Hayat Üzerine Kısa Düşünceler 71

Dunyanın çivisi çıkmışsa yapman gereken şey hayıflanmak değil, eline bir çekiç alıp çakmaya baslamaktir.

“Ne kadar mutlusun” ve “geleceginden ne kadar umutlusun” nüfus sayımı gibi toplu bilgi alınabilecek olaylarda sorulması gereken 2 soru.

Damladan vazgeç, okyanus ol. -Mevlana. Ne kadar güçlü bir söz…

Yüzde ısrar etme, doksan da olur. İnsan dediğin noksan da olur. Büyüklenme, elde neler var. Bir ben varım deme, yoksan da olur.” Mevlana

Devlet hastanesinde doğdum, ilkokul, anadolu lisesi, İstanbul Uni, Marmara… eğitimimi Devlet sayesinde aldım. Borcumu az az ödüyorum.

“NEXT BIG THING” Sosyal Medya ile E-ticaretin Birleştiği Yerde mi? Sosyal Ticaret Fırsatları – 1

Birkaç hafta önce, herkese 2012 trendleri soruluyordu, hatta #2012tahminleri Twitter’da Trending Topic’ti. 2012 Trendlerinde 2011 yılından farklı hiçbir şey yoktu, gerçekten. Sosyal medya çok büyüyecek, dijital pazarlamaya verilen önem artacak, e-ticaret hacmimiz artacak…  2012 tahmini olarak geçtiğimiz üç yıldan farklı olarak Şubat 29 çekecek yazılsa belki daha faydalı olabilirdi 🙂

Bu konuları uzun zamandır takip ediyoruz. 2 ana trendi biliyoruz: Sosyal Medya ve E-ticaret. Sosyal medya iletişimi yapmak ve markalarımızın ürünlerimizi internet üzerinden satarak satışlarımızı arttırmak. Bazen markafoni gibi siteler aracılığı ile bazen kendi internet sitemiz üzerinden.

Her zaman söylenen “Amerika’nın 10 sene gerisindeyiz abi” gibi kahvehane muhabbetleri en azından Sosyal Medya için geride kaldı. Türkiye olarak en büyük şansımız sosyal ağları Dünya’da en çok kullanan, en fenomen haline dönüştüren ilk birkaç ülkeden biri olmamız. Comscore verilerine göre Türkiye’de interneti olan insanların yüzde kaçı sosyal medya kullanıcısı, biliyor musunuz? %96.

Bir diğer konu özellikle Markafoni, Trendyol, Grupanya, Grupfoni gibi firmalar ile parlayan 2011 yılı, üstüste gelen on, yüz milyonlarca dolarlık değerlemeler, yatırımlar… Geçen gün paylaştım, 192 CEO, 2012 için genel olarak karamsarken, dillerinden düşürmedikleri, daha fazla önem verecekleri belki de tek ortak alan e-ticaret.

Sosyal medyayı biliyoruz, her gün yarısının giriş yaptığı 30 milyon Facebook üyesi gibi herkesin verdiği rakamları tekrar etmeyeyim. E-ticareti de biliyoruz, yukarıda anlattığım gibi. Peki ya bu ikisi birleşirse ne olur? Ya, önümüzdeki en büyük fırsat SOSYAL TİCARET ise, ya ticaret ya da en azından e-ticaret tarihinde hiç değişmediği kadar değişmek üzereyse? İşte bu sorunun cevabını verebilirsek, Sosyal Ticaret’teki fırsatları daha iyi anlayabiliriz.

Burada siteye Like, Tweet butonu koymak ya da sadece Login with Facebook entegre etmekten bahsettiğimi düşünüyorsanız çok yanılıyorsunuz. “Social by Design” konsepti çok önemli ama yeterli değil. Ayrıca, bu argümanların çoğu bana ait değil. Burada anlattığım fikirlerin bir çoğu şu anda Amerika’da, ağırlıklı Silikon Vadisi’nde konuşulan konular. Evet, sosyal ticaret yani Sosyal Medya ile e-ticaretin birleştiği noktanın “THE NEXT BIG THING” olma olasılığı yüksek. Şimdi, Sosyal Ticaret’in ne olduğu konusunda fikir sahibi isek NEDEN bu kadar büyük fırsat sorusunun cevabına daha doğrusu analizine geçelim. Amerika’yı bırakalım, ülkemizdeki rakamlara bakalım. Bir sonraki yazıda…

Not: Daha detaylı bilgi sahibi olmanız için ikinci, üçüncü ve dördüncü yazıları da mutlaka okumanızı tavsiye ederim.

Hayat Üzerine Kısa Düşünceler 70

Einstein’ın başarı formülü: “A=X+Y+Z”. A başarı, X çalışmak, Y çalıştığı konuyu oyun gibi görmek ve Z konuşmak yerine üretmek

Bazı kitaplar arkadaşlarım gibi. Bitince üzülüyorum, bitmesin diye okumuyorum aylarca…

Fazla odaklanmak sizi körleştirir (Too much focus will make you blind) (Endgame’den)

Hiçbir zaman para için bir şey yapmadım; bir şey yaptım, para etti. Ona ben bir şey diyemem 🙂 Cem Yılmaz

En büyük ahlaksızlık olabileceği kadar olamamak, yapabileceği kadar yapamamaktır. Bu topluma verebileceğimiz kadar vermemektir. Ahmet İnam en favori insanlarımdan.

Hayat Üzerine Kısa Düşünceler 69

Geleneksel-Dijital-Mobil döngüsünden ziyade yakinsamada daha dogrusu entegrasyonda fırsatlar daha büyük.

Trend: Otomobil ekranları (TV, bilgisayar, tablet ve cep tel.’den sonra) 5. ekranımız olacak. Cadillac UX Tech harika.

Karanlıktan korkan bir çoçuğu kolaylıkla affedebiliriz. Hayatın gerçek trajedisi bir yetişkinin aydınlıktan korkmasıdır. (Eflatun)

Kanatlı doğmamış kuş… 3 kelimede ne derin bir anlam saklı. Ceza & Sezen Aksu düetinden.

Bu ülkede, hassasiyet göstermenin, iyi bir şey yapmanın cezası tribünlere oynama hatta serefsizlikle suclanmaktir.

Hayat Üzerine Kısa Düşünceler 68

NFC (Near Field Communication) muhtemelen hayatımızı kısa vadede en değiştirecek teknolojilerden bir tanesi. Bunun için iPhone 4S yerine, iPhone 5 çıkmasını çok bekledim. Sebebi iPhone 5’in NFC ile birlikte gelecek olmasıydı. Bu arada NFC gelse nerede kullanacağım? Ben NFC’nin gelmesinden ziyade daha çabuk yaygınlaşmasını istiyorum. iPhone 5 ısrarım bundan.

Twitter’da “Trending Topic” olmak gazeteye manşet olmaktan daha önemli hale gelecek yakın gelecekte. TT olan konular manşet olacak yani.

İnsanlar karanlıktan değil, içindekinden; yüksekten değil, düşmekten korkar.

Sosyal sorunların bir cogu içinde bir is fırsatı barındırıyor. Daha anlamlı bir iş yapmamız için daha çok beklememize gerek yok belki de?

Kaybolduğunu düşünenler için: Kaybolmazsak, asla yeni bir yol bulamayız. John Littlewood

2011 Muhasebesi, İtiraflarım ve 2012’den Beklentiler

Bugün 2012’nin ilk iş günü. Twitter’da pazartesi sendromu söylemleri tavan yapmış. Ben ise ne yapacağımı düşünüyorum. Akşam için Google’dan, Ajanslardan arkadaşlar ile görüşeceğiz. Ama sabah da yalnız kalmak istiyorum. Evden çıkarken ne yapsam konulu bir münazara yaşadım kendi içimde. Aynı iş hayatındaki öğlen nerede yesek konulu tartışmalar gibi…

Neyse, sabah çıktım, otobüs durağında biraz bekledim, trafik var her zamanki gibi. Şöyle dedim şehirden uzak bir yere gitsem ama aklıma da bir yer gelmedi. Kadıköy otobüsü geldi, atladım, Kadıköy’de karar veririm dedim. Kadıköy’e geldim, bir baktım Adalar Vapuru yanaşıyor. Hemen atladım, insan gözünün önündeki seçenekleri nasıl değerlendiremiyor bir kez daha şahit oldum.

Hava mükemmel. Benim mükemmel hava kriterim vapurdaki açık alanda kaç kişi oturduğu. Ve yer yok. 2 Ocak 2012 ve vapurun açık alanında ayakta yer yok. İndim aşağıya, martılara simit attım (evet, yaptım bunu) Sonra Kınalıada’da indim. Oturacak, çay içecek bir yer aradım ama bulamadım, her yer kapalı. Kış aylarında buralara kimse gelmezmiş. Ne yazık!

Sahilde yosunların kokusunu içime çektim, denizde taş sektirdim, denize bakarken, martıları dinledim, neler anlatıyorlar acaba? İnsana keyif veren bu martıların hiçbirinin Jonathan (Livingstone) olmamasındaki çelişkiyi düşünürken oturdum sahildeki banka, bu yazıyı yazıyorum.

Evden çıkarken eşim sordu, nereye gidiyorsun diye, Kendimle buluşmaya dedim. Bazen gelmez buluşmaya, gelse de konuşmak istemez, bugün geldi. Keyfi yerinde, bana sorular soruyor, elimden geldiğince cevaplıyorum. Yoğun iş hayatı, aile hayatı, sosyal hayat derken hiç vakit ayıramıyorDum kendime. Artık, kısa bir sure için de olsa bu fırsatım var, müteşekkirim sahip olduğum her şeye…

Paylaşmayı seçtiğim konulardan dolayı –doğal olarak- hep kalender, her zaman keyfi yerinde bir kişi zannedilirim. Çoğu zaman için doğru olsa da her zaman değil. Keyifli olduğum zamanları sosyal ağlarda çok paylaşırım. Acılı zamanlarımı ise hiç paylaşmam. Çok arkadaşım uyardı beni mutluluğumu paylaşmamam konusunda, vazgeçmedim. Mutluluğun paylaştıkça arttığına inanırım da acıların paylaştıkça azaldığına inanmam. Geçen sene bugün dünyada en sevdiğim insanlardan babannemin üstüne toprak atıyordum mesela. Bir sene sonra tarih aynı olsa da yaşanan gün ne kadar farklı.

Bugün de amacım 2011’in muhasebesini yapmak, 2012’de neyi nasıl yapacağımı düşünmek ve yazmaktı. Bu yazıya kısmetmiş, başlığı değiştirmedim belki de yazarım böyle bir yazı. 2012’de daha iyi insan olmak istiyorum hepsi bu. Phronesis’e bir adım daha yaklaşmak, bir fark yaratmak için harekete geçmek istiyorum. 2011, felaketlerle dolu bir yıl olsa da, (özellikle ülkemiz için) beni mahçup etmedi. Zaten benim bir yerde mutlu olmamam çok zor. Ölümler, sağlık sorunları olsa da her şey olması gerektiği gibiydi. Ne eksik, ne fazla.

Çok sevdiğim işimden ayrıldığım, baba olduğum bir yıl 2011. 2012’nin bir bölümünü (dini ve akademik anlamından bağımsız olarak) “Sabbatical” geçirmeye karar verdim ayrılırken. Yani kendimi dinleyeceğim, daha çok kitaplara ve öğrenmeye vakit ayıracağım. Bu, yıllık izin gibi bir şey değil, yıllık izinde tüm süreçler devam eder, cebine mailer gelmeye devam eder. Bu çok farklı bir şey. Hayatımın geri kalanı büyük ihtimalle en az şu ana kadar geçtiği kadar yoğun geçecek. O yüzden 2012’nin bir kısmını biraz çocuğumla vakit geçirmeye, yurtdışı seyahatleri yapmaya, öğrenmeye ve daha çok insan tanımaya ayırıyorum. Tanıdığım her insan hayatıma renk katıyor. Bazıları siyah katsa da biliyorum onlara da ihtiyacımız var.

2012 için dileğim şu: Beyazlarımızın, siyahlarımızın ve morlarımızın eksik olmadığı bir yıl olsun, herkese sağlık, mutluluk, huzur getirsin… Amin.

   Sonraki→