Hayat Üzerine Kısa Düşünceler 195

Mutluluk Varsayımı J. Haidt

J. Haidt mutluluk üzerine harika bir eser yazmış: Mutluluk Varsayımı. Bilimsel bir eser ancak bu kadar güzel ve halk dilinde anlatılabilir. Alt başlığı her şeyi açıklıyor: Modern Gerçekliği Kadim Bilgelikte Bulmak, binlerce yıllık metinleri incelemiş ve modern gerçeklerle harmanlamış.

Birkaç genelleme paylaşayım kitaptan:

Dindar insanlar ortalama olarak dindar olmayan insanlardan daha mutludur.

Alımlı insanların daha mutlu olduğuna inanırız ama bu yanlıştır.

Para ancak en düşük gelir dilimindeki kişilere mutluluk getirir.

İnsanin ortalama mutluluk düzeyinin %50 oranında kalıtsal olduğu buluşu ilginç. Dezavantajlı da olabilir avantajlı da.

Avantajı şu: Mesela şimdi bir mutsuzluk yaşıyorsun sonra büyük ölçüde genlerin tarafından belirlenmiş mutluluk düzeyine geri dönüyorsun.

Felç geçirsen de piyango da çıksa bir süre sonra alışıyorsun. (Uyum İlkesi) Ama iş yerinin eve uzaklığı ve trafiğe alışılmıyor. Çok ilginç.

Hayat Üzerine Kısa Düşünceler 194

30’un üstündeki insanların çoğuna göre hayatın en önemli dönemi 15-25 yaşmış. (Entelektüel gelişim, hayatı anlamlandırma ve yol ayrımları sebebiyle.)

İyi mi kötü mü bilmem ama ben bu 3 sebebi değerlendirdigimde en önemli dönemim bulunduğum yaş sonrası (32+) gibi geliyor bana.

En Önemli’den kasıt: Üstesinden gelinmiş talihsiz bir olayı da içeren; olayların geri kalan yaşam üzerinde en büyük etkiye sahip olduğu dönem.

Gündem bizi içine çeken bir bataklık, bizler onun sinekleriyiz. Twit atmanın marjinal faydası kahvede vatan kurtarmaktan biraz yüksek.

Dövme yaptırmak ne büyük bir karar. Bir şey seçiyorsun ve bunu ömrün boyunca vücudunda taşıyorsun. Rastgele beğenip yaptıran var. Ben düşünmüyorum ama yaptırsam Yin&Yang simgesini yaptırırdım herhalde.

Hayat Üzerine Kısa Düşünceler 193

Anlatmaya kelimeler yetmeyecek bir hikayem var: Her ikisi de çocuk yaşta yetim kalmış 2 dedenin (ilk) torun sevgisi. Ben mecburi kötü baba.

Ve 4 Dede’nin bir tanesini bile görememiş anne-babanın yakından izlediği torun-dede ikilisi.

Endişeyi optimize etmek de uzun yaşamın sırrı herhalde. Gereğinden önce endişelenmek lanet; tam zamanında endişelenmek cankurtaran.

Fazla düşünmek en önde gelen depresyon sebebiymiş. Beni şimdilik mutlu ediyor. Mutluluk grafiği uzun vadede çift horgüçlü deve olabilir. Henüz ilk hörgücü tırmanıyorum.

En zor zamanlarda bile yalan söylemek zorunda kalmamak, en büyük zenginlik…

Hayat Üzerine Kısa Düşünceler 192

Voltaire; 1759’da yazdığı Candide ya da İyimserlik eserinde tüm Dünya’yı gezip en sonunda cevaplarını en büyük Türk filozofu sayılan Derviş’te arayan 2 filozofun hikayesini anlatıyor. Kitap boyu başına gelen binbir türlü felakete rağmen (soyulma, işkence, defalarca ölümden dönme vs.) teslimiyetçilik ve “her şeyin iyi olduğu inancı” ile mutluluğun peşinden koşan bir kahramanın hikayesi.

Candide, Türk Dervişi’nden de ümit ettiği cevaplardan ziyade kaderci “Sus ve bunlara karışma” cevabını alıp kapı yüzlerine kapanınca yürümeye başlıyor. İşte orada tüm hayatını değiştiren “temiz yüzlü ihtiyar Türk” ile karşılaşıyor. Kızları ve oğulları ile “kendi bahçesini ekip biçen” adamın ikramları ile derin düşüncelere dalıyor.

Değiştiremeyeceği konularla (siyaset vs.) hiç ilgilenmeyen temiz yüzlü ihtiyar kendilerine yetecek kadar bahçesinde çocukları ile birlikte 3 amaç için çalışıyor: Can sıkıntısı, kötü alışkanlıklar ve yoksulluğu uzaklaştırma. Candide ise kitabın son paragrafında ve cümlesinde biraz hayatını boşa geçirmiş hissinin yarattığı hayal kırıklığı biraz da yaşamın anlam ve amacını bulmuşluk hissinin yarattığı mutluluk ile şöyle diyor: “Bahçemizi ekip biçmemiz gerek…”

Voltaire yaşamın anlami Candide

Hayat Üzerine Kısa Düşünceler 191

Beni biraz tanıyorsanız yapabileceğiniz en büyük iyilik: Hayat görüşüme maksimum etkiyi yapabileceğini düşündüğünüz kitabı tavsiye etmeniz.

Gelen cevaplara birkaç yorum yapayım: Ayn Rand çok tavsiye ediliyor. Bu kadar elime alıp bıraktığım kitap serisi yoktur. Savunduğu değerlerin çoğu bana uygun değil. Gladwell diyenlere, kendisini fazlaca popülist; barizler (10bin saat kuralı vs.) dışındaki çoğu argümanını da yetersiz bulduğumu belirteyim. Gene de yeni kitapları çıktıkça okuyorum, göz ardı edemiyorum.

Said-i Nursi diyenlere: Hiç okumadım, okumak istiyorum. Bir ara Yaşayan 100 Global Entelektüel Listesi’ne bakmıştım. Son derece yanlı bir liste olsa da 2 Türk vardı. Biri Fethullah Gülen diğeri Orhan Pamuk. İkisi de ağdalı dillerinden dolayı kitaplarını bitiremediğim yazarlar.

Diğer bütün yazarları ve kitapları listeye aldım. Bir kitapçıda göz gezdirdikten sonra kararımı vereceğim. Okuduklarımı gene bu blogda paylaşacağım.

Zihnin bomboş olsa (adeta bir “tabula rasa”) ve zihnini en faydalı bilgiler ile doldurmak tam zamanlı işin olsa nereden başlardın?

Hayat Üzerine Kısa Düşünceler 190

İngiltere’de yaşadığım yıllarda tüm dünyada konferanslar veren İskoç bir kanser profesörü ile aynı evde kalıyordum. Hep mikrodalga kullanıyordu.

Bir Türk olarak hemen sordum: Bu mikrodalga kanser yapıyor diyorlar, doğru mu? Cep telefonu kullanıyor musun diye sordu. Evet dedim.

İyi o zaman endişelenmene gerek yok diye cevap verdi ve ekledi: Ben en çok sigara içenlerin bu soruyu sormalarına gülüyorum 🙂

Az önceki gökgürültüsüne büyüklerin tepkisi: BOMBA gibi patladı. Oğlumun (3) tepkisi: BALON gibi patladı. Büyümesek diyor insan bazen.

Elektrikler nereye gider baba?

Hayat Üzerine Kısa Düşünceler 189

Platon, sorgulayan insanın geçtiği yolları 2400 yıl önce tespit etmiş, anlatmış. Devlet’i okumaya vaktiniz yoksa bile kitabın içindeki Mağara Benzetmesi sorgulayan beyinler için bir aydınlanma sağlayabilir. Bilgi konusunda şunu diyor Eflatun: Gerçeği ve hakikati aramayan 2 varlık vardır. Birincisi Tanrı’dır, ikincisi Bilgisiz İnsan Kitleleridir. Biri tam içindedir hakikatin, diğeri tam dışında.

Platon’u özellikle şunun için seviyorum: Bir usta olabilmek için ya ustanı geçeceksin ya da kendini geçen birisini yetiştireceksin. Kendimden biliyorum, “örnek alacağın” insanı bulmak kolay, önemli olan “örnek olacağın” insanı bulmak/yetiştirmek. Socrates’in öğrencisi, Aristo’nun Hocası’nın tabii ki Platon gibi olacaktı. Felsefenin ortanca çocuğu Platon; amacını bulmuş, yaşamış.

Kurtuluşun yolu bilgeliktir demiş Roger Bacon; 1200’lü yıllarda, aydınlığın kitabını yazmış Opus Majus‘ta. Az duyulmuş, çok değerli bir eser. Benim dikkatimi şu bölüm çekti: Ne kadar eğitimli olursa olsun her insanın GERÇEĞİ KAVRAMASININ önünde 4 büyük engel vardır:

1. Hatalı ve değersiz otoritelere boyun eğme

2. Geleneklerin etkisi

3. Popüler önyargılar

4. Kendi bilgilerimizi göstererek hava atarken cahilliğimizi gizlemek.

Sinema 1001 TV’de Charlie Chaplin’in sessiz filmlerini veriyorlar, oğlumla izliyorum. 3 yaşındaki çocuk hepsine gülüyor, eğleniyor.

Bundan 100 sene önce, çocuk, genç, yaşlı, her dilden, her milletten insanın anlayabileceği, eğlenebileceği filmler yapmak inanılmaz.

Ben yemeklerimi yiy(e)cem; benim de senin gibi yüzümde dikenlerim çık(a)cak Baba!

Hayat Üzerine Kısa Düşünceler 188

Tolstoy, beynini kemiren o soruya yanıt arıyordu: Neden Yaşıyorum?

Tolstoy hayatin anlamini ariyor

tolstoy bilim ve felsefe

tolstoy varolus sanci

tolstoy varolus yanit

tolstoy geri çekildi

Hayat Üzerine Kısa Düşünceler 187

mutlulugun fotografi

 

Beni en etkileyen fotoğraflardan biri yukarıda diğeri aşağıda. Kelimeler kifayetsiz!

Depremzede Dede

İnsanın düşünme biçimi metaforlara dayanır. Yeni ve karmaşık şeyleri önceden bildiğimiz şeylerle ilişkilendirerek anlarız. (Lakoff, Johnson)

Metaforları çözen iletişimi çözer.

Birini ayıplamakta acele etme. Senin geçtiğin yoldan geçmemiş, senin kadar hızlı düşünemiyor olabilir. Unutma ki sen de bir zamanlar şu anda bildiklerinden bihaberdin. (Malcolm X)

“Bir cümlenin doğru, yanlış veya saçma olması o cümleye inanan kişi için fark etmez.” dedi Prof. İonna Kuçuradi. Ne doğru bir cümle.

Hayat Üzerine Kısa Düşünceler 186

Putların alacakanliginda nietzsche beni oldumeyen guclendirir

Nietzsche’nin belki de en önemli 2. sözü: Beni öldürmeyen şey güçlendirir. (Kitap: Putların Alacakaranlığında ya Çekiçle Felsefe Yapmak)

Bir çocuğa yere çöp atmamasını öğretmek yeterli mi, mikrop kapma pahasına yerden çöp toplanmasını da öğretmeli mi?

Birisi kendinden çok emin konuşuyorsa tek yapmanız gereken kendisine bir beden büyük soru sormak. Hak ver > Zoom out > Detaydan çık > Bir büyük resimden soru sor > En büyük resme gelene kadar tekrarla.

Toplumdaki eşitsizlik üzerine büyüleyici cümleler. Nasıl bir birikim varsa Zygmunt Bauman’da:

zygmunt bauman esitsizlik

Hayat Üzerine Kısa Düşünceler 185

kant egitim uzerine

Çocuğun idrak edeceği son şey… (Kant’ın 250 sene önce eğitimin amacı olarak gördüğü şey: Kendi kendine yeter hale gelmek…)

Felsefe okudukça şunu fark ediyor insan: Sorduğun ne soru varsa yüzlerce, binlerce yıl önce cevabı verilmiş. Doğru soruyu sormak mesele.

Tabii ki “Dün dünde kaldı cancağızım bugün yeni şeyler söylemek lazım” ama biz daha dün yazılanları okumamışız ki…

Söylediğimizi yeni zannetmemiz cehaletimizden.

Muhteşem bir söz: Hayat hakkında bilgimiz o kadar az ki, neyin iyi neyin kötü haber olduğunu bile bilmiyoruz… (Kurt Vonnegut)

Çocuk Eğitimi Üzerine

2014 yılında oğlum Fallik Dönem’e (3-6 yaş) girdiği için kendisiyle daha çok zaman geçirmeye karar vermiştim. Yukarıdaki videoda oğlum tam 2 yaş 9 aylık. 2,5  yaşından beri tüm harfleri, rakamları, renkleri vs. ingilizce sayabiliyor, tanıyabiliyor. Bu anne-baba için söylemesi çok ego okşayıcı bir durum olsa da, bir süre sonra bunu çok doğru bulmamaya başladım.

2014 yılında en önem verdiğim konulardan bir tanesi “Çocuk Eğitimi” oldu. Derinlemesine araştırmalarıma Kant ile başladım. Jean-Jacques Rousseau ile devam ettim. Anaokullarının verdiği eğitimlere baktım, bir çok metodolojiyi inceledim.

Kant Egitim Uzerine

Silikon Vadisi yöneticilerinin çocuklarının teknoloji olmayan okullarda okutması ilk başta şaşırtıcı gelmişti. Sonrasında mantıklı gelmeye başladı: Gelişen kullanıcı deneyimi (UX) ile insanların teknolojiye adapte olma sorunu azaldı. Yani “daha 2 yaşında ama iPad kullanıyor” övünülecek bir cümle değil. Önemli olan çocuğun teknolojiyi kullanması da değil ilk zamanlarından itibaren sanal değil gerçek bir dünyaya yoğunlaşması. iPad, telefon, online puzzle değil kağıt, kalem, çamur kullanması ve gerçek hayat problemlerine yaratıcı çözümler getirmesi.

Araştırdıkça ve doğru soruları sormaya başladıkça teknolojinin büyük resmin küçük bir parçası olduğunu ve bir anne-baba olarak görevimizin çocukların ahlaki açıdan en iyi şekilde yetiştirilmesi olduğu sonucuna vardım. Fallik dönemde çocukların vicdan ve ahlak duygusu gelişmeye başlar. Yani onlara ahlak bilgisi verebilmemiz için daha uygun bir yaş yok. Bu da ilk olarak her sordukları sorunun cevabını (örneğin neden yere çöp atmamalıyım, neden yalan söylememeliyim ya da muslukları kapatmalıyım gibi) anlayabilecekleri bir şekilde anlatmakla başlıyor. “Çünkü ben öyle istiyorum, çünkü ben senin babanım ben ne dersem o olur, çünkü günah, çünkü abiler / polisler kızar, çünkü arkandan ağlarlar gibi cevaplar vermeden anlatmak sanıldığı kadar kolay değil, ciddi birikim istiyor. Ve çocuğun geri kalan hayatı bu yaşlarda aldığı cevaplar ve izlenimler çerçevesinde şekilleniyor. Söylemeye gerek bile yok: Örnek olmanın etkisi tabii ki öğüt vermekten çok daha büyük.

Şu anda 3 yaş 3 aylık, henüz bir anaokuluna vermedik. Özel anaokulların çoğu çok yüksek paralar karşılığında “neytiv öğretmenler” ile çocuğa iyi bir teknik eğitim özellikle ingilizce vaadinde bulunuyor. Çoğu, doğal olarak içerisinde bulunduğumuz sisteme daha iyi çalışanlar / yöneticiler yetiştirmek üzere tasarlanmış. Ben biraz da doğu felsefesinin etkisiyle (özellikle Krishnamurti’nin Eğitim ve Yaşamın Anlamı kitabı çok sorgulayıcıdır bu konuda) araştırdığım eğitim metodolojilerinin talep edildiği gibi teknik eğitimi aşırı vurgulamasını çok doğru bulmadım. Reggio EmiliaWaldorf ve Montessori benim bakış açıma bir adım daha yakın okul öncesi eğitim yaklaşımlarında. Daha araştırmalarımın başındayım, konu ile ilgili tecrübeleriniz varsa aşağıda yorumlara veya Twitter hesabıma yazabilirseniz memnun olurum.

Hayat Üzerine Kısa Düşünceler 184

Nazim Hikmet Eserleri

Hiç Nazım Hikmet okumamışım bu yaşıma kadar. Ne büyük ayıp. Bugün 6’da kalkinca dayimin kitapligindakilere göz gezdirdim. Ne muhteşem eserler…

Tasavvur bilgiden daha önemlidir denseydi pek anlaşılmazdı ama müthiş çeviri olurdu. Ne muhteşem anlatmış yazar.

Sahip olduğu şartları bırakmamak için ait olmadığı ve ait olmak istemediği yerlerde çalışanlar kadar da az şeye üzülüyorum. (Kendimi tenzih etmiyorum çoğu zaman)

Statüko: Şu anda var olan fakat aslında öyle olmak zorunda olmayan durum.

Kapitalizm, seni anlam arayışını iş hayatında bulacağına inandırıyor. Ancak öyle olmadığını anladığında başka yerlere yöneliyorsun.

Hayat Üzerine Kısa Düşünceler 183

nasil yasamali

İnsanoğlunun karşısına çıkan açık ara farkla en önemli soru: İnsan nasıl yaşamalı? (Kitap: İsmail, Daniel Quinn)

Platon’un mağarasında zincire vurulu bir şekilde yaşamak mı, mağaradan kaçıp aydınlığın sebep olduğu büyük acılara dayanmak mı?

Bilgi mağaradan kaçmanın sebebi değil sonucu. Platon nasıl kaçıldığını anlatmıyor ama ona göre bilgi sadece hatırlayış zaten.

Bilgisini en fazla saklama eğilimi olanlar, o konu hakkında az bilgi sahibi olan kişiler oluyor genelde, az hatırlayanlar…

Özgürlük sevgisi doğal olarak insanda o kadar güçlüdür ki, bir kere özgürlüğe alıştığında insan; artık her şeyi onun uğruna feda edecektir.

kant özgürlük

Disiplinden yoksun (yani kendi kendini sınırlama becerisi gelişmemiş) insanlar gelip geçici her arzuyu, hevesi takip etmeye yatkındırlar. (Eğitim Üzerine, Immanuel Kant)

Hayat Üzerine Kısa Düşünceler 182

Deli İşte!

Bugüne kadar yazılmış en güzel Türkçe şarkı sözü “Halil İbrahim Sofrası” olabilir. (İnsanoğlu haddin bilir, kem söz söylemez iken…)

Konuşma orucu yaygın olsa ne güzel olur… “Çeneyi tutmak” ne güzel pratik hem kilo veriyorsun hem daha az konuşuyorsun.

İnsan Dünya içindir vs. Dünya insan içindir. Ayni kelimelerden oluşan ama bambaşka sonuçlar üreten iki görüş…

Mona Lisa Gülüşü’nden harika bir replik: Hiçbir kitap size ne düşünmeniz gerektiğini söyleyemez…

←Önceki