Dünya Çapında Kampanyalar Yapmak

Türkiye’den dünya çapında kampanya yapmak mümkün mü? Aslında mümkün. Bence bunun üç bileşeni var:

1- Yaratıcı Fikir
2- Teknoloji
3- Uygulama (Execution)

Dünya çapında bir kampanya yapmak için müthiş yaratıcı, mümkünse espirili ama kesinlikle şaşırtıcı, şok edici, daha önce yapılmamış bir şey yapmak ve bunu birçok teknoloji ile bağlamak gerekiyor.

Biz konumumuz ve ilgi alanlarımız sebebiyle bir çok teknolojiyi birbirine bağlayabiliyoruz. Facebook, Twitter, Mobil, QR Kodları, Lokasyon Bazlı Servisler, Mobil Ödeme…

Hal böyle olunca ortaya çoğu zaman şöyle bir kampanya fikri çıkıyor. Tamam işte, QR Kodun fotoğrafını çeksin, oradan Facebook’a gitsin, buradaki postu Twitter’a göndersin, sonra bu yorumların toplamını alsın, bunları kendi arasında sıralasın… gidiyor da gidiyor.

Müthiş bir fikir, müthiş teknolojiler de kullanıyor olabilir. Ama teknolojileri basitleştiremediğimiz sürece yaptığımızı ancak bizim gibi birkaç bin insan anlayacak, uzun bir süre kitlelere yayılamayacak. Zamanının ilerisinde olmak, bunu avantaja dönüştüremediğin sürece büyük dezavantaj. Bir teknolojiyi zamanından önce kullanmak, en az zamanından sonra kullanmak kadar manasız. Bunun optimum bir zamanı var. O zamanı yakalamak çok kritik.

Özetle, teknoloji ile basitliği (simplicity) birleştirdiğimiz noktada dünya çapında kampanyalar yapacağımızı düşünüyorum. Bunun en basit örneği Facebook, sayfaya girdikten sonra hiçbir şey yapman gerekmiyor, haberdar omak istediğin tüm haberler ana sayfandan aşağı doğru akıyor. O kadar basit, herkes kullanabilir. Bu yüzden 24 milyon Türk kullanıyor. Böyle fikirlere ve uygulamalara ihtiyacımız var. Arayışımız sürüyor 🙂

Geleceğin Reklamcılığı: Facebook

Eski reklamcılık mantığı şuydu: Milyonlarca kişiye reklamını göster (yani spam yap) aralarından küçük bir kısmı reklamların ile ilgilensin, ürünümüzü satın alsınlar. Yani, televizyon başında dizimizi izlerken  kadın çorabı reklamı izlediğimiz yıllardan bahsediyorum. Halen devam etse de klasik manada televizyon reklamcıığının artık çok fazla vakti kalmadığını söyleyebiliriz.

Peki reklamcılık nereye doğru gidiyor? Cevabı basit: Yüksek hedefli reklamcılığa. Yani en basit mantıkla ben erkeksem bana kadın çorabı gösterme.


Peki reklamlar ne kadar spesifikleşebilir? Çok fazla. Nişanlı 18-24 yaş arası kızlara gelinlik reklamı gösterebilirim. Boğaziçi’nde okuyan öğrencilere Boğaziçi Üniversite’sinin şenliklerinin reklamlarını gösterebilirim. Hatta, doğumgünü olan kişilerin doğumgünlerini kutlayabilirim. Seçenekler Facebook’taki bilgiler ile doğru orantılı.

Burada en önemli noktalardan bir tanesi ”Likes and Interest” bölümü. Yani kişilerin hayran olduğu sayfalara göre hedefleme yapılması. Bunun anlamı şu: Eğer ürünün bir Çikolata ise, Facebook’taki Çikolata sayfasının 870.000 hayranına reklamlarını gösterebilirsin.

Daha da heyecanlandırıcı teknolojiler kapıda. Çok yakında hayatımıza Lokasyon Bazlı  – yani fiziksel olarak bulunduğun yerde- gösterilecek reklamlar girecek. Sonrasında mobil ödeme ya da Facebook Credits ile ekosistem tamamlanmış olacak ve ürünü satın alabileceğiz. Bu teknolojilere ise başka bir yazımda değineceğim.

Mobil Sosyal Medya Kullanıcı Profili

Yakın gelecekte bizi en çok ilgilendirecek konuların başında Mobil sosyal medya kullanıcısı geliyor. Türkiye’deki 24 milyon (şimdilik) Facebook kullanıcısının 10 milyonunun Facebook’a cep telefonundan girdiğini biliyoruz. Bu bizim için inanılmaz önemli bir oran. Yakın zamanda bu ağların geleceğinin nereye gittiğini açıkça gösteriyor. Bu konu gittikçe önem kazanırken bizim de mobil sosyal medya kullanıcı profilini tanımamız çok önemli:

Wave 5 raporuna göre profilimiz genel olarak erkek, evli, 25-34 yaşları arasında, yüksek gelire sahip, yüksek eğitimli, karar verici pozisyonda, bir ürünü ilk deneyen ve çevresini etkileyen bir profil. Çok geçmeden stratejilerimizi buna göre oluşturmaya başlasak iyi olur. Sonra geç kalabiliriz.

Hayat Üzerine Düşünceler 2

Dünya’da en başarılı olmuş insanların hayatını arastirirken, gördüğüm ortak özellik: Sürekli okumaları, ne kadar meşgul olurlarsa olsun.

Ben paylaşmayı sevmem dedi 3-4 yaşındaki cocuk. Annesi öyle bir kızdı, bağırdı ki seveceksin diye, artık paylaşmaktan zevk alması imkansız.

Adalet herkese eşit davranmamakmış. Oysa, hep tersini savunmuştum bugüne kadar.

Reklamcılığın gelecegi kapıda. Bu teknolojinin neleri degistirecegini bilmek, bu sürecin icinde olmak heyecan verici…

Kendine güvenmek ile kendini beğenmek arasında çok ince bir çizgi varmış.

Facebook Dublin (European Headquarters’a) Doğru

Birazdan Facebook – Dublin (European Headquarters)’a doğru uçuşa geçiyorum. Bu yazıyı da havaalanından yazıyorum.

Dublin’e gidiş sebebimiz ise Facebook’un Dünya’da Tavsiye Ettiği 49 Ajansı hem yeniliklerden haberdar etmek hem de ajanslar arası işbirliklerinin artması için Dublin’de toplamak istemesi ve bizi  davet etmesi. Biz de Promoqube olarak orada olacağız ve hem yaptığımız işleri biraz anlatacağız hem de bizim gibi ajansların neler yaptığını birinci ağızdan duyma fırsatı bulacağız.

Perşembe günü tüm gün Facebook’ta geçecek. Cuma günü için ayarlanmış birkaç toplantımız var. Aynı zamanda Google’daki arkadaşlarım ile konuştum. Google’a da uğradıktan sonra Cumartesi günü Dublin şehir turu yapıp, pazar günü geri geleceğim. Döndüğümde Facebook’ta öğrendiklerimi güzel bir yazı ile özetlerim. Dönünce görüşürüz 🙂

Hayat Üzerine Düşünceler 1

İletişimde altın anahtar, karşındakinin ne dediğine değil, ne demek istediğine odaklanmak.

Şirketler donanıma yatırım yaparken, donanımın sınırlı getirisi olduğunu anlamak zorundalar.Asıl yatırım yapılması gereken insan kaynaklarıdır.

İnsanların hayat kalitesini arttıracak çözümler sunmak, nihai vizyon…

Hayatım boyunca panik yapmamaya karar verdim.

İnsanların hayatlarını ve toplumun organize olma seklini değiştirecek o kadar çok teknoloji hazir ki. Sadece kitlelere yayılmadilar.