Hayat Üzerine Kısa Düşünceler 252

Heidegger Varoluş

Kendini gizli özne olarak tutmak suretiyle kendi varoluşunu ıskalamak…

Varoluşunu anlamlandıramamış, sistemin dayattığı ile kendi doğası arasına sıkışmış insan profili.

(Nobel ödüllü) Dario Fo’nun Bir Anarşistin Kaza Sonucu Ölümü’nü izlemiştim tiyatroda. “Başımız dimdik yürüyoruz çünkü boğazımıza kadar boka battık.” Bugünün siyaseti.

“İşten kaçtığında ne ile ilgileniyorsan, işte sana yapman gereken iş” diye bir şey okumuştum. Ne kadar doğru…

Bizi daha güçlü kılan 16 acı gerçeğin listesi. Kabul ettikçe rahatlıyorsun, bir daha hiçbir şey eskisi gibi olmuyor.

Hayat Üzerine Kısa Düşünceler 251

Çocukken izlediğim, o zaman bana en dokunaklı gelen 3 Türk filmi: 1. Uçurtmayı Vurmasınlar 2. Canım Kardeşim 3. Kuduz (Çocuklar Çiçektir)

Pazartesi sabahları Platon’un idea(list) Dünyasından Aristo’nun ayakları yere basan Dünyasına geçişi hatırlatıyor bana.

 Dinler üzerine bir hikaye: Selahaddin Eyyubi ve Bilge Nathan. (Lessing, 1779)

Grand Budapest Otel’i izledim. Çok iyi bir hikaye daha. Zweig’in Satranç’ını okumuştum yakın zamanda. Ne muhteşem bir hikayeci.

Anlamlı Hayat Arayışı(m) – Hayat Üzerine Kısa Düşünceler 250

Hayati kararlar verirken bana çok faydası olmuş bir adamı anlatacağım bugün. (Eserlerini okumaya vaktiniz yoksa bile yukarıdaki TED Konuşması’na mutlaka göz atın.) 30’lu yaşlarımın başındaki anlam arayışında karşılaştım Seligman’la. Sürekli olarak anlamlı hayat nedir, hayatımın geri kalanında ne yapmalıyım sorularını sorarken benim gibi analitik insanlara müthiş bilimsel açıklamalar sunan Pozitif Psikoloji’nin kurucularından saygın bir Profesör.

Sadete gelirsek, mutlu hayat nedir, nasıl olur sorusunun 3 ana cevabı var. Okusanız ömre sığmayacak bu konuyu ben size hızlıca özetleyeyim.

1- Keyifli Yaşam: Yani hazcı (hedonistik) yaşam. Sürekli bir sonraki keyfin peşinde koşmakla mutluluğu elde edebileceğini düşündüğün yaşam tarzı. Her seferinde eşik yükseldiği için fazlasıyla değişken, depresyon ve hayattan keyif alamamayı tetikleyen mekanizmaların peşinde koşmanın mantıksızlığı çıkıyor araştırmaların sonunda. Rock-Star mutluluğu gibi, sahnedeyken çok iyi hissediyorsun kendini ama sahneden inince mutluluk seviyen yerlere düşüyor. Hazzın kaçınmak gereken bir şey olmadığını söylemekle birlikte buradaki erdem dengede yatıyor.

2- Huzurlu Akış. Mihaly Csikszentmihalyi’nin teorisi bu konunun yapı taşlarından. Onun da TED Konuşması’nın linkini vereyim. Türkçe özetini aşağıdaki görselde çizdim.

Mihaly Csikszentmihalyi Akış Mutluluk

Eğer hayatta karşılaştığın zorluklar becerilerine 45 dereceye yakın bir açı yapıyorsa o zaman Akış’ta oluyorsun. Bu bir ressamın saat 18.00 oldu, resim yapmayı bırakayım dememesi gibi, spor yapmayı seven bir kişinin spor yapması ya da çocuğumuzla oyun oynadığımız zamanlardaki gibi anları tüm hayata ölçeklemek aslında. Eğer karşılaştığımız zorluklar becerilerimize göre çok yüksekse sonuç hayal kırıklığı ve tükenme (burn-out) oluyor; becerilerimiz yüksek, zorluklar azsa (bore-out) yani sıkıntıdan patlama meydana geliyor. Amaç ne sıkıntıdan patlamak ne de tükenmek; Akış’ı yakalayabileceğimiz bir hayat tasarlamak aslında. Bunun için zaman zaman açıyı bozabiliriz ama nihai hedef 45’e yaklaşmak.

3- Anlamlı Hayat: Üçüncü ve en az kişiye nasip olan yaşam tarzı ise şu: En güçlü yanını bulmak ve bunu kendinden daha büyük bir amaç için harcamak. Ben bunu Türkçeye “dava insanı olmak”, kendini bir davaya adamak olarak çeviriyorum. Peki en güçlü yanımızı nasıl bulacağız? Seligman bunun için bir test geliştirmiş (VIA Survey of Character Strenghts), 240 sorudan oluşuyor ve ne yazık ki ingilizce. Bunun dışında çok fazla bilimsel test de bulabilirsiniz tabii ki. Ben Seligman’dan devam ettiğim için bunu örnek olarak seçtim. Bu 240 sorunun sonunda en güçlü yanımın: Love of Learning yani Öğrenme Aşkı olduğunu tespit etti.

Yani benim için daha anlamlı bir hayata yaklaşmanın yolu: Mesaimi, öğrendiğim konuları bir tek kişiye bile olsa fayda sağlayabilecek uğurda harcamak. Bu blog yazıları bunun bir parçası, verdiğim konferanslar, danışmanlıklar, üniversitede verdiğim dersler hepsi bunun bir parçası aslında. Ben büyük resmi sonradan anladım.

Hayat Üzerine Düşünceler başında bu yazıdaki konuları anlattığım, hayatımızda ne yapıyoruz, başarı sandığımız şeyler gerçekten başarı mı gibi konuları işlediğim bir eğitime dönüştü 2014 yılında. Bu uğurda okuduğum yüzlerce kitabı ve binlerce filmi filtreleyip anlattığım 2 saatlik bir sohbet. Bu yazıyı sonuna kadar okuduysanız bana mutlaka bir mail atın, belki bir yerlerde sohbet etme imkanımız olur.

Hayat Üzerine Kısa Düşünceler 249

İyi çevirinin değerini nasıl bu kadar geç anladım, düşündükçe şaşırıyorum.

Sapere Aude: Bilmeye cesaret et!

Ne olduğu bilinmeyen sırlara ermek için bunca okuma. Sonunda Simyacı gibi en yakınımızda çıkacak ya hazine, ben ona yanıyorum!

Huzura giden en kestirme yollardan biri: Bizim için önemli olan insanların beklentilerini yönetmek.

Bana akıl danışmak için gelen gençleri genelde 301 ile daha yetkin arkadaşlarıma yönlendiriyorum, değerlerini kaybetmesinler diye! 302 yönlendirmesi yaptıklarım da var. (Gelen cevaplardan beğendiğim bir tanesi)

Hayat Üzerine Kısa Düşünceler 248

Ömer Hayyam geliyor her cenazede aklıma. Ne garip…

Homer Simpson, kiliseye gitmediği için kendisine kızan Marge’a soruyor Ya yanlış dini seçtiysek ve her hafta Tanrı’yı daha da kızdırıyorsak? İzlemek isteyenler için Simpsons, Season 4 Episode 3: Homer the Heretic. (1992)

Çok keyif alarak okudum: Benim Kitaplarım. İlber Ortaylı, Celal Şengör, Orhan Pamuk, Elif Şafak, Çetin Altan gibi 35 kişinin kütüphaneleri, en sevdikleri kitaplar, kitap peşinde geçirdikleri yıllar…

İş hayatındaki en önemli anlardan biri: CV yollama yerine doğru yöneticiyi bulup, kendini O işe aldırmaya ikna etmenin önemini anladığın an.

Serendipity, ne hoş bir kelime. Bir güzeli ararken diğerine ulaşmak…

Hayat Üzerine Kısa Düşünceler 247

Mantıklı İnsanın Varoluşsal Arayışı, son gelinen nokta: Çocuklar sakın gelmeyin, tünelin ucu bombok bi’ yere çıktı.

“İnsan hür doğar, oysa her yerde zincire vurulmuştur.” diye başlıyor Toplum Sözleşmesi (J.J.Rousseau) Müthiş kitap girişinden belli olur.

Bu Dünya’da kötü insanlar kadar iyi insanlar, günü karartanlar kadar günü kurtaran kahramanlar yok mu sanki?

Zincirin son halkasından sistemi çözdüğünü zanneden kişileri görünce aklıma hep İsmail Abi geliyor. Aslında bu sistem hiç göründüğü gibi değil. Olaylar, olaylar… Hepimiz İsmail Abi’yiz.

Uzun vadede mutluluk % 90 oranında neye bağlı? Harvard’lı psikolog Shawn Achor TED’de anlatıyor. Mutlaka izleyin.

Hayat Üzerine Kısa Düşünceler 246

A photo posted by Hasan Basusta (@hasanbasusta) on

Nizamülkmülk’ün Siyasetnamesi. Kitap bin senelik, konular güncel.

Gene gündemde olan 2350 senelik kitaplardan diğeri de Atinanıların Devleti, Aristo.

Birkaç kitap daha tavsiye edeyim yeri gelmişken: Steven Zweig’ın Satranç’ı, Halil Cibran’ın Kum ve Köpük’ü son zamanlarda okuyup çok beğendiğim eserler. Halil Cibran kelimeleri bu hayatta bana en çok hitap eden yazarlardan. Geç tanıştığın için üzüldüğün bir dostun gibi.

halil cibran kum ve köpük

Hayat Üzerine Kısa Düşünceler 245

Beynimi vücudumdan çok çalıştıracağım bir spora ihtiyacım var, yoksa sıkılıyorum. Öneriniz varsa alırım.

Biz Uzaylı Zekiye ile büyüyüp Otostopçunun Galaksi Rehberi ile uzay komedisine şapka çıkarmış nesiliz, kimse espiri kapasitemizi zorlamasın.

Absürt komediyi Kaygısızlar ile tanıyan; Salak ile Avanak, Monthy Python, Zelig’e farklı entelektüel bakışla gülebilen glocal nesil.

Bob Ross’ u izliyorum TRT’de. Hem resim hem de hayatı mahvetmemek için harika bir ipucu veriyor: Yaptığınızı beğenip ölçüyü kaçırmayın. 🙂

Hayat Üzerine Kısa Düşünceler 244

Bir işten aldığın keyif, o işten aldığın parayı harcarken aldığın keyiften fazla ise, seni mutlu edecek mesleği bulmuşsundur. Çetin Altan

Veri ile ilgili bir proje, iş vs yaparsam ismini Veritable (Hakikat) koyarım. Gerçekleri gün yüzüne çıkartmak için.

“En iyi manzarayı tırmanırken değil, zirveden inerken görürsünüz.” Kimin bilmiyorum ama sağlam laf.

Ömrümüzün ilk yarısı kazanmakla, 2. yarısı kaybetMEmeye çabalamakla geçiyormuş! 35’ine doğru telaş bu yüzden. Ne kazandık ki, kaybedeceğiz?

Hayat Üzerine Kısa Düşünceler 243

wilsonuzgunum wilson

Yalnız başına adada değil şehirde kalabalıklar içinde “Wilson’ı bulduğuna sevinen Chuck Noland yalnızlığı”, ne garip.

Kafamdaki soruları cevaplama makinası Google değil Youtube. Daha önce benzer yoldan geçen kişilerin izlediği yolu tavsiye ile geçiyorsun. “Arif’in Manchester’a attığı golü ararken nereye geldim” içgörüsü süper. GS ve Songül Karlı ile ilgilenen kişi tam istediği videoyu izliyor. O videonun varlığından dahi haberdar olmadan. Benimki de öyle, “Peki ama?” dediğim her sorunun cevabı sonraki videoda. Videoların sonu yok!

Öğrencilere filmin ne hakkında diye sorarım ve hemen sonrasında kes sesini ve otur derim. Eğer oturursa şansı yok! Bütün işhayatı “Kes sesini ve otur!” üzerine kurulu ve buna rağmen hikayeni anlatmaya devam etmezsen hazır değilsin demektir. David Fincher

david fincher film

En sevdiğim David Fincher filmleri listesi:

1. Fight Club

2. The Game

3. Gone Girl

4. Girl with the Dragon Tattoo

5. Seven

6. Benjamin Button

7. Zodiac

8. Panic Room

9. Social Network

Ve jüri özel ödülü: House of Cards’a. Bir kişinin siyaset ile ilgilenip bu diziden keyif almaması çok az ihtimal.

Hayat Üzerine Kısa Düşünceler 242

Dan Gilbert en sevdiğim TED Konuşmacılarından. Vaktiniz varsa yukarıdaki 3 videoyu mutlaka izleyin.

Satış, Pazarlama çalışıp uygularken öğrenilen upsell, crossell gibi kavramlar hayatın gidişatında uplearn, crosslearn’e dönüşmüyorsa işiniz çok zor.

Ama bir bilgi düşün, öğrenmek için Dünya’daki bütün kitapları okuyorsun; yok! Kitapta yazabilecek bir bilgi değil çünkü, bu düzlemde bulunamaz.

O zaman Prestige’den bir diyalog geliyor aklıma: Siz sırrı bilmek değil, kandırılmak istiyorsunuz.

Dünya’nın adil olduğunu düşünen var mı? Adil olmayan bu Dünya’da insanın mutluluğu neye bağlı? Donald Winnicott özetlemiş: Dışsal politik faktörlere vs. değil çocuğun yetiştirilmesine.

Bizlerse çocukları ihtiyacı olduğu gibi değil, ihtiyacımız olduğu gibi yetiştiriyoruz.

Hayat Üzerine Kısa Düşünceler 241

Ömründe neye bu kadar heyecanlanıp, mutlu oldun? (Adorable Puppy Excited See Owner)

Kafka’nın Milena’ya, Nazım Hikmet’in Piraye’ye Mektupları gibi klasikler ne olacak gelecekte? Ahmet’in E-mail’leri, Facebook mesajları, SMS’leri, Whatsapp’ları.

Platon’un mağara alegorisi üzerine düşünceler diye yeni seri mi yazsam, ne yapsam? Günümüze uyarlayıp mağaza alegorisi mi yazsam, ne yapsam?

Aydınlığın ışığı mağaradan çıkan gözleri acıttığında kim destek olacak? Gücü gözleri güçlendirmeye yeter mi? Işığı mı kapatacak, ne yapacak?

-Nasıl bu kadar mutlu olabiliyorsun?

-Çok basit, mutsuzluğa dayanamıyorum. (Twice Born’dan bir diyalog)