Gittikleri yolda ilerlerken taşları temizleyen insanlara “başarılı” diyorlar. Bazı insanların önünde ise kaya var. Önüne kaya çıkan bir çok insan ya o kayayı kaldırıp yoluna devam etmek istiyor ya da altından geçmeye çalışıyorlar. Camdan çıkmak için çaba sarf eden sinekler gibi her defasında geri sekiyorlar. Bunlar için genelde çok çabaladı, uğraştı ama olmadı, şansı yaver gitmedi gibi kelimeler kullanıyoruz.
Bir de karşılaştığı kaya karşısında sızlanıp ağlayanlar, her karşılaştığı kişiye kayanın ne kadar büyük olduğundan, kendilerinin de insan olduklarından bahsedip iç tatmin sağlayanlar var. Bunlar maalesef çoğunluğu oluşturuyor.
Diğerleri ise basitçe önüne kaya çıktığında biraz geri gidip hedefine başka yoldan ulaşanlar. Bunlara “başarı hikayesi” diyoruz. Şansı yaver gitmeyen adamın aksine yöntemini sürekli değiştirenler, asla pes etmeyenler, başarana kadar hep yeni yollar arayanlar. Bazı “başarı hikayelerini” birebir tanıdığım için çok şanslı hissediyorum kendimi.
Köpekler kemik sevmez, biftek severler ama tüm alabildikleri kemik olduğu için razı olurlar. Hayatta kemiğe razı olup olamayacağımızın kararını erken vermek gerekir. Çünkü bir kez kemiğe razı olduk mu geri dönüş her zamankinden daha zor olacaktır.
Son zamanlada bazı dergilerin üzerinde “Dergi Şart” ibaresi görüyorum. Dergiler batıyor, eskisi kadar satmıyorlar. Sebebi ise çok açık: Bilgi her zamankinden daha çabuk eskiyor ve bir aylık bir bilginin değeri bizim için her zamankinden daha az.
Aynı şey aşağı yukarı kitaplar için de geçerli. Yazıldıkları tarihten yayınlandıkları tarihe kadar eskiyor içindeki bilgiler. O yüzden temel bilgileri anlatan kitapları okumak ve konu hakkında ileri bilgiyi internetten almak daha mantıklı geliyor okuyuculara. Blogların da bu kadar çok okunma sebeplerinden en önemlisi her daim güncel olmaları degil mi?
Dünyanın en çok takip edilen Gerilla Marketing Bloglarından Boothstrapping Guerilla Marketing Blog’un yazari Derek benimle kontak kurarak bloğumu inceledigini ve çok beğendiğini, eğer problem olmazsa bazı kampanyaları paylaşmak istediğini söyledi. Ben de memnun olurum dedim. Sağolsun, son 7 yazımdan 4′ünü bloğundaki bu yazısında yayınlamış.
Pazarlama dersinde hocamız sormuştu: Kaç kişinin Kodak fotoğraf makinası var? Hiç kimse el kaldırmadı. Hocamız ekledi: Bundan 30 sene önce herkesin bir Kodak makinası vardı. Koca koca şirketlerin ellerindeki avantajı nasıl dezavantaja çevirdiklerini – değişimi nasıl yönetemediklerini – duydukça hep bu hikayeyi hatırlarım.
Yeni mezun yeni işgücü demek.Ve eğer yeni işgücü yaratamıyorsan… Evet, yeni işsizler yaratıyorsun demektir. Liselerin dört seneye çıkmasının altında yatan gerçek bu olabilir mi?
Eğer Bu Bloğu beğeniyorsanız, lütfen bir dakikanizi ayırıp 2009 Blog Ödüllerinde oy verin. Project House Reklam – Pazarlama Kategorisinde oy vermek için buraya tıklayabilir ve bir dakika içinde kayıt olarak, oyunuzu kullanabilirsiniz. ( Sayfanın en üstüne bakın) Kazanmak, kazanmamak önemli değil, tüm oy verenleri görüp, sizinle bir kahve organizasyonu yapmak, tanışmak, görüşmek istiyorum. Tarihi yakın zamanda beraber belirleriz
Eskiden camdan bakkala sepet indirirdik. Bu bakkalda aradığımız her şeyi de bulurduk. Şimdi o bakkalin bin kati büyüklüğündeki süper marketlerde alışveriş arabalarımız dolu, sıra bekliyoruz. Ama hala aradığımız her şeyi de bulmuş değiliz. Nedir değişen sadece zaman mı?
Unicef Finlandiya’dan harika bir gerilla uygulaması. Finlandiya’ nin 14 sehrinde ağlayan bebek sesleri ile bir bebek arabası sahipsiz bir şekilde meydanda duruyor. Yaklaştığınızda ise şöyle bir not buluyorsunuz: İlgilendiğiniz için teşekkür ederiz, umarız sizin gibi daha çok insan vardır. Unicef. ” Bir Anlığına Anne Olun.” ( Daha büyük görmek için lütfen resime tıklayın ) Dokunakli… Kaynak
“Trust Me” bir Reklâmcılık dizisi. İlk bölümü Ocak sonunda Amerika’ da yayınlandı. Oldukça kaliteli, Nip/Tuck ve “The Closer” takımının işi. Ana karakterler bir “Yaratıcı Direktör” ve bir “ Reklâm Yazarı”. Dizinin ilk bölümü 75 milyon dolarlık bir hesabın tehlikeye girmesi ile başlıyor. Ve dizi boyunca sanat yönetmenleri, müşteriler, hesaplar, ödüller, yaratıcı fikirler, çatışmalar, egolar, mantıksız müşteri istekleri havada uçuşuyor. Uzun çalışma saatleri, yetiştirilmesi imkânsız olan “deadline’lar” , hırslı çalışanlar, ajans içi rekabet, hesabı kapmaya çalışan diğer ajanslar… Eğer bu bahsettiklerim tanıdık geliyorsa mutlaka izleyiniz. Bu dizi herkese göre olmayabilir ama kesinlikle reklâmcılara göre. İlk bölümünü buradan indirebilirsiniz. Eğer hoşunuza giderse hasan (at ) hasanbasusta (nokta) com’ a bir mail atin. Ben size tüm bölümlerin bağlantısını gönderirim.
Güç sizde olsaydı, lisede hangi desleri zorunlu okuturdunuz? Türk toplumuna ve Geleceğine en fazla yarar sağlayacağını düşündüğünüz dersler neler? Benim listem:
1- Mutluluk
2- Kişisel Gelişim
3- Gelecek ve Teknoloji
4- Girişimcilik
5- Ekleyecekleriniz var mı?
Dünya tarihinde ilk kez çocuklar babalarından daha bilgili. Çünkü internet sayesinde çocuklar, bilgiye nasıl ulaşacaklarını biliyorlar. Zaten üniversitelerin de temelde öğrettiği bu değil mi? Bilgiden ziyade bilgiye ulaşma yolları… Ve artık babalar çocuklarının yanlarına oturup bilgiye nasıl ulaşacaklarını soruyorlar.
1982' de doğdum. İstanbul ve Marmara'dan sonra İngiltere' de Pazarlama okudum. Blogumda 2006 yılından beri Yaratıcılık, Pazarlama, Reklamcılık ve Tasarım konularında "Değişik Düşünce'lerimi" paylaşıyorum. Bana hasan (at) hasanbasusta (nokta) com adresinden her zaman ulaşabilir, daha fazla bilgi için "buraya" tıklayabilirsiniz.