Sosyal Medya ve Eticaret Başarısı: Fab.com

Sosyal ticaretin en basit tanımıyla “Sosyal Medya ve E-ticaretin keşisim kümesi” olduğunu daha önce çok kez söylemiştim. Bugün bu kesişimi güzel bir şekilde başarıya dönüştürmüş bir örnekten bahsedeceğim: Fab.com Dünya’nın en hızlı büyüyen e-ticaret şirketlerinden bir tanesi. Daha 9. aylarında 1 milyon adet ürün satmayı başardılar ve sadece Aralık 2011’de 40 milyon dolar yatırım aldılar. Kurucuları bugün London Web Summit’te 20 dakikalık bir sunum yaptı ve birinci senesini yeni dolduran bu tasarım odaklı eticaret sitesinin neden başarılı olduğunu ve iş modelini nasıl değiştirdiğini anlattılar. Daha da önemlisi çok taze rakamlar verdiler. Merak edenler buradan izleyebilir, ben aşağıda en önemli bulduğum birkaç rakamı paylaşıyorum:

Benim en dikkatimi çeken rakamlardan bir tanesi bu. Birinci yılında 3 milyon üyeye ulaşmış olmaları büyük başarı ama daha da önemlisi bu üyelerin %50’sinin sosyal ağlardan gelmesi. Yanlış anlamadıysam sosyal derken neredeyse tamamı Facebook, %1-2’de Twitter ve Pinterest’ten geliyor. Arkadaşını davet et, doğası gereği sosyal bir kurgu ama ülkemizde hala ağırlıklı e-mail üzerinden gerçekleşiyor. Yakın zamanda, Facebook, Twitter gibi ağları üye kazanmak için entegre kullanmamak kabul edilemez olacak, bu belli.

Diğer önemli rakamlara gelelim:

  • Günlük “log-in’lerin” %40’ı mobilden geliyor. Çok çok önemli bir rakam, geleceğin “Sosyal Mobil Ticaret” olduğu aşikar. Toplumun kaç senede adapte olacağını hep beraber göreceğiz.
  • iPad kullanıcıları web kullanıcılarının 2 kat hayat boyu değerine sahip. iPad uygulamasını indiren kişilerin ilk hafta alışveriş yapma oranı: %10. Bu herhalde daha önce  sektörde görülmemiş bir rakam.

Dünya’da örneği var mı bilmiyorum ama ben açıkçası sadece tablet için tasarlanmış bir eticaret sitesinin ülkemizde oldukça başarılı olacağını düşünüyorum. Gene kritik öğe zamanlama, ipucu vereyim: hemen değil.

Fab.com büyük bir başarı olsa da gelecek eticaret sitelerinin yanında çok küçük bir başarı olarak kalacak bana kalırsa. Sosyal ağları iyi entegre etmişler, birinci adımları tamam ama önlerinde daha çok uzun bir yol var. Siteye özel sosyal medya kurguları ile alışveriş dönemi başladığında bu örnekler ve başarılar bize komik gelecek, buna eminim.

Hayat Amaçlarımdan Bir Tanesi

Hayatta amaçlarımdan bir tanesi Çanakkale’den Van’a, elinden ne geliyorsa karşılıksız yardıma koşan bu amcamızın ulaştığı bu yüksek mertebeye ulaşabilmek.

Tabii, bir diğeri Phronesis‘i burada anmasam olmaz.

Türkiye’de Sosyal Ticaretin Potansiyeli Yüksek

Campaign Dergisi Sosyal Ticaret’e 2 sayfa ayırdı ve mart sayısında çok güzel bir yazı yayınladı. Benim de görüşlerime birkaç defa yer verildiği yazıda Sosyal Ticaret’in nereye gideceği, ne kadar güvenli olduğu ve Türkiye’nin sosyal ticaretin neresinde olduğu konularına kısaca değinildi. Sunumlarımda verdiğim birkaç örnekten yola çıkarak yaratıcı sosyal ticaret uygulamalarından bahsedildi. Konuyla ilgileniyorsanız okumanızı tavsiye ederim.

Bana en çok sorulan konuların başında Sosyal Ticaret’in potansiyeli geliyor. Cevabım aşağıda, özeti ise şu: sosyal ticaretten verim alınabilmesi için henüz erken olduğunu ama başlamak için o kadar da erken olmadığını düşünüyorum. (Fotoğrafın üzerine tıklayarak büyütebilirsiniz.)

Webrazzi Eticaret12 Konferansı’nda Sosyal Ticaret

Webrazzi Eticaret Konferansı bence ülkemizdeki en önemli birkaç Eticaret Konferansından bir tanesi. Konuşmacılar da, katılımcılar da bu savımı destekler nitelikte. Markafoni kurucusu ve CEO’su Sina Afra, Doğan Online (ve Hepsiburada.com CEO’su) Yenal Gökyıldırım,  Gittigidiyor’un kurucuları ve daha bir çok saygı duyduğum, önemli isim ile aynı sahneye çıkmak benim için büyük şans. Yaklaşık 500 e-ticaret profesyonelinin katıldığı böylesine büyük bir konferansta Türkiye’de ilk defa işlenen bir konuyu anlattım: Sosyal Ticaret.

Sosyal Ticaret’i daha çok yazmak, daha çok konferansta anlatmak istiyorum. Kendisini sürekli yenileyen bir konu ve her konuşmamda mutlaka yeni bir şeyler eklenmiş oluyor. Ama zamanım çoğu zaman el vermiyor, bu yüzden sadece büyük konferanslara katılabiliyorum. Ben bu konuyu daha çok yazmaya çalışacağım. Siz de şimdilik konuşmamın kısa bir özetini Webrazzi’deki şu yazıda okuyabilirsiniz.

Hayat Üzerine Kısa Düşünceler 88

Dünya’yı olduğu gibi değil, biz nasılsak öyle görürüz. (Anais Nin) Çok güzel bir söz yalnız ben bu sözden şunu anlıyorum: Dünya kötü diyen bir insana, hayır Dünya kötü değil, sen kötü olduğun için öyle görüyorsun. (Ki bu benim hayat felsefeme çok uygun daha önce burada yazmıştım: Sen nasıl bir insansan hayat da öyle gider, her zaman değil ama eninde sonunda diye.) Dünya çok güzel bir yer dediğinde o senin güzelliğin demek gibi. Kültürümüzde, dilimizde de rastlarız bu sözlerin benzerlerine. Aşık Veysel’in “Güzelliğin on para etmez, şu bendeki sevda olmasa” sözleri gibi. Seni güzelsin diye sevmiyorum, ben sevdiğim için sen güzelsin. Ne kadar değişik bir bakış açısı.

Tanrılar Okulu’nun en vurucu özetidir “The World is such, because you are such.” (Dünya böyle, çünkü sen böylesin) Ama burada bir tutarsızlık görüyorum. Dünya kötü diyen birisine hayır sen kötüsün dediğimizde o kişiyi kötü olarak görme sebebimiz bizim kötülüğümüz aslında. Karışık gibi duruyor ama duru bir cümle. Üzerine biraz düşünmek gerekiyor…