Sosyal Medyanın Kişisel Marka Olma Üzerine Etkileri

Özlem Hoşcan, sosyal medyanın kişisel marka olma üzerine etkileri konulu bir tez yazıyor. Kendisi de beni bu konuda çok değerli kişiler ile birlikte kişisel marka olarak değerlendirmiş ve bu konudaki sorularını bana da yöneltti. Son zamanlarda sosyal medya konusunda tezlerin arttığını gözlemliyorum.  Benden yardım ve görüş isteyen birçok üniversitelinin tezine yardım ediyorum. Bu sebeple literatürde benim de bir parça tuzum bulunduğu için mutlu oluyorum. Aşağıda bu konudaki görüşlerimi okuyabilirsiniz:

Sosyal Medyanın Kişisel Marka Olma Üzerine Etkileri Sorular:

1. Ne zamandan beri sosyal medyada aktif olarak yer alıyorsunuz?
2006’dan beri aktif blog yazarlığı yapıyorum. Benim sosyal medya olarak kabul ettiğim ilk aksiyonum bu olduğu için 2006 yılını başlangıç olarak kabul edebilirim.

2. Kaç tane sosyal medya aracını günlük olarak kullanıyorsunuz? İçlerinde en çok kullandığınız hangileri?
Gerek işim, gerek kişisel hayatımda aktif bir sosyal medya kullanıcısıyım. Facebook, Friendfeed ve Twitter’ı gün boyu kullanıyorum. (ortalama 10 saat) Her gün mutlaka takip ettiğim blogları okuyorum. Bunun dışında haftada 2-3 kez blog yazmaya gayret ediyorum. Linkedin profilimi de haftada 2-3 kez kullanıyorum.

3. Blog sayfanız var mı?
Evet, 2006’dan beri blog yazıyorum

4. Blog sayfanızın adı, isminiz ile aynı adı taşımıyorsa, blog adı telaffuz edildiğinde sizinle ilişkilendirilebildiğini düşünüyor musunuz? Evet ise bu bağlantıyı nasıl sağladığınız hakkında kısaca bilgi verebilir misiniz?

Domainim kendi adımı taşıyor. ( Hasanbasusta.com )

5. Sosyal medyada aktif yer almaya başladıktan sonra, profesyonel hayatınızda olumlu/olumsuz bir yansıma oluştu mu? Kısaca bilgi verebilir misiniz?

Çok aktif olarak sosyal medyayı kullanmaya Friendfeed’de başladım. Şimdiki işim olan Dijital Pazarlama Stratejistliği görevinin bana teklif edilmesinde bu paylaşımlarının etkisi çok büyük. Evet özellikle profesyonel anlamda çok fazla yararı oldu diyebilirim.

6. Takipçileriniz ile kurduğunuz karşılıklı iletişim ile var olan algı/istenen algı arasında bir denklik oluşturduğunuza ya da etkileşimin istenen algı konusunda etkili bir yol olduğuna inanıyor musunuz? Sizi etkileyen bir örnek verebilir misiniz?

Beni takip eden kişilerle sık sık Likemind, e-tohum gibi organizasyonlarda buluşuyorum. Birçok kişi aslında bizi olduğumuzdan daha bilgili olarak gözünde büyütüyor diyebilirim. Spesifik bir örnekten ziyade genel bir örnek vereyim: Peki, şunun hakkında ne düşünüyorsunuz? tarzı sorularla sık sık karşılaşıyorum. Arada bilmediğim, hiç duymadığım modeller, girişimler olabiliyor. Böyle durumlarda kısaca bilgi isteyip, fikrim varsa söylüyorum. Demek istediğim okuyucu bizi her konuda bilgili olarak bir otorite olarak konumlandırıyor zihninde. Böyle bir algıdan hoşlanmıyorum, aslında bizler sadece faydalı olabilecek içerikleri paylaşan ve üzerine yazı yazan kişileriz. Otorite olduğumuzu düşünmüyorum.

7. Sosyal medya ile daha çok kişi tarafından tanınıp bilindiğinizden ya da sizi tanıyan/ takip eden kişilere bir değer/ fayda oluşturduğunuzdan söz edilebilir mi?
Paylaşımlarımda en öncelik verdiğim konu bu. Bloğumda bir yazı yazmadan, Friendfeed’de, Twitter’da herhangi bir paylaşım yapmadan önce beni takip eden kişilere ne gibi yararı olacağını sorguluyorum. Eğer faydasız bir şeyse kesinlikle yayınlamıyorum. Bazen de yayınladıktan sonra siliyorum. Binlerce kişi tarafından takip edilince ister istemez bir sorumluluk duygusu oluşuyor. Sonuç olarak, takipçilerim için bir değer oluşturduğumdan umarım söz edilebilir.
8. Bildiğiniz gibi, marka bir ticari değeri olan, algılar ile şekillenen ve uzun vadeli pek çok iletişim çabası ile “yaratılan” bir şeydir. Bu açıdan baktığımızda, sizin de bir kişisel marka olduğunuzdan, ya da bu amaç ile planlarınız/hedefleriniz olduğundan söz edilebilir mi?
Bu konuda stratejiler geliştiren, planlar yapan biri hiç olmadım. Sadece faydalı paylaşıma odaklandım. Hedeflerim hep vardı, hala da var. Kişisel marka olup olmadığım benim takdirimde değil. Marka, kişinin değil başkalarının bu sıfatı verdiği kişilere denilebilir diye düşünüyorum.

9. Sosyal medya ile kişisel markanızı yaratmak için bir pazarlama stratejiniz olduğundan söz edilebilir mi? Evet ise, kısaca bilgi verebilir misiniz?
Az önce de bahsettiğim gibi bu konuda bir stratejim olmadı. Faydalı odaklı sosyal medya paylaşımları, nitelikli Webrazzi yazıları , günlük hayattan ve örnek olaylardan (case study) beslenen ve eşsiz içeriğe odaklanan bloğumun etkisi diyebilirim.

10. Genel bir değerlendirme yapmak gerekirse, profesyonel hayatınızda “sosyal medyadan önce/ sosyal medyadan sonra” şeklinde bir ayrım olduğundan söz edilebilir mi?
Kesinlikle söz edilebilir. Sosyal medya hem kişisel hayatımı, hem profesyonel hayatımı hem de hobilerimi en temelden etkiledi.

11. Sosyal medyanın kişisel marka olma üzerine etkileri açısından bakıldığında, sizce gelecekte hayatımızda ne tür değişiklikler yaşanacak?

Bireyler için marka olmanın her zamankinden daha kolay olduğu algısı var. İnternete erişimi olan herkes neredeyse sıfır maliyetle marka olabilme ve topluluklar tarafından takip edilebilme şansına sahip. Eskiden marka olmak için mutlaka kitap yazmak, televizyona çıkmak, konferanslar vermek gerekirdi. Günümüzde ise 140 karakterlik cümleler ile marka olabiliyoruz. Bu, marka olmanın zorluğunu azaltmış gibi görünse de aslında öyle değil. Çünkü paylaşım ve rekabet her zamankinden fazla. Bize ulaşan inanılmaz bir bilgi çöplüğü var. Andy Warhol’un da dediği gibi herkes 15 dakikalığına ünlü olabilir. Önemli olan bu imajı sürekli kılmak ve devamını getirmek. Bu imajı sosyal medya ile paylaşım odaklı bir şekilde devamlı kıldığımız takdirde herkes için daha faydalı bir hayat yaşayacağımızı söyleyebilirim.

Hasan Başusta

Son Zamanlarda İzlediğim En İyi Reklam

Nike’nin Write The Future Reklamı. Son zamanlarda gördüklerimin en iyisi. Muhteşem.

Fenerin Şampiyon Olamamasından Çıkardığım Dersler

18 Nisan tarihinde şöyle yazmıştım: Bir Fenerli olarak Beşiktaş’ı yenmemizi ama Bursa’nın şampiyon olmasını istiyorum. Bu kısır döngüden çıkmamızı ve Bursa’yı diğer Anadolu Kulüplerinin izlemesini istiyorum.

Bugün dileğim gerçek oldu ama gerçekten çok üzüldüm. Bayraklarımız ile formalarımız ile Fenerbahçe’de maçın sonlanmasını bekliyorduk, Bağdat Caddesinde tura çıkmak için. Son maçta şampiyonluğu tekrar kaybedeceğimizi pek ihtimal vermiyordum. Fena halde yanıldım ve bu yanılmadan şu dersleri çıkardım:

1- Önemli olan sonuçtur. 33 maç lider de olabilirsin, son anda gerekeni yapmazsan bütün emeklerin boşa gidecektir. Şampiyon olacaksan takımsan son maçta yeneceksin. Nokta.

2- Uzun bir maratonda çok uzun süre iyi durumda olsan bile 2 hafta içerisinde hem kupadan hem şampiyonluktan olabilirsin. Bir yarışta uzun süre lider olmak önemli değildir, önemli olan sonucu getirmektir. Daha doğrusu son maça lider girmek değil, son maçtan lider çıkmaktır kritik olan.

Bu şampiyonluktan sizin çıkarttığınız dersler neler?

Mobildeki Facebook Yenilikleri

Google Android’in Ürün Lideri bu pazartesi Facebook’taki yeni işine başlıyor hem de Head of Mobile Products pozisyonunda. Facebook bu konuda sürekli en iyileri işe alan ve sıkça Google’dan, Yahoo’dan, Twitter’dan transfer eden bir şirket olarak kendini gösteriyor son zamanlarda. Erick’in kariyeri de bu konuda incelenmeye değer. Microsoft’ta başlayıp, Mc Kinsey, Yahoo ve Google yolunu izlemiş.

Erick gibi geleceğin nerede olduğunu gören ve  bu konuda adım atmaktan korkmayan birisi, yakından takip etmekte fayda var. Ne de olsa Google’i bırakmak kolay değildir, tıpkı daha önceleri Yahoo’yu ve McKinsey’i bırakamak kolay olmadığı gibi. Benim gözümde bugüne kadar haklı çıkmış kariyer konusunda verdiği kararlarında. Dediğim gibi bir sonraki adımını  yakından takip etmekte fayda var, bize gelecek hakkında ipuçları verebilir.

Benim en merak ettiğim konuların başında gelen Mobil konusundaki gelişmeleri yavaş yavaş görmeye başlıyoruz. Mobille, sosyal ağların buluşmasında inovasyona çok yer var. Facebook’un çok yakında açıklayacağı iki konu beni çok heyecanlandırıyor ve Mobil Sosyal Ağların kısa dönemdeki geleceğini spesifik olarak bu iki bölümde görüyorum:

1- Mikro Ödeme

2- Lokasyon Bazlı Sosyal Ağ

Orta dönemde ise belki bir Facebook Telefonu (iphone, Blackberry gibi) görebiliriz. Bu konu global olarak çok önemli olsa da ülkemiz açısından önemi daha büyük. Çünkü ülkemizdeki 20 milyon Facebook kullanıcısının 10 milyonu Facebook’a Mobil yolu ile bağlanmış. İnanılmaz bir istatistik, dünya ortalamasının çok üzerinde. Bakalım Erick, Facebook’a ne yenilikler getirecek? Bu yenilikler bizim hayatımızı nasıl etkileyecek? Heyecanla takipte ve beklemedeyiz.

Sosyal Medya Konusunda Takım Arkadaşı Arıyoruz!

Daha önce birkaç yazıda yazmıştım. Sosyal Medya konusunda yetiştirebileceğimiz bir junior arıyoruz diye. Bu sefer gene junior arıyoruz ama biraz bilgisi olması da fena olmaz. Bu konuda biraz bilgili, dijital ajanslarda çalışmış, staj yapmış kişiler avantajlı. Çok hızlı büyüyen bir ekibiz. Şu yazımda da yazdığım gibi:

Türkiye’nin en büyük markaları ile çalışmayı başarmış bir şirketiz ve yakında Global Projelere imza atmak istiyoruz.

Yaptığımız kurguları, Dünya’da örnek alan birçok ajans biliyoruz. İşlerimizi Avrupa’dan takip eden  markalardan teklifler alıyoruz. Hep daha fazla sonuç alabileceğimiz yeni kurgular deniyoruz. Türkiye’de sosyal medyanın gücüne inanıyoruz ve yatırım yapıyoruz. Bu sebeple, kendimiz gibi çalışanlara her zamankinden daha çok ihtiyaç duyuyoruz. Bizimle çalışmak isterseniz bize her zaman ulaşabilirsiniz. Beraber çalışmak dileğiyle…

Haklı Yere Bağırırsan

Haklı yere bağırırsan haksız duruma düşersin, haksız yere bağırırsan küçük duruma düşersin.
Hele de haksız yere bağırmaya devam edersen…

Dalai Lama'nın Twitter'da Takip Ettiği Tek İnsan: Korhan Kurt

Dalai Lama’nın Twitter’da 314.000 takipçisi var. Buna karşın sıfır kişiyi takip ediyordu. Az önceye kadar. Artık 1 kişiyi takip ediyor: http://twitter.com/DalaiLama/following

Sosyal Medya Uzmanı (!) Arkadaşlara Tavsiyem

Geçtiğimiz günlerde Serkan Cura benimle Sosyal Medya üzerine bir söyleşi yaptı. Daha doğrusu Dijital Pazarlama, Sosyal Medya, internet kullanımı, yeni trendler, dikkat edilmesi gereken noktalar ve etkin internet kullanımı hakkındaki fikirlerimi söylediğim bir röportaj. Okumak isteyenler buradan okuyabilirler. Tamamını okumayacaksınız bile bence aşağıdaki bölümü okumalısınız, özellikle kendinizi Dijital Pazarlama sektöründe yetiştirmek istiyorsanız. Soru şuydu: “Dijital Pazarlama” konusunda, kendisini bu sektörde yetiştirmek isteyen öğrenci arkadaşlara tavsiyeleriniz ne olur?

Hasan: Hiçbir konunun uzmanı ya da otoritesi değilim. Onun için genç arkadaşlara tavsiye vermekten ziyade onlarla naçizane düşüncelerimi paylaşabilirim. İnternet çok hızlı değişiyor. Bu sebeple, Dünyayı ve yeni trendleri çok yakın takip etmek gerekiyor. Web 2.0’ ı çok iyi anlamak, Web 3.0 için hazırlanmak gerekiyor. Kişiselleştirme ( Personalization ), Foursquare gibi Lokasyon bazlı sosyal ağlar , Augmented Reality, Mobil İnternet gibi kavramlara bilgi anlamında kendimize yatırım yapmak gerekiyor.

Özetle demek istediğim şu: sosyal medya uzmanı (!) olmak yerine daha niş alanların uzmanı olarak kendimizi farklılaştırabiliriz. İnternet veya sosyal medya uzmanı olmak yerine önümüzdeki senelere damgasını vuracak “Augmented Reality” uzmanı olarak kendimizi konumlandırmak daha akıllıca geliyor bana. Türkiye’de bu işin bir uzmanı var mı derseniz aslında benim bildiğim yok, o yüzden potansiyel faydaları diğerlerinden daha yüksek.

SEO’nun Önemi Giderek Azalacak mı?

Mashable’nin CEO’su Pete Cashmore’nin CNN.com’da yayınlanan harika bir köşe yazısı var. Bu yazıyı mutlaka okumanızı öneririm. Yazıda özetle sorguladığı konu şu: Facebook’un Like Tuşu Google’nin Kabusu mu? Bu kanıya şuradan varıyor Cashmore:

1-) Like’ler Linklerin yerini alıyor: Like tuşunun web sitelerinde yer alması gerçekten Google için çok kötü bir haber. Çünkü Google’nin algoritması linkler üzerinden çalışıyor oysa yakın bir zamanda kişilerin hangi sitede arkadaşlarının beğendiği daha önemli olacak. Yani bir haber sitesine girdiğimizde editörün değil arkadaşlarımızın beğendiği haberlere göre sıralanmış olacak haberler. Yukarıdaki Like tuşuna basarsanız bu sizin Facebook’unuzda güncelleme olarak gözükecek. Dahası, bir süre sonra yalnızca arkadaşlarınız beğendiği yazılara göre gözükecek her site. Böylece her site kişiye özel bir hal alacak. Google’nin de Like’lere tam erişimi olmadığı için eskisi gibi etkinliği kalmayacak.

2-) SEO (Arama Motoru Optimizasyonu) dev bir sektör oluşturdu. Ama artık eskisi gibi önemi kalmayacak. Bunun yerine Facebook Optimizasyonu gibi yeni bir kelime ile tanışabiliriz.

Facebook her anlamda Google’nin tahtını sallamaya başladıkça bizi heyecanlı gelişmeler bizi bekliyor. Ve yepyeni fırsatlar…

Ben bu konuda SEO uzmanlarının düşüncelerini çok merak ediyorum, sektör profesyoneli iseniz lütfen yorum yazın. SEO’nun önemi giderek azalacak mı?

"Para her kapıyı açar" diyen bir insanın para için yapmayacağı şey yoktur.

Bu hayatta en dikkat ettiğim konulardan bir tanesi kimden nasihat alacağımın kararını vermektir.
Ağzı olan konuştuğuna, herkesin bir konuda fikri olduğuna, bilgi sahibi insan az olduğuna göre hala akıl hocası konusunda arayış içerisindeyim. Kime akıl danışılmaması gerektiği konusunda kesin çizgilerim var:

“Hiç kimseye güvenme “ diyen insanlara asla güvenmem. “Para her kapıyı açar” diyen bir insanın para için yapmayacağı şey yoktur.
Ve bunun gibi birkaç cümlede insanların notunu çok çabuk veririm, belki de geliştirmem gereken özelliklerimden bir tanesi bu. Biraz önyargıya yol açsa da sanırım en efektif yol bu. Daha tanıyacağım çok insan var ve her birisine bu kadar çok vakit ayıramam. Hayatım boyunca Pareto’ya göre davranmayı bir mantık çerçevesinde buluyorum.

Ama kime akıl danışmam gerektiğini ben de çoğu zaman bilmiyorum.