Facebook Places Açıklanır, Dünya Değişime Yaklaşır

Webrazzi’deki Nurettin’in yazısında şunu okudum: Turkcell büyük bir tanıtım kampanyasıyla Gezenzi’yi kullanıcılarına sundu. Kulislerde Gezenzi’nin beklenileni verip vermeyeceği tartışılırken, Vodafone globalde Foursquare ile işbirliği  imzaladı. Bu işbirliğinin Türkiye’ye de yakında geleceği tahmin ediliyor.  AVEA’nın ise bu konudaki çalışmaları var mı yok mu kimse bilmiyor.

Hem Turkcell’in hem Vodafone’nin bu konudaki girişimlerini iyi niyetli buluyorum. Ama özellikle bugün Facebook Places açıklandıktan sonra başarıya ulaşma şanslarının azaldığını düşünüyorum.

Evet, Facebook artık bulunduğumuz yerden check-in yapmamıza izin veriyor. Bu Foursquare gibi bir servisi potansiyel 500 milyon kişiye açılması demek.

Dahası, Facebook Location API gelecek diye okumuştum ama durum öyle değilmiş. Graph API ile kişilerin check-inlerine ulaşabileceğiz. Şu cümle her şeyi anlatıyor. Using our Graph API, you can request permission to access a user’s check-ins, their friends’ check-ins, and basic information about places.

Yani, kişilerin check-inlerine, arkadaşlarının bulunduğu yerlere ulaşarak, trendleri takip edip, onlara göre kampanyalar düzenleyebileceğiz. Happy – hour ‘lar farklı mekanlar için farklı zamanlarda olacak yani. Markalar için çok değerli bir süreç başlayacak, fiziksel olarak bulunduğumuz yerde yani parayı harcayabileceğimiz yerde markalara bize ulaşma şansı verceğiz. Hepsi bizim iznimiz dahilinde olacak tabii ama önce biraz daha akıllı telefon penetrasyonuna ihtiyacımız var. Sonrasında her şey çok güzel olacak 🙂

Sosyal İletişim, CRM ve Ticaret – P&G Örneği

Sosyalleşen dünyada bir tek medya kelimesinin önüne bu kelimeyi koyma vizyonunu göreceli olarak ufak buluyorum. Sosyal medya trend olmasına rağmen, buzdağının görünen ucu bile değil. Markalar için çok fazla fırsat var. En önemli gördüğüm 3 fırsat ise şunlar:

1- Sosyal İletişim: Şu anda içinde bulunduğumuz durum. Markaların sosyal ağlarda topluluk yaratması yani iletişim yapabilecekleri yeni bir medya yaratmaları. Aynı televizyon gibi, radyo gibi…

Önemi Türkiye’de anlaşılmaya, efektif sonuçlar alınmaya başlandı. Öncü markalar tarafından uygulanıyor. ”Me too” ( Ben de orada olmalıyım) markaları ”me too” (sosyal medyada çok para varmış, bu işi biz de yaparız ajansları) ile hızla bu alana yatırım yapıyorlar. Sıradanlaşma başlıyor, taklitler çoğalıyor ama pasta da büyüyor. Ajanslar için ”cash cow” zamanı.

Sonuçta ajans mantığı çoğu zaman sektörden yalnızca tek bir marka ile çalışmaya müsait. En iyi ajansları de en iyi/öncü markalar alıyor. Park yeri gibi, en iyileri önceden kapılmış oluyor.

2- Sosyal CRM: En dar anlamıyla markalarının databaselerinin Facebook id’leri ve diğer sosyal hesaplar ile eşleştirilmesi sonucunda müşterisini daha iyi tanıyan, daha kişiselleştirilmiş öneriler yapabilen akıllı sistemler yaratmak.  (Sanıldığının aksine sosyal ağ destek programı yapmak değil.) Tabii ki, sadece bundan ibaret değil ama bu konunun Türkiye’de anlaşılmasına henüz var. Dünya’da bile çok başarılı bir örneğe rastlamadık çünkü. Aslında bu büyük bir fırsat çünkü dünyadaki en başarılı örneği Türkiye’den çıkarabilme şansımız her zamankinden yüksek.

3- Sosyal Ticaret: İşte ticareti, e-ticareti, iş yapma biçimimizi yani aslında dünyayı kökten değiştirecek bir yeni bir kavram. Üstelik teknolojisi hazır, uygulamaların ilk örneklerini gördük. İlk uygulama örneklerinden bir tanesi, dünyanın en öncü markalarından, Procter and Gamble’den geldi:

P&G güzellik ürünlerini Facebook’tan satmaya başlıyor. Şu cümle dünyada ticaretin geleceğinin ne olacağının bir özeti gibi sanki:

Max Factor has become the first Procter & Gamble brand to sell directly to consumers via Facebook as the FMCG giant experiments with ecommerce initiatives.

Facebook bu konuda sayfaları ile, reklamları ile, Places ile, Credits’i ile tüm ekosistemini kuruyor. Çok yakında Facebook’a girip, ürün satın alabilecek, ödemesini Facebook’tan yapabilecek bir duruma gelebileceğiz.

Burası herkesin korktuğu, kimsenin nasıl davranacağını bilmediği yepyeni bir alan. Bu konularla ilgilenen varsa lütfen benimle kontakt kursun. Beraber ne yapabiliriz, oturalım konuşalım, en azından bir kahve içelim. Çalışmalara şimdiden başlayalım, gelecekteki yerimizi şimdiden alalım.

Yepyeni Pazarlama Teknolojileri ile Oynamak

Cornetto için yapılan “Multiplayer İnteraktif Bina Projeksiyon Oyunu”nu çok yaratıcı ve başarılı buldum. Türkçesi şu: Pacman’e benzer bir oyunu kendi cep telefonunuzdan dev bir binanın üzerinde oynayabiliyorsunuz.

Deneyimlerimi şurada paylaşmıştım. Fikir, uygulama, organizasyon hepsi mükemmel. Ne kadar emek sarf edildiği o kadar belli ki. Tebrikler, emeği geçen herkese.

Mobil projelerlerde ülkemizde güzel örnekler görmek çok sevindirici. Yalnız, henüz yolun başında bile değiliz. Yakın zamanda bu oyunların geniş alanlara ve kitlelere yayılacak şekilde gelişmesini sabırsızlıkla bekliyorum. Yeni teknolojiler henüz tam potansiyeli ile kullanılmaya başlanmadı. Aşağıdaki videoyu izleyin, ne demek istediğimi daha iyi anlayacaksınız. (Bu oyun 2008 yapımı)

Peki yakın gelecekte neler olabilir? Lokasyon bazlı servisler daha da geliştikçe, Şehir (Urban Gaming) veya Sokak Oyunlarını  nasıl yaratıcı kurgular ile birleştirebiliriz? Kendimizi FBI Ajanı gibi hissedebileceğimiz oyunların kahramanı olabilir miyiz? Bu bize nasıl bir deneyim sunar?

Bu kurgular Augmented Reality uygulamaları ile nasıl entegre kullanılabilir?

Lokasyon Bazlı Sosyal Ağlar (Foursquare gibi) kurgunun içine dahil edilebilir mi?

Biz, yeni pazarlama teknolojileri kullanarak  daha keyifli ve faydalı işler çıkarabilir miyiz? Cevap basit, çıkarabiliriz ANCAK;

Ajanslar daha yaratıcı ve yeni teknolojileri daha yakından takip ederlerse

Uygulamadaki teknik kısmı başarı ile halledebilecek kalifiyede teknik personel ile çalışılırsa

Marka tarafında cesur işleri onaylayacak Üst Düzey Yöneticiler bulunursa… NEDEN OLMASIN?