da her zaman başarabildiğim bir şey değil.

41-Geliştirmek İstediğin Bir Davranışını/Alışkanlığını Düzenli Takip Et

Bütün davranışlarımı, alışkanlıklarımı çok sıkı takip ediyorum. Analytics/Ölçümleme konusuna takık olduğumdan sanırım, bu en iyi yaptığım şeylerden biri. Ömrümün bir kısmını People Analytics’e adayabilirim ileride.

42-Günlük Yapacakların Listesinde 3’ten Fazla Madde Olmasın

Zaman Yönetimi, Planlama, Delegasyon, Gereksiz İşleri Listeden Silme gibi temel kavramlar üzerine çok çalışarak yüzlerce maddeden günlük 1-2’ye indirdim son senelerde.

43- Sabah İlk İş Olarak Yatağını Düzelt

Abuk subuk bir tavsiye daha. Tabii ki yapılabilir ama bundan daha önemli maddeler de bu listeye girmeyi hakediyor.

44- Haftada Bir Birilerinden Önemli Bir Şey İste

İstemek konusunda bir sıkıntım olmadı. Yeter ki doğru şartlar, kazan-kazan ilişkisi bağlama otursun, keyif alınacak bir sonuç çıksın ortaya herkesten her şeyi isteyebilirim.

45-  Ayda Bir Hiç Tanımadığın Birine Bir Kıyak Yap

Faili Meçhul Kıyak diyor, ara ara yapıyorum, ufak şeyler.

46-Her Gün Birilerine Kısa Kibar Bir Not Yaz

Pek yaptığımı söyleyemem.

47-Anne, Babanla İyi Arkadaş Ol

İyi arkadaş olmamıza gerek yok, gayet de olumlu bir ilişkimiz var, hep öyleydi. Haftanın 2-3 gününü zaten beraber geçiriyoruz. Genelde büyük masa etrafında kalabalık yemekler yiyen geleneksel Türk aile ilişkisi.

48- Dişlerini (Diş İpi ile) Temizle

Gene buraya girecek kadar önemli olmayan bir tavsiye.

49- Günde Bir Öğünü Ailenle Ye

Haftalık 7 öğünün üzerine çıkıyorumdur herhalde.

50- Günde En Az Bir Defa Şükret

İşte en önemli tavsiyelerden biri. Çok sık yaptığım şeylerden biri, hayatta kötü ne olursa olsun.

Evet, 50 Maddenin sonuna geldik, kendim için de seneye dönüp bakabileceğim bir referans nokrası, değerlendirme oldu. Çok daha iyi listeler bulmak mümkündü ama bununla başladım, bakalım devamı da gelir belki. Daha iyisini buldukça onları da yazarım.

Muhteşem Bir Tiyatro Tavsiyesi: Karar Kimin?

Geçtiğimiz haftasonu 2 Tiyatroya gittim. Bir tanesi Kadıköy Süreyya Operası’nda sahnelenen çocuk oyunu: Kitap Kurdu Can Haylazlara Karşı diğeri de eşimle birlikte gittiğimiz gene Kadıköy’deki Ak’la Kara Tiyatro’sunda sahnelenen Karar Kimin? oyunu. (Hakkında detaylı bilgiyi ve biletini şuradan alabilirsiniz.)

İlk defa Tiyatro yazısı yazıyorum sanırım zira çok etkilendim, çok beğendim. Bir saniye bile heyecanı düşürmeyen zekice diyaloglarla bezenmiş, en temel felsefi soruları kendinize tekrar sormanızı sağlayan çok iyi bir oyun. İngiltere’de yıllarca kapalı gişe oynadıktan sonra ülkemize teşrif etmiş.

Bundan sonrası Spoiler’e girebilir o yüzden gitmeyi düşünenler okumayı burada bırakabilir.

***SPOILER***

Oyun bir trafik kazası ile başlıyor. Bir heykeltraşın boyundan aşağısının felç olduğunu ama zihinin son derece bilinçli bir şekilde işlediğini görüyoruz. Bu konuda 2005 En iyi yabancı film Oscar’ı alan Amenabar’ın Mar Adentro (İçimdeki Deniz) filminin senaryosu ile benzer. Bir süre sonra heykeltraş, son derece bilinçli olarak ötenazi (ölüm) hakkı için savaşıyor. Argümanı da şu: Ben elleriyle sanatıyla var olan bir kişiyim, yaşamımın anlamı, hayat bulduğum şey bu. Şu halimle bakıma muhtaç, sulanması gereken bir bitkiyim. Ölmeyi hak ediyorum, lütfen bunu bana verin.

Doktorlar kesinlikle böyle bir şeyin söz konusu olmadığını, Doktor olarak görevlerinin insanları öldürmek değil, yaşatmak olduğunu, şu anda depresyonda olduğunu ve her şeyin düzeleceğini söyleyerek kişiyi iknaya çabalıyorlar. Konu mahkemeye taşınıyor ve son karar girişte dağıtılmış olan kartlarla seyirciye kalıyor. Hakim diyor ki, bu kararı tek başıma veremem bunu seyirciye sormam lazım.

Ben tereddüt etmeden kartımı kaldırıyorum. Kişi eğer bilinci yerindeyse kendi ölüm hakkına sahip olmalı. Salonun büyük kısmı ise yaşamalı cevabı veriyor.

Oyun iki finalli bitse de beni çok düşündüren mutlu sondaki bir cümleye takılıyorum:  “Bak, sanatını icra etmenin tek yolu heykel yapmak değilmiş, sağlıklı çalışan beynin sana bu kitabı yazdırdı ve Dünya’da çok satanlar listesine girdin…”

Kartlar cebimizde, hakim diyor ki: Bu kartı alın, saklayın, ne zaman bir karar verecek olursanız bu karta bakıp olası sonuçlarını çok iyi düşünüp, tartın. Ben eve dönüyorum bir adamı öldürmüş olma ihtimalinin vermiş olduğu derin düşüncelerle, kartı kütüphanemin en görebileceğim yerine koyuyorum…

*** SPOILER***

Ruh Halimizin Efendisi Olmak İçin Bilmemiz Gereken 3 Temel Etken

Geçen günlerde “Bizi en çok etkileyen şeylerden biri: Ruh Hali (mood). Dolayısı ile ilk öğrenmemiz gereken konulardan biri de: Ruh Halimizin Efendisi Olmak.” diye yazmıştım. Bir süredir bunun üzerine düşünüyorum. (Şubat 2014’te arkadaşlarım ile bu konu üzerine konuşurken şu grafiği çizmişim) Eğer tek bir beceri edinme şansımız olsaydı, bunun ruh halini değiştirebilme becerisi olmasını istemez miydik?

Yaklaşık 3 ay önce bir Excel (daha doğrusu Drive) dosyasına başladım. Her gün 10 üzerinden kaç hissettiğimi Sabah, Öğle, Akşam olarak not alıyor, yanına da birkaç cümle ile neden öyle hissettiğimi yazıyordum. Uzun zamandır yaptığım en iyi şeylerden biri oldu, umarım uzun süre devam eder.

Bir süre sonra bu Excel dosyası kendimi disipline ettiğim bir sözleşmeye dönüştü. Zamanla bu dosya evden çıkarken buraya gireceğim notları düşündüğüm ve düşük not aldığım şeyleri yapmamaya çalıştığım bir tetik mekanizmasına evrildi. Mesela, pazar günü bütün gün evde yatmak, uyuşukluk yapmak ruh halimi aşağılara çekiyorsa pazar günümü önceden planlıyorum. Böylece beni daha keyifli, daha planlı olmaya iten bir davranış geliştiriyorum.

Bunun hakkında sonra bir yazı yazarım belki. Ruh halimi ele aldığımda bir kendini tanıma ve inceleme durumu ortaya çıkıyor. Peki ruh halini etkileyen şeyler nedir? Bu yazının ilk cümlesi olan twiti attıktan sonra Google’a “Master Your Mood” yazdım ve çıkan yazıları okumaya başladım. Bir tanesi beni çok etkiledi. Çünkü yola ruh haline 10 üzerinden puan verme ile başlamıştı. Benim geçtiğim yolu bir Psikiyatr eşliğinde devam ettiriyordu.

Ruh hali puanlama

Yukarıdaki tabloya göre kendini düzeltiyordu. Tanrılar Okulu’nda dediği gibi: Kendini gözlemlemek kendini düzeltmektir. Vaktimin ne kadarını kırmızı/yeşil bölgede geçirebiliyorum sorusuna cevap arıyordu.

Kırmızı Bölge: Hayat berbat

Turuncu Bölge: Benim hayatım berbat

Sarı Bölge: Benim hayatım güzel (Ve seninki değil)

Mavi Bölge: Bizim hayatımız güzel (Ve sizinki değil)

Yeşil Bölge: Hayat güzel.

Bu bölgedeki kişileri anlatan David Logan’ın güzel bir de TED Konuşması da mevcut, Türkçe altyazılı.

Hangi bölgede zaman geçirdiğimize sebep olan belli başlı durumlar var: Eğer sürekli dış odaklı bir yaşamımız olursa doğal olarak hayatımızı kırmızı bölgede geçiriyoruz. 2011 yılında Mutluluk  başlıklı bir yazı yazmıştım. Lütfen siz de okuyun, içinden bir bölümü aşağıya alıyorum:

“Gazetede yarın hava çok güzel olacak diye manşet varsa, ne güzel der geçeriz. Ama yarın fırtına geliyor yazarsa hemen gazeteyi alır en ince detayına kadar okuruz. Güzel bir manzara olursa bakmayız ama trafik kazasına bakarız. İnsan doğası gereği olumsuza odaklıdır. Bu odağı pozitife dönüştürmek için insan üstü bir çaba sarf ederiz. Bir çoğumuz gene de odağını değiştiremez.”

Bir de bu konuda Mutluluk Varsayımı kitabını çok tavsiye ederim. Mutluluk üzerine bilimsel olarak araştırmalar yürütüp, bazı sonuçlara varan Seligman’ın öğrencisi J. Haidt’in kitabı. Bir özetini şurada yazmıştım.

Ruh Halini Etkileyen 3 Temel Etken

1- Yukarıdaki kitapta da bahsedildiği ve araştırmaların gösterdiği gibi ruh halinin %50’si bize aileden miras. Genlerin tarafından belirleniyor.  Yani bunu değiştiremeyiz, yakınmak, suçu aileye atmak işe yaramaz. Dolayısı ile buna odaklanmak mantıklı olmaz.

2- %10 mevcut durumundan kaynaklı. (Biz bunu gözümüzde çok büyütürüz, hemen her şeyde suçu mevcut şartlarımıza atarız)

3- %40 ise bir amaca hizmet eden aksiyonlarımızdan (Intentional Actions) kaynaklı. İşte her gün ne yapacağımızı belirleyen en önemli göstergelerden bir tanesi bu. Eğer amaçsızca yatakta yatarsam, mevcut şartlarımın önemi %10, aileden de en süper genleri miras almış olsam bile en fazla 10 üzerinden 5’te kalabilirim. (Büyük ihtimalle 2-3 aralığında dolanırım) Kısa vadede değiştirebileceklerimizin 40/50’si aldığımız aksiyonlar, 10/50’si ise mevcut şartlar. Orta/Uzun vadede şartlarını değiştirebilmenin yolu kısa vadede aldığın aksiyonlardan geçiyor.

Ruh halini arttıramaya yönelik harekete geçmenin birçok yolu var. İyi müzik dinlemek de bunun bir parçası, doğru nefes almak da, spor yapmak, düzenli cinsel yaşam, anlamlı hayat arayışını bulmak ve bu uğurda en güçlü yanımızı kullanarak efor harcamak da.

Bu konuya Anlamlı Hayat Arayışı(m) Yazısında (En çok okunan yazımdır) bir giriş yapmıştım. Sözü daha fazla uzatmadan ruh halini arttırmaya yönelik taktikleri başka yazıya bırakayım. Ve şu sözle bu yazıyı burada bitireyim:

Ruh Halinin Efendisi Olan Hayatının Efendisi Olur!

Ali Koç Neden Kapitalizme Karşı?

Ali Koç G20 Zirvesi’nde Gerçek sorun Kapitalizmdir! konuşması yaptı. “Buradaki eşitsizliği anlamak için Einstein olmaya gerek yok. Paradigma değişmeli” dedi. Kendi bakış açımdan 2 sorunun cevabını vereceğim bu yazıda:

1- Gerçek Sorun Kapitalizm mi? Paradigma Değişmeli mi?

2- Bayram değil seyran değil Ali Koç neden böyle bir açıklama yaptı?

ali koc g20 kapitalizm

1- Gerçek Sorun Kapitalizm mi? Paradigma Değişmeli mi?

İktisat okumuş (Dersi yıl içerisinde Mehmet Altan’dan, yaz okulunda Kerem Alkin’den almıştım) bu ülkenin bir vatandaşı olarak hayatta en ilgilendiğim konulardan biri: Gelir adaletsizliği. Bu konuda sayfalarca analizim var, bir gün yayınlayacağım. Dünyadaki adaletsizliği anlatmak için burayı Gini Katsayılarına, verilere, teorilere grafiklere boğmayacağım, mümkün olduğunca sokak ağzı ile anlatacağım: Dünyada çok ciddi bir gelir adaletsizliği var, tıpkı Ali Koç’un dediği gibi bunu bilmek için Aynştayn olmaya gerek yok.

Peki bunun sorumlusu Kapitalizm mi? Büyük oranda. Çünkü Kapitalizm, insanların insanları sömürmesine en imkan tanıyan sistem. Paranın ve gücün çoğunluğunun nüfusun %1’inin elinde toplandığı, geri kalanların ise çoğunlukla açlık, sefalet veya asgari ücretle çalışmasına olanak sağlayan bir sistem. Adil değil, adil olma gibi bir iddaası da yok. İddaası şu: “Bu sistemde çok çalışan kazanır, sokakta yatan adamla ben aynı kazanacaksam neden çalışayım? Tabii ki adil olmayacak. Parayı gidip de sokakta yatan adama verirsen, o parayı çarçur eder. Ama Ali Koç’a verirsen o bu parayla yeni işler yaratır böylece işsizlik azalır…” gibi kabaca özetleyebileceğim bir bakış açısı vardır.

Sosyalizmin iddaası ise şudur: Herkes mümkün mertebe eşit olacak. İnsanlar lüks evlerde de oturmayacak, evsiz insan da kalmayacak. (Pratikte böyle olmadığını biliyoruz, mülkiyetin olmadığı durumlarda da devlet idarisini ele geçirmiş zümrenin kendini kayırdığı tarihte defalarca görülmüştür.)

Özetle, benim yıllardır bu konuda okuduğum kitaplar beni şu noktaya getirdi: Ne Sosyalizm ne de Kapitalizm pratikte işe yaramadı. Bizim daha adil, çalışanın hakkını aldığı ama başkasının hakkını gasp etmeye imkan tanımayan, bireysel yaratıcılıklarını körükleyip, kendilerini gerçekleştirebildikleri ama bunu para için yapmadığı yeni sistemlere ihtiyacımız var. Literatürdeki karşılığı sosyal kapitalizm ya da pazar sosyalizmi’ne yakın. (İskandinavya’daki sistem şu anda Dünya’daki en ideal sistem olarak gözüküyor. Ama onun kendine has durumları var. Çok iyi eğitim, kültür derecesi ve petrol gelirleri olması ile birlikte Dünya’nın beta ülkesini yaşayıp, bizim yüzlerce sene karşılaşacağımız problemleri çözüyorlar.) Neyse konuyu dağıtmayayım ve uzatmayayım. Cevabım belli: Gerçek sorun Ali Koç’un da dediği gibi Kapitalizm! ve Paradigma Değişmeli.

2- Bayram değil seyran değil Ali Koç neden böyle bir açıklama yaptı?

Ali Koç’un yeni nesil lider çıkışlarını takdir ediyorum. Daha adil bir sistem için adım atılması için konuşmak bile bir başlangıçtır. İlk olarak Ali Koç, Engels’e mi, Bakunin’e mi özeniyor acaba diye düşündüm. Tabii konumu sebebiyle ne sosyalist ne anarşist olabilir. Belki de Çiçek Çocuk olmanın ilk adımlarıdır bu 🙂

Tabii Ali Koç’un bu konuşmayı yapmasının nedeni Çiçek Çocuk olması ya da Sosyalist olması değildi. Dünya Tarihi üzerine çok araştırma yapmış, teorileri (özellikle Marx) okumuş bir kişi olarak şu konu net: Bu sistem sürdürülebilir değil, kendi kendini yiyecek.

Ali Koç’un ülkemizde başlattığı tartışma Dünya’da yaklaşık 10 senedir çok yoğun olarak tartışılıyor. Hem de en azılı Kapitalistler tarafından çünkü işin ucu kendilerine dokunuyor. Bu konuda kitap olarak 2013’te okuduğum New Capitalist Manifesto’yu çok tavsiye ederim. Konuyu en özet geçen konuşmayı 2012 yılında paylaşmıştım (maalesef İngilizce) Dolar milyarderi Venture Capitalist Nick Hanauer’in yapmıştı. 5 dakikalık TED Konuşması TED tarafından fazla muhalefet bulunmuş ve siteye yüklenmemişti. Özetinde ise şunu anlatıyordu:

Ben dolar milyarderiyim ama kaç tane kot giyebilirim, midem ne kadar yemek alabilir, kaç arabaya binebilirim? Eğer güçlü bir orta sınıf olmazsa bu sistem çöker. (Kendi kendini yer)

Ben ülkenin sisteminin daha adil bir hale gelmesi için hiç durmadan çalışmaya hazırım. Belki de geleceğim burada. O yüzden günün tartışmasını Ali Koç’un başlatmasından dolayı çok memnunum. Bu daha başlangıç, mücadeleye devam 🙂

Ekleme:

Hayat Üzerine Kısa Düşünceler 290

Ben de otobanda 120 ile giderken neden arabadan dumanlar çıkıyor diyorum, bundanmış.

A photo posted by Hasan Basusta (@hasanbasusta) on

Dünya tarihine bakarsan şunu göreceksin: İnsanlar er ya da geç adaletsizliğe başkaldırmış; sonunda buna sebep olanları ortadan kaldırmış. Adaletsizliğe maruz kalan milyonlarca insan önce şiddete sonra siyasi temsile kavuşmuş. Mağdur edildikçe de temsiliyetlerini artırmışlar. 

Ormanda bir kulübede yalnız başına oturup yağan yağmurun sesini dinlemek “wabi’ydi” örneğin…

Hayat Üzerine Kısa Düşünceler 289

Ne yapacağını bilmezken acele etmek yanlış yöne son sürat gitmek de ne anlamsız. Acele etMEmek nadiren zaman kaybı oldu benim hayatımda.

Halil Bezmen Kendime İtiraflarım

Türkiye’de uzun vadeli plan yapmak doğru değilmiş. Burası İsviçre değil; bizde tavla oynanır satranç değil, zar önemli. (Kitap: Kendime İtiraflarım, Halil Bezmen)

Ben ilham alma sektöründeyim. Umarım ölene kadar çalışırım! Esas işimi yapmak için doğru yerde. Mesaideyim. Hakan Günday

Hayat Üzerine Kısa Düşünceler 288

Oğlumla çocuk kitabı bakarken elindekileri sallayarak: Türk çocuklarına Süperman’leri, Yarasaları kahraman diye yutturuyorlar dedi birisi. Asıl kahramanlar Atatürk ve silah arkadaşlarıdır; alın bu kitabı çocuk tarihini öğrensin vs. diye bağırdı adeta. Ben de doğru ama bu kitapta çok savaş var, bu yaşta (4) okuması çok uygun olmaz dedim. SAVAŞ DEĞİL O, VATAN SAVUNMASI!! dedi, sinirlendi gitti. Bu da böyle bir anımdır.

Konu Batman’den açılmışken; gerçek kahramanın sistem savunucusu Batman değil, anarşist Joker olduğunu savunanlar bende yeni ufuklar açmıştı.

Benim kahramanlarım zamanla çok azaldı. Kahramansızlıktan daha tehlikelisi de insanın tek kahraman olarak kendini görmesiymiş.

İnsanın kahramanı o kişi hakkında çok şey anlatır. Beyaz yakalıların kahramanları yarasalar, Atatürk’ler değil Kafka’nın Gregor Samsa’ları.

Hayat Üzerine Kısa Düşünceler 287

Gece Üstadıma sordum kaç kez: Bana bu dünyanın sırrını söyle tez Üstadım cevap verdi gülerek: “Bu sır ancak bilinir söylenemez.” (Mevlana)

Bilgeliğin dudakları onları anlamayan kulaklara kapalıdır. Öğrencinin kulakları hazırsa onu bilgelikle dolduracak ağız gelecektir. (Kitap: Kybalion – Yedi Kozmik Yasa : Antik Mısır ve Yunan Hermetik Felsefesi)

Kişi tek kişiden başka her şeye kayıtsız kalıyorsa sevgisi sevgi değil, genişletilmiş bencilliktir. Karl Marx.

Her şeyin hızla normalleştiği yıllardayız. İnsanlar daha mı ahlaksız? Belki ahlaksızlık aynı ama daha kolay ayyuka çıktığı için önemi az.

Hayat Üzerine Kısa Düşünceler 286

Dedesi çamurdan heykel yapmayı gösteriyor Egemen’e. Bizimkinin ilk eseri sürpriz olmadı: Araba

A photo posted by Hasan Basusta (@hasanbasusta) on

İlk deneme pek başarılı gelmedi bana. A photo posted by Hasan Basusta (@hasanbasusta) on

Çocuğuna “Eşşek Sıpası” (yavru eşek) diye kızan bir neslin özeleştirisi başka şeyde olsa bambaşka bir ülkede yaşıyor olurduk.

Sahip olmaktan ziyade sahip olduklarınla arana mesafe koyabilmek başarı.

Hayat Üzerine Kısa Düşünceler 285

Her şeyi mantık düzlemine oturtup rasyonalize ettikçe bana heyecan veren her şeyi kaybettim. Bu da hiç mantıklı bir hareket olmadı.

Felsefe en yüksek entelektüel ARAYIŞ, o da SORUların azına CEVAP verebiliyor. Bir yerlerde keşfedilmeyi bekleyen bilgiler var. BULUNAMIYOR.

scientology.org ‘a baktım da, modern insanın arayışını kişisel gelişim, din, bilim ekseninde bir metodolojiye oturtup pazarlamışlar.

Kendimizi ülkede olup bitenlerden sorumlu hissetmek mantıklı mı? Gerçeği değiştiremediğinde Dünya’ya bakış açımızı değiştirmek bencillik mi?

Pozitif Psikoloji üzerine harika bir TED Konuşması. Aynı zamanda çok iyi bir akademi, veri ve istatiktik eleştirisi: