Öyle Bir Dünya Yok!

Dün Tivibu lansmanında dikkatimi çeken bir şey vardı. Biz teknolojiyi önden takip eden kişiler herkesi kendimiz gibi sanıyoruz. Dev şirketlerin ürettiği ürünleri sadece bizim için üretildiği yanılgısı içerisindeyiz. Aşağıda isim vererek birkaç eleştiriden  bahsedeceğim. Amacım tartışma başlatmak değil, düşüncelerimi söylemektir,  zaten eleştiri yapanların hepsi arkadaşım:

Tivibu şu anda Mac’de çalışmamasına eleştiriler geldi. (Ben de elimde Mac’imle takip ediyordum toplantıyı )Olcayto dedi ki hatta: “Biz baya kalabalığız yalnız.” Ya nasıl kalabalığız.Düzeltme: Olcayto’nun yorumunu yanlış anlamışım, yorumu başka bir cümle içinmiş. (Demek istediğim Olcayto’ya değil, Mac için program olmamasına gelen eleştirilere) O odada belki Mac kullananların oranı %50- 60’tır. O odanın dışına çıkın, Türkiye’de Mac kullananların oranı nedir acaba?

Sunipeyk Tivibu’nun reklamı için dedi ki: Reklamındaki çocuklar öyle bilgisayarları başında toplanıp video izlemiyorlar, hepsi cayır cayır torrent, rapidshare’den indiriyorlar. Hangi reklam şirketi çektiyse o reklamı…
Ya nasıl indiriyorlar, biz herkes torrentlerden Lostlar, Flashforwardlar indirip herkes bilgisayarlarında bunları izliyor zannediyoruz. Böyle bir dünya yok! Bu dünya Friendfeed, Likemind çevresinde, genellikle iyi ingilizce bilen, yüksek tahsilli çevrede. Bu çevrenin dışına çıksan…

Türkiye Dünya’da en fazla online video izleyen ülkerlerin başında geliyor. Facebook’u bile video sitesi olarak kullanıyoruz. Eğer bu ülkede “Youtube’ye girmeyi bilmeyen mi var canım?” diye düşünüyorsanız çok yanılıyorsunuz.

Sarper çok mantıklı birşey söyledi:  Ben Mikro Kredi için sürekli Doğuyu, Güneydoğuyu geziyorum. Önce oraları bir görmeniz lazım. Bir devlet üniversitesi yurduna gidip bakmak lazım, o çocukların kaçının bilgisayarı var, kaçı torrentten bir şeyler indiriyor.

İçinde bulunduğumuz bu miyopluk beni şaşırtıyor. Keşke herkes laptoplarından hatta Mac’lerinden internete girse, gençler teknoloji kurdu olsa… Türkiye’yi anlamak için erkeklere en büyük tavsiyem askere gitmeleridir. Koğuşta yanınızda yatan adamı hatırlayın. Türkiye o, biz değiliz.

Kitlelere hitap edilecek servisler onlara göre yapılıyor – yapılmalı- bize göre değil. Eğer servisler bize göre yapılsaydı o ürün niş bir ürün olurdu, kitlesel değil.

Online Sohbet mi Offline Sohbet mi Daha Keyiflidir?

Her ne kadar sosyal ağlar üzerinde takipte kalma önemli olsa da yüzyüze görüşmenin yerini hiçbir şey tutamaz. Bu durum sosyal hayatta da iş hayatında da aynıdır. Arkadaşlarımızdan sosyal ağlar vasıtası ile kontakta kalırken, en büyük keyfi onlarla buluştuğumuzda almaz mıyız?

Aynı kural sosyal medyayı kullanan işletmeler için de geçerlidir: Sosyal medya takipçileriniz, hayranlarınız için sanal ortam ortak paylaşma mekanı olabilir ama asıl değer sosyal medya takipçilerini offline bir ortamda keyifle sohbet etmeleridir. Friendfeed – Likemind örneği bu keyfin çok güzel bir örneğidir. Ya da blog yazarları toplantıları, brunchlar, e-tohumlar… (Resmin Kaynağı)

1000 Kişilik Bir Hayal

Benimle kitap okur musunuz etkinliği ve Düşün Taşın Kulübü her zaman gönülden destek verdiğim bir organizasyon. Daha önce de 13 Saniye’yi yazmıştım. Bu organizasyonda da gençler 13 Saniye gibi kitap okumanın önemine dikkat çekiyorlar. Bunu da şöyle yapıyorlar: Bir grup hayalci genç bir mekanda toplanıyor ve herkes kitabını açıp okumaya başlıyor.

Bu eylemlerinin(!) en önemlilerinden bir tanesi de yarın gerçekleşecek. 1000 kişi ile aynı anda kitap okuyarak Guiness’e güçlerini gösterecekler. Katılmak isteyenler 21 Şubat 2010 Pazar, saat 12.00-14.00 arasında Bayrampaşa Spor Kompleksinde bu gençlere katılabilir. Ayrıntılı bilgiyi Selim Çavuş’un bloğundan ve Dusuntasin.net’ten alabilirsiniz. Herkese bol okumalar, güneşli cumartesileri 🙂

Google Buzz ile Friendfeed'in Farkı

Google Buzz, Friendfeed gibi değil. Gmail kullanan herkes  Buzz’da. Liseden arkadaşlarımı gördüm demin. Friendfeed’in Facebook hali gibi. Oysa FF’te her şeyi bilen  bir kaç bin kişiydik 🙂 En büyük farkı bu.

P.S: Google Buzz’ın ne olduğunu bilmiyorsanız Webrazzi’den okuyabilirsiniz.

Seth Godin'den Hayat Dersleri

Bugün “Büyük Mor İnek” kitabını okudum yine. Okuduğum ilk gün kadar çok şey öğrendim. Giriş yazısını “Kim Olduğunuzu Yaptıklarınız Belirler” yazısında yazdım. Ama tabii ki daha anlatılması gereken çok şey var. Birkaç alıntı:

Eğer önceki işimde yeni ve ilginç bir şey yapmak için birinin emekli olmasını bekleseydim, büyük ihtimal hala bekliyor olurdum. Bunun yerine hızlı büyüyen bir şirkette çalışmak bana becerilerimi ve kariyerimi geliştirmek için pek çok imkan sağlamış oluyordu.

Nalbur dükkanınız için yeni stratejiler geliştirme zamanı değil, bunun için artık çok geç. En çok satan ürününüz beş yıl içerisinde demode olacak mı? Olacağına neredeyse eminsiniz değil mi? O zaman yeni bir ürün değişikliği için panik yapma zamanı dört yıl sonrası değil, şimdidir.

İnternet faydalı bir araç derler, internet her şeyi değiştirdi derim. Teşvike ihtiyacımız var derler, bir rüyaya ve hayalperestlere ihtiyacımız var derim. Radikal değişiklik on yıl alır derler, radikal değişiklik bir dakika alır derim. Abartıyorsun derler, bu sadece realite derim.

Kim Olduğunuzu Yaptıklarınız Belirler

Siz ikinci dereceden işlerle uğraşacak birisi değilsiniz.

Bir asistan, bir idareci, ayak işlerinde kullanılan biri de değilsiniz.

Siz yetenekli bir insansınız. Aileniz ve toplum için önemli bir değersiniz.Bir şirkette fark oluşturacak kişisiniz.

Etki meydana getirmeye, arkanızda bir miras bırakmaya, seçkin işler çıkarmaya gücünüz var.

Siz kesinlikle sıradan değilsiniz.

Doğrusu siz dikkate değersiniz.

Şimdi acele edin. Kendinizi (ve bizleri) hayal kırıklığına uğratmayın.

Yukarıdaki yazı Seth Godin’in “Büyük Mor İnek” kitabının girişinden. Bu yazıyı her sabah kendinize okuyarak başlasaydınız, hayatınız daha farklı olur muydu? Peki ya Mor İnek’i ve Büyük Mor İnek’i okumadıysanız neler kaçırdığınızın farkında mısınız?