Karıncalar ile Reklam

Brezilya’da Böcek ilacına (Baygon) karşı karıncalar tarafından yapılan bir protesto yürüyüşü. Sineklerden sonra karıncalar da reklamlarda. Sırada ne var sizce?

Philips Türkiye Sosyal Medya’da

Philips Türkiye’den bir bülten geldi az önce mailime. Bülten güzel, Tüketici Ürünleri Genel Müdürü Özlem Fidancı’nın mesajı ile geliyor. Yalnız, bültenin sonunda ise Philips Türkiye’nin Sosyal Medya’ya ilgisini görüyoruz. Twitter ve Facebook adresleri var, ne kadar güzel diyip tıklıyorum. Facebook’ta gördüğümüz adres şu: http://www.facebook.com/PhilipsTurkiye

Acaba nasıl bir landing page yaptılar, nasıl uygulamalar diye geliştirdiler diye merakla tıklarken karşımıza bir insan profili çıkıyor.

Global şirketlerin Sosyal Medya’ya ilgileri olması çok güzel. Buradaki iyi niyeti de görüyorum. Ama en temel bilgileri tekrar hatırlatmakta fayda var. Bu profil, bir insan profili ve şirketler bir insan gibi profil açamazlar. Mutlaka sayfa açmak zorundalar. Şirketleri arkadaşınız gibi ekleyemezsiniz, sadece hayran olabilirsiniz.

Edit:  Bu yazıdan hemen sonra Philips’in PR Ajansı Bersay beni aradı. Bir süre sonra da http://www.facebook.com/PhilipsTurkiye adresini sayfaya çevirdiler. Hızlı hareket için tebrikler.

Mükemmel Bir Sinema Deneyimi

Disneyland’da (daha doğrusu Euro Disney’de) buna benzer bir interaktif sinema örneği görmüştüm. Tamamen deneyime odaklı ve seyircinin sinemanın içine katıldığı bir kısa filmdi. Sanıyorum sene 2006’ydı. Şimdi bunun gibi interaktif deneyimlerin sinema keyfi ile birleşmesi bu sektörde büyük yenilikler getireceğe benziyor. Heyecanla bekliyoruz.

Mutlu Olmak mı, Faydalı Olmak mı?

Özgür (Alaz) ile birlikte bazen öğle yemeklerinde hayattan bahsediyoruz. Ben bu hayatta en önemli şeyin “mutlu olmak” olduğunu savunuyorum. Özgür ise “faydalı olmak” olduğunu savunuyor.

Özgür’ün gerekçesi şu: Mutlu olarak zor bir işi başaramazsın. Örneğin mutlu mutlu bir boks maçı kazanabilir misin?

Benim düşüncem şu:  Tabii ki kazanamazsın ama zaten başarılı olmanın bazı fedakarlıklar gerektirdiğini bilmeden, bazı bedeller ödememiz gerektiğini bilmeden o yolculuğa çıkarsak zaten hüsrana uğramaz mıyız? Ya en başından beri hedeflerimiz uğruna zor zamanlar geçirmeyi göze almışsak, en sonunda gene mutsuz olur muyuz?

Farkındayım benimki daha bencilce bir bakış açısı gibi gözükse de aslında ikisi de aynı sonuca bağlanıyor. Çünkü benim düşünceme göre mutlu olmak ancak faydalı olmakla başarılabilir bir kavram.

Aslında bu soruların cevabı yüzyıllardır Psikoloji Teorileri ile veriliyor. Amerika’yı yeniden keşfetmeye gerek yok. En bilineni yukarıdaki “Maslow’un İhtiyaçlar Hiyerarşisi” Bana göre bu teorileri en yalın hali ile harmanlayıp, en halk dilinde anlatan kişi Anthony Robbins.  Onun için bu durumu Robbins’in “6 İnsan İhtiyacı” ile açıklayabilirim. Aşağıdaki TED konuşmasını ise mutlaka izlemenizi öneririm.

Bu teoriye göre insanın 6 adet ihitiyacı var.

1. Certainity (Kesinlik) Her insan hayatında bir parça garanti ister. Her ay düzenli para kazanmak, musluğu açtığınızda su akmasının kesin olması gibi. En temel insan ihtiyacı budur.

2. Variety (Çeşitlilik) Eğer insan hayatında her şey çok fazla garanti olursa, o zaman sıkılmaya başlar. Ne zaman ne olacağı, ne davranışta bulunursa ne sonuçlar alacağı belli olan insan, bu rutinden bunalır. Burada hayatına bir renk getirmek ister. İnsanı mutlu eden şey ise bu garanti ve çeşitlilik dengesinin iyi kurulmasıdır.

3. Significance (Önemlilik) Daha sonra en çok önem arz eden şey insanın kendisini önemli hissetmesidir. Konuştuğunda dinlenmesi, soru sorduğunda cevap verilmesidir örneğin.

4. Connection / Love ( İnsanlar ile iletişimde olma / Aşk ) Bir topluluğun parçası olmak, aidiyet gibi kavramlar burada devreye girer. Gene en insani ihtiyaçlarımızdan birisi aşık olmak ve insanlarla iletişim kurmaktık.

5. Growth ( Büyümek ) Daha iyisi olmak, becerilerimizi geliştirmek, belki bir yabancı dil öğrenmek, olduğumuz yerde saymamak ve iki günümüzün birbirinden farklı olması.

6. Contribution ( Katkıda Bulunma, Faydalı Olma ) Değerli bir şey uğruna birçok şey feda etmek, kısacası bir amaç uğruna adanmak. Dünyayı bulduğumuzdan daha iyi bir yer yapmak. Ülkedeki eğitim seviyesini arttırmak. Hastalıklardan daha az kişinin ölmesini sağlamak gibi…

Bu Faydalı Olma ihtiyacı çoğu kişiye dostluk, barış, kardeşlik kelimeleri gibi “geyik” gelir. O seviye, sadece diğer ihtiyaçları karşılanmış bireyin düşünebildiği, üzerine sorumluluk aldığı seviyedir. Eğer böyle kavramlardan bahseden birilerini tanıyorsanız, onlara sıkı sıkı sarılın. Çünkü o kişiler Dünya’yı değiştirme ya da en azından deneme ihtimali en yüksek olan kişilerdir.